in

Azur Kral – Bölüm 6 – Deniz’in Seviyesi ve Evlilik

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 6 – Deniz’in Seviyesi ve Evlilik


Önceki Bölümden…

Deniz sadece bilgi olarak değil bedenen ve ruhen de gelişmişti. 10 yaşında olmasına rağmen çoktan 16, 17 yaşlarında bir yetişkin gibi görünüyordu. Bu görüntüsünden dolayı da birçok evlilik talebi geliyordu. Babası sürekli ısrar etse de Deniz kabul etmiyordu. Klanları kırmamak için de her kızla tek tek bir kez görüşüyordu.

Her ne kadar zihnen, ruhen ve bedenen gelişmiş olsa bile babasına hitap şekli değişmemişti.

 

**6 – Deniz’in Seviyesi ve Evlilik

“Babacım. Biliyorum evlenmemi istiyorsun ama ben bunun için acele etmek istemiyorum. Bu zamana kadar karşıma gelen kızların hiçbiri bana göre değildi. Bana uygun bir kız bulabilmem ise çok zor görünüyor.”

“Biliyorum oğlum. Senin gibi bilge birine senin gibi bilge bir kadın uyar. Ancak bu da babanın bencil isteklerinden biri… Ölmeden önce evlendiği görebilmek.”

“Babacım, bu konuda başarılı olabileceğimi sanmıyorum. Sadece evlenmiş olmak için de evlenmek istemiyorum. Sonuçta bu durum Mavi Kral’ı kandırmak olurdu. Lütfen bu konu da beni affet.”

“Hahaha! Ne diyorsun oğlum. Benim en büyük dileğimi zaten gerçekleştirdin. Son bir tanesi daha kaldı. O da 5 Krallık Tunuvası’nı kazanman. Evlilik konusunu unuttum bile. ”

Mavi Kral, kısa bir sessizlikten sonra ciddileşti ve söze girdi.

“Oğlum. Artık bir kral’dan farkın yok. Herkes sana Bilge Prens diyor. Bu zamana kadar bu ünvana sahip hiçbir Mavi Kral olmadı. Ama bu sadece Mavi Krallık sınırları içerisinde geçerli… Dışarıdaki dünya bambaşkadır. O yüzden hiçbir zaman kendine aşırı güvenli olma. Kibrin asla kalbinde yeşermesine izin verme oğlum. Kibir, küçük görme ve aşırı güven seni bitirir. Sen çok zeki bir insansın. Beni anladığını biliyorum. Bu yüzden de bir karar aldım. Kimsenin da bu karara karşı çıkabileceğini sanmıyorum. 5 Krallık turnuvasından sonra… Mavi Kral artık sen olacaksın oğlum.”

Deniz, böyle birşeyi duymayı asla beklemiyordu. “5 Krallık turnuvasından sonra… Mavi Kral artık sen olacaksın oğlum.” Sözleri Deniz için birden fazla anlama geliyordu.

Bunlardan ilki Mavi Kral’ın artık fazla zamanı kalmamış olmasıydı. Hayatının sonuna geldiğini hissediyor olmalıydı. Deniz’de öğrendiği tıp bilgisi ile babasının durumun ne kadar kötü olduğunu daha net anlıyordu. Eğer Mavi Kral zamanın çok güçlü olmasaydı ve bu kadar bilge danışmanları olmasaydı çoktan vefat etmişti.

İkincisi, eğer 10 yaşında Mavi Kral olursa, Mavi Krallık tarihinde en genç Mavi Kral unvanını elde edecekti. Mavi Krallım kurulduğu günden beri en genç kral 16 yaşındaydı ki 16 yaşına girmiş bir erkeğe yetişkin gözü ile bakılırdı.

Bir anda Mavi Kral olma düşüncesi Deniz’e tuhaf gelmeye başlamıştı. Teknik olarak şu anda bir kralın yapması gerekenleri yapıyordu ama hala son sözü Mavi Kral’ın kendisi söylüyordu.

“Babacım… Eğer sen böyle uygun gördüysen bu benim için büyük bir onurdur. Kararına karşı çıkacak bir sözüm yoktur.”

“Haha! Bu kadar ciddi olmana gerek yok oğlum. Resmi olarak olmasa da bütün krallığın yükünü zaten sırtlandın. Bütün stres senin üzerinde. Ne kadar büyük bir sorun yaşanmış olsa da her şeyi çözüyorsun ve sadece son sözü bana söyletiyorsun. Bu bile gözünün yükseklerde olmadığını, kalbinde kibir olmadığın gösteriyor. Zaten yaptığın bir işi resmi hale getireceğiz sadece…”

“Mavi Kral nasıl arzu ederse…”

Deniz ne zaman ciddi bir durum konuşuluyor olsa “babacım” kelimesini kullanmıyordu. Eğer Mavi Kral bir karar vermişse bir asker gibi selam vererek kabul ediyordu. Bu babası dahil herkesin hoşuna giden bir durumdu.

Deniz babasının yanından ayrılmıştı ve şehirde dolaşmaya çıkmıştı. Caddelerin birinden gidip diğerinden çıkarken ne kadar güzel bir krallıkta yaşadığını düşünüyordu. Bu gezinti Deniz’in krallık meselelerine giriş yaptığı zamanlardan edindiği bir alışkanlıktı. Sürekli geziyor, insanlarla konuşuyor ve dertlerini dinliyordu. Bunu yaparken dersleri için gereken malzemeleri de satın alıyordu.

