Azur Kral – Bölüm 146 – Ak Ejderha

Azur Kral – Bölüm 146 – Ak Ejderha

** 147 – Ak Ejderha

“Bu aura… Benim en değerlimi kaybettiğim yerdeyiz. Yanılıyor olamam!”

Tilbe, “En değerlin mi? Bu… herkesin bildiği ejderhaların büyük aşkı efsanesi değil mi?.”

“Evet. Aynen öyle. Olamaz. Bir daha asla buraya gelemeyeceğimi düşünüyordum. Bu yıldız sistemi ve bu gezegen en değerlimin öldüğü yer. Hala dün gibi hatırlıyorum. O lanet Oroboros ile savaşımızdan sonra o o.ç. sevdiceğime saldırdı.

Sevdiceğim bir Ak Ejderha idi, Oroboros piçi ise bir Karanlık Ejderha. Sevdiceğimin doğal düşmanı. Sevdiceğim savaşmayı asla sevmezdi. O lanet olası insan ırkını bile çok severdi. Bir ejderha olmasına rağmen hiç agresif ve kibirli değildi. Bense o zaman onun tam tersiydim. Aşırı agresif, öfkeli ve kibirliydim.

Onu korumak istedim ama zaten uzun savaşımızdan dolayı tükenmek üzereydim. Çok büyük bir kaostu. Yıldızlar çöküyordu. Sistemler yok oluyordu. Sevdiceğim öldüğünde kaçmak zorunda kalmıştım. İntikamımı alacağıma dair kan yemini edip buraya geri döneceğime söz vermiştim ama yaralarım düşündüğümden çok daha kötüydü. Kaçabilmek için kan özümü kullanarak güçlü bir ışınlanma tekniği kullandım ve o lanet olası olabilecek en düşük yere düştüm. Bu yüzden dönememiştim ve dönebilme umudum da yoktu. Çok uzun zaman oldu ve siz tesadüfen burayı buldunuz…”

“Öldüyse nasıl onun varlığını hissedebiliyorsun?”

“Nasıl hissetmem! Bu saray tamamen onun kemiklerinden yapılmış. Bu saraydaki her varlıktan onun aurası hissedebiliyor. Özellikle şu uzun kulenin zirvesi en yoğun noktası.  Bu insanlar en değerlimin bedenini bulup kullanmışlar. Şu beyazlıdan bile hissedebiliyorum. Lanet olsun! ”

“O zaman o kızın bana bu kadar yakın hissettirmesi bu yüzdendi demek. Sarayın kapısından geçtiğimden beri istemsizce giderek daha fazla heyecanlanıyorum. Sanki, hep özlemini çektiğim bir şeye kavuşmuşum gibi…”

“Elbette o. Sonuçta ruhen ve bedenen seninle birleştik. Hislerimin sana geçmesi de çok normal. ”

“Ne yapacağız peki? Ne yapmamı istiyorsun?”

“Bu durumda yapacak bir şey yok. Dediğim gibi çok uzun zaman geçti üzerinden. Ama buradaki herkesten bu aurayı söküp almayı çok isterdim.”

“O zaman alalım. Tamam. Karar verildi. Sevdiceğine ait ne varsa toplayacağız. Ama bunu nasıl yapılacağını biliyor musunuz?”

“Ben biliyorum” dedi Tilbe ve Deniz Parvana’nın zihnine bir tekniğin bilgileri akmaya başladı.

“Bu teknik aslında yasak bir tekniktir, bu teknik bir canlının tüm ekimini bile özümseyebilirsin ama bunu yaptığın anda buna devam etmek zorundasın. Başka türlü ilerlemen imkansız olur. Ancak senin amacın ekimini değil, Ak Ejderha kan özünü ve kan soyunu özümsemek. Sadece bunu yaparsan gelişim yolun etkilenmez.”

“Tamamdır. İlk fırsatta başlıyoruz.”

O sırada, beyazlı kız Deniz Parvana’nın çok heyecanlı ve düşünceli bir halde olduğunu hissetmişti. Nedense bu çocuğa karşı bir sıcaklık hissediyordu.

