Azur Kral – Bölüm 70 – Yenilgimi Kabul Ediyorum!

Azur Kral – Bölüm 70 – Yenilgimi Kabul Ediyorum!

Önceki bölümden…

Kılıç niyetini üzerine ucundan bir kavrama elde etmiş olduğundan Ki’sini kılıç enerjisine benzetmeye çalıştıktan sonra ince ve keskin bir enerji dalgası ile tekniği ortadan ikiye bölmüştü. Ancak tam rahatlayacağı anda gelen ardışık saldırıları fark etti.

Tekniklerden zıplayarak ya da sağa sola kaçarak kolayca savuşturabilirdi ama öyle yapmadı. Ellerini yumruk yaptı ve kollarını yanlara açtı. Bir annenin oğluna açtığı kucak gibi… Gelen 5 kılıç enerji dalgasını direk olarak bedeni ile karşıladı.

 

** 70 – Yenilgimi Kabul Ediyorum!

Julien Jadon, çoktan kendinden geçmesi gerekiyordu ama dayanabildiği son gücü ile dayanıyordu. Çünkü sonucu görmek istiyordu. Deniz Parvana’nın saldırıları direk olarak karşıladığını gördüğünde bir kül olarak rüzgâra karışan en sevdiği kılıcına bir Deniz Parvana’ya baktı ve görüşü kararak bilincini kaybetti.

“Deniz Parvana Kazandı!”

Teknikleri tamamen savuran Deniz Parvana bir anda Julien Jadon’ın yanına geldi. Julien Jadon sırt üstü çevirdikten yere yatırdı ve Antik Ejder Tanrısı’nın Hayat Ateşi tekniğini devreye soktu.

Sağ ve sol eli önce kızıllaşıp sonrasında altın sarısı hale geldikten sonra sağ elinin avuç içini Julien Jadon’ın çekirdeğinin üzerine sol elinin parmaklarını alına dayadıktan sonra yüzünü gökyüzüne çevirdi.

Tüm gücü Julien Jadon’ın bedenini taradı ve az önce yakmış olduğu kan özünü tekrar canlandırmaya çalıştı. Bunun yeterli gelmemesi üzerine gizli ve pasif olarak kendisini iyileştiren yeteneğine odaklandı. O yeteneği hissedip Antik Ejder Tanrısı’nın Hayat Ateşi ile birleştirecekti.

Yaklaşık 1 dakika sonra bu yeteneğine odaklanabildi ve iyileştirme gücünün ellerinden Julien Jadon’ın bedenine akmasına izin verdi.

Kullandığı teknik yüzünden yan sağ tarafı inanılamayacak bir hızla iyileşmeye başladı. Olayı izleyenler bunun bir iyileştirme değil zamanı geriye sarma olarak yorumlayabilirlerdi.

Tüm vücudu tamamen iyileşen Julien Jadon yavaşça gözlerini açtı. Tam bir anda yerinden fırlayacaktı ki Deniz Parvana’dan gelen cennetsel hissi algıladı. Anında yaralarına baktığında gözleri yerlerinden çıkacak gibi genişledi. Az önce sağ kolunun ve bacağının kül olmak üzere olduğunu, sağ göz küresinin tamamen kuruduğunu sonsuza kadar bir sakat olacağından emindi.

Kan özünü yaktığı içinde geleceğini büyük ölçüde karartmıştı. Kısacası artık hiçbir umudu yoktu. Ancak o anda gördüklerine inanamıyordu. Gözleri ile görüyor ama zihni ve bilinci böyle bir iyileşmeyi reddediyordu.

Gözlerini Deniz Parvana’ya diktiğinde yüzündeki ifadesinden çok zorlandığını görebiliyordu. Bu kadar yakın mesafede olduğundan Deniz Parvana’nın Ki seviyesini hissedebiliyordu. Hayatındaki en büyük şoku ise o anda yaşamıştı.

Deniz Parvana’nın Ki’si sonsuz gibiydi. Normal birini bir dakika içinde ölümüne kurutabilecek miktarda Ki kullanmasına rağmen Ki azalmıyor gibi görünüyordu. Ama çok iyi biliyordu ki Deniz Parvana’nın Ki’si tükenmek üzereydi. Ne kadar süredir baygın olduğunu da bilmiyordu. Belki günler geçmişti. Belki de aylar.

