Azur Kral – Bölüm 109 – Elektrik ve Hiçlik!

Azur Kral – Bölüm 109 – Elektrik ve Hiçlik!

** 109 – Elektrik ve Hiçlik!

“Neredeyse hiç usta.”

“Hmm… Elektrik temelli Azur Ejderinin Nefesi tekniğine neden sahipsin o zaman?”

“Elektrik elementi hakkında anlayış kazanabilme umudu ile almıştım ama başarılı olamadım. Sadece Ejder Nefesi kısmında başarılı olabildim. Elektriği hiç kullanamıyor değilim. Ama sadece ateşin içinde ince elektrik arkları olacak kadar çıkartabiliyorum. ”

“Anladım. Ama bu düşüncen yanlış. Çünkü teknikler zaten ilgili elementi biliyor olmanı gerektirir.”

“Evet usta haklısın.”

“Tamam o halde sana anlatayım. Ana elementler doğada direk bulunan elementlere denir. Ateş, su, toprak, hava, karanlık ve ışık. Bunu bilmediğini düşünüyorum ama doğada bulunan daha doğrusu evrende bulunan bir element daha vardır. O da Boşluk’tur. Boşluk elementi tamamen yok edici bir güçtür. Her şeyi tamamen yok eder. Ölümlülerin kullanması yasaktır ki zaten kullanmaları mümkün değildir. Teknik olarak kullanabilirler ama kullandıkları teknik her şey ile birlikte kendilerini de yok eder. Boşluk elementine Hiçlik elementi de denir. Alt elementi olmayan tek elementtir.

Evrende toplamda 7 element bulunur. Bu elementlerin 6 tanesi birbirlerine karıştırılarak ya da farklı yöntemlerle başka elementlere dönüşür. Bir elementten üretilen alt element diğer elementler ile de oluşturulabilir.

Örneğin, hava elementinden elektrik üretebilirsin değil mi? Fırtınalı bir gecede bol bol görebilirsin. Ama ateş ya da ışık bunlardan elektrik üretebilir misin? Mantıken hayır ama gerçekler evet. Ateşe bir girdap gibi dönüş vererek küçük bir noktada sıkıştırabilirsen ateş elektriğe dönüşür. Suyu oluşturan maddelere odaklanır ve onları kendi isteğin ile ayrıştırabilir yüksek ateş ile yakarsan elektrik üretirsin. Fırtına anında rüzgârın sürtünmesiyle olduğu gibi bir tutam toprağı bir taşın etrafında hızlıca sürtünerek dönmesini sağlarsan elektrik üretirsin. Işığı ya da karanlığı bir noktada sıkıştırıp ani bir çıkış verirsen elektrik üretirsin. Elbette bunları yapmak söylendiği kadar kolay değil.

Her bir elektrik türünün gücü ve rengi farklı olur. Renklerinden bunu anlayabilirsin. İki farklı elektrik elementini kullanabilen biri bu farklı elektrikleri birleştirerek çok daha farklı güçlere erişebilir. Elementleri dünyası sınırsız türe gebedir. Daha önce sana gösterdiğim içinde yıldırım arkları olan kara buluta nasıl baktığını görmüştüm. O gördüğün şey hava elementinin alt elementi olan Fırtına Elementi olarak geçer. Benden başka kullanan kimseyi göremedim. Hem havanın hem elektriğin gücünü içeren bir elementtir.

Ancak bu elektriklerin hiçbiri gerçek olana yaklaşamaz. Gerçek olanı ise doğada oluşan halidir. Yani fırtınalı bir gecede gördüğün şimşek ve yıldırımlardır. Onlar beyaz renklidir. Diğer deyiş ile benim Fırtına Elementim gerçek elektriği üretir ama yine de renkleri mavidir…

Ateş elementinden oluşturulan elektrik genelde kırmızı renkli olur. Ancak Altın Karga alevinden üretilen elektrik altın renginde olur. Bu gibi farklılıklar her zaman vardır. Şimdi sana elektrik hakkında genel bilgileri verdim. Artık gerisini senin başarman gerekiyor. Önümüzde 6 ay var. Bu altı ayda hem ateş ejder tanrısı alevlerinde hem de elektrik elementinde ustalaşmanı istiyorum. Yani ateş ejder tanrısı alevlerinden elektrik üretebilmeni istiyorum.”

