in

Azur Kral – Bölüm 41 – Başarısızlık ve Pes Etmek

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 41 – Başarısızlık ve Pes Etmek

Önceki Bölümden…

“Bunu kabul edemem…”

“Önemli değil. Bunlardan istediğim kadar üretebilirim. Daha fazla üreteyim derdim ama malesef elimde başka malzeme kalmadı.”

“Haha! Hiç önemi yok. 5 haftada bu kadar gelişim sağlayan tılsımlar 10 yılda neler yapar. O zaman… Ben sana kapıyı açayım.”

 

** 41 – Başarısızlık ve Pes Etmek

Doğa Kaol, Deniz Parvana’ya çıkış kapısını açtığı anda hızlıca odadan ve geldiği yerden geri çıktı. Artık üç elemente de sahipti. Hava elementini bir süre daha elde edemeyecekti. Buradan çıktığında karanlık ve ışık elementlerini deneyecekti.

Her krallığın özel noktaları vardı. Mavi Krallık sırtını sonsuz okyanusa dayamıştı. Kızıl Krallık sırtını bir volkana dayamıştı. Yeşil Krallık ise sırtını Hayat Ağacına dayamıştı. Siyah ve Beyaz Krallıklarda ne gibi özel noktalar olduğunu ise bilmiyordu.

Doğa Kaol’dan öğrendiklerinden sonra son iki krallık için zorlanmayacağını düşünüyordu. Bu yüzden direkt ön kapıdan girecek ve kral ile görüşüp durumu anlatacaktı. Kabul etmezlerse de ustası ile tehdit edecekti.

Deniz Parvana, geldiği tünelden hızlıca geri çıkmış geldiği gizlilik ile Yeşil Krallıktan ayrıldı. Kan Ankasını çağırdıktan sonra beraberce Yeşil Krallığa en yakın olan Beyaz Krallığa yöneldi.

**

5 günlük yolculuğun ardından Beyaz Krallık sınırları göründü. Beyaz Krallık’ın etrafında da özel bir bariyer vardı. Ancak bu bariyer çok özel bir güce daha sahipti. Bariyer bir camı andırıyordu. Bariyerin tepesinde ise devasa bir mercek vardı ve bu mercekten kırılan ışık ışını bir noktaya düşüyordu.

Bariyerin özelliğinden midir bilinmez güneşin konumu nerede olursa olsun ışık ışını hep aynı yere düşüyordu. Beyaz Krallık yetişimcileri ışık Qi’si için bu ışık ışınını kullandıkları belliydi. Bu ışık ışını ise Deniz Parvana’nın aradığı şeydi. Çok fazla ışık Qi’si oluşturduğu bariz görünüyordu. Ancak yapay bir durumdu. Bu yüzden işe yarayıp yaramama konusunda pek emin olamıyordu.

Deniz Parvana etrafına su Qi’si yayarak normal bir şekilde bariyere yaklaştı ve içinden geçti. Birkaç saniye içerisinde Beyaz Krallık askerleri etrafını sarmıştı.

“Sen kimsin? Çabuk kendini tanıt yoksa canını alırız.”

Deniz Parvana, yüzünü ve üzerini örten pelerini çıkardı ve kendisini gösterdi.

“Ben Deniz Parvana!”

Askerler kendi aralarında fısıldaşmaya başladılar.

“Ne Deniz Parvana mı? O herif gerçek mi ki? Gerçekse burada ne işi var?”

“Salak mısın sen! Gerçek tabi ki! Çabuk Kral’a haber verin. Deniz Parvana geldiğini ve bizim de ona eşlik ettiğimizi söyleyin.”

Askerlerden sorumlu gibi görünen bir kişi “Kıdemli Deniz, lütfen bizi takip edin.” Dedi. Saygısızlık etmek istemediğinden kendisinden küçük olsa da kıdemli olarak hitap etmişti.

“Hehe, çok iyi yaaa!”

Deniz Parvana bu durumdan gerçekten hoşlanmıştı. Bu bariyerden geçmesi gerçekten çok zorlayacaktı. Ancak kolayca içeri girebilmişti.

 

** Beyaz Krallık Sarayı

“Kralım! Kralım!”

“Ne oldu asker! Beni bu şekilde rahatsız edebildiğine göre çok önemli bir durum olsa iyi olur.”

“Kralım! Mavi Krallık Prensi Bilge Prens Deniz Parvana az önce bariyerden giriş yaptı. 5. Sınır koruma bölüğü şu anda kendisine eşlik ediyor ve buraya geliyorlar Kralım!”

