Azur Kral – Bölüm 141 – Altın Kolye ve 9 Zihin Arasındaki İlişki

Azur Kral – Bölüm 141 – Altın Kolye ve 9 Zihin Arasındaki İlişki

** 141 – Altın Kolye ve 9 Zihin Arasındaki İlişki

“Şu anda 3 zihne sahipsin ve hepsi olgunlaşmış durumda. Bu durumda her zihnini 3 ‘e bölebilirim. Ancak bu kadar çok zihin olması zihinler arası karışıklığı yol açabilir ve delirebilirsin. Kaldı ki 9 zihin tarihte asla görülmemiş bir durumdur. Kimse 6 zihinden daha fazlasına sahip olmanın yaratacağı sonuçları bilmiyor.”

“İstiyorum!”

“Neyi istiyorsun?”

“9 zihni istiyorum. Ne kadar acı çekeceğim umurumda değil.”

“Bundan emin misin? Sonsuz acı çekeceksin. Zihinlerin sayısından olmasa da bu acı bile seni delirtebilir.”

“Önemli değil. Dayanabilirim. Hepsini istiyorum.”

Bald, “Seni açgözlü doyumsuz velet!! Bu basit bir şey değil. Anlamıyorsun ama bu gerçekten imkânsız bir durum. Senin için bile…”

“Seni lanet yaşlı ihtiyar! Benim hakkımda her şeyi bildiğini mi sanıyorsun! Zihnimi görebiliyorsun ama duygularımı görebiliyor musun? Bunun aç gözlülük ile ilgili yok.” Dedi Deniz Parvana. O anda Bald ve Tilbe’nin zihinlerine bir anı seli akmaya başladı. Sadece bir an sürdü ama Deniz Parvana’nın neden 9 zihinde ısrar ettiğini anladılar.

“Madem bunlar oldu o halde 9 zihne gidiyoruz. Umarım bu acıya dayanabilirsin. Eğer dayanamayıp delirirsen ruhu ve bilincini silerim ve bedenini ele geçiririm.”

“Eğer delirirsem ne istersen yap. Ancak delirdiğimi düşünmen yeterli değil. Ne olursa olsun sonuna kadar gitmeni istiyorum. 9 zihni başarı ile oluşturana kadar devam edeceksin tamam mı?”

“Tamam.”

Deniz Parvana, Tilbe’nin mühürlü olduğu noktaya geldi ve oturdu. Bald ve Tilbe’ye gönderdiği anılarının tamamını aklından geçirdi ve kendini Tilbe’ye bıraktı. Tüm korumalarını indirdi.

O dan Deniz Parvana’nın bilinci kapanmıştı. Tilbe, Deniz Parvana’nın kendisine kısa sürede bu kadar güvenmiş olmasına şaşırmıştı. Hiç düşünmeden gardını indirmişti. O anda isterse Deniz Parvana’nın bedenini rahatça ele geçirebilirdi. Ancak yapmadı. Kendisine güvenen ve güvenebileceği bir müttefiki öylece kaybedemezdi.

Tilbe hemen zihin bölme işlemine başladı. İlk zihni bölmeye başladığında Deniz Parvana’nın tüm fiziksel ve ruhsal bedeni acı içinde titremeye başladı. Böylesi bir acı hem fiziksel bedenini hem de ruhunu kaplıyor, yakıp kavuruyordu.

Deniz Parvana o kadar çok acı çekiyordu ki bedeninin her yerinden kan akıyordu. Gözlerinden, kulaklarından, burnundan ve ağzından. Hatta derisi bile dayanamayıp yırtılıyordu.

Böylesine şiddetli bir acı çekiyor olmasına rağmen tek bir inilti bile çıkarmıyordu. Vücudunun her yerinden kanlar akıp giderken sanki hiç acı çekmiyor gibi görünüyordu.

