Kristine Cashore – Yedi Krallık Üçlemesi Kitap İncelemesi

Merhaba arkadaşlar. Bu sefer her zamankinden farklı olarak harika bir kitap yazısı ile karşınızdayım. Bu sefer benim bayıldığım ve bir solukta okuduğum bir seri olan Yedi Krallık Üçlemesinden bahsedeceğim.

Öncelikle belirteyim. Fantastik tarzı kitaplar seviyorsanız size tavsiyem gidin bir kitapçıya yada açın bir kitap satış sitesini seriyi sipariş edin. Bakın ilk kitabı falan değil. Doğrudan seriyi. Ben sahaf festivalinde indirimli almıştım. Hemde ne indirim. 45 TL’ye adam seriyi sıfırdan satıyordu. Aslında 60 TL’ydi ama ben pazarlık edip 45’e aldım. Neyse ne diyordum ben. Evet gidin seriyi alın diyordum. Kesinlikle pişman olmazsanız. Olursanız da yazın buraya neyi beğenmediğinizi konuşalım. Bu arada fark etmedim sanmayın yazılara hiç yorum yazmıyorsunuz. Ayıp oluyor biraz ama neyse.

 

Size önce kitapları tanıtayım ondan sonra’da kitap hakkındaki düşüncelerimi daha net ve güzel bir şekilde yazacağım.

1. Kitap – Yetenek

Konusu: Katsa sadece ellerini kullanarak bir insanı öldürebilme becerisine sahiptir. Olağanüstü bir hünerle doğan, nadir insanlardan birisi, bir Yetenekli’dir. Kralın yeğeni olduğu için ayrıcalıklı bir hayat yaşaması gerekirken, Öldürme Yeteneği sebebiyle kralın hizmetindeki bir kiralık katil olmak zorunda kalmıştır. Katsa, Savaşma Yeteneği olan Prens Po’yla tanışınca hayatının değişeceğinin henüz farkında değildir. Po’yla dost olacaklarını hayal etmemiştir. Kendi Yeteneği ile ilgili yeni bir gerçeğin açığa çıkacağını ve çok uzaklarda, dehşet verici bir tehlikenin kol gezdiğini ise aklından dahi geçirmemiştir.

 

2. Kitap – Ateş

Konusu: Vadide huzur kalmamıştır. Kral Nash, ordularını toplamış asi Lordların yanı sıra ormanlardaki casus ve haydutlarla baş etmek durumundadır. Vahşi güzelliği ve alev gibi saçlarıyla Fire, son insan canavardır. Hem nefret hem de hayranlık uyandıran bu genç kadın, zihinleri kontrol edebilmektedir. Ancak masum insanlara zarar vermekten çekindiğinden bu eşsiz yeteneğini bastırmaktadır. Krala karşı bir komployu bozmak için Fire’ın yeteneğine ihtiyaç duyulunca Kralın Kentine çağrılır. Bildiği dünyayı geride bırakan Fire, gücünün hayal dahi edemeyeceği bir boyuta ulaştığını görecektir. Yeteneğiyle tüm krallığı kurtarması bile mümkündür. Tabii babası gibi bir şeytana dönüşmekten korkmazsa.

 

3. Kitap – Sır

Konusu: Genç bir kraliçe, yaralarını saran bir halk. Gizem, yetenek, yiğitlik ve tehlike dolu, görkemli bir diyar! İnsanların pek azının sıra dışı yeteneklere sahip olduğu bir dünyada Kral Leck, yeteneği sayesinde herkesi inandırdığı yalanlar söylemiştir.On yaşında tahta geçen Bitterblue, sosyopat babasının katledilmesinin ardından halkın, vahşet anılarını yavaş yavaş atlatacağına inanmıştır. Ancak yanılmaktadır.Danışmanlarının aşırı korumacı olduğunu düşünen Bitterblue on sekiz yaşına geldiğinde geceleri kılık değiştirip kaleden kaçarak kendi şehrinde tek başına dolaşmaya başlar fakat hem hayatını hem de kalbini ateşe attığından haberi yoktur.

 

Benim düşüncelerim

Yukarıda da belirttiğim gibi harika bir seri kesinlikle okuyun. Ben seriye başta şüphe ile yaklaştım. Herkes çok iyi yorumlar yapsa da sonuçta o kendine göre bir yorum. Yani kitabı beğenmeme ihtimalim vardı. Buna rağmen üç kitabı birlikte aldım. Pişman mıyım? Evet. Keşke kitabı sürekli listeme alıp çıkarmasaydım da erkenden alsaydım. Amaaan geç olsun da güç olmasın.

Öncelikle belirtmek istediğim bir şey var arkadaşlar. Ben Yetenek kitabından önce Ateş kitabını görmüştüm ve onu listeme almıştım. Seri kitabı olduğunu bilmeden yapmıştım bunu. Yayınevinin kendi sitesinde gezerken seri olduğunu görmüştüm.

Ateş kitabı ilk seri ile olan bağlantısı tek bir karakter. Zaten kitabın başında da kim olduğunu anlayacaksınız. Kitap Yetenek kitabından yuvarlak hesap 30 yıl öncesini anlatıyor. Ve ilk kitaptan tamamen başka bir yerde geçiyor. İkinci kitap üçüncü kitapla bağlanıyor.