Tekrar kendisine odaklandığında Deniz Parvana’nın, kendisinin kan özünü yenilemeye çalıştığını hissetmişti. Süreç yavaş ilerliyordu ama yenileniyordu. Deniz Parvana’nın Ki’si ile kendi kan özünün yenilenme hızını karşılaştırdığında kan özü yenilenmeden Deniz Parvana’nın Ki’sinin tükeneceğini anlamıştı.

Bu yüzden kendisi de Semavi Alem’in gücünü kullanarak kendi kan özünü yenilemeye başlamıştı. Bu şekilde Deniz Parvana’nın Ki’si tamamen tükenmeden kan özü yenilenmiş olacaktı.

Aradan 10 saat geçtikten sonra Julien Jadon’ın kan özü tamamen yenilenmiş ve bütün yaraları tamamen iyileşmişti. Kan özünü bu kadar hızlı toparlayabildiğinden artık geleceği düşündüğü gibi karanlık olmayacaktı.

Üstelik bu durumdan birçok şey öğrenmişti bile. Özellikle yaraları ve kan özü iyileştirme ile ilgili şeyler çok önemliydi. Tekniği ile ilgili yıllardır çözemediği birkaç nokta üzerinde de anlayışa kavuşmuş ve çözmüştü. Artık tekniğini geliştirmeye ve güçlenmeye devam edebilirdi.

Resmen bir anda ölmüş, yanmış ve küllerinden anka kuşu gibi tekrardan doğmuştu. Bu durum sadece ve sadece bu şekilde açıklanabilirdi.

Arenadaki herkes gözleri ayrılmış bir şekilde nefes bile almadan Deniz Parvana’yı izlemişti. Öylesi öldürücü teknikleri karşılamış. Ölümü ile yüz yüze gelen birini, ölüm meleğinin tırpanından söküp almıştı. O ana kadar hiç kimse kan özü yenileme ile ilgili bir deneme yapmamıştı. Onlara göre kan özünü yaktıysan sonun geldi demekti.

Az önce tanık oldukları mucize istisnasız herkes için bir aydınlanmaya sebep olmuştu. Julien Jadon’ın ailesi ise ne diyeceğini bilemiyordu.

Deniz Parvana, Julien Jadon’ın tamamen iyileştiğine emin olduktan sonra tekniği sonlandırmış ve sol kolunu arkaya atarak arkasına yaslanmıştı. “Piiihuuuu” şeklinde derin bir nefes verdikten sonra ayağa kalkmaya çalışmış ama sendeleyip geri düşmüştü.

Aynı şekilde Julien Jadon’ın zorla ayağa kalkmaya çalışmış ama geri düşmüştü. İki öğrencide biraz denemeden sonra ayağa kalktıktan sonra Julien Jadon, aniden Deniz Parvana’ya secde etmişti.

“Kıdemli Deniz Parvana! Tüm varlığımdan utanç duyuyorum! Klanımın, ailemin ve kendi yüzümü yere getirdim. Senden kalbimin en derin yerinden özür diliyorum. Ben hatalıydım. Hiçbiri senin suçun değildi. Hepsi benim kendi kibrim yüzündendi. Beni iyileştirmek zorunda değildin. Benim için yaptığın şeyleri 100 hayatımda bile geri ödeyemem. Çok özür dilerim ve çok teşekkür ederim. Artık hayatım tamamen sana aittir!”

Julien Jadon …  Çenesi gökyüzüne bakan, çevresindeki herkese böcek gibi davranan Julien Jadon’ın herkesin önünde bu şekilde secde edip bu şekilde içten özür dilemesi ve hatta birinin hizmetkarı olmasını hiç kimse hayal edemezdi. Rüyalarında görseler kendi beyinlerine küfür ederlerdi ama… Deniz Parvana bunu başarmıştı. Bir kere bir imkansızı daha başarmıştı.

