in

Azur Kral – Bölüm 32 – Alev Ejder Tanrısının Yuvası

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 32 – Alev Ejder Tanrısının Yuvası


Önceki Bölümden…

Varoluş Düzlemine geçtikten sonra tarih edilenleri yaptıktan sonra ateş Qi’si Deniz Parvana’nın vücuduna akın etmeye başlamıştı. Ancak bu akın başladığı anda inanılmaz bir acı çekiyordu. Bu zamana kadar sadece su Qi’si kullanan Deniz Parvana, Qi damarlarına ateş Qi ‘si girdiği için bu kadar acı çekmesi normaldi. Normal bir insanın çekeceği acıların onda biri kadar olmasa bile, bu acı dayanılmazdı.

 

** 32 – Alev Ejder Tanrısı’nın Yuvası

Deniz Parvana, meditasyon yaparken kaç gün geçtiğini bilmiyordu. Çektiği bütün acılara dayanıyordu. Kendisi fark etmese de birçok kez acı dolu çığlıklar atıyordu ve o anda kendisini izleyen iki devasa gözü fark etmiyordu. Bu gözler Deniz Parvana bulunduğu kıyıya geldiği andan beri onu izlemekteydi.

Bu gözler birçok kez iç çekerek ilgisini kaybedip kapansa bile şu anda beklenti ve sabırsızlık doluydu. Bu gözlerin sahibi Ateş Ejder Tanrısına ait gözlerdi. Lavın içerisinde dinlenen bu Ateş Ejder Tanrısı Deniz Parvana’nın kıyıya geldiğini ve onun Kızıl Krallıktan biri olmadığını anlamıştı. Ancak etrafına su tipi Qi yayan bir insanın bu volkanın dibinde ne işi var diye meraklanmış ve karışmamıştı.

Deniz Parvana’nın, Elementlerin Ruhu parşömenine sahip olduğunu gördüğünde biraz şaşırmıştı. Bu yüzden kesinlikle bu işin sonunu görmek istemişti. Elementler Ruhu parşömenindeki ateş elementi simgesinin parlaması için gerekli olan kalitede ve miktarda kendi ateş Qi’sini yavaş yavaş yaymıştı.

Olacakları görmek istiyor ve bir drama izler gibi izliyordu. Deniz Parvana bu parlamayı fark edip Varoluş Düzlemine girdiği anda acı çığlıklar atmaya başladığını gördüğünde gözlerindeki acıma beklenti ve övgü ile dolmuştu.

Deniz Parvana’nın meditasyona devam ettiği her gün Ateş Ejder Tanrısının gözlerinde, beklenti ve övgüye ek olarak şaşkınlık yerleşiyordu.

Çoktan 15 gün geride kalmıştı ve Deniz Parvana ateş tipi Qi özümsemeye devam ediyordu. O kadar hızlı bir şekilde özümsüyordu ki etrafında bir anafor oluşmaya başlamıştı. Meditasyona devam ettikçe de bu anafor büyümüş volkanın üzerindeki kara dumanları bile etkilemişti.

O güne kadar sakin olan kara bulutlar giderek bir noktaya toplanmaya başlamıştı ve gün geçtikçe bütün kara bulutlar toplanmaya devam ediyordu. İlk 10 gün bu toplanma devam etmişti ama bir sorun yaşanmamıştı. Ancak 10. Günden sonra kara bulutların dönüşleri hızlanmaya başlamış ve kendi içinde mor şimşekler çakmaya başlamıştı. Üstelik duracak gibi de durmuyordu.

Bu durumdan tedirginleşen Kızıl Kral ve yardımcıları volkanın zirvesine gitmişti ama bir şey bulamamışlardı. Bütün kara bulutlar lav denizinin ortasından başlayarak gökyüzüne doğru bir hortum oluşturmuştu. Kızıl Kral bu hortumun içerisine girmişti ama hortumun merkezinde bir şey görememişti.

Kızıl Krallık tarihinde ilk defa böyle bir fenomen gerçekleşiyordu. 15. Gün geride kaldığında volkan dağının zirvelerinden eteklerine, eteklerinden şehrin çevresine mor yıldırımlar düşmeye başlamıştı. Bu yıldırımlar düşmeye başladığında bütün krallıktaki ateş Qi’si bariz bir şekilde azalmıştı ve azalmaya devam ediyordu.

