Azur Kral – Bölüm 140 – Tanrısal Meditasyon

Azur Kral – Bölüm 140 – Tanrısal Meditasyon

** 140 – Tanrısal Meditasyon

Deniz Parvana, Boyut Yaratım Kristali’nin böyle bir etki yaratmaması gerektiğini bilmiyordu. Her ne kadar çekirdeği ile birleşmiş olsa da yine de direk çekirdeği ile bağlantılı olmaması gerekiyordu. Tilbe zaten bu durumu görmüştü ama dile getirmedi. Her ne kadar dile getirmiş olsa da Deniz Parvana bunu anlayacak seviyede değildi…

Deniz Parvana deli gibi Ki özümserken, bu hissi özlediğini düşünmüştü. Uzun zamandır böyle delicesine Ki özümseme hissini yaşayamamıştı.

Her zaman özümsediği Ki kum tanecikleri gibi tane tane hissi veriyordu ama şuan da delice akan bir nehir gibi özümsüyordu.

Evini yapmayı bitiren Tilbe, Deniz Parvana’yı bulduğunda gözlerine inanamadı. Yaşadığı uzun süre boyunca böylesine delice Ki özümseyen kimseyi görmemişti. Deniz Parvana’nın etrafındaki Ki kristallerini elbette tanıyordu çünkü o kristalleri bizzat kendisi üretmişti. O kristaller hep kurtulabileceği umudu ile geri dönüşünü hızlandırması umudu taşıyordu.

O ana kadar, Deniz Parvana’nın tüm bu kristalleri topladığından haberdar değildi. Kendisi bile böyle delice bir şey yapmayı göze alamazdı. Bırakın 100 tanesini aynı anda özümsemeyi 1 tanesi bile yavaşça özümsemesi gerekirdi.

Şokundan kurtulması kısa sürdü. Çünkü Deniz Parvana’nın bir Sonsuz Ki adayı olduğunu hatırladı… Sonsuz Ki adayları her milenyumda bir kere rastlanabilen çok nadir varlıklardı. Konu Ki olduğunda onlarla yarışabilecek hiç kimse yoktu.

Sonuçta Sonsuz Ki adayları Tanrı olabilme yetisine sahip yegâne varlıklardı. Bir yıldız alemi tanrısı bile onlarla kapışamazdı. Bu yüzden Sonsuz Ki adaylarını ya asimile edip yanlarına çekerler ya da… Yok ederlerdi.

Tilbe bu bilgilerin hiçbirini Deniz Parvana’ya anlatmak istemedi. Her birini zamanı geldiğinde kendisi öğrenecekti. Tilbe’nin düşündüğü diğer şey ise bir Sonsuz Ki adayı yani bir Tanrı olma yoluna girmiş biri ile tanışabilmiş olmasıydı. Eğer bu Tanrı Adayının kendisine iyilik borcu olursa sırtı asla yere gelmezdi. İntikamını alması elini ters çevirmek kadar kolay olurdu.

Bu yüzden bedenini yapması için hiç acele etmeyecekti. Elinden geldiğinde Deniz Parvana’nın güçlenmesini sağlayacaktı. Zaten gerekli malzemeleri toplayabilmesi en az yüz yılını alırdı. Milyonlarca yıl yaşamış biri için 100 yıl göz açıp kapayana kadar geçecek bir süre idi.

Aynı zamanda Tilbe, Deniz Parvana’nın daha önce görmediği bir şekilde meditasyona girdiğini keşfetti. O anda fiziksel bedeni, zihni, ruhu ve bilinci tek bir çizgi üzerinde duruyordu. Bu kısaca mükemmel bir konsantrasyon gerektiren bir şeydi.

Hiçbir varlığın aynı anda fiziksel bedenini, ruhunu, zihnini ve bilincini tek bir noktaya odaklamasının mümkün olmadığı bilinen bir durumdu. Milyonlarca yıl yaşamış olan Tilbe bile bilincini odaklamayı becerememişti.

