in

Azur Kral – Bölüm 97 – Beyaz Krallığın Talihsizliği

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 97 – Beyaz Krallığın Talihsizliği

Önceki Bölümden…

“Teyze! Henüz bir şey yok aramızda. Bunu o bile bilmiyor. Nasıl olduysa düellolardan sonra oldu. O zamanlar başlamıştı. Deniz Parvana, Kızıl Krallığa geldiğinde ise tam olarak anlamıştım. Senin dükkanına uğradığına emindim. Çünkü onun aurasının izleri vardı. Ama o anda o auraya odaklandığımdan dükkândan çıktıktan sonra 5 farklı yolda ilerleyen aura fark etmiştim. O olayı bile öngörmüş ve beni tongaya düşürmüştü. Her yerde aradım ama bulamadım. Sonrasında senin dükkanında gizlenmiştim. Onu yakalayacaktım ama konuştuklarınızı duyduktan sonra yerimden çıkamadım. Üstelik, içimden bir ses orada olduğumu ilk andan itibaren biliyor olduğunu söylüyordu.”

“Hehe… Evet Alev. Dükkâna girdiği anda senin benim odamda olduğunu bana ses iletimi ile söylemişti. Hiçbir şey çaktırmamı ve normal davranmamı gerektiğini de söylemişti. Pek ihtimal verememiştim ama gerçekmiş.”

 

** 97 – Beyaz Krallığın Talihsizliği

“Anlıyorum seni Alev. Aslında bu çok normal. Bende senin yaşlarında olsaydım eminim ona âşık olurdum. Neyse, bu konuyu daha sonra yine konuşuruz. Beni bilgilendirdiğin için çok teşekkür ederim Alev.”

“Teyze o halde ben gideyim. Deniz Parvana ile ilgili bir haber alırsan bana bilgi verebilir misin?”

“Aiyaa! Elbette canım benim. İlk senin haberin olacak emin olabilirsin. İkiniz için elimden geleni yapacağım.”

Alev Kızıl kızarmış yüzü ile teşekkür etmişti. Melek Parvana, Alev Kızıl’a kapıya kadar eşlik etmişti. Alev Kızıl kapıdan çıktıktan sonra üzerinden devasa bir yük kalktığını hissetmişti. Rahatlamıştı. Artık ölse de ruhu huzur içinde olacaktı.

Alev Kızıl geldiği gizlilikte geri dönmüştü yine bir haftalık yol gittikten sonra Kızıl Krallığa varmıştı. Mavi Krallığa gittiği hakkında bir haber çıkmamış olduğunu ki Kızıl Kral ile görüştükten sonra anlamıştı ve derin bir nefes vermişti. Eğer Mavi Krallığa gitmiş olduğu haberi çıksaydı büyük sorunlar yaşardı.

Eve gelip babası ile biraz konuştuktan sonra yetişim odasına geçmişti. Eskisi gibi güçlü bir Ki olmasa da yetişimini geliştirmesi gerekiyordu. Meditasyona girmek için gözlerini kapattığında teyzesi ile yaptığı konuşma aklına gelmişti. Onu en çok etkileyen kısmı Deniz Parvana’nın volkanın içine girmesi ve oradaki Ateş Ejder Tanrısı’nın varlığını miras almasıydı.

Ateş Ki’si ilk kaybolduğunda üst seviyeden gelen kıdemli volkanda bir ateş ejder tanrısının var olduğunu doğrulamıştı. Teyzesinden duydukları ve o günleri birleştirdiğinde doğruluğundan şüphe edilmeyecek hale gelmişti. Deniz Parvana gerçekten ateş ejder tanrısının varlığını miras almıştı. Bu yüzden kızıl krallıktaki Ki değişmişti.

Alev Kızıl, Kızıl Krallığın geçmişini düşündüğünde bu günlerin ilahi bir ceza olduğunu düşünmeye başlamıştı. Bu zamana kadar yaptıklarının cezasını çekiyorlardı. Bu yüzden yeni öğrendiği şeyleri kendisine saklayacaktı. Sonuçta, bu bilgiler âşık olduğu adam hakkındaydı. Onun arkasından işler çevirmek isteyeceği en son şeydi.

Beyaz Krallık’ta geçmişte yaşanan bir sorun yüzünden Beyaz Kral neredeyse çökmek üzereydi. Kısa zamanda çok fazla yaşlanmıştı. Saçları beyazlamıştı ve iyice zayıflamıştı. Tıpkı hiçbir gücü olmayan insanlar gibi yaşlanmıştı. Bu diğer krallıkların kralları tarafından dikkat çekmişti elbette.

Ancak her ne kadar sordularsa da Beyaz Kral o konu hakkında tek kelime etmemişti. Bu durumun arkasındaki en büyük sebep, kendi açgözlülüğü olduğunu zaten biliyordu.

Bunun sebebi, efsanelerde duyduğu Cennetsel Işık Beden ‘i idi. Kendi tarihlerindeki efsanelerde Cennetsel Işık Beden’den bahsediliyordu ve oğlu Urga Losten’in bu tanımlara tamamen uyduğunu görmüştü. Biricik oğlu kutsal bedenler arasında yer alan Cennetsel Işık Beden’e sahipti. Bu sayede oğlunun geleceği sınırsızdı. Hatta Deniz Parvana’dan bile yüksekte olduğunu düşünüyordu.