Şimdi gelelim ilk kitaba. Yetenek kitabını okurken yazarın hayal gücü benim çok hoşuma gitti. Yeteneklilerin ilginç güçleri de çok hoşuma gitti. Yedi Krallığın Krallarının onları kendi kölesi gibi kullanması ise çok sinirlendirdi. Yetenekliler gözlerinin rengi değiştiği gibi ailesinin elinden alınıyor ve işe yarar bir yeteneği varsa Kral’ın yanında ömür boyu köle gibi çalışıyor. Daha söylemek istediğim çok şey var ama spoilera gireceği için ağzımı açmayacağım. Aaah kendimi zor tutuyorum yazmamak için.

 

İkinci kitap Ateş önceden de dediğim gibi başka bir yerde ve geçmiş zamanda geçiyor. Kitapta ilk kitabın kötü karakterinin çocukluğuna dair şeyler görüyoruz. Kim olduğunu okuyanlar ya da okuyacak olanlar zaten anlayacaklar. Adam çocukken bile psikopatmış. Hayvanlara işkenceden insanlara işkenceye kadar ne arasan var adamda. Bu nasıl bir kafa anlamıyorum.

Kitabın adını da aldığı Fire kitabın ana karakteri olan yarı canavar yarı insan olan tek kişi. Ateş kırmızısı saçları olduğundan adı Fire olan genç kız insanların zihinlerine girip onları yönlendirebiliyor ve kafalarının içinden onlarla konuşabiliyor. Ama bu gücünü kullanmayı sevmiyor çünkü babası bu gücü kullanıp zamanında bir sürü insana  çok zarar vermiş.. Bu kitabın geçtiği yer olan Vadi’nin dışında yaşayan Fire Kral’a yardım etmek için Vadi’ye gidiyor ve orada kalmaya başlıyor. Zaten asıl hikayede orada başlıyor. Asıl heyecan ondan sonra.

 

Üçüncü kitabın orjinal adı Bitterblue olduğu halde neden adını Sır olarak değiştirmişler anlamadım. Sonuçta Bitterblue burada koyu mavi demek için değil ana karakterin adı olduğu için konulmuş. Ha Sır adı uymuyor mu derseniz tam uyuyor. Yazarın kendisi de bu adı kullanabilirmiş bence.

Kitapta Monsea Kraliçe’si Bitterblue’nun başından geçenler anlatılıyor. Geçmişte yaşanan şeyler ne onun peşini ne de sarayda çalışan insanların peşini bırakıyor. Tam her şey düzeldi diye düşündükleri anda geçmişle ilgili yeni bir sır ortaya çıkıyor ve ortalık öncesinden de fazla karışıyor. Kime güveneceğini bilemeyen Bitterblue sürekli çalışma odasında durup danışmanlarının ona verdiği kağıtları imzaladığından krallığında olan şeyler hakkında çok az bilgiye sahip. Bu yüzden kılık değiştirip geceleri saraydan kaçıp Bitterblue Şehri’nin sokaklarında dolaşıp insanları inceliyor. Zaten Krallığı hakkında bilmediği şeyleri de bu şekilde öğrenmeye başlıyor. Ve bunları kurcaladıkça daha da karmaşık şeyler ortaya çıkıyor. Sırlar, entrikalar, yalanlar. Bu kitapta ne arasanız var.

Kısacası ilk iki kitabı okumadıysanız bu kitabın yakınından bile geçmeyin. Sadece boş boş bakıp bu kim? Bu nereden çıktı? Bu nerenin Lordu? Bu adam neyden bahsediyor? Deyip durursunuz. İnanın bana. Hatta bu sorulardan bazılarını kitapları okuduğunuz halde sorabilirsiniz. Şahsen ben bazılarını sordum kendime XD.

 

Ben bu resimleri kitapları okuduktan sonra buldum. Ne yalan söyleyeyim çizenlerin eline sağlık. Tamda hayal ettiğim gibi çizmişler.

En soldaki Kraliçe Bitterblue, Ortadaki Katsa, En soldaki de anladığınız üzere Fire. Tabi yetişkin halleri bunlar. Fire kendi kitabında 17 yaşında diye hatırlıyorum. Katsa’nın ve Bitterblue’nun  bu hali de Sır kitabındaki halleri. Yetenek kitabı Sır kitabından 8 yada 9 yıl öncesini anlatıyor.

 

Burada da Yetenek kitabında Leydi Katsa’nın ve Liedni’li Prens Yeşeren – Po’nun  Katsa’nın yaşadığı Monsea kralının sarayındaki ilk karşılaşmaları. Benim hayal ettiğimden daha güzel çizmiş. Ben Po’yu da böyle hayal etmemiştim ama böyle daha yakışıklı olmuş. O yüzden çok sorun etmiyorum.

Kitap dünya çapında yayılmış harika bir seri. Yazarın başka bir serisi daha var ama o daha türkçe’ye çevrilmedi. Buradan seriyi çeviren Pegasus Yayınevine sesleniyorum. Size yalvarıyorum. Diğer kitapları da çevirin. Yalvarırım.

Yalvarmam da bittiğine göre benden bugünlük bu kadar. Başka bir yazıda tekrardan görüşmek üzere. Ha bu arada bu tarz kitaplar önermek isterseniz sakın çekinmeyin yazın aşağı. Seve seve okurum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sarazanmai

Sarazanmai Anime Tanıtım Videosu Yayınlandı

Ashita Sekai Ga Owaru Toshitemo Filminin Ekibi Belli Oldu