Azur Kral – Bölüm 125 – Yanan Anka Ateşi Klanı

Azur Kral – Bölüm 125 – Yanan Anka Ateşi Klanı

** 125 – Yanan Anka Ateşi Klanı

Klan liderlerinin toplantısı bittiğinde Yalım Kutay geri dönmüştü. İnanılmaz mutlu bir ifadesi vardı ki gerçekten çok mutluydu. Çünkü Deniz Parvana’yı artık elde etmişti. Her ne kadar Deniz Parvana ile Kutsal Mor Elma arasındaki sıkıntıyı öğrenmiş olsa umursamıyordu. Çünkü Yanan Anka Ateşi’de onları sevmiyordu ama hiçbir zaman bir savaşa girmek taraftarı olmamıştı.

Ancak eğer çok güçlü olsalardı? O zaman işin rengi değişirdi. Yalım Kutay, Bukan Almıla’yı küçüklük zamanlarından beri hiç sevmemişti. Bukan Almıla her zaman kısır bir karaktere sahipti. Hep cimri, pinti ve aç gözlüydü. Sadece gelişimi için her türlü pisliği yapardı.

Artık bunları düşünmüyordu. Hiçbirini unutmadı ama Deniz Parvana’dan sonra artık önemli değildi. Rahatça intikamını alabilirdi.

“Deniz, beni seçtiğin için gerçekten çok teşekkür ederim. Ustanın seni terk etmesi gerçekten çok kötü. Gözleri var ama önündeki hazineyi göremedi.”

“Klan liderim, lütfen geçmişi bırakalım. Aslında beni neden bu kadar istediğinizi biliyorum.”

Yalım Kutay’ın yüz ifadesi bir an değişmişti ama hemen eski haline geri döndü.

“Peki neden istiyormuşum?”

“Çifte yetişim yapmak için. Ben ejder kan soyunu aldım bu yüzden çok miktarda yang enerjisine sahibim. Sizde Ateş Ankasının kan soyunu aldınız bu yüzden çok yoğun yin enerjisine sahipsiniz. Bu yetişim yolu ile iki tarafta güçlenecektir.”

“Ahahaa!” Yalım Kutay elinin tersi ile ağzını kapatarak cilveli bir kahkaha attıktan sonra Deniz Parvana’nın kulağına yaklaştı ve “Aynen öyle. Bununla ilgili bir sorunun yoktur umarım.” Dedi.

“Aslında net bir şey söylemem ama genel anlamda yok. Ancak bir şartım olacak.”

“Hmm? Nedir?”

Deniz Parvana, aynı şekilde Yalım Kutay’ın kulağına yanaştı ve “Sahip olduğunuz Işık ve Karanlık ejder kristalleri ile Ateş Ankası’nın, Yanan Geçmişin Kayıtları tekniği kayıtlarını istiyorum.” dedi

“Sen!” Yalım Kutay duyduklarına çok şaşırmıştı. Elindeki ejder kristallerini bu zamana kadar kimseye söylememişti. Bir tanesini Antik Çağ miras alanına girdiğinde kendisi elde etmişti. Diğerini ise yine Antik Çağ Miras Alanına giren bir öğrencisi tarafından getirilmişti. Başka hiç kimsenin bilmediği şeylerdi. Ayrıca Deniz Parvana, sahip olduğu aşırı yang enerjisi ile Ateş Ankasının tekniğini çalışması imkansızdı.

“Sen onları nereden biliyorsun?”

“Bu gayet normal. Ben ateş ejder tanrısının kan soyuna sahibim. Bu yüzden sizden yayılan ejder enerjilerini hissedebiliyorum.”

“Onları sana vermem mümkün değil. Ayrıca Ateş Ankasının Yanan Geçmişin Kayıtları tekniğini geliştirmen mümkün değil. Neden onu da istiyorsun?”

“O ejder kristallerine artık bir ihtiyacınız yok. Ayrıca işinize yaramazlar. O kristalleri tutmaktaki amacınızı anlıyorum ama bu zamana kadar bir faydasını görmemişsinizdir. Hatta size en ufak bir tepki vermemişlerdir. Ayrıca o tekniği çok merak ediyorum. Elimde Ateş Ankasının Yanan Geçmişin Kayıtları tekniğinden türetilmiş bir teknik var. Belki bu tekniğimdeki kavrayışımı daha ileriye taşıyabilirim.”

Deniz Parvana tamamen haklıydı. Yüzlerce yıldır o kristaller en ufak bir işine bile yaramamıştı. Deniz Parvana’nın bahsettiği tekniğini de çok merak etmişti.

“Amacımın ne olduğunu nereden biliyorsun?”

“O kristalleri ejderhaların yang enerjisini kullanabilmek umudu ile sakladığınızı anlamam zor değil. Gözleri olan herkes görebilir. Ancak sahip olduğunuz yoğun yin enerjisine asla cevap vermezler. Ellerinizde sıradan çakıl taşlarından bir farkı olmaz. İnanmıyorsanız kristalleri verin ve gözlerinizle görün.” Dedi Deniz Parvana.