Bilinç, iki parçadan oluşur. Bilinç ve Bilinç Altı. Bilinç odaklanabilir ama bilinç altının imkansızdı. Çünkü bilinç altı ile bilinç ters mantıkta çalışıyordu. Bilinç sakinken bilinç altı kaos halinde olur. Bilinç kaos halindeyken bilinç altı sakin olur. Bu iki zıtlığı birleştirmek basitçe imkansızdı İmkânsız olmalıydı. Ama Deniz Parvana bunu başarabilmişti. Hem de 17 yaşında iken.

Yaklaşık 3 günlük sürenin ardından Deniz Parvana 100 Ki Kristalindeki bütün Ki’yi özümsemişti. O kadar Ki vardı ki bazen hiç bitmeyecek diye düşünmüştü.

Gözlerini açtığında ise Bald ve Tilbe karşısında bekliyorlardı.

“Günaydın” dedi Tilbe. Biraz sinirli gibiydi.

“Günaydın.”  Dedi Deniz Parvana. Neden kendisine baktıklarını anlamamıştı.

“Mühürlü olduğum süre boyunca özenle biriktirdiğim Ki ‘yi ne de güzel özümsüyordun” dedi Tilbe. Deniz Parvana o anda anlamıştı.

“Özür dilerim. Aslında sormam gerekirdi.”

Tilbe’nin amacı aslında Deniz Parvana’yı utandırmak değildi.

“Ah. Önemli değil. Beni kurtarmanın karşılıklarından biri olarak düşünebilirsin.” Dedi Tilbe ama aslında yüreği kan ağlıyordu.

Elbette bu durum Deniz Parvana’nın gözlerinden kaçmamıştı ama yapacak bir şeyi yoktu. Zor durumda kalmadığı sürece bu Ki Kristallerini kullanmama kararı verdi. Tilbe’nin bu kristalleri kendisi için sakladığını anlaması zor değildi.

“Evet. Şimdi ne yapıyoruz?” dedi Deniz Parvana. Şu anda ne yapması gerektiği hakkında bir fikri yoktu.

Tilbe, “Bu kıtada, Takım Yıldız Aleminden gelmiş 8 kişi var. Biri kıtanın güneyinde duruyor diğerini ise bir anda kaybettim. Bir tür gizli aleme girmiş olmalı ve bu iki kişi de seninle ilgili görünüyor. O ikisinde de senin auranın izleri var. ”  Dedi.

“Tüm kıtayı hissedebiliyor musun? ” Deniz Parvana şaşırmıştı.

“Tüm gezegeni hissedebiliyorum ve bu gezegen hakkında çok şaşkınım. Daha önce birçok kez kaçak avına çıktım ve binlerce yıldız alemi gezdim. Ama hiçbirinde bir gezegende bu kadar çoklarını hissetmedim. Bir sebeple bu gezegene ayak basanlar dışarıdan hissedilmiyor gibi görünüyor. Bu kıta haricinde kalan 6 kişi diğer iki kıtaya yayılmış durumdalar.”

Bald söze girdi. “Bu çok mantıklı. Antik bir miras alanından çıkarken Deniz’in daha da güçlenebileceği başka bir gezegene gitmeye çalıştım. Boyutsal Transfer denemesinde 15 kez başarısız oldum. Bir nedenle bu gezegenden çıkamadım. Deniz Parvana ile birleştiğim ve gücümü tam olarak kullanamadığı için olduğunu düşünmüştüm ama her ne kadar güçsüz olsak dahi basit bir boyutsal transferi gerçekleştirebiliyor olmalıydım.”

“Anlıyorum” dedi Tilbe. “O halde bu gezegen bir güç tarafından korunuyor olmalı giriş var ancak çıkış yok. Ben buraya kardeşim ile geldiğimde böyle bir engel yoktu.”

“Bu bahsettiğin kişileri bulmalı mıyız? ” dedi Deniz Parvana. Bu kişilerden ne amaçla bahsettiğini anlayamadı.