“Ne dedin sen! Deniz Parvana mı? Onun burada ne işi varmış?!”

“Bilmiyorum Kralım. Neden geldiğini söylemedi.”

“Aarrrghhh! Bu kadar sorunun içinde bir de o bebe ile uğraşmak zorundayız. Offf! Tamam. Elden bir şey gelmez. Kesinlikle bir saygısızlık yapmasınlar. Direkt olarak buraya getirin.”

“Emredersiniz Kralım!”

“Lanet olası velet. Ziyaret dediğin böyle mi olur? Sanki bizi denetlemek için geliyor piç! Seni erkenden öldürmemiz gerekirdi…”

Normalde Beyaz Kral, nazik ve terbiyeli bir kişiydi. Ancak turnuvadan sonra başına gelenlerden sonra kişiliği değişmeye başlamıştı. Artık sürekli kızgın ve öfkeli bir insan olmuştu. Bu duygular kendi yetişimini yavaşlatıyor olsa da yaşadıkları yenilir yutulur şeyler değillerdi. Onun yerinde başka biri olsa ruhunu şeytana satma ve bir şeytan olma uğrunda ruhunu şeytana satabilirdi.

Aradan 5 dakika sonra 5. Sınır koruma bölüğü Deniz Parvana eşliğinde kralın odasına gelmişlerdi. Kral, Deniz Parvana’yı ayakta karşılamıştı. Beyaz Kral, Deniz Parvana’yı gördüğü anda gözleri ve ağzı açılabildiği kadar açılmış ve öyle kalmışlardı. Karşısında 6, 7 ay kadar önce Gökyüzü Diyarında olan ama şimdi ise Lord Diyarının 2. Aşamasına ulaşmış olan bir çocuk vardı. Kendisinden sadece bir aşama daha düşüktü. Ancak sanki tam tersi gibi hissediyordu. Sanki kendisi, Deniz Parvana’dan daha düşük bir seviyedeymiş gibiydi.

Kendisini zor olsa da toparladıktan sonra elleri önünde Deniz Parvana’nın yanına kadar gelmiş ve saygılı bir selam vermişti. Bu dünyada güç her şeydi. Bir kral olmak sadece bir ünvandı. Gerçek kral, en güçlü kimse oydu.

“Ho- Ho- Hoş geldiniz 5 Krallık Turnuvasının galibi, Deniz Parvana… Bu güzel ziyaretinizi neye borçluyum? Size nasıl yardımcı olabilirim?”

Deniz Parvana bu durumdan giderek daha çok zevk almaya başlamıştı. Ancak Beyaz Kral’ın bu kadar saygılı olmasını konumuna değil yetişimine bağlı olduğunu çok iyi biliyordu.

“Beyaz Kral, direk sadede geleceğim. Bana ışık Qi’sinin en yoğun olduğu noktayı göstermenizi istiyorum. Tahminim, şu güçlü ışık ışınının düştüğü yer olmalı.”

Beyaz Kral, o anda gerçekten beyaz kral olmuştu. Yüzündeki bütün kan çekilmişti. Sanki gökten gelen bir yıldırım kafasına inmiş gibiydi. Bunu kutsal arena lideri Alper Us gelse bile reddederdi. Çünkü Alper Us ile Beyaz Kral’ın yetişimleri aynı seviyedeydi.

Deniz Parvana kendisinden düşük olsa bile ona karşı bir şansı olmadığını hissediyordu. Çünkü ona baktığında kadim bir canavara bakıyormuş gibi hissediyor bütün tüyleri diken diken oluyordu.

“Ne- Ne- Ne- Neden bunu i- i- i- istediğinizi sorabilir mi- mi- miyim acaba?”

“Bir şey test etmem gerekiyor. Bana oraya kadar eşlik etmenizi ve bir süre beni orada yalnız bırakmanızı rica ediyorum. Duruma göre… Hmm, birkaç gün ya da 5, 6 ay kadar sürebilir.”

Beyaz Kral başka çaresi olmadığını biliyordu. Bu yüzden taht odasından çıktı ve kendileri için en kutsal olan noktaya doğru yola koyuldu. Deniz Parvana’da arkasından kıs kıs gülerek takip etti.

Işın ışının vurduğu noktaya ulaştıklarında orada yetişim yapan yaklaşık 10 genç görünüyordu. Beyaz Kral gençlere yaklaştı ve “Hemen burayı terk edin. Ben emir verene kadar da buraya kesinlikle yaklaşmayın.” Dedi.

