in

Azur Kral – Bölüm 58 – Suikastçı ve Avcı Sınıfı Sınavı

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 58 – Suikastçı ve Avcı Sınıfı Sınavı

Önceki Bölümden…

Bunu sadece Deniz Parvana ve Klan Lideri biliyordu. Klan Lideri her ne kadar Deniz Parvana’nın bütün sırlarını çözemiyor olsa da büyük ölçüde görüyordu. Mesela boyutsal depolama yüzüğünü ve içindeki Altın Güneş Yayını. Kendisinin bizzat Alper Us’a hediye ettiği Ateş İfritinin Nefesi kılıcını, Elementlerin Ruhu Tekniği parşömenlerini, Yeryüzü Kutsal Yaşam El Kitabı’nı, normalden çok hızlı iyileşme yeteneğini ve diğer tekniklerini…

Göremediği üç şey vardı. Okyanus’un Çocuğu yeteneği, 3 farklı element tipini kontrol edebilmesi ve ateş ejder tanrısından aldığı miras ile ateş ejder tanrısı evrimiydi.

 

** 58 – Suikastçı ve Avcı Sınıfı Sınavı

Dördüncü sırada suikastçı sınıfı sınavı vardı. Bu sınavda kişinin Gizlenme, Sızma, Bilgi Toplama, Keşif yetenekleri test edilecekti. Deniz Parvana, sık sık krallık dışına çıkıp vahşi hayatta, hayatta kalma becerilerini yükseltmişti. Avlanması, hayvanların izini sürmesi ve diğer beşerî tehlikelerden kaçınması konusunda deneyimliydi.

Hızlıca sınav alanına gitti ve kıdemlilere selam vererek armasını uzattı.

“Deniz Parvana, bu sınav tek aşamadır. Sana göstereceğimiz bir bölgeye kendini gizleyip bölgede keşif yapacaksın. Keşif sırasında senden bulmanı istediğimiz 4 bulmaca parçası var. Bulmaca parçalarını topladıktan sonra onları birleştirecek ve sızman gereken yeri öğreneceksin. Yakalanmadan bölgeye sızdıktan sonra oradan bize bilgiler getireceksin. Bölgenin çeşitli yerlerinde çeşitli belgeler var. Getirdiğin belgeler puanını etkileyecek. Son olarak üzerinde ruhsal kontrol bağımızın olduğu bir kuklayı sessizce yok edeceksin. Ruhsal kontrol bağı sayesinde bizde kuklanın nasıl yok edildiğini anlayacağız. Tüm malzemeler ile geri döndüğünde puanlamaların yapılacak.”

“Anladım efendim.”

Deniz Parvana, sınav alanının girişine gelmiş ve gözlerini kapatmıştı. İlk olarak etrafını su Qi’si yaymadan tüm bölgedeki nemi hissetmeye çalışmıştı. Bunu başardığında ağzının bir kenarı hafifçe yükselmişti ve yerden 2 metre kadar yükselip bodoslama bölgeye girmişti.

Kıdemliler ve sırasını bekleyen katılımcılar mala bağlamış bir şekilde Deniz Parvana’nın arkasından bakakalmıştı. Ancak birkaç dakika geçmiş olmasına rağmen hiçbir alarm çalmamıştı.

Sınav alanı alarmlarla ve büyüklü küçüklü tuzaklarla doluydu. Bir tuzağı aktifleştirdiğinde bir alarm çalardı test alanından çıkarılırdın. Ancak aradan 5 dakika geçmiş olmasına hala bir tuzak çalmamıştı.

Deniz Parvana, bölgedeki bütün tuzakları ve alarmları hissetmişti. Ve hiçbirine yakalanmadan 4 dakika da tüm bulmacaları bulmuştu. Bulmacayı tamamladığında bir yer altı binası olduğunu anlamış ve girişini bulup içeri sızmıştı. Hızlıca bulabildiği bütün belgeleri boyutsal depolama yüzüğüne atmıştı. Son görev olarak bahsedilen kuklanın odasına girmişti.

Gizlice kuklanın arkasına geçmiş ustasından aldığı kılıç ise kuklanın kafasını uçurmuştu. Ek olarak kuklanın üzerindeki kolyeyi, parmağındaki yüzüğü ve çantasını da almıştı. Odada bulabildiği tüm belgeleri de alarak hızlı bir şekilde çıkmıştı.

Toplamda 11 dakika da sınavı bitirmiş ve kıdemlilerin yanına gelmişti. Sonrasında belgeleri teker teker çıkartmış hangisini nereden aldığını belirtmişti. Kuklanın üzerinden aldığı malzemeleri de masaya bıraktıktan sonra bir adım geri çekilmiş puanını beklemeye başlamıştı.

Kıdemliler kendi aralarında bir süre tartıştıktan sonra, “500 Tam Puan!” diye puanı duyurdular.