“Ne düşünüyorsunuz bu kadar?”

“Ah. Sadece burası beni çok heyecanlandırdı. Sebebini çok merak ediyorum.”

Beyazlı kız eli ile ağzını kapatarak cilveli bir şekilde hafifçe güldü. “Hehe. Bu çok normal. Buraya giren herkes öyle hissediyor. Çünkü tüm bu saray Ak Ejderha’nın kemikleri ve eti ile yapıldı.”

“Anlıyorum. Sanırım bu yüzden olmalı.”

“Kesinlikle.” Beyazlı kız birkaç nefeslik süre boyunca daha baktıktan sonra önüne döndü ve ilerlemeye devam etti.

 

Grup sarayın iç merdivenlerinden çıkarak en yüksek kulenin zirvesine kadar tırmandılar. Büyükçe bir kapıdan geçtikten sonra geniş bir salona girdiler. Bu salonun sonunda ise yerden bir miktar yüksekte olan bir tahtta oturan beyaz kralın önüne kadar geldiler.

Beyazlı kız, kralın önünde diz çökmesine rağmen diğer ikili diz çökmeden öylece beklediler. Beyazlı kız, ikilinin diz çökmeleri için birkaç işaret yapmış olsa da ikili diz çökmeyi reddetti.

“Hoş geldiniz. Eminim sizi neden sarayıma davet ettiğimi anlamamışsınızdır. Ben, içinde bulduğumuz Nydia Yıldız Sistemi’nin kralı Ashok Max. Bu kişi ise benim kızım Dijana Max’tır. Sizler?”

“Ben Karabars Gerelbayar, bu genç ise öğrencim Deniz Parvana’dır Kral Max.”

“Bu yıldız sistemine girdiğiniz andan itibaren sizi izliyorum. Gezegene gelişinizi ve o Yer Altı Şeytan Akrebi ile olan savaşınızı biliyorum. Savaşınız çok etkiliydi. Özellikle kullandığınız o teknik gerçekten muazzamdı.

Bu tekniğinize bakarak bu yıldız sisteminden olmadığını söyleyebilirim. Peki… Bu yıldız sistemine neden geldiniz?”

“Öğrencim, geldiğimiz yıldız sisteminde daha fazla güçlenemezdi. Bu sebeple buraya geldik.”

Kralın gözleri yavaşça renklenmeye başladı. Birkaç saniye içinde gözleri gökkuşağı gibi rengarenk oldu.

“Anlıyorum. Öğrenciniz gerçekten bakılmaya değer görünüyor. Bir ateş ejderi kan soyu, çoklu elementler ve… Bir Sonsuz Ki adayı! Bu yaşlı gözler gerçekten de bunu görebildi.”

“Sonsuz Ki mi?!” Beyazlı kız çok şaşırdı. “Şu tanrı yolu efsanelerinde geçen Sonsuz Ki mi?”

“Hahaha! Aynen öyle. Uzaktan izlerken bunu fark etmemiştim. Dikkatli bakmasam yine göremezdim.”

“Kral Max, sizde Tanrının Gözlerine sahipsiniz. Bu gerçekten çok nadirdir.”

Bald sinirli bir şekilde bağırdı. “Lanet olsun! Bu onun gözleri bile değil! Bunlar O’nun gözleri!”

“Hohooo. Demek bunları biliyorsunuz. Pekâlâ… Sizleri kabul edebilirim. Burada yaşayabilir ve avlanabilirsiniz. Ancak Deniz Parvana, Kraliyet Akademisine bir öğrenci olarak katılacak. Sizde bir öğretmen olacaksınız.”

“Sanırım bunun için bir sebebiniz var Kral Max.”

“Aynen öyle Karabars Gerelbayar. 3 Yıl sonra yapılacak olan Unutulmuş Yıldız Sistemleri Turnuvasına katılacaksınız. Her 50 yılda bir yapılır. Öğrencilerde 30 yaşından küçük olan ve en az Ruhani Alemde olanlar, kıdemlilerde ise 1000 yaşını geçmemiş Astral Alemden düşük olmayanlar katılabilir.”