Neler olduğunu anlamayan gençler elleri mahkûm mekândan ayrılırken Deniz Parvana’yı fark etmişler ve Beyaz Kral ile aynı tepkiyi vermişlerdi. Özellikle Sara Monika’nın tepkisi Beyaz Kral’ın tepkisinden çok daha komikti.

Ne kadar şok olsalarda, Deniz Parvana Kral’ın tam arkasında duruyordu. Bu yüzden çıt ses çıkarmadan mekândan ayrıldılar. Beyaz Kral, Deniz Parvana’ya döndü ve “Lütfen buyurun. Burası bizim en kutsal bölgemiz Aydınlık Oda’dır. En yoğun ışık Qi’si buradadır.”

Deniz Parvana birkaç adım ileri gitti ve arkasını dönmeden

“Tamamdır. Teşekkür ederim. Şimdi beni yalnız bırakabilirsin.”

Beyaz Kral cevap vermeden hızlıca odadan ayrılmış ve son hızlı ile istihbarat noktasına gitmiş Deniz Parvana’nın Lord Diyarının 2. Aşamasına ulaştığını her yere yaymalarını istemişti. Bu haber Clitus adasının her yerini sarsacaktı ve Clitus tarihine 11 yaşında Lord Diyarına yükselen kişi olacak geçecekti.

Deniz Parvana hızlıca ışın ışının tam altına oturmuştu. Bu sayede ışık Qi’sini biraz hissetmek istedi. Ancak bu pek mümkün olmamıştı. Yeşil Krallıkta yaptığı gibi Elementlerin Ruhu parşömenlerini açtı ve beklemeye başladı.

** 1 ay sonra…

“Lanet olsun! Neden bir tepki yok!”

Aradan bir ay geçmiş olmasına rağmen hala bir gelişme olmamıştı. Deniz Parvana daha fazla dayanamadı ve Beyaz Kral’dan tılsım yapacak malzemeler istedi. Malzemeleri geldiğinde hızlıca 200 tane Qi Yoğunlaştırma tılsımı yaptı ve parşömene yönlendirdi.

** 1 ay sonra

“Cennetler 2 ay oldu hala tepki vermiyor! Tılsımlar mı az geldi acaba?”

Tılsımları eklemesinden sonra bir ay geçmişti. Yine de bir tepki yoktu. Bu bir ayda tılsımların sayısını 5000’ye çıkarmıştı ancak hala bir tepki alamamıştı.

** 4 ay sonra

“Aaaarrrgghhhh!!!! Seni lanet olası parşömen! Neden parlamıyorsun! Burada binlerce tılsım yaptım. Neden bir tepki yok! Buradaki ışık Qi’si çok mu güçsüz acaba? Yada parşömen için daha güçlü ışık Qi’si kaynağı mı lazım acaba? Öyle olmalı. Buradaki ışık Qi’si çok zayıf olmalı.”

Aydınlık Oda’da tılsımlardan adım atacak yer kalmamıştı. Deniz Parvana bile orada kaç tane tılsım olduğunu bilmiyordu. En azından on binden fazla olduğunu biliyordu. 6 ay geçmiş olmasına rağmen hala bir tepki alamamıştı.

Artık pes eden Deniz Parvana, tüm Qi Yoğunlaştırma tılsımlarını toplamış yerine 20 tane bırakmıştı. Yeşil Krallık içinde 20 tane bırakmıştı. Bu sebeple Beyaz Krallığa da 20 tane bırakacaktı.

Tam kapıyı açıp çıkacağı anda kapıyı açmak için yeltenen Beyaz Kral ile burun buruna gelmişti. Ancak Aydınlık odadan büyük bir Qi basıncı çıkmış gibi Beyaz Kral ve kapıdaki iki asker 5, 6 metre geriye uçmuşlardı. Sanki birisi tarafından tekmelenmişlerdi.

********************************************************************************

Umarım seriyi okurken keyif alıyorsunuzdur. Bir kaç takipçimiz yorum atıyor sağ olsunlar. Yorum atmayan diğer arkadaşlar da umarım yorumlarını eksik etmezler. ^_^

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************************************

Azur Kral – Bölüm 42 – Büyük Dalgalar
Azur Kral – Bölüm 40 – Toprak Elementi Bedensel Qi Dönüşümü

Bir cevap yazın

Loading…

kafka-donusum-bocek-yatak

Franz Kafka – Dönüşüm [Kitap İncelemesi]

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 42 – Büyük Dalgalar