Üstelik bu fenomen giderek şiddetleniyordu. Kimse ne yapılması gerektiğini bilmiyordu. Kızıl Krallık tarihinde ilk defa görünen bu fenomen böyle büyümeye devam ederse bu Kızıl Krallığın yerle bir olması demekti. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar bu hortumu dağıtamamışlardı.

  1. gün sona erdiğinde fenomen bir anda ortadan kaybolmuştu üstelik volkanın üzerinde tek bir kara bulut demeti bile kalmamıştı. Her şeye ek olarak Kızıl Krallıkta bir nebze ateş Qi’si kalmamıştı. Sanki o fenomen krallıktaki bütün ateş Qi’sini tüketmişti.

Tüm halk gelecekte neler olacağını düşünürken kara dumanlar tekrar yükselmeye başlamıştı. Kara dumanlar yükseldikçe ateş Qi’si de tekrar yükselmeye başlamıştı.

Bu fenomenden sonra Kızıl Krallık Sarayı dahil başkentin yarısı yerle bir olmuştu. Ve en acı tarafı buna sebep olan şeyi bulamamışlardı. O anda Kızıl Kral’ın aklına geçmişte yaşanan bir olay gelmişti. Buna benzer bir durum zamanında Siyah Krallıkta da olmuştu. Orada oluşan fenomen sona erdiğinde fenomenin kaynağında Antik Seviye bir hazine ortaya çıkmıştı.

Bu aklına geldiği anda en hızlı hızı ile volkana girmiş ve günlerde her yerini karış karış aramıştı ama bir hazine bulamamıştı. Hayal kırıklığı ile geri dönen Kızıl Kral hemen hasarların onarılması için emir vermişti.

**

Deniz Parvana meditasyona girdiğinde inanılmaz bir hızla Qi özümsediğini gören Ateş Ejder Tanrısı, fark ettirmeden Deniz Parvana’yı ve oturduğu kaya parçası ile lav denizinin tam ortasına getirmişti. Bu şekilde daha çok ateş Qi’si özümseyebilecekti. Çektiği acıları azaltmak amacı ile kendi Qi’sini de Deniz Parvana’ya yönlendirmişti. Asıl amacı acıyı azaltmak değil süreyi kısaltmaktı.

Kızıl Krallıktan gelenleri algıladığında ise Deniz Parvana’yı gizlemişti. Bu şekilde kimse onu görememiş ve hissedememişti.

  1. gün sona erdiğinde Deniz Parvana gözlerini açmıştı. Hızlıca tekrar dantianına baktığında ateş elementi ve damarlarının, su elementi kadar parlak olduğunu gördüğünde kendisini öylece bırakmış ve derin bir nefes almıştı. Bu 30 gün Deniz Parvana için bir yıl gibi gelmişti.

Algısını etrafa yaydığında ise bir anda ayağa kalkmış ve etrafına bakmıştı. Meditasyon yaptığı yerde değildi.

“Deniz Parvana…”

O anda antik bir ses duymuştu. Sen o kadar güç ve gurur taşıyordu ki kendini sıkmasa secde edecekti. Bütün hücreleri bu ses secde etmek istiyordu. Bu hisse karşı koymak için kendi dudağını şiddetlice ısırmış ve tırnaklarını avuçlarına batırmıştı.

Sesin etkisi geçtiğinde kendisine gelmiş ve “Kimsin sen! Ben neredeyim!” diyebildi.

“Deniz Parvana… Şuan benim evimdesin. Çok umursamaz olduğunu düşünmüyor musun?”

“Senin evin mi? Sen kimsin? Neden umursamaz olayım ki?”

“Bana Ateş Ejder Tanrısı derler. Sen şuan beni rahatsız ettiğin volkandaki lav denizinin en dibindesin. Umursamazsın. Yaşananlardan bir habersin.”

O anda Ateş Ejder Tanrısı, kendisi meditasyondayken neler yaşandığını özel bir teknik ile Deniz Parvana’ya göstermişti. Ateş Ejder Tanrısı tekniği sonlandırdığında Deniz Parvana nefes nefese kalmıştı ve gözleri, göz küreleri yerinden çıkacak kadar çok açılmıştı. Elleri yerde yaşananları idrak etmeye çalışıyordu.

