Yaşam Taşı : Kralsız Ülke Bölüm 1

Tsunade Not : Arkadaşlar anime tadında okuyabileceğiniz harika bir hikaye Yaşam Taşı : Kralsız Ülke. Yazarımız Yasin Yarış