“Onları yakalamak istiyorum ama yapamam. Ayrıca onlarla karşılaşırsan beni hissederler ve bir şekilde benim ruhumu senden çıkarmak isterler. Seninle ilgili olanlar buna yeltenmeyecektir ama diğerleri kesin yaparlar. Çünkü ruhumun pasif varlığı bile onları daha güçlü kılar. Sorunun cevabı ise. Asla onlarla karşılaşmamalısın. Her biri senden çok daha güçlüler.”

“O halde ne yapacağız?”

“Basit. Güçleneceksin. Mühürlü olduğum odaya geri döneceğiz ve Ölümlülük Engelini geçeceksin ve Yükseliş Düzlemine gireceksin.”

“Onlar da ne?”

“Ah, sizin için durum farklıydı. Senin için Fiziki Alem’den Mental Alem’e kadar olan kısım bizim için Ölümlülük Engelidir. Tanrı Yıldız alemde doğan çocuklar Yükseliş Alemine girmiş olarak doğarlar. Yükseliş Alemi ise Ruhani Alemden Kozmik Alem’e kadarını kapsar. Sonrası ise… O noktaya geldiğinde anlatırım.”

“Ne! Direk Ruhani Alem’den mi başlıyorsunuz?”

“Hehe. Aynen öyle. Tohum anne rahmine düştüğü anda ekim başlar. Takım Yıldız Alemindeki Ki seviyesi çok yüksek olduğundan bebek doğana kadar Ölümlülük Engelini aşmış olur. Ancak yine de zihin bölme işlemini yapmak zorundadırlar. Bunu da aileleri veya ailelerinin rica ettiği birileri onlar için yaparlar. Bende birçok bebek için zihin bölme yaptım. Bu yüzden çocuk oyuncağı.”

“Ne kadar da şanssızım böyle… Bu aşamaya gelene kadar ne kadar çaba harcadım biliyor musun?” Deniz Parvana ağlamak istedi ama gözlerinden yaş gelmedi.

“Artık sorun değil.” Dedi Tilbe. “Ben buradayım. Kısa sürede zihnini bölme işlemini bizzat ben yapacağım. Sen zaten çoktan 3 zihne kendi çabanla gelmişsin ve her biri orijinal zihnin kadar gelişmiş. Normal biri olsaydın bu senin sınırın olurdu ama sen normal değilsin ve ben buradayım. Senin zihnini bölmek ekmek kesmek kadar kolay olacak. Ancak bu senin için acı verici olacak. Çünkü taze ekmeği kesmek kolaydır ama bayat bir ekmeği dikkatli kesmelisin yoksa dağılır.

Her halükârda basit ama normalden daha dikkatli olunmalı.”

“Peki zihnimi kaça bölebilirsin?”

“Hehehe… Buna bakacağız…”

********************************************************

Yazar’ın Köşesi 🙂

Yeni bölümler her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 09:00’da… (İnşallah 🙂 )

Bahaneler… Bahaneler… Lanet olası corona virüsü sebebi ile çalışmayan diş klinikleri yüzünden iki haftadır çektiğim diş ağrıları sebebi ile anca 5 bölüm yazabildim (Zor da olsa bir tane buldum ve ilaç tedavisine başladım Şükür ağrılarım geçti.). Bu beş bölümü de bu hafta içinde atacağım.

İlerleyen haftalarda durum ne olur bilemem. Umarım yeni bölümler yazabilir ve atabilirim.

Bu beş bölümü de Kuro kardeşime ithaf ediyorum.(5/2)

Umarım serinin ilerleyişini beğeniyorsunuzdur. Seri ve ilerleyiş hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.

Takipte kalın.

NOT: Arkadaşlar sitemizin tam ortasında yer alan Abone Ol kısmından abone olursanız her yazımızda mail alırsınız. Bu şekilde bir bölüm attığımda haberiniz olur. 😉 

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

cennetin soğuk sesi kapak

Cennetin Soğuk Sesi – Bölüm 1 – Gelişim Dünyası (Başlangıç)

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 141 – Altın Kolye ve 9 Zihin Arasındaki İlişki