Azur Kral – Bölüm 150 – BEN KAN ATEŞİ EJDERHA TANRISIYIM!

Azur Kral – Bölüm 150 – BEN KAN ATEŞİ EJDERHA TANRISIYIM!

**150 – BEN KAN ATEŞİ EJDERHA TANRISIYIM!

Deniz Parvana’nın salonda gördüğü şey devasa boyutta bir kalpti. Kalbin hemen sağında da büyükçe beyaz bir kristal duruyordu. Kalpten çıkan bu damarlar odanın her yerine yayılıyor ve hafifçe dalgalanıyordu.

Deniz Parvana’nın öfkeden delirmesine neden olan şey bu kalbin varlığı değil, bu kalbin sahibinin içinde olduğu durumdu. Bu devasa Kalp Ak Ejderha’nın ta kendisine aitti. Bu insanlar, Ak Ejderha’nın ölmesine izin vermemişler ve ne kadar olduğu bilinmeyen bir süre zarfında Ak Ejderha’ya işkence etmişlerdi.

“Değerlim. Ben! Ben geldim Bald! Buradayım. Sözümü tuttum!”

“Bald… Ger- çekten gel- din…”

“Evet hayatım geldim artık buradayım.”

“Lüt- fen Bald. Beni öl-dür. Lüt- fen.”

“HAYIRR!!! ”

“Buna da- ha faz- la i-zin ver- me Bald. Lüt- fen. Acı- mı son- landır.”

Bu sözler üzerine Bald’ın dolayısı ile Deniz Parvana’nın öfkesi sınırlarını aşmıştı. Kendini kaybetme noktasına geldiğinde salon tamamen beyaz ışığa mahkûm olmuştu. Beyaz ışık söndüğünde salon eskisinden biraz daha kararmıştı ama Kendini kaybetmek üzere olan Deniz Parvana biraz sakinleşmişti.

Deniz Parvana, burada olanları net bir şekilde anlamıştı. Çocukların neden canlı gidip ölü gibi geldiklerini ve Ak Ejderha’nın neden bu durumda olduğunu…

Bu insanlar, çocukların yaşam özleri ile Ak Ejderha’yı canlı tutmuşlar ve Ak Ejderha’yı kendi menfaatleri için Ak Ejderha Kan Özü makinasına dönüştürmüşlerdi.

Deniz Parvana her ne kadar Ak Ejderhayı öldürmek istemese de onu eski haline döndürmenin imkânsız bir noktaya geldiğini görebiliyordu. Tüm bedeni özenle parçalanmıştı. Eti, kemikleri, beyaz altın pulları kullanılabilecek ne varsa sökülmüştü.

Sürekli olarak çocuklardan alınan yaşam özleri ile Ki Kristali beslendiğinden dolayı da ölemiyordu. Tüm bedeninin sökülmesinin verdiği fiziksel acı artık olmasa da ruhsal olarak çektiği acı çok daha büyüktü. Ruhun zamanla parçalanmasının verdiği acı hiçbir acı ile kıyaslanamazdı.

O kadar uzun bir zaman geçmişti ki artık durumunu kabullenmiş ve öleceği günün bir an önce gelmesini diliyordu. İnsanları seven belki de tek ejderha kendisiyken bu sevgisi tamamen kararmış ve lanetlemeye dönüşmüştü.

İnsanlara olan laneti ve Bald’a olan aşkı ruhunun derinliklerine kadar işlemişti. İlk zamanlarda çektiği sonsuz acıyı sonlandırabilirdi ama Bald’ın ona verdiği söz ona dayanma gücü vermişti. Bir gün mutlaka kendisini almaya geleceği günün geleceğini biliyordu.

Her ne kadar çok uzun bir zaman geçmiş olsa da Bald sözünü tutmuştu. Tamamen kendisi değildi. Bir insan ile birlikte gelmişti. Sadece bu durumda olması onunda iyi şeyler yaşamadığının göstergesiydi.