Yalım Kutay bir süre düşündükten sonra, geri vermek istemez ise her türlü geri alabileceğini bildiğinden boyutundan kristalleri çıkardı ve Deniz Parvana’ya uzattı. Bu kristallerden birisi tamamen beyaz iken diğer zifiri karanlıktı.

“Al bakalım” dedi Yalım Kutay. Gerçekten ne olacağını mera ediyordu.

Deniz Parvana kristalleri aldığı anda beyaz kristalden bembeyaz bir duman çıkmaya ve yükselmeye başlarken, siyah kristalden ise zifiri karanlık ağır bir duman çıkmaya ve elinden dökülmeye başladı. Bu dumanlar aşırı derecede yoğundu.

Yalım Kutay’ın gözleri ayrılmıştı kristallere bakarken. Böyle bir tepkiyi asla beklememişti.

“Aaah! Ah! Anladım. Pekâlâ senin olsunlar. Gerçekten beni sevmemişler. O halde anlaşma yapalım. Bu kristalleri bir ön ödeme olarak kabul et. Amacımı zaten bildiğinden dolayı kısa keseceğim. Benimle ve seçtiğim iki öğrencimle çifte yetişim yapacaksın. Biz amacımıza ulaştığımızda sana istediğin ikinci şeyi de vereceğim.”

“İki ek öğrenci ekstra şart demektir. Bir şartım daha olacak o zaman.”

“İsteyeceğin şeye göre karar verebilirim.”

“Ateş Ankasının kan özünden istiyorum. Her öğrenciniz için 1 damla…”

“Bu mümkün değil.”

“O halde anlaşmamız yatar. Biliyorsunuz ki iki tarafın rızası olmadan çifte yetişim sadece boşa kürek çekmektir.”

Yalım Kutay gerçekten zor durumda kalmıştı. Bahsettiği öğrencilere üçer damla kan özü vermişti. Kendisinde ise 10 damla kan özü vardı. Bu kan özünün her bir zerresi çok önemliydi. Bir damla az olması demek büyük bir güç düşüşü anlamına geliyordu. Elbette kendisi diğer klanlara sözünü geçirebilecek kadar güçlü hale gelmişti ama bu sadece yetişimi ile ilgiliydi. Ateş Ankası’ndan gelen tekniği hiçbir zaman çok iyi kullanamamıştı. Hatta öğrencilerinden bile daha kötüydü bu konuda. Çünkü 10 damla kan özü ile aşırı derece yoğun yin enerjisine sahipti. Öğrencilerine göre çok daha fazlaydı. Bu yüzden öğrencilerine göre daha az kontrole sahipti.

Yin enerjisini seyreltmek için kan özlerini çıkarabilirdi ancak o zaman yetişim hızı düşerdi. Teknik olarak yetişimi bile düşerdi. Sonuçta o kan özleri inanılmaz miktarda Ki barındırıyordu.

“Pekâlâ. Bu isteğini de kabul ediyorum. Ek olarak iki öğrencim için iki damla Ateş Ankası Kan Özü alacaksın.”

“O halde anlaştık.”

Aralarındaki bu gizli anlaşma tamamlandıktan sonra Deniz Parvana içinden havalara zıplayacak kadar mutluydu. Elde ettiği bu ejder kristalleri çok işine yarayacaktı. Ek olarak Ateş Ankasının tekniğini aldığında, Bald’dan öğrendiği tekniği bir üst seviyeye çıkarabilirdi. Alacağı kan özü sayesinde de Bald’ın zaten Ateş Ankası evrimi geçirmiş olan Helios ile geçirdiği evrim daha kuvvetli olacaktı.

Tüm bunlara ek olarak hem yoğun yin hemde büyük bir miktarda yang enerjisine sahip olacaktı. Bu sayede her türlü tekniği rahatlıkla geliştirebilecekti. Teknik olarak bu sadece Deniz Parvana’nın yapabileceği bir şeydi. Açıkça bu Yaşamın 4 Derin Nefesi ve Kadim Ruh Ruhani Bedeni sayesindeydi. Aksi halde bu iki zıt gücü bedeninde tutabilmesi mümkün olmazdı.

Klana doğru giderlerken, Yalım Kutay boyutundan kendi klanına ait bir pelerin ve kıyafetler çıkarıp uzattı.

“Şimdilik bu pelerini takmanı istiyorum. Klan içerisinde de sana verdiğim bu kıyafetleri giymelisin. Klanımızda hiç erkek yok değil. Ateş Ankası tekniklerini geliştirmeyen birçok yetişimci zaten mevcut. Ayrıca bu kıyafet benim direk öğrencim olduğunun bir simgesidir.”

 

********************************************************

Yazar’ın Köşesi 🙂

Yeni bölümler her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 09:00’da…

Geçen hafta bölüm atamadım bu yüzden bu hafta ikişer bölüm geliyor!

NOT: Arkadaşlar sitemizin tam ortasında yer alan Abone Ol kısmından abone olursanız her yazımızda mail alırsınız. Bu şekilde bir bölüm attığımda haberiniz olur. 😉 

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

T-WORLD! Türk Süper Kahraman Evreni Geliyor!

Türk Süper Kahraman Evreni Geliyor! T-WORLD!

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 126 – Kutsal Yin Ateşi #1