Üzgünüm ki ben katılamam. Ben çoktan 2000 yaşını geçtim.”

Kral, bu sözlere şaşırmıştı. 2000 yaşını geçtiğini söylemesine rağmen 1000 yaşına bile gelmemiş gibi görünüyordu. Tanrının gözleri ile kontrol ettiğinde gerçekten de çoktan 2000 yaşını geçtiğini fark etmişti.

“Bu kötü oldu. Senden kadim bir aura hissedebiliyorum ama bir sebeple gelişimin durma noktasına gelmiş.”

“Evet Kral Max. Yaklaşık 1000 yıl boyunca ücra bir yerde hapis kalmıştım. Bu sebeple ekimim düşük kaldı.”

“Anlıyorum. O halde turnuva için sizi düşünmeyeceğiz. Normalde şu anda bir kıdemli olma şansınız bile yoktu ancak kılıç kalbinizi oluşturabilmiş olduğunuzdan kabul edileceksiniz.”

“Kılıç Kalbi? Gerçekten mi?” Beyazlı kız yine şaşırdı. Bu duyduğu şeyleri sadece efsanelerde duyabiliyordu.

“Evet hanımefendi. Kılıç kalbini uzun zaman önce oluşturabildim ama zirvesine asla ulaşamayacağım.”  

“Sadece efsanelerde duyduğum iki büyük özelliği canlı karşımda görmek bile yeterliydi. Umarım daha yüksek aşamalara gelebilirsiniz.”

“Teşekkürler hanımefendi.”

“Layla, misafirlerimize bir ev ayarlandı. Lütfen onlara evlerine kadar eşlik eder misin? Misafirlerimiz, Kraliyet Akademisinin açılmasına 1 hafta var. Bir hafta sonra giriş sınavı yapılacak. Karabars Gerelbayar benden tam onay aldığınız için kıdemli sınavlarına girmenize gerek yok. Ancak Deniz Parvana, her ne kadar bizzat benim kurduğum bir akademi olsa da öğrencilere referans olamam. Bu sebeple sınava girmelisin. Mevcut ekimin ile zorlanabilirsin ama sınavı geçebileceğine eminim.”

“Teşekkürler Kral Max.”

“Tamam şimdi gidebilirsiniz.”

İkili, beyazlı kız Layla’nın arkasından salondan ayrıldı. İkili salondan ayrıldığı anda odaya iki siyah giyimli asker geldi. Suikastçı oldukları kanlı auralarından belliydi.

“Bu ikisini sürekli izleyeceksiniz. Yaptıkları her şeyden haberim. Kılıç Kalbi ve Sonsuz Ki… Onları mutlaka elde etmeliyim. Özellikle Deniz Parvana… Onda benim bile göremediğim birçok sırrı var.  Üstelik Deniz’e karşı sebebini anlamadığım bir sıcaklık hissediyorum. Öncelikle bunun sebebini bulmalıyım. Bu durumu çözmeden onu öldürebileceğimi sanmıyorum. Kan soyu ile ilgili bir durum olmalı. Onları kesinlikle ele geçireceğim. Sonrasında bu lanet yerden sonunda kurtulabilirim. ”

********************************************************

Yazar’ın Köşesi 🙂

Yeni bölümler her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 09:00’da… (İnşallah 🙂 )

Hadi bakalım, yeni bölümler yazmaya başlayabildiğimden hafta sonu da bölümler geliyor. Yazmaya devam edebilirsem önümüzdeki hafta içi de her gün atabilirim. 🙂 (ATAMADI)

Arkadaşlar bir türlü fırsatını bulamadım o yüzden bugün bölüm atamadım. Bu yüzden bu saatte atıyorum.

Umarım serinin ilerleyişini beğeniyorsunuzdur. Seri ve ilerleyiş hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.

Takipte kalın.

NOT: Arkadaşlar sitemizin tam ortasında yer alan Abone Ol kısmından abone olursanız her yazımızda mail alırsınız. Bu şekilde bir bölüm attığımda haberiniz olur. 😉 

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 145 – İlginç ve Hoş Bir Karşılaşma

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 147 – Sonsuz Aşk Efsanesi