“Tilbe! Çabuk. Sevdiceğimin ruhunu yakala. Onun kaybolmasına izin verme! Çabuk!”

“Bald…” dedi Tilbe. Bald, Tilbe’nin ses tonundan bile anlamıştı çok geç olduğunu ama ısrar etmeye devam etti.

“Bald, üzgünüm. Ruhu artık geri dönülemez bir noktaya gelmiş. Ruhunun sadece kalıntıları kalmış. Hatırladığı tek şey sadece senin verdiğin söz gibi görünüyor. Çektiği acılar ve aradan geçen zaman boyunca çoktan kaybolması gerekiyordu. Sadece senin verdiğin söz sayesinde bu zamana kadar dayanabildiği kesin. Bunun geri dönüşü maalesef yok.”

“Hepsini yok edeceğim. Etlerini kemiklerinden sıyırıp kanlarını içip kanlarında yıkanacağım. Dişlerinden merdivenler, kafalarından şarap kadehleri yapacağım. Kemiklerini kıtır kıtır yerken ruhlarını özümseyeceğim. Bu lanetlere olan nefretim sonsuza kadar devam edecek. Onların soylarından gelen herkesi bebek yaşlı denemeden katledeceğim.”

“Bald! Sakin ol. Ak Ejderha’nın acısını sonlandırmalıyız. Ruhu artık geri dönemez ancak kalan ruh kalıntılarını toplayıp yeni bir Ak Ejderha’nın doğmasını sağlayabiliriz. Sen Ak Ejderha’nın kristalini al ve bedeninden kalanları özümse diğerleri gelmek üzeredir.”

Bald, Tilbe’nin dediklerini mantıklı bulup Deniz Parvana ile birlikte Ak Ejderha’nın kemiklerini, kalbini, damarlarını ve kanlarını hızlı bir şekilde özümserken, Tilbe Ak Ejderha’nın ruhunun kalıntılarını topladı.

Son ruh parçaları toplanıp son kan damlaları çekildiğinde Kral Max ve askerleri salonun ana giriş kapısından girdiler. Deniz Parvana geldiklerini hissettiğinde, her şeyi Bald’a bıraktı.

“Bu senin intikamın ihtiyar. Bana ne olursa olsun intikamını al.”

Deniz Parvana bu sözleri söylediği anda ruhunun bedeninden çekildiğini ve yerine Bald’ın ruhunun girdiğini hissetti. Her ne kadar bu çok kötü bir his vermiş olsa da Bald’ın intikamını almasına izin vermekten bir pişmanlığı yoktu…

“Sizi o. çocukları. Hepinizi yok edeceğim. Etlerinizi kemiklerinizden sıyırıp kanlarınızı içip kanlarınızla yıkanacağım. Dişlerinizden merdivenler kafalarınızdan şarap kadehleri yapacağım. Kemiklerinizi kıtır kıtır yerken ruhlarınızı özümseyeceğim. Soylarınızdan gelen herkesi bebek yaşlı denemeden katledeceğim. Uwaaaa!!!”

Dediği anda kızıl renkli ince bir yıldırım arkı ile ortadan kayboldu. Kaybolduğu anda insansı bir ejderha formunda askerlerin arkasında ortaya çıktı. Şaşkınlıktan ağzı açık olan bir askerin damaklarından tutup bedenini ikiye ayırırken kuyruğu bir anda uzayıp onlarca askerin bedenlerinde delikler açtı.

Ak Ejderha öldükten sonra salondaki ışık tamamen sönmüştü. Salondaki tek ışık Yıldırım Serabını kullanan Deniz Parvana’nın ardında bıraktığı kızıl yıldırım arklarının anlık ışıklarıydı.

Birkaç saniye geçmişti ki Bald, tüm askerleri paramparça etmişti.

Kral Max salonun bir ucundayken, Deniz Parvana salonun diğer ucundaydı. Birkaç saniye birbirlerine baktılar.