“Deniz Parvana, bölgeye bırakılan bütün belgeleri toplamışsın. Kuklanın üzerindeki klan hazinesi değerindeki kolye ve yüzüğü almışsın. Kuklanın çantasındaki savaş planlarını almışsın. Kuklanın olduğu odada çok gizli bir şekilde saklanmış olan teknik parşömenlerini de bulmuşsun. Üstelik hiçbirini açıp okuma girişiminde bile bulunmamışsın. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde tam puanı hak ediyorsun.”

Elbette bu sözleri sadece Deniz Parvana duymuştu. Çünkü daha sınava girecek olan kişiler vardı ve bu analizi duymamaları gerekiyordu.

Deniz Parvana, armasını kıdemlilere uzattı ve puanı kaydedildi. Toplamda 2000 puana ulaşmıştı. O anda kendisine en yakın puan 1000 bile değildi.

**

Bir sınav alanından daha çıktıktan sonra diğerine doğru yönelen Deniz Parvana, birçok gözün kendisinde olduğundan habersizdi. Özellikle tüm direk kıdemliler ve klan lideri tarafından sürekli olarak izleniyordu.

“Bu çocuğun daha ne kadar yeteneği var? Bataklığın içinde yetişen bir Yıldız Gülü gibi… ” neredeyse bütün Direk Kıdemliler bu şekilde düşünüyorlardı. Klan Lideri de dahil hepsinin gözlerinde övgü dolu bakışlar vardı.

Avcı sınıfı sınav alanına geldiğinde de hiç sıra beklememişti. Kıdemlilerin yanına gitti ve armasını gösterdi.

“Deniz Parvana, bir yay seç.” Dedi kıdemliler.

Deniz Parvana bir yayı aldı ve kıdemlilerin yanına tekrar geldi.

“Ormana girip bir Şeytani Toprak Sıçanı bulup öldürmelisin. Öldürdükten sonra buraya getirmelisin. Ancak uyarmalıyım. Bu orman tehlikelidir. Dikkatli olmalısın.”

Her ne kadar bir test olsa da katılımcıların ölmemesini diliyorlar bu yüzden tehlike konusunda uyarıyorlardı. Elbette ölenler olabilirdi bu da onların güçsüzlüğü idi.

Şeytani Toprak Sıçanı, adı gibi şeytani bir canavardı. Kendini gizlemesini çok iyi bilir ve neredeyse hiç iz bırakmazdı. Toprak altında saklanır ve ani bir hareketle saldırırdı. Yetişimci daha ne olduğunu anlamadan en azından bir uzvunu kaybetmiş olurdu.

En büyük sorun bu değildi. En büyük sorun bu canavarlar en az ikili grup olurlardı. Yani en az iki Şeytani Toprak Sıçanı olurdu. Ve genelde ikisi aynı anda farklı yönlerden saldırırdı. Eğer şansın kötüyse ne olduğunu anlamadan bedenin iki parçaya ayrılır ve bu canavarların yemeği olurdun.

Deniz Parvana bu canavarları çok iyi biliyordu. Clitus adasında bu canavarlardan çok fazla avlamıştı. Ama o zaman elinde Altın Güneş Yayı vardı. Toprak altındaki canavarları hissedebiliyor ve büyülü oku ile toprağın altına olmasına bakmadan öldürebiliyordu.

Şu anda ise elinde normal bir yay ve oklar vardı. Ne kadar hızlı gönderse de toprak altındaki canavarları öldüremezdi. Altın Güneş Yayı’nı da kullanamazdı.

Ama deneyebileceği birkaç şey vardı. Ormana girdikten kısa bir süre sonra birbirlerine çok yakın üç tane Şeytani Toprak Sıçanı bulmuştu. Deniz Parvana, onları Buz Çağı tekniği sayesinde net bir şekilde hissedebiliyordu. Yerin 5 metre altında duruyorlardı. Ya avlarını bekliyorlardı ya da uyuyorlardı. Bundan emin olamıyordu.

Yayına 1 ok taktı ve oka ateş Qi’si yönlendirdi. Yönlendirdiği ateş Qi’si ile ok o kadar ısındı ki oturduğu ağacın yaprakları ve dalları alev almaya başlamıştı. Ok iyice nallandıktan sonra hedef aldığı Şeytani Toprak Sıçanına gönderdi.

Ok toprağa büyük bir hız ile girdi ama 4 metre kadar derine inebildi. Sonrasında tamamen erimiş bir hale geldi. Ani sıcaklık artışını hisseden Şeytani Toprak Sıçanları korkarak kaçtılar. Deniz Parvana bu yöntemin işe yarayabilmesini diliyordu ama düşündüğü gibi olmamıştı. Kullandığı yay ve oklar çok düşük kalitedeydi.

Bu sebeple daha tehlikeli yola başvurması gerekti. Kendisini hedef gösterecek ve canavarlar ona saldırdığı anda işlerini bitirecekti.