Bald’ın zihni, Deniz Parvana’nın zihni ile direk bağlantılıydı. Bir an. Sadece bir an, Deniz Parvana’nın çektiği acıyı deneyimlemek istedi ve ruhuna dokundu. Deniz Parvana’nın çektiği acıyı hissettiği anda kendisinden geçti. Bir ejder tanrısı için bir karıncadan farkı olmayan bir insanın saatlerdir çektiği acıya bir an bile dayanamamıştı.

İşte tam da bu yüzden insanlardan nefret ediyordu. Bu kadar saçma bir durumun yaşanması sadece insanlara oluyordu.

Böylesi bir irade ve dayanma gücünü nereden bulabiliyorlardı?

Hiçbir güçleri olmadığı anda bile dünyaları devirecek güçleri nereden bulabiliyorlardı?

Öleceklerini bile bile düşmanlarına karşı çıkıp nasıl galip ayrılabiliyorlardı?

Bunu hiçbir zaman anlayamadı. O özel ve tanımsız gücü sayısız yıl arzuladı ancak asla elde edemedi. Birçok kez denedi ama başaramadı. Ve yine oldu. Kendisini bir anda bayıltacak kadar tarifsiz bir acıyı, o ıstırabı hissettiği anda tekrar hatırladı. Deniz Parvana, o karşılaştığı insanlardan bile daha derindi.

Arka arkaya imkansızları başarıp duruyordu. Tüm engelleri teker teker yıkıyor ve ardına bile bakmadan ilerlemeye devam ediyordu.

Aynı şekilde Tilbe’de şaşkındı. Deniz Parvana’nın çektiği acıyı sadece tahmin edebiliyordu ama bir cehennem azabı çektiğinin farkındaydı. Takım Yıldız alemlerinde bile böyle cehennem azabı yaşatacak kadar şiddetli bir ceza yoktu.

O kadar çok acı çekiyor olmasına rağmen tek bir kaşı bile seğirmedi. Sanki hiç acı çekmiyor gibiydi ama acı çekmiyor olması mümkün değildi. Bald bunun en büyük kanıtı idi.

Zihin bölme işlemi tam bir hafta boyunca devam etti. Üçüncü günden sonra Deniz Parvana’nın tükenmemeye ısrar eden yaşam gücü Tilbe’yi bir kez daha şaşırttı. Hep öleceğinden şüphelenmişti. Beşinci günden sonra devasa salon ayak bileği hizasında kan gölüne dönüşmüştü. Ateş Ejder Tanrısı olan Bald sayesinde gelen yaşam gücü ve Tilbe’den gelen yaşam gücüyle bile bu kadar dayanabilmesi mümkün olmamalıydı.

Tilbe aslında Deniz Parvana’yı göremediğini sonunda kabul etti. Onu koruyan özel bir güç varmış gibiydi. İşlemin sonunda yaklaştığında bir yerden, bir nesneden akan sınırsız yaşam gücü geldiğini fark etti. O kadar iyi gizlenmişti ki bir haftada zor farkına varmıştı.

Daha önce hiç dikkat etmediği çok basit görünen bir altın kolyeden bir okyanus gibi yaşam enerjisi Deniz Parvana’nın vücuduna akıyordu. Kolye Deniz Parvana’nın boynunda takılıydı. Teni ile direk temas ettiğinden fark etmesinin zor olduğunu düşündü.

O kolye göründüğü kadar basit bir kolye değildi.

Zihin bölme işlemi sona erdiğinde Deniz Parvana kendisine ait toplam 9 zihne sahipti. Bu 9 zihin küresi tam bir uyum içerisinde hareket ediyordu. Tilbe’nin düşündüğünün tam tersi bir durumdu. Ancak Deniz Parvana’nın onlara gösterdiği anıları düşünce mantıklı geldi.

Deniz Parvana, Tilbe ve Bald’a bir rüyasını göndermişti. Deniz Parvana’nın bu gösterdiği rüyasında, kendisini tamamen zifiri karanlık bir mekânda görüyordu.