“Verdiğiniz bu bilgilerden çok mutlu oldum usta. Gerçekten teşekkür ederim. 6 ayda her ikisinde de ustalaşacağım.”

“Sana güveniyorum. Bu iki görevi başardığında senin elektriğini ve benim fırtına elementimi kullanarak bu bariyerden çıkacağız.”

Konuşmaları bittikten sonra Deniz Parvana evden çıkmış ve yeterince uzaklaşana kadar ilerlemişti. Ustasından öğrendiği bu bilgiler onun kavrayışını yükseltmişti. Şimdi ilk olarak bu bilgileri sindirmesi gerekiyordu. Sonrasında elektrik elementi kavrayışını yükselten meyveleri tüketecekti.

 

** 6 ay sonra…

Deniz Parvana bu alta ayda en çok istediği alt elementi sonunda özgüre kullanabilir hale gelmişti. Meditasyon yaparken Varoluş Düzlemine geçip Ki Çekirdeğinin içine odaklandığında 9 Işık kulesinin varlığı tüm ihtişamı ile gözler önündeydi.

Ateş, Su, Toprak ve Karanlık ana elementlerinin yanı sıra Sis, Buz, Ateş-Elektrik, Su-Elektrik alt elementlerinin ışık kuleleriydi bunlar. Deniz Parvana 6 aylık sürede Kan, Sis, Ateş-Elektrik ve Su-Elektrik elementlerinde Usta Kavrayışa yükselmişti. Ustasının arada verdiği tavsiyeler ile ek olarak Kan ve Sis elementlerine de vakit ayırmıştı. Bu ikisi su elementinin alt elementleri olduğundan kavraması çok uzun sürmemişti.

“Evet gün geldi Deniz. Şimdi sana ne yapacağımızı anlatıyorum.”

Deniz Parvana heyecanlı bir şekilde ustasını dinlemeye başlamıştı.

“Şimdi, bu orman çokta geniş bir orman değil. Öncelikle, bariyerin içini tamamen Fırtına Elementi ile dolduracağım. Yani fırtına bulutları oluşturacağım. Sende bu bulutları sis elementini kullanarak soğutulmuş su zerrelerini fırtına bulutlarıma yükleyeceksin. İyice yüklenen bulutları harekete geçireceğim ve büyük bir hortum oluşturacağım. Hortumun merkezini, en zayıf nokta olan senin içeri girdiğin noktaya odaklayacağım. Fırtınanın gözü orası olacak. O sırada sende yapabildiğin kadar büyük bir ateş ejder tanrısı alevi topu oluşturacaksın. Aradaki sıcaklık farkı fırtınamızı çılgına döndürecek. Sana iki işaret vereceğim. İlkinde topladığın ateş topunu elektriğe dönüştüreceksin. Fırtına bulutları tamamen elektrik ile yüklendiğinde tüm elektriği toplayıp hortumun merkezine göndereceğim. O anda ikinci işareti vereceğim. İkinci işaret ile elektriğini benim yönlendirdiğim elektrik ile birleştireceksin. Böylece tek bir noktaya aşırı yüksek güçte ve iki farklı yapıda yıldırım ile bir akım vermiş olacağız.

Bariyerin en zayıf noktasına vurduğumuzdan bariyer kolay kapanmayacak bir delik açacağız. Delik açıldığı anda da hemen o delikten çıkacağız. Sonuçta bu bariyer Tanrı Hapseden bir bariyer tamamen yıkmamız mümkün olmayacak. Kaçabileceğimiz kadar bir delik açabilmemiz bile mükemmel bir başarı olacak. ”

“Anladım usta.”

“O halde başlıyorum.”

