Bir Kitap Bir Anime – 5

Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? Bende iyiyim. Yeni bir Bir Kitap Bir Anime yazısı ile karşınızdayım. Öncekileri okumadıysanız buradan okuyabilirsiniz. İncelemesini yaptığımız başka kitapları da oradan okuyabilirsiniz.

Size bu sefer önereceğim kitap önceki yazılarda da önerdiğim bir yazarın kitabı. Evet. Agatha Christie. Çok seviyorum kadının kitaplarını ne yapayım. Üstelik hazır elimde varkende okuyayım dedim. İsterseniz tanıtımına geçelim ardındanda animeye geçeriz.

 

Agatha Christie

Cinayet Alfabesi

 

 

Yayınevi: Altın Kitaplar

Sayfa Sayısı: 256

Konusu: Bir seri katil alfabe sırasında göre cinayet işlemeye başlamıştır. Üstelik cinayeti işlemeden önce Hercule Poirot’a bir mektup yazıp cinayeti nerede ve hangi tarihte yapacağını yazıp dedektifle dalga geçmektedir.

 

Benim düşüncem….

Gerçekten harika bir kitaptı. Agatha Christie gene döktürmüş. Kitabı okurken katilin sadece Hercule Poirot ile değil sizinle de dalga geçtiğini hissediyorsunuz. Ne zaman işte bu dediğiniz anda aslında o kişi olmadığı ortaya çıkıyor. Sonunda Poirot katili söylediğinde ben bile bir an Poirot’tan şüphe ettim. Ben. Ben ben. Hercule Poirot hayranı olan Ben.

Kitapta benim çok sevdiğim bir karakter olan Yüzbaşı Hasting’de vardı. Zaten ne zaman bir kitapta Poirot olsa o da en yakın arkadaşı olarak orada oluyor.

Cinayetlere gelirsek. Katil gerçektende Hercule Poirot ile dalga geçiyor. Ona bir mektup yolluyor ve şu şu gün A şehrinde biri ölecek. Sıkıysa durdur diyor. Üstelik sadece şehirleri alfabeye göre seçmiyor öldürdüğü insanlarda alfabe sırasına göre gidiyor. A B C D….  Mektuplarda ABC olarak imzalanıyor. Ama sonrasında bu mektuplardaki ABC’nin lakap değil aslında bir adın kısaltması olduğunu öğreniyoruz. Tabi bunu öğrenmek biraz uzun sürüyor.

Kitap belli başlı bölümler dışında hep Poirot’un arkadaşı Yüzbaşı Hasting’in gözünden anlatılıyor. İnsanlara hep onun gözünden bakıyoruz. Ben bir kez de olsa Poirot’un gözünden bakmak isterdim ama bu biraz imkansız gibi 😂

Kitap genel olarak hızını pek kaybetmiyor. Sakinleşeceğini düşündüğünüz yerde yeni bir mektup geliyor. Katili yakaladılar dediğiniz yerde katil aslında başka yerde cinayet işliyor oluyor. Bu yüzden okurken sıkılmıyorsunuz. Zaten 256 sayfa. Bu kadar sayfalık kitabıda sıkılmadan okuyun. Bir günde bitebilecek bir kitap. 

 

Sıra geldi animeye.

 

Maou-sama, Retry

 

MAL Puanı : 6,51

Kategori: Fantastik – Aksiyon – Macera

Bölüm Sayısı: 12

Konusu: Kono Akira çevrimiçi oyun şirketinde çalışan sıradan biridir. Ama Dark lord adı ile kendini oyunlarda oldukça duyurmuştur. Bir gün gene oyunu oynamak için açtığında ne olduğunu anlamadan kendini oyunun içinde bulur. Üstelik Dark Lord halindedir.

Benim düşüncem…

Anime başlarda oldukça eğlenceliydi. Yanlış anlamayın sonuna kadar çok eğlenceli ve komik geçti ama gelin görünki belli bir yerden sonra karakterler cidden sapıklaşmaya başladılar. Dark Lord değil. O hep mesafeli oldu ama çevresindekiler gittikçe sapıklaşıyor. Sırf bir kez ceza niyetine poposunu tokatladığı Luna adlı kız o zamandan sonra yanında başka bir kız görse benim popomdan sıkıldın şimdi de onunkini mi tokatlayacaksın diyip diyip duruyor.

Bunlar dışında oyun içinde geçen animelerde gördüğüm o normal hayat gibi yaşama olayı burada pek yok. Yani varda adam sürekli skill point’larına bakıyor. Bir şeyi yapmadan önce acaba puanım yetecek mi diye düşünüyor. Diğer animelerde misal Sword art Online’da herkes hiç bir şeye bakamadan her şeyi yapıyorlardı. Burada adam yaratıkları öldürdüğünde kazandığı puanları görünce mutlu oluyor.

Animedeki bazı detaylarda çok hoşuma gitti. Misal Yahoo kasabası, Google Oteli. Bunlar güzel detaylar olmuş. Sadece komedi dışında pek bir şey yok. Savaş sahneleri kısacık ve saçma. Yani ortada bir Dark Lord varsa biraz daha aksiyon olmasını istersin. Ama yok. Full komedi. Buna rağmen komedi kategorisine nasıl girmemiş anlamıyorum. Üstelik nerdeyse başladıktan üç bölüm sonra sapık insanlar doluşmaya başladılar. Özellikle de bu kişi olmasa kesin daha iyi olurdu. Her gördüğümde tüylerim diken diken oluyor.

Finali de çok yarım yamalak olmuştu. Sonunda devam edecek demesine rağmen bana çok baştan savma geldi. Anime 12 bölüm olmamalıymış bence. En az 20 bölüm olmalıymış. Adam akıllı bir final olsa daha iyi olurmuş. Onun dışında diyebileceğim fazla bir şey yok. Çerezlik bir anime. Gülmek istiyorsanız açın izleyin. Onun dışında izlemesenizde pek bir şey kaybetmezsiniz.

Benim gülerek izlediğim bir anime oldu. Ama öyle bir bölüm daha izliyim dediğim bir seri olmadı. Hatta sekizinci bölüme geldikten sonra üç güne yakın izlemedim animeyi. Yani o kadar sizi içine çeken bir anime değil. Gülmek için izlenir. Öbür türlü izlemeye pek gerek yok bence.

Umarım yazımı beğenmişsinizdir. Başka bir yazıda görüşmek üzere.

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Türkçe ve Japonca Arasındaki Benzerlikler

Depresif Animeler Listesi