“Bütün bunlar ben ateş Qi’si özümserken mi oldu yani? Bu! Bu!”

“Üstelik ben seni lav denizinin ortasına kadar getirdim ve üzerine kendi ateş Qi’m ile destekledim. Öylesine aşırı ateş Qi’si özümsedin ki bu olaylar yaşandı. Eğer ben seni gizlememiş olsaydım çoktan Kızıl Kral tarafından öldürülmüştün.”

Deniz Parvana iyice sakinleştikten sonra doksan derece eğildi ve “Ateş Ejder Tanrısına şükranlarımı sunarım. Bana yardımcı olduğunuz ve beni koruduğunuz için teşekkür ederim.”

Antik Ejder Tanrısı, Deniz Parvana’nın bu davranışından memnun olmuştu.

“Söyle bakalım. O parşömeni nereden buldun?”

“Bu adadaki, kutsal arena denilen yerin kütüphanesinde. Orta seviye tekniklerin olduğu katta bir kenara atılmıştı.”

“Hahaha! Orta seviye teknikler ha! Hahaha! Bu cahil ve aptallar bu tekniğin değerini bilseydi canları pahasına onu korumak isterlerdi. Ama görüyorum ki sende iki ana parçası eksik.”

Deniz Parvana şok olmuştu. Bir süre bir şey diyememişti. Şoku atlattığında “İki ana parçası mı eksik? Bir parçası eksik değil mi?”

“Hahaha! Elbette iki ana parçası eksik. Sana yardım etmemdeki sebep zaten o sahip olduğu parşömendi. Ve ateş elementi simgesinin parlamasını da ben sağladım. O parşömendeki element simgeleri sadece çok kaliteli ve yüksek seviye Qi ile parlayabilirler. Su elementinin parlamasının sebebi ilk elementinin su elementi olmasından dolayı. Ancak şunu bilmelisin ki bu teknik hala eksik. Sende sadece ana elementler yani en alt aşamasının 3 parçası var. Bende de bu aşamanın iki parçası var. Ama konu daha fazla bilgi vermeyeceğim.”

“Ateş Ejder Tanrısı, Elementlerin Ruhu tekniğinin eksik kısımlarını nasıl elde edebilirim?” O anda Deniz Parvana’nın gözleri babasından şeker isteyen bir çocuğun ki gibi parlak ve sevecendi.

Ateş Ejder Tanrısı bir süre sessiz kaldıktan sonra cevap verdi. “Eğer benim testimi geçersen Elementlerin Ruhu tekniğinin eksik parçalarını, buraya gelme amacın olan Kutsal Ateş Kristallerini, Ateş Güllerini ve 10 damla Ateş Ejder Tanrısının Gözyaşları’nı, 10 tane Ateş Ejder Tanrısının Pullarından vereceğim. Eğer bu teste giren herkesten daha iyi bir sonuç alırsan sana Antik Ejder Tanrısı’nın Hayat Ateşi tekniğini sana bizzat öğreteceğim. Bu teknik bu gezegendeki en üst seviye ateş tekniğidir. Senin Buz Ankası’nın Buz Çağı tekniği kadar güçlü olmasa da Ateş Ankası’nın Yanan Geçmişin Kayıtları tekniğinin temelidir diyebilirim. Çünkü bu teknik ustamın ustası tarafından Ateş Ankasının tekniğini üzerinden geliştirildi.”

Deniz Parvana yaşadığı şokun birini atlatmadan başkasına yakalanıyordu. Buraya sadece birkaç tane Kutsal Ateş Kristali ve Ateş Gülü almak için gelmişti.

“Ateş Ejder Tanrısı… Testinizi almaya hazırım.”

 

********************************************************************************

Umarım seriyi okurken keyif alıyorsunuzdur.

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************************************

Azur Kral – Bölüm 33 – Ölümcül Ateş Ejder Tanrısı Testi
Azur Kral – Bölüm 31 – Ateş Elementi Bedensel Qi Dönüşümü

Bir cevap yazın

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 31 – Ateş Elementi Bedensel Qi Dönüşümü

My Hero Academia Sezon 4

My Hero Academia Sezon 4 Tanıtım Videosu Yayınlanmış