Yaşlı adam, olduğu yerde iyice dikleşti ve ellerini havaya kaldırdı. Kısa süre sonra ellerinden Simsiyah dumanlar çıkmaya başladı. Bu dumanlar hava elementinin alt elementi olan fırtına elementinin bulutları idi. Tüm bölge tamamen kararmaya başlamıştı ama yaşlı adam durma belirtisi göstermedi. Bariyerin içerisi bir gece gibi karanlık olduğunda yaşlı adam işlemi durdurdu. İşlemi durdurduğu anda nefes nefese kalmıştı. O kadar çok fırtına bulutu üretmesi onu zorlamıştı.

Sıra Deniz Parvana’ya gelmişti. Deniz Parvana ellerini havaya kaldırdı ormandaki ısıyı hızlı bir şekilde düşürmeye başladı ve etrafı beyaz sis kaplamaya başladı. Sis yayıldıkça yaşlı adamın içi ürpermişti. Bu soğuk yaşlı adam için gerçekten soğuktu.

Sis iyice çoğaldı ve yükseldi ve tamamen kara bulutlara karıştı. Sisi emen kara bulutlar daha ağır ve koyu görünmeye başladı. Çünkü suya tamamen doymuştu ve yağmur yağdırmak üzereydi.

Yaşlı adam bulutları hareket ettirmeye başladığında görüntüsü dans ediyor gibiydi. Hatta daha çok bir ayin yapıyor gibiydi. İki koluyla birden havada daireler çiziyordu. Bulutlarda bu kol hareketlerine uyarak hareketlenmeye başlamışlardı ve giderek bir girdap şeklini alıyorlardı.

Aşırı yüklü bulutların hareketleri hızlandıkça şimşekler çakmaya başlamıştı. Bulutlar hızlandıkça çakan şimşeklerin miktarı artıyordu. Fırtına bulutlarından yağmur gibi yıldırımlar düşmeye başladığında yaşlı adam dansını durdurmuştu. Oluşan hortumun gözü en zayıf noktaya odaklanmıştı. Yaşlı adam nefes nefese kalmıştı ama durmamıştı.

Bir elini havaya kaldırmıştı ve işareti vermişti.

“Şimdi!”

Yaşlı adam ilk işareti vermişti. O anda Deniz Parvana ellerinde devasa boyutta bir alev topu oluşturmuştu bile.  Yaklaşık 50 metrelik çapı olan devasa bir ateş topuydu. Sadece bunla kalmamıştı ve ateş topunu besleyerek iyice yükseltiyordu.

Ateş topunun çapı yüzlerce metreye ulaştığında, kara bulutlara iyice yaklaşmıştı. Kara Ormanın tamamına etki eden sert rüzgarlar esmeye başladığında devasa ateş topu hortum tarafından emilmeye başlanmış gibi görünüyordu. Esen rüzgarlar ateşi güçlendiriyor ve sıcaklığı fırtına bulutlarına götürüyordu.

Yaşlı adamın dediği gibi ateş güçlendikçe fırtına bulutları çıldırmış gibi davranıyordu. O kadar çok şimşek çakıyordu ki artık fırtına bulutları beyazlamış gibi görünüyordu.

Deniz Parvana ateş topunu iyice stabilize etmişti. Artık onu büyütmüyor için için besliyordu. Sıcaklığı giderek yükselen ateş topu fırtına bulutlarını daha da etkiliyordu. En tehlikeli ana gelmişlerdi. Eğer yaşlı adam bu yıldırımları kontrol edemez ise ölme ihtimali çok yüksekti. Üstelik yanında Deniz Parvana’yı da götürürdü. Bu yüzden hataya asla yer yoktu.

“Şimdi!”

********************************************************

Yazar’ın Köşesi 🙂

Her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri yeni bölümler gelecek.

NOT: Arkadaşlar sitemizin tam ortasında yer alan Abone Ol kısmından abone olursanız her yazımızda mail alırsınız. Bu şekilde bir bölüm attığımda haberiniz olur. 😉 

Keyifli Okumalar…

Seri Sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

********************************************************

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 108 – Yaşlı Adamın Gerçekleri

Azur Kral Kapak Foto

Azur Kral – Bölüm 110 – Savaş!