Deniz Parvana’nın gizlilik konusunda bir sıkıntısı yoktu. O kendisini gizlemiyor, canlıların onları hissedemeyeceği uzaklıklarda kalıyordu. Kendisi onları çok iyi hissedebildiği için bu sorun olmuyordu.

Ağaçların dallarından dallarına atlayarak ilerdi ve bir çift Şeytani Toprak Sıçanına denk geldi. Şeytanı Toprak Sıçanlarının ona saldırmasını sağlamak için topraktan gitmesi gerekiyordu. Böylece kendisini hissedeceklerdi. Birkaç yüz metre geriye gitti. Yavaş ve titrek adımlarla ilerlemeye başladı. Şeytani Toprak Sıçanlarının topraktaki titreşimleri hissedebildiğini bildiği için korkmuş ve tedirgin bir şekilde ilerleyen insan profili çiziyordu.

Bu Şeytani Toprak Sıçanlarının asla kaçırmak istemeyeceği avlardı. Onlar için en kolay lokmaydı. Deniz Parvana, yayına bir ok takmış ve ateş Qi’si yönlendirmişti ve hazır halde bekliyordu. Hareketlerini hissedebildiği için çıkacağı noktayı tahmin ediyordu.

Tam Şeytani Toprak Sıçanlarının üzerine gelmişti ki, canavarlar hızlıca yukarı çıkmaya başlamıştı. Tam kafasını çıkardığı anda Deniz Parvana yukarı sıçramış ve yayın kirişini bırakmıştı. Alazlanmış ok canavarın kafasından girmiş ve onu içinden yakarak arka tarafından çıkmıştı. Hızlıca bir ok daha taktı ve aynı şekilde ateş Qi’si yönlendirdikten sonra diğer canavara gönderdi. Aynı şekilde diğer canavarı da öldürdükten sonra yere indi.

Şeytani Toprak Sıçanlarının cesetlerini Boyutsal depolama alanına attıktan sonra geldiği yoldan geri döndü.  Geri dönerken de aynı yöntemle 15 tane daha öldürmüştü. Toplam süresi 10 dakika bile olmamıştı. Kıdemliler Deniz Parvana’nın bu kadar hızlı gelmesini pes etmek olarak anlamıştı. Ancak kıdemlilerin önüne gelip 17 Şeytani Toprak Sıçanı cesedi bıraktığında gözleri sonuna kadar açılmıştı. Deniz Parvana yayı teslim etti.

“20 tane ok vermiştik. 5 tanesine ne oldu?”

“Ah, birkaç şey denemek istemiştim bu yüzden yanarak kül oldular. Bu arada diğer oklarda aynı şekilde oldu. Onlar hedefi buldular ama kullanılamayacak hale geldiler.”

“Anlıyoruz. Peki, önemli değiller zaten. Çoktan iki rekor kırdın. Hem hız hem de av sayısı olarak. Seni geçebilecek birinin olamayacağını da bildiğimden sana 500 tam puan veriyoruz.”

“Teşekkürler kıdemlim.”

Deniz Parvana armasını kıdemlilere uzattı ve kıdemliler tarafından puanı kaydedildi. Şu anda 2500 tam puanı olmuştu ve son bir sınavı kalmıştı. Savaşçı sınıf sınavı.

O anda Deniz Parvana’yı takip eden Klan Lideri, “Cennetler bu çocuk daha 12 yaşında. Annesinin karnında mı eğitime başlamış? Her sınıfta bu kadar başarılı birini 500 yıllık hayatımda ilk defa görüyorum. Ya da sadece binlerce yılda bir gelecek hayır milyon yılda bir gelecek bir zekâ ile kutsanmış. O kadar zeki ki… Anında durumu değerlendirip yine anında çözüm üretiyor ve hepsi doğru şeyler oluyor. Hayır, hayır. Sadece zekâ olamaz… İnanılmaz bir bilgi kapasitesi de olmalı. Aaah! Cennnetler! Sadece zekâ ve bilgi de işe yaramaz ki. Deneyim ve tecrübe de gerekli. Sürekli araştırma ve deneyimleme gerekli. Sen tam olarak nesin?”

 

********************************************************

Azur Kral – Bölüm 58 – Suikastçı ve Avcı Sınıfı Sınavı

Umarım seriyi okurken keyif alıyorsunuzdur. Bir kaç takipçimiz yorum atıyor sağ olsunlar. Yorum atmayan diğer arkadaşlar da umarım yorumlarını eksik etmezler. ^_^

Keyifli Okumalar…

Bu hafta iş yoğunluğumdan bölüm atamadım. Bu yüzden bugün bir toplu geliyor. 5 bölüm atacağım. Gün içinde takipte kalın. 😉

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

 

Azur Kral – Bölüm 59 – Savaşçı Sınıfı Sınavı
Azur Kral – Bölüm 57 – Şifacılık Sınıfı Sınavı

Bir cevap yazın

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 57 – Şifacılık Sınıfı Sınavı

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 59 – Savaşçı Sınıfı Sınavı