İlk olarak çekirdeğinin hizasından bir ışık küresi çıkmıştı. Bu ışık küresinin içindeki Deniz Parvana’nın anıları görünüyordu. Bu küre etrafında hızlıca dönmeye başladı. Önce iki parça sonra da üç parça haline geldi.

Bu ışık küresi üç parça haline geldiğinde önce altı parçaya sonrada dokuz parçaya bölündüler.  Üç tanesi yatay olarak, üç tanesi dikey olarak dönmeye başladı. Diğer üç tanesinden birisi başının üstünde, bir tanesi çekirdeğinin hizasında diğeri ise ayaklarının altında duruyordu ve bu küreler de kendi etraflarında hızlıca dönüyorlardı.

Deniz Parvana, bu kürelerde kendi anılarında gördüğünden dolayı zihnini 9 parçaya bölmesi gerektiğini hissetmişti ancak bunu başarabileceğine kendisi bile inanamıyordu. Üç zihni bile zar zor bölmüşken dokuza bölmek nasıl bir şeydi?

Böyle düşünürken Tilbe ile karşılaşması onun için bir mucize gibiydi. O gördüğü rüya gerçekleşmişti.

İşlem sona erdiğinde birkaç saat sonra uyanmıştı. Zihin küreleri beklediğinin aksine dingin ve uyum içinde idi ama bir sebepten eski Deniz Parvana olmadığını hissetti. Bu zihinlerin birbirinden bağımsız çalışıyor olması biraz tuhaf geldi. Zihinlerini kendisi bölmediği için onların hakimiyetini alması gerektiğini fark etti.

Tekrar meditasyona girerek zihin kürelerine odaklandı ve teker teker hepsine kendi izini bırakarak hepsine hükmetti.

Zihnindeki tüm bu karmaşaya alışmaya çalışırken nedense o rüya ile ilgili bir eksiklik olduğunu hissetti. Deniz Parvana o rüyayı düşünmeye başladığı anda 9 zihni de o anıya odaklanmıştı. Bir anıyı 9 farklı göz ve bakış açısı ile görebildiğini fark ettiğinde tatmin olmuş hissetti ve incelemeye devam ettikçe bir eksiklik olduğuna kesin emin oldu.

Fark ettiği diğer şey ise boynundaki altın kolye idi. Bu babası Mustafa Parvana tarafından verilen bir şeydi. Kendisini bir bebekken bulduğunda boynuna takılı olduğunu söylemişti Melek Parvana’ya. Ancak Deniz Parvana, bu kolyeyi boyut yüzüğüne koyduğuna emindi. Neden boynunda asılı duruyordu?

“Bu kolye… Bunu gerçekten nasıl unutabildim?”

********************************************************

Yazar’ın Köşesi 🙂

Yeni bölümler her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 09:00’da… (İnşallah 🙂 )

Bahaneler… Bahaneler… Lanet olası corona virüsü sebebi ile çalışmayan diş klinikleri yüzünden iki haftadır çektiğim diş ağrıları sebebi ile anca 5 bölüm yazabildim (Zor da olsa bir tane buldum ve ilaç tedavisine başladım Şükür ağrılarım geçti.). Bu beş bölümü de bu hafta içinde atacağım.

İlerleyen haftalarda durum ne olur bilemem. Umarım yeni bölümler yazabilir ve atabilirim.

Bu beş bölümü de Kuro kardeşime ithaf ediyorum.(5/3)

Umarım serinin ilerleyişini beğeniyorsunuzdur. Seri ve ilerleyiş hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.

Takipte kalın.

NOT: Arkadaşlar sitemizin tam ortasında yer alan Abone Ol kısmından abone olursanız her yazımızda mail alırsınız. Bu şekilde bir bölüm attığımda haberiniz olur. 😉 

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 140 – Tanrısal Meditasyon

cennetin soğuk sesi kapak

Cennetin Soğuk Sesi – Bölüm 2 – Tarikat Sınavları?