Fate/Grand Order Rider Sınıfındakilerin Gerçek Hikayeleri

Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? İyi misiniz? Bende iyiyim. Yeni bir Fate/Grand Order yazısı ile karşınızdayım. Bu seferki Fate/Grand Order Rider sınıfı.

Fate/Grand Order Rider sınıfı benim oldukça ilgimi çeken sınıflardan biri. Tabi bazı kişileri nasıl bu sınıfa girmiş anlamıyorum. Misal Medusa. Onun neden Rider olduğunu ne taraftan bakarsam bakayım anlamıyorum. Caster olsa daha mantıklı. Berserker olsa daha da mantıklı olurdu. Ama bazılarına baktığımda da bu sınıf dışında başka sınıfa giremezlermiş de diyorum. Aman Animelerde mantık aramayı bıraktım artık. O yüzden umursamamaya çalışıyorum.

Haydi hizmetkarlara geçelim artık.

Fate/Grand Order Rider Sınıfındakilerin Gerçek Hikayeleri

Medusa

Medusa bilinenin aksine başta oldukça güzel bir genç kızdır. Güzelliği dilden dile dolaşmaktadır. Tabi bu güzellik sadece insanların değil Tanrı Poseidon’un da kulağına gider. Medusa’ya ilk görüşte aşık olan Poseidon Athena’nın tapınağında ona zorla sahip olur. Medusa’nın güzelliğini kıskanıp ondan nefret eden Athena için bu bardağı taşıran son damla olmuştur ve bu yüzden Medusa’yı kimsenin bakmak istemeyeceği bir yaratığa yani yılan başlı bir gorgon’a dönüştürür. Ama bunu yeterli bulmayan Athena Perseus’la iş birliği yapar ve Medusa’yı öldürtür. Kafası kesildikten sonra Medusa’nın bedeninden Poseidon’dan olan çocukları Pegasus ve Chrysar dışarı fırlar.

Iskender

Büyük İskender tarihteki ilk büyük fatih olarak kabul edilmektedir. İskender babası Philip’in aksine nazik ve yumuşak kalpli biridir. Ülkesini demir yumrukla yöneten Philip’den sonra kimse İskender’in başa geçmesini istemez. Oysa İskender tahta geçtikten hemen sonra kundaktaki üvey kardeşi de dahil olmak üzere bir sürü devlet adamını öldürmüştür. İskender’e ayaklanan insanlarda olur lakin o insanların sonları da devlet adamları gibi olmuştur. Öldürülmeyen isyancılarda köle olarak satılmışlardır. Afrika ve Arabistan’ı istila etmeyi planladığı zamanlarda sıtma hastalığına yakalanmıştır ve 10 Haziran MÖ. 323’te ölmüştür.

Astolfo

Matter of France şiirindeki Charlemagne‘ın 12. Paladin‘i. Fransız ve İtalyan edebiyatında sayısız maceraya konu olmuştur. Nadir büyülü eşyalara sahip olduğu söylenir. Rakiplerini atlarından vuracak bir mızrak, şeytani büyüler, bir flüt ve bir boynuz, düşmanlarının onun önünde bile duramamasına neden olurdu. Astolfo ayrıca bir griffin, bir hipogriff, alev ve kasırgadan yapılma bir at sürmüştür. Astolfo’nun İtalyan Rönesans dönemi romantik şiirlerinde görünüşü genellikle esprili bir doğaya sahiptir. Buna benzer bir sebepten dolayı animede de temiz kalpli ve iyi bir karaktere sahiptir.

Achilles

Efsanevi Yunan kahramanı Aşil. Efsaneye göre bir çocukken Achilles’in annesi onu su perisi Thetis‘e götürerek vücudunu alevlerle yıkattı ve ölümü onun vücudundan sildi. Ancak Thetis ölümlülüğü tamamen yakamadı ve alevler topuklarına değmediği için topukları incinebileceği tek yer olarak kaldı. Aynı zamanda Chiron‘un (Fate/Apocrypha Siyah Archer) öğrencisiydi.

Achilles, Truva Savaşı‘nda Truva kahramanı Hector‘u (Fate Grand Order Lancer)  yenmesiyle ve Truva Prensi Paris (Fate/Grand Order Archer) tarafından topuğundan vurularak ölmesiyle ünlüdür. Achilles’in efsanesi kişinin zayıf noktalar için kullanılan Aşil Topuğu” teriminin kaynağıdır.