Ortalık sakinleştikten sonra sunucu kıdemli arenaya geldi ve Deniz Parvana’ya baktı. “Devam edebilecek misin?” diye sordu. Deniz Parvana tam ağzını açacaktı ki en güçlü öğrenci olan Yoshi Christie ayağa kalktı.

“Julien Jadon’un kan özünü yakarak yaptığı saldırıyı benim bile karşılamam mümkün değildi. En iyi ihtimalle ölürdüm. En kötü ihtimalle ise sonsuza kadar sakat kalırdım. Ancak Kıdemli Deniz Parvana hem o saldırıyı karşıladı hem de ardından gelen 5’li saldırıyı karşıladı. Bunun üzerine yapmak zorunda olmadığı halde, sonsuza kadar sakat kalabilecek olan Julien Jadon’ı iyileştirdi ve kan özünün yeniledi… Tüm süreci pür dikkat izledim. 11 saat boyunca, Julien Jadon iyileştirmek için kullandığı Ki’yi göz önüne alırsak Deniz Parvana’yı yenmem mümkün değil. Saldırılarımdan kaçınabildiği sürece ben kısa sürede tükenirken Deniz Parvana kaçınmaya yıllarca devam edebilir. Böyle bir durumda karşılaşmaya gerek duymuyorum. Yenilgimi kabul ediyorum.”

Yoshi Christiei, söylediklerinde tamamen dürüst ve haklıydı. Son olaylardan sonra bir kişi bile Yoshi Christie’yi yalanlayamazdı. Aklını kullanarak gereksiz gördüğü bir meydan okumayı politik bir şekilde savuşturdu. Korkmuyordu. Zaten her şey açıkça belliydi. Ancak seçtiği kelimeler insanların ona olan saygısını arttırmayı başarmıştı.

Zararda olacağı bir durumu karlı bir duruma getirmişti. Deniz Parvana bile Yoshi Christie’nin zekasını takdir etmeden edememişti.

Deniz Parvana bu sözlere hiç alınmamıştı. Yoshi Christie’nin kendisine yukarıdan bakmasına hiç gocunmamıştı. Çünkü bu klan onun pekte umurunda değildi. Buradan alacağını alacak ve yıldızlara doğru yola çıkacaktı. Hayaline odaklı bir şekilde ilerlediğinden birilerinin küçük karakterlerinin pisliklerini dikkate alması gerekmiyordu.

Birkaç gün öne yaptığı meditasyon sırasında bu düşünceye kapılmıştı. Zaten alması da gereken bir intikam vardı.

“Kazanan Deniz Parvana!. Meydan okumalardan gelen bütün hazineler artık ona aittir.”

Hazineyi gözeten Direk Kıdemliler bir boyutsal depolama çantasında hazineleri getirmişlerdi. Deniz Parvana göz ucu ile bir bakış atmış ve oradaki ateş saçan bir kılıcı görmüştü. Bu kılıç Gökyüzü sınıfından daha yüksek seviyelere denk bir kılıçtı.

Bu kılıcı aldı Julien Jadon’a verdi.

“Az önceki tekniğinde kılıcın yok olmuştu. Bu kılıç senin olabilir. Nasılsa bu kılıca ihtiyacım yok.”

“Bunu… Kabul edemem Kıdemli Deniz. ”

“Al diyorsam al. Benim bu kılıca ihtiyacım yok ama senin var. Az önceki savaşta elde ettiğin aydınlanmaları ve kavrayışları sağlamlaştırmak için hızlıca meditasyona girmelisin.” Dedi.

Klan liderine ve kıdemlilere saygını sunduktan sonra elindeki çanta ile birlikte hızlıca arenayı terk etti.

********************************************************

Azur Kral – Bölüm 70 – Yenilgimi Kabul Ediyorum!

Arkadaşlar, seri nasıl ilerliyor sizce? Hikaye anlatımı olsun, ana karakterin gelişmesi olsun vs. sizce nasıl? Yorumlarsanız sevinirim… Teşekkürler. ^_^

Bu arada isterseniz karakterler için resimler bulup atmaya çalışırım. Ne dersiniz?

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 69 – Kan Özünü Mü Yaktı!

Yansıttığıyla, Gösterdiğiyle: Misak’ın Aynaları