in

Azur Kral – Bölüm 13 – Hazineler

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 13 – Hazineler


Önceki Bölümden…

Deniz, babasına bir bakış attıktan sonra devam etti.

“Babacım, sanırım sen bu yeteneğin ne olduğunu biliyorsun.”

“Evet. Biliyorum. Anladığımda çok şaşırmıştım. On milyonda bir görülen çok nadir ve Mavi Krallık’a özel bir yetenek.”

 

** 13 – Hazineler

Aspar merakla hemen araya girdi. “Nasıl bir yetenek ki?”

Mavi Kral, “Bu yeteneğe Okyanus’un Çocuğu diyoruz. Kişi suya girdiğinde bir balık dönüşümü geçirir. Bir balık gibi su altında nefes alabilir ve inanılmaz bir hız ile ilerleyebilir. Sudan çıktığında ise eski haline döner. Ve bu yetenek aktifleştirme gerektirmez. Otomatik olarak aktif olur.”

Aspar’ın gözleri iyi ayrılmıştı. Böyle bir yetenek gerçekten inanılmaz bir şey olmalıydı. “Bu gerçekten inanılmaz. Kardeşimin bu kadar sürprizler ile dolu olacağını ben bile hayal edemezdim.”

Mavi Kral en çok merak ettiği şeyi sormak istiyordu. Deniz’in anlatmasını bekleyecekti ama dayanamayıp söze girdi.

“Oğlum, şu anki seviyen nedir? Antik Mavi Krallık’ta bir şeyler bulmuş olmalısın.”

“Babacım, haklısınız seviyemi öğrendim. Ayrıca büyük miktarda kaynak, çok güçlü bir silah elde ettim. Ve bunları sadece ilk katından elde ettim. İkinci kat için çok erkendi. Toplam da yüz kat olduğunu düşünüyorum. Her katta elli adet kapı vardı. Ben ilk katı tamamen temizledim.”

O anda Aktan, Aspar ve Mavi Kral aynı anda, “Seviyen?” dediler.

“Antik Mavi Krallık’ını bulduğumda şehrin tamamen bomboş olduğunu gördüm. Tek bir canlı kalıntısı bile yoktu. Krallık yıkılmadan önce boşaltılmış gibiydi. Bende direk krallığın merkezindeki saraya yöneldim. Kapıya yaklaştığımda iki heykel beni durdurdu. Sonrasında kapının üzerindeki hidra heykeli canlandı ve beni teste tabi tuttu. Üç tane soru sordu ve devasa bir Mavi Güç Taşı ile gücümü ve potansiyelimi test etti.”

O anda odadaki herkes Deniz’e pür dikkat kesilmişlerdi.

“Güç seviyemin tam olarak Yaşam diyarının 6. aşaması olduğunu öğrendim. Gerçi şu anda Gökyüzü diyarına bir adım attım. Mavi Güç Taşında da tam olarak 1865 ruh çağırdım. Heykel hidranın dediğine göre bu ruhlardan 5 tanesi eski Mavi Krallık Krallarını bir tanesi de Azur Kral’ı temsil ediyormuş. Azur Kral’ında Okyanusun Çocuğu yeteneği varmış. Benim yeteneğimin bununla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Ruh sayısı olarak Azur Kral’a yakınım. Heykel hidra, potansiyel seviyelerin de ise çağırdığım ruh sayısı ile Kadim İmparator Seviyesi olduğumu da söyledi.”

Deniz sustuğunda odadaki kimseden tek bir ses çıkmıyordu. Hepsi de donup kalmıştı. Ne diyeceklerini bilemiyorlardı. Çünkü Deniz’in seviyesi hayallerinin çok ötesinde çıkmıştı. Ne kadar düşünseler bile bu kadar yüksek bir seviyeyi hayal etmeye bile cüret edememişlerdi. Ama sonuç tamda o seviyeye çıkmıştı.

“O devasa Mavi Güç Taşı bile neredeyse parçalanacaktı. Birçok yerinden çatladı ama şükür dağılmadı.”

Kendine ilk gelen kişi Aspar olmuştu.

“Kardeşim, biliyor musun? Bende Mavi Güç Taşı ile gücümü test edeyim dedim ama belirleyemedik. Çünkü bende de Mavi Güç Taşı paramparça oldu. Hehe…”

“Tabi öyle olacaktı! Bizler Mavi Krallığın Mavi Kral’ının çocuklarıyız. Bundan daha azı olamazdık. Ah bu arada Antik Mavi Krallıkta tıp ile ilgili bir kitapta buldum. İçeriğine çok bakamadım ama adına bakarsak güçlü bir kitap olmalı. Üzerinde Yeryüzü Kutsal Yaşam El Kitabı. Orada yazan güzel bilgiler var. Seni biraz daha iyileştirmemizi sağlayacak bilgiler. Ancak o malzemeleri bulmak neredeyse imkânsız. Bu yüzden biraz daha sabretmen gerekecek abicim.”

“Hiç sorun değil kardeşim. Beni bu kadar iyileştirebilmen bile bir mucize. Sana olan borcumu asla ödeyemem. Asla…”

“Bu sorun değil abicim. Bir kardeşiz. Elbette senin için elimden geleni yapacağım. Ve beraber Mavi Krallık’ı yücelteceğiz.”

Alp depolama yüzüğünden yayı’nı çıkardı ve diğerlerine gösterdi.

“Bu da elde ettiğim yay. Adını bilmiyorum. Bir oka ihtiyaç duymuyor. Biraz konsantre oluyorsun ve teli gerdiğinde otomatik olarak ok oluşuyor. Biraz denedim tam güçle en fazla 3 tane ok atarsam bütün derin gücümü tüketir.”

Mavi Kral ellerini ileri uzattı ve yayı istediğini belli etti. Mavi Kral yayı biraz inceledikten sonra Deniz’e döndü ve, “Oğlum, bu yaya Altın Güneş Yayı denir. Ben daha çok küçükken bu yayın efsanelerini duymuştum ama gerçek olmasına ihtimal vermemiştim. Efsaneye göre bu tanrılar çağından kalma bir silah ve bir tanrıya aitmiş. Bu tanrı evrendeki en ünlü okçu ve okçuların tanrısı olarak bilinen bir tanrı olan Yan Bu’nun yayı. Kendisi gücünü güneşten alan bir tanrı olarak bilinir. Yan Bu okunu fırlattığında ondan kaçmak mümkün değildir. Ok o kadar parlaktır ki onu bir güneş sanırsın. Efsaneler böyle söylüyor. Gerçek olduğuna ve ellerimde tutabileceğimi hayal bile edemezdim.”

“Tamda düşündüğüm gibi çok güçlü bir silahmış. Ancak artık benden başkası kullanamaz. Çünkü çoktan ona ruha bağımı koydum. Ben ölene kadar onu benden alamazlar.”

Mavi Kral, “Bunu her yerde gösterme oğlum. Sadece hayati bir durumda son koz olarak kullan. Özellikle 5 Krallık Turnuvasında kesinlikle kullanma.”

“Haklısın babacım. Tavsiyene uyacağım. Bunlardan başka elimde birkaç düşük seviye teknikler var. Onları da çoğalttıktan sonra akademilere dağıtacağım. Yeni neslin çok daha hızlı bir şekilde güçlenmelerini sağlayacak. O halde babacım ben gidip turnuva için hazırlıklara başlayayım. Turnuvadan önce Gökyüzü diyarına geçmiş olmak istiyorum.”

“Tamamdır oğlum. İstediğin gibi yap. Tüm umutlarımız sana bağlı biliyorsun.”

“Biliyorum babacım. Yüzünü kara çıkartmayacağım.”

Deniz Mavi Kral, Aspar ve Aktan’ı bırakıp sakince bir şekilde kendi malikanesine doğru yola çıkmıştı. Çünkü bir an önce Buz Çağı Tekniğini yapabilirse tamamlamak istiyordu. Azur Krallıkta odalara girip çıkarken bu tekniği orta aşamaya kadar öğrenmişti. Üçte birlik kısmı kalmıştı ve en zor kısmındaydı. Altın Güneş Yayı’nda da profesyonelleşmek istiyordu. Bunlara ek olarak elde ettiği düşük ve orta seviyeli yetenekleri de inceleyip en faydalı olanları da öğrenmek istiyordu. Son olarak Kadim Buz Ankası Özü vardı. Çok değerli bir kaynak ve silahtı. Haliyle onu kullanmakta da ustalaşması gerekiyordu.

5 Krallık turnuvasına 3 ay kalmıştı.

** 3 Ay Sonra

Deniz, meditasyon için özel olarak hazırlattığı odasının tam ortasına oturuyordu. Bu oda çok özel ve bilinen en dayanıklı metalden yapılmıştı. Burada tekniklerini tam güç ile kullanabiliyordu. Üstelik bir kişi dışarıdan içeriyi sezmesi mümkün değildi. Bu özellikleri ile Deniz bu metallerden büyük boyutlarda toplamış ve kendisine özel bir antrenman odası yapmıştı.

Deniz sürenin dolduğunu fark ettiğinde derin bir nefes vererek ayağa kalmıştı. 3 ay öncesine nazaran görünüşünde bir fark görünmüyordu ama derin güç olarak büyük bir gelişme yaşamıştı. Gökyüzü Diyarı 1. Aşamanın sonlarına kadar gelmişti. Ancak bunun bir bedeli olmuştu.

Güç yükselten tıbbi bitkiler vücutta az da olsa kalıntılar bırakırdı. Bu kalıntılar ne kadar çok ise içilen iksir ya da yenilen hapların eksi o oranda azalırdı. Deniz ise bu aşamaya gelebilmek için Azur Krallıktan elde ettiği hazinelerin %80’ini kullanmak zorunda kalmıştı. Tabi bu hazineyi sadece kendisi için değil abisi Aspar ve babası Mavi Kral için harcamıştı.

Deniz ayağa kalkıp gözlerini açtığında gözlerinin renginin biraz daha açıldığını ve Altın rengi saçlarının parlaklığının biraz solduğunu fark etmemişti.

“Sonunda vakit geldi ha… Hadi gidip biraz ortalığı dağıtalım.”,

 

******************************************************************************************************************

Umarım seriyi okurken keyif alıyorsunuzdur.

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

*****************************************************************************************************************

Azur Kral – Bölüm 14 – 5 Krallık Turnuvası #1
Azur Kral – Bölüm 12 – Deniz Geri Dönüyor

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 12 – Deniz Geri Dönüyor

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 14 – 5 Krallık Turnuvası #1