Quetzalcoatl

Tüylü Yılan olarak bilinen Quetzalcoatl Kolomb öncesi Mezoamerika uygarlıklarında bilinen bir doğaüstü yaratık ve Tanrı’dır.

Derisi pul yerine tüylerle kaplı olan bu yılan ya da kuş-yılan Tanrı’nın Kiçe Mayalarındaki adı Gucumatz’dır. Eski uygarlıklarda ise sakallı yılan anlamına gelen Quetzalcoatl olarak anılır.

Aztek metinlerine göre ölümün, dirilişin, göksel suların ve rüzgarların Tanrı’sıdır. Aynı zamanda sabah yıldızının da Tanrı’sı olduğu söylenmektedir. Quetzalcoatl’ın bir de ikiz kardeşi vardır. Köpek Tanrı Xolotl.

Bazı metinlere göre Quetzalcoatl br süre insanlarla beraber yaşamıştır. Onlara uygarlığı ve doğru yolu gösterdikten sonra ise göklerdeki evine geri dönmüştür. Kimi metinlerde ise Quetzalcoatl bir insan değil bir ırk veya topluluk olarak bahsedilmektedir.

Francis Drake

Francis Drake Elizabeth döneminde yaşamış olan ünlü bir İngiliz korsandır. Aynı zamanda kaşiflik, köle tacirliği, mühendislik ve politikacılık da yapmıştır. Dünyanın çevresini dolaşan ilk İngiliz kaptandır. Dünyayı turladıktan sonra Kraliçe I. Elizabeth tarafından şövalye ilan edilmiştir.

Bartholomew Roberts

Bartholomew Roberts Korsanlığın Altın Çağı’nda ünlenmiş başarılı bir korsandır. Bir sürü başarısı olsada Blackbeard, Charles Vane ve Anne Bonny (Fate/Grand Order Rider) kadar ünlenememiştir. Bartholomew Roberts Galli Howell Davis’in komutasındaki korsanlar tarafından ele geçirilmeden önce köle gemisi Princess’te çalışmaktaydı. Gemiyi ele geçiren Galli Bartholomew’i korsan olması için zorlamıştır. Eski kaynaklara göre Bartholomew hiç bir zaman korsan olmak istememiştir.

İstemeyerek de olsa korsan olan Barthlomew kısa sürede gemideki herkesin saygısını kazanmıştır. Öyle ki Kaptan Galli’nin ölmesinden sonra geminin yeni kaptanı o seçilmiştir. Eğer bir korsan olacaksa Kaptan olarak yaşamanın daha iyi olacağını düşünür ve kaptanlığı kabul eder. Kaptan olarak ilk yaptığı şey ise ölen kaptanı Galli’nin öldürüldüğü kasabayı yerle bir ederek intikamını almak olmuştur.

Anne Bonny & Mary Read

Mary Read ve Anne Bonny kadınların uğursuz sayıldığı 18. yy’da adlarını duyurmuş iki kadın korsandır.

Gayrimeşru bir çocuk olarak dünyaya gelen Anne Bonny kısa süre içinde annesini kaybetti. Amerika’da yaşayan babasından yüklü bir miras kalsada karada düzenli bir hayat sürmeyi reddeden Anne için bu önemli değildi. Onun hayallerini denizdeki yolculuklar süslüyordu. Bu yüzden gizlice kılıç ve dövüş dersleri almaya başladı. Bu dersler sayesinde 14 yaşında ona tecavüz etmeye çalışan babasının arkadaşını aylarca yatalak hale getirmiştir. Hayallerinin peşinden gitmek için evini terkeden Anne kadınlar denize açılamadığı için korsan James Bonny ile evlenmiştir. Ama James yerleşik hayata geçince onu döneklikle suçlayıp terketmiştir. Bu yüzden tekrardan denizlere açılabilmek için erkek kılığında girip bir korsan gemisine binmiştir. Geçirdiği bir hastalık yüzünden bir süre denizlerdeki maceralarına ara veren Anne iyileştikten sonra Karayiplerde korsanlığa başlıyor ve Amansız adlı gemi ile ününü duyuruyor.