Büyülü canavar çekirdekleri, düşük seviye anka tüyleri, büyülü mürekkepler, parşömenler, tılsım cevherleri, özelliksiz ve düşük kaliteli silahlar, sebzeler, meyveler büyülü canavar etleri, boş iksir şişeleri, bitkiler, tohumlar… O gün yapmak istediği şey neyse ona göre malzemeler alıyordu. Onu tanıyan insanlar, bu kadar malzeme ile neler yapıyor diye düşünüyordu.

Deniz’in Mavi Krallığı zenginleştirmesinin ilk adımı “Boyutsal Depolama Alanları” tekniğini icat etmiş olmasıydı. İlk etaplarda çok küçük bir depolama alanı sağlarken şimdilerde milyonlarca metreküplük alanları olan büyüklerinden yapabiliyordu. Deniz bu alanların nasıl yapılacağını bir kişiye dahi söylememişti. Biri bunlardan bir tane istiyorsa Prens Deniz ile görüşmesi gerekiyordu.

Deniz’in ürettiği ama satışa sürmediği en büyük icadı ise bu boyutsal depolama alanına sahip bir yüzüktü. Bu yüzüklerden kendisinde 2 tane vardı. Ve bu yüzükleri sadece Prens Deniz kullanabiliyordu. Bu da Prens Deniz’in ikinci en büyük icatlarından biriydi. Bu icada ise “Ruh Bağı” idi. Bu sayede sattığı boyutsal depolama alanları kopyalanamıyor ve sırları asla çözülemiyordu. Çünkü sadece ruh bağına sahip bir kişi onu kullanabiliyordu.

Eğer boyutsal depolama alanı bir oda ise o odaya sadece ruh bağı olan kişi girebilirdi. Yanında başkası giremezdi. Bu yüzden sırları çözülemiyordu.

Bunların dışında birçok yetenek geliştirmişti. Bu yeteneklerin hepsini krallıktaki akademilere armağan etmişti.

Mavi Krallığın bütün gizli sanatlarını öğrenmişti ve aktif olarak kullanabiliyordu. Ancak ne kadar uğraşsa da çözemediği bazı teknikler vardı.

Ve en çok merak ettiği şey ise Mavi Güç Taşının neden her seferinde kırıldığı idi… Ne potansiyelini ne de güç seviyesini bilmiyordu. Bildiği tek şey, Aktan ve diğer danışmanların altında bir seviyeydi. Bilge olabilirdi ama güç seviyeleri yarışında Aktan ve diğerlerinden aşağıda kalıyordu. Seviyesi daha çok akademilerin müdürleri seviyesindeydi. Tabi bu sadece kendi tahminlerinden oluşuyordu.

Güç seviyesi belirlenemediğinden seviyeler hakkında bilgi verilmemişti. Bu bilgilerini kendi araştırmalarından elde etmişti. Bilinen güç seviyeleri şöyleydi.

Yeryüzü Diyarı

Yaşam Diyarı

Gökyüzü Diyarı

Ruh Diyarı

Lord Diyarı

Kral Diyarı

Her diyarda 7 alt bölge vardı. Bunlar basitçe 1 ile 7 arasında numaralandırılmıştı. Şunda Deniz’in tahmin ettiği seviye Yaşam Diyarı’nın son seviyeleri idi. Zirvesi değildi. 5 ya da 6 olabilirdi. Mavi Krallıkta yer alan akademilerdeki müdürlerin geneli ile hemen hemen aynıydı.

Aktan’ın söylediğine göre ise kendisi Ruh diyarına girmek üzereydi. Orduda en düşün seviye Yaşam diyarının zirvesi yani Gökyüzü Diyarına bir adım atmış olanlardı. Diğer danışmanlar ise Gökyüzü diyarının çeşitli bölgelerindeydi. Mavi Kral ise hastalanmadan önce Lord Diyarının ilk aşamalarındaydı. Hastalığın ilerlemesini engelleme çabası yüzünden giderek düşmüştü ve şu anda Yeryüzü diyarının zirvesindeydi. Bu aşama da sona erdiğinde Mavi Kral artık hastalığı yavaşlatmak için gerekli olan güçten yoksun kalacaktı.

Deniz’in bu kadar ilerleyebilmesindeki neden ise, sürekli olarak ava çıkması, büyülü canavar eti ile beslenmesi ve kendi iksir ve haplarını yapıp tüketmesiydi.

Bir yıl sonraki 5 Krallık Turnuvasına katılan yaşıtlarının genel seviyesi Yeryüzü Diyarının zirvesi ve Yaşam Diyarının başlarında olacaklardı. Ancak Deniz bir şeyden emindi. Kendisi gibi dâhilerde olacaktı. Belki de kendisinden daha dehşet verici olacaklardı.

**********************************************************************************

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

**********************************************************************************

Azur Kral – Bölüm 7 – Kızıl Krallıktaki Gerginlik
Azur Kral - Bölüm 5 - Bilge Prens Deniz

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Cross Game

Cross Game Tanıtım ve İnceleme

gençwertherinavıları_visual.png

Goethe – Genç Werther’in Acıları Kitap İncelemesi