“Sende kimsin? Burada ne işin var?” dedi Kral Max. Gerçekten tanımamıştı.

“Ak Ejderha’ya yaptıklarınızın bedelini ödeyeceksiniz. Ben kim miyim? BEN KAN ATEŞİ EJDERHA TANRISIYIM!”

Dediği anda yıldırım arkı ile ortadan kaybolmuş ve Kral Max’ın arkasında ortaya çıkmıştı. Kral Max, daha önce hiç böyle bir teknik görmemişti. Her ne kadar bu tekniği zaten az önce görmüş olsa da çok kısa mesafelerde kullanılabilecek bir teknik olarak yorumlamıştı.

Bald, bu ani ışınlanma anında Antik Ejder Tanrısı’nın Hayat Ateşi pençelerinde toplamıştı. Pençelerini Kral Max’a doğru savurdu ama bir tuhaflık sezdi. Kral Max, hiç kaçmaya yeltenmemişti.  Tam Bald’ın pençeleri Kral Max’a vuracağı anda Kral Max’ın bedeni parlak bir metal ile kaplandı.

Pençenin arkasındaki güç ile Kral Max kızıl bir çizgi olarak salonun duvarına çarpmış. O kadar güçlü bir saldırıydı ki Kral Max duvara çarpınca bile hızı azalmamış dağın dışına kadar fırlatımıştı.

Yüzlerce kilometre kalınlığı olan dağın içinde düz bir hatta dağın dışına çıkan bir tünel arkasında bırakmıştı Kral Max.

Bald, Yıldırım Serabı ile bir anda dağın dışına ulaşmıştı. Savaşı izleyen Deniz ve Tilbe de çok şaşırmıştı. Kral Max’ın bedenin de bir çizik bile yoktu. Tüm bedeni Ak Ejderha ‘nın beyaz altın ve elmas pulları ile kaplıydı.

Bald daha da öfkelendi ve deli gibi saldırmaya başladı. Saldırılarının arkasında hiçbir teknik yoktu. Saf gücü ile sürekli Kral Max’ı tekmeliyor ve yumrukluyordu. Ancak Kral Max, ciddiye almıyordu. Bilerek darbe alıyor bir mesafe uçuyordu ama en ufak zarar görmüyordu.

Bu durumdan artık sıkılan Kral Max, Bald’a basit bir yumruk attı. Acı bir şekilde kükreyen Bald birkaç bin kilometre uçtu. Bu savaş sırasında Kraliyet Şehrinin neredeyse yarısı da yıkılmıştı. Bu darbeden sonra Bald’ın bilinci söndü. Artık daha fazla savaşamazdı.

Deniz Parvana, kendi bedenine tekrar geçtiğinde darbenin verdiği acıyı hissetmeye başladı. Neredeyse tüm kemikleri kırılmıştı ama büyük bir hızla iyileşiyordu. Ancak bu iyileşme hızı Kral Max’ın yaklaşma hızından daha hızlı değildi.

 

********************************************************

Yazar’ın Köşesi 🙂

Yeni bölümler her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 09:00’da… (İnşallah 🙂 )

İkinci cildi de yarıladık arkadaşlar. Okuyan çok kişi var ama yorum atan çok az. Okuyan arkadaşlardan bir yorumu çok görmemelerini rica ediyorum. ^_^

Bir kaç teknik sorundan dolayı bölümler gecikti. Cuma ve Cumartesi için bölümleri şimdi atıyorum.

Umarım serinin ilerleyişini beğeniyorsunuzdur. Seri ve ilerleyiş hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.

Takipte kalın.

NOT: Arkadaşlar sitemizin tam ortasında yer alan Abone Ol kısmından abone olursanız her yazımızda mail alırsınız. Bu şekilde bir bölüm attığımda haberiniz olur. 😉 

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 149 – Ak Sarayın Karanlık Arka Planı

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 151 – Kral Max vs Bald, Deniz Parvana