Mary Read’in hayatı hakkında ise fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Londra doğumlu olan Mary denizci babası ile birlikte denizlerde yaşamıştır. Erkek kardeşi öldüğünde ise onun gibi giyindiği söylenmektedir. Babası öldükten sonra tecavüze uğramıştır ve bu yüzden gemiden kaçıp erkek kılığında İngiliz Ordusuna katıldığı söylenmektedir. Aşık olduğu ve gerçek kimliği ortaya çıktığı için ordudan atılmıştır ve aşık olduğu kişi ile evlenmiştir.

Yerleşik yaşama çok dayanamayan Mary tekrardan erkek kılığında bir korsan gemisine biner ve denize açılır. Mary’nin gemisi Anne’nin gemisi tarafından saldırıya uğradıktan sonra Mary esir alınmıştır. Mary’nin kendisi gibi kılık değiştirmiş bir kadın olduğunu anlayan Anne ona gerçekte kadın olduğunu açıklar ve bu şekilde denizlerde gizli yaşayan iki kadının dostluğu başlamış olur.

Edward Teach

Edward Teach denizlerdeki adıyla Kara Sakal. 18. yy’da İngiliz korsan olarak ün salmıştır. 

Teach’in gençlik yılları hakkında pek bir şey bilinmemektedir. 1716’da Benjamin Hornigold’un tayfasına katılmıştır. Kısa sürede kendi gemisi Queen Anne’s Revenge’i kazanmıştır. Kısa süre içindede korkulan bir korsan haline gelmiştir. Kalın siyah bıyığı ve korkunç görüntüsü sayesinde Kara Sakal adını almıştır. 

Harnigold’un tayfasına katıldıktan sonra Teach korsanlar birliğine girdi ve Charleston limanını adamlarıyla ablukaya aldı. Ardından orada yaşayanlardan fidye almaya başladı. Kraliyet tarafından verilen afdan sonra Teach denizlere geri döndü. Gaddar bir savaş sırasında Robert Maynard’ın yönettiği denizcilerden oluşan küçük bir grup tarafından öldürüldü.

Christopher Colombus

Christopher Colombus Amerika Kıtası’nı keşfeden kişidir. Atlantik Okyanusu’nda dört büyük sefere kaptanlık yapmıştır. Genç yaştan itibaren denizde yolculuk yapan Christopher İzlanda ve Gana’ya kadar seyahat etmiştir. Christopher çoğunlukla kendi kendini eğitmiştir ama coğrafya, astronomi ve tarih alanlarında eğitim görmüştür. Ağustos 1492’de Kastilya Krallığı adına 3 gemi ile sefere çıktı. Uzun bir yolculuğun ardından Amerika Kıtası’na adım attı. 

Marie Antoinette

Marie Antoinette Fransız Kraliçesi ve Avusturya Arşidüşesidir. Fransız Devrimi sırasında vatan hainliği ile suçlanarak giyotinle idam edilmiştir. 

Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler sözünün Marie Antoinette’ye ait olduğu söylenmektedir ama bununla ilgili herhangi bir kanıt yoktur.

Ivan The Terrible

IV. Ivan diğer adıyla Korkunç Ivan henüz üç yaşındayken Moskova Knezliğinin başına geçmiştir. Kararlı, etkileyici ve korkunç bir ünü olan Ivan aynı zamanda büyük hırslara sahip intikam duygusuyla yanıp tutuşan bir Rus lideridir. Tatarlara yaptığı bir çok seferde bunu kanıtlamıştır. Hatta kendisine ihanet ettiği düşüncesiyle kendi oğlunu bile öldürmüştür.

Yaptığı seferlerle Moskova Knezliğini büyütmüş ve bu durumdan faydalanıp kendini Tüm Rusya’nın Çarı ilan etmiştir. Bu şekilde Çarlık Dönemine geçiş yapılmıştır. İlerleyen zamanlarda sivil ve ruhani büyüklerin katıldığı Sobor adlı bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantıda karar alıcıları Mümtaz Heyeti olarak adlandırdı. Ama zamanla Mümtaz Heyeti de Ivan’ın gözünden düşmeye başladı. Metropolit Macari’nin etkisiyle Ivan kendini Tanrı olarak adlandırmaya başladı. 

Eşinin ölümünden sonra ise kendini tamamen zevk sefahat alemine adadı. Gene bu dönemde çevresindekilerin kışkırtmaları ile bir sürü kişiyi sürgüne gönderdi. Daha sonra devlet hazinesini alıp tek başına Moskova’yı terketti. Neden terkettiğini soran insanlara da “Soylular ihanet içinde olduğu için Moskova’yı terkettim” dedi. 

Ivan’ın terkedişi Moskova’da derin etkiler yarattı. İki ay sonra geri döndüğünde ise 35 yaşında olmasına rağmen çok yaşlı görünüyordu. Bu yüzden insanlar onu tanıyamadılar. Döndüğü gibi hainleri cezalandırmaya başladı ve tek adam olma yönünde büyük bir adım attı. 

Bu şekilde tam 20 yıl yaşadı. Bu yıllarda bir sürü olay kanlı baskınlar sonucu örtbas edildi. Kendi oğlunu öldürmekten çekinmeyen IV. Ivan Bogdan Belsky ile satranç oynarken öldü. 1960’lı yıllarda arkeologlar mezarını açıp incelediklerinde zehirlenmeye yol açan cıva kalıntılarına rastladılar. 

Ozymandias

Ozymandias Percy Bysshe Shelly’nin bir şiiridir. 

Antik diyarlardan bir gezgine rastladım.

İki büyük ve çıplak taş bacak, dedi;

Duruyor çölün ortasında dikili.

Hemen yanında, kumların üzerinde, 

Yarısı yere gömülmüş bir çehre;

O çatık kaşları ve dudakları

Bell ki, onu çok iyi resmetmiş heykeltıraşı.

Öykünün bir el ve besleyen bir yürek ile,

Öyle bir damgalamış ki tutkuları o cansız şeylere,

Dayanabilmeye başarmış ta bu güne.

Kaidesinde ise şu sözler yazılı:

“Benim adım Ozymandias, kralların kralı;

Eserlerime bak ki bilesin haddini.”

Fakat hiçbir şey kalmamış geri.

Ve o yok olmakta olan harabenin dört bir yanında,

Yalnız ve dümdüz kumlar uzanıyor uzaklara.

Saint Martha

Martha of Bethany Luka ve Yuanna’nın incil’lerinde anlatılan bir kişidir. Kardeşleri Mary of Bethany ve Lazarus ile Kudüs yakınlarındaki bir köyde yaşadığı söylenmektedir. Hz. İsa’nın kardeşi Lazarus’u dirilttiğine şahit olmuştur. 

Saint Georgios

Saint Georgios diğer adıyla Yorgi rivayetlere göre Roma ordusunda bir askerdir. Ebeveynleri Yunan kökenli Hristiyanlardır. Babası Roma ordusunda görevli bir Kapodakya’lıdır. Annesi ise Filistin’deki Lod şehrinden bir Hristiyandır. Yorgi’nin Kapadokya doğumlu mu yoksa Filistin doğumlu mu olduğu tam olarak bilinmemektedir. İslam tarihinde Filistin doğumlu olduğu yazmaktadır. Hristiyanlık tarihinde ise bir süre Lod’da büyüdüğü yazmaktadır. Yorgi Diokletyan’ın muhafız ordusunda bir asker olmuştur. Hristiyanlığı bırakması istendiğinde bunu reddettiği için Diokletyan tarafından ölüm emri verilir. 

Odysseus

Odysseus Yunan Mitolojisinde geçen Ithaka Kralıdır. 

Odysseus’un çok zeki bir adam olduğu söylenmektedir. Düşmanlarını zekası ve kurnazlığı ile yenmiştir. Penelope ile evlendikten kısa süre sonra Truva savaşı çıkmıştır. Odysseus savaşa gitmemek için çeşitli bahaneler bulsa da sonunda savaşa gitmek zorunda kalmıştır. Truva atı fikride Oysseus’a aittir. 

Zeka tanrıçası tarafından sevilen kahraman, Poseidon’un kinini kazanmıştır ve bu yüzden Truva dönüşü başına bir sürü olay gelmiştir. 

Europa

Yunan Mitolojisinde Avrupa kıtasına adını vermiş kişidir. Parlak tenli güzelliği dillere destan olan Fennekeli Kız. Fenneke Kralı’nın kızıdır. Zeus Europa’yı gördükten sonra onunla beraber olmak için beyaz bir boğa kılığına girer. Europa sahilde arkadaşları ile oynarken ona yaklaşır ve birden onu sırtına alır. Ardından Grit Adası’na kadar Europa’yı kaçırır. Adada gerçek görüntüsüne bürünen Zeus kendini tanıtır ve Europa ile birlike olur. Birlikte oldukları yere gölge saldığı için o günden beri çınar ağacı yapraklarını hiç dökmediği söylenir. 

Queen Mebd

Mebd güçlü iradeli, hırslı, kurnaz ve arketipsel bir savaşçı Kraliçe’dir. Egemenlik Tanrıçası’nın tezahürü olduğuna inanılmaktadır. 

Boudica

Boudica’nın kocası öldükten sonra İmparatorluğa bağlı müvekkil krallıkların yaptığı gibi krallığını Roma’ya bırakmak yerine karısı Boudica’ya ve kızlarına bırakmıştır. Ama o dönemde kadınlar miraslardan pay alamadığı için bu miras Roma tarafından reddedilmiştir. Bu yüzden miras kalan bütün mülk haczettirilmiştir. Krallık fethedilmiş olarak kabul edilip imparatorluğa katılmıştır ve Boudica ile kızları kırbaçlanıp tecavüz edilmiştir. 

Gaius Suetonius Paulinus’un Gallere sefer düzenlenmesini fırsat bilen Trinovanteler, Icene ve diğerleri Boudica’nın liderliğinde ayaklanmışlardır. Yenilgiye uğramadan önce Colchester, St Albans ve Londra şehirlerini talan etmişlerdir. Talan edilen şehirlerde toplam ölü sayısının yetmiş bin ile seksen bin arasında olduğu söylenmektedir. 

Sakamoto Ryoma

Sakamoto Roma Japnya’nın Bakumatsu döneminde Tokugawa Shogunluğunun devrilmesinde önemli bir yer oynamış olan bir Samuray’dır. 

O dönemdeki en önemli başarılarından biri de uzun zamandır birbirine düşman olan iki beylik Satsuma ve Choshu arasındaki barışı müzakere etmesidir. Ardından onları Tokugawa Shogun’luğuna karşı saldırı için birleştirmiştir.

Sakamoto Ryoma 10 Aralık 1867’de Kyoto’da bir suikaste uğrayıp hayatını kaybetmiştir. 

Minamoto no Yoshitsune

Minamoto no Yoshitsune üvey kardeşi Yoritomo’nun Japonya’yı denetimine almasına yardım etmiş bir savaşçıdır. Benkei ile birlikte pek çok efsane ve hikayeye konu olmuştur. 

Kiyomori Yoshitsune henüz 1 yaşındayken onu Budist rahip olması için Kyoto yakınlarındaki Kurama Tapınağı’na gönderilmiştir. Ama Yoshitsune 15 yaşında tapınaktan kaçarak Japonya’nın kuzeyindeki Honşu bölgesinde yaşayan abisinin ordusuna katıldı. Genç yaşına rağmen askerlik dehası ile ilgi çeken Yoshitsune abisine yardım edip Kyoto’yu işgal etti. 

Kyoto’dayken imparatorun sağ kolu haline gelen Yoshitsune bu yüzden abisinin kıskançlıklarına maruz kaldı. Abisine başkaldırmaya çalışsada başarılı olamadı ve bu yüzden kaçmak zorunda kaldı. Uzun yıllar keşiş kılığında saklanan Yoshitsune Fuchivara Hidehira’nın yanına sığındı. Lakin Hidehira’nın ölümünden sonra oğlu Yoshitsune’nin etrafını kuşattı ve onu intihara zorladı. Yoshitsune’nin başı kesilerek Yoritomo’ya gönderildi.


Evvvet Fate/Grand Order Rider sınıfı yazısınında sonuna geldik. Ne düşünüyorsunuz? Güzel yazabilmiş miyim? Umarım sizin içinde güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuştur. Düşüncelerinizi yorumlara yazmayı unutmayın. 

Fate/Grand Order Rider yazısını beğendiyseniz ve diğer hizmetkarlarında hikayesini merak ediyorsanız buradan okuyabilirsiniz.

Kaynakça: Wikipedi

Başka bir yazıda görüşmek üzere. Bye Bye.

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Sailor Moon Eternal Filminin Kadrosu Duyuruldu!

One Week Friends Mangası Yurt dışından Live-Action Projesi!