Bu sebeple Beyaz Kral, Yükselen Yıldızlar Kıtası’ndaki Kutsal Yıldız Işığı klanı ile iletişime geçmiş ve oğlunun durumundan bahsetmişti. Kutsal Yıldız Işığı klanından görevliler adaya gelmiş ve doğruluğunu teyit etmişlerdi. Urga Losten biraz daha güçlendikten sonra geri geleceklerini ve geri gelirken de bu haberi verdikleri için onlara büyük bir hediye vereceklerini söylemişlerdi.

Düellolar sona erdikten sonra geldiklerinde hiçte öyle değildi. Kutsal Yıldız Işığı klanından gelen gruptaki en güçsüz kişi Semavi Alem’in 6. Katındaydı. Sadece buradan çok güçlü bir klan olduklarını ve artık arkalarının sağlam olduğuna emin gözle bakmıştı ama hiçbir şey Beyaz Kral’ın düşündüğü gibi değildi.

Kutsal Yıldız Işığı klanından gelen grup tek bir hediye bile getirmemişti. Grup içinde en saygın olan iki kişi Urga Losten’i alıp hızlıca adadan uzaklaşırken arkada kalan 3 kişi Beyaz Kral’ın karısını kaçırmışlardı. Aslında bir kaçırma gibi değildi. Gözlerinin içine baka baka zorla alıkoymuşlardı. Bu gruptan bir kişi Beyaz Kral’a yaklaşmış ve,

“5 yıl kadar önce buraya gelen kıdemliyi hatırlıyorsun değil mi? O kıdemli artık klan lideri oldu. Ve buraya geldiğinde karından çok hoşlanmış. Böyle bir güzelliğin böyle bir çöplükte olmaması gerektiğini ve karını alıp kendisine teslim etmemiz gerektiğini söyledi. O artık senin karın değil klan liderimizin cariyelerinden birisidir. Ne oğlun ne de karın asla geri dönmeyecekler. Hahaha! Salak herif! Bunu canın pahasına gizlemek yerine bize söyleyerek hayatındaki en büyük aptallığı yaptın. O çocuğu gizlice destekleyip gelecekte bir tanrı olmasını sağlayabilirdin. Ama artık çok geç.”

Demişti. Bu sözler yıllardır beyninin içinde ve ruhunda yankılanıyordu. Çok sevdiği karısı ve oğlu artık yoktu ve geri gelmeyeceklerdi. O günkü olayları düşündükçe şansına küfrediyordu.

Neden haber vermişti ki? Karısından ne istemişlerdi? Bir insan nasıl bu kadar karaktersiz olabilirdi? Neden bunlar kendi başına gelmişti?

Bu sorular yıllarca onu yiyip bitirmiş, yaşlandırmıştı. Onların asla geri dönmeyeceğini bilmek, Beyaz Kralı yiyip bitiriyordu. Karısını ve oğlunu çok özlemişti. Bütün bunların üzerine Mavi Krallık’ın inanılmaz bir hızla gelişimi vardı. Kızıl Kral gibi çıldırmanın eşiğine gelmişti.

Yeşil Krallık ve Siyah Krallık ise kendi hallerinden gayet memnunlardı. Deniz Parvana’nın onlara bıraktığı Ki Yoğunlaştırma Tılsımları sayesinde güçleri giderek artıyordu. Mavi Krallık ile yaptığı ticaret anlaşmaları sayesinde zenginlikleri de artıyordu. Mavi Krallığın gelişim onları tedirginleştirse de çok sorun etmiyorlardı. Çünkü hallerinden memnunlardı.

Kutsal Arena casusları sürekli olarak Kutsal Arena’ya bilgi akışı sağlıyorlardı. Tüm ada hakkında bilgileri vardı ve bu bilgileri düzenli olarak Alper Us’a bildiriyorlardı. Alper Us, Clitus adasındaki gidişattan memnun değildi. Oradaki sorunları kesin olarak çözebilecek tek kişi Deniz Parvana idi ve o da kaybolmuştu.

Son çare olarak kendisi, Deniz Parvana adına adaya müdahale edecekti. Sonuçta Clitus adası artık Deniz Parvana’nın emaneti idi. Ona sahip çıkmak istemeleri gayet normaldi.

 

********************************************************

Yazar’ın Köşesi 🙂

Azur Kral – Bölüm 97 – Beyaz Krallığın Talihsizliği

Her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri yeni bölümler gelecek.

Arkadaşlar bu birkaç bölüm kısa kısa olabilir çünkü ilk cilt bitmek üzere. Aslında tahminimden erken bu noktaya geldim. Her 100 bölüm için bir cilt planlıyordum. İstediğim noktaya geldim ama dediğim gibi erken geldim. En kötü bu bölümleri bir toplu olarak atar telafi ederim. 100. Bölümden sonra iki hafta ara vereceğim.

Yavaş yavaş ilk cildin sonuna geliyoruz. 100. Bölümde ilk cilt tamamlanmış olacak ve o zaman ek bir bölüm ile resimleri paylaşacağım. İlk cilt sona erdiğinde iki hafta bölüm gelmeyecek.

NOT: Arkadaşlar sitemizin tam ortasında yer alan Abone Ol kısmından abone olursanız her yazımızda mail alırsınız. Bu şekilde bir bölüm attığımda haberiniz olur. 😉 

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

Azur Kral – Bölüm 98 – Kara Propaganda
Azur Kral – Bölüm 96 – Beklenmeyen Kişiden Özür

Bir cevap yazın

Loading…

Dr Stone

Dr Stone Tanıtım ve İnceleme

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 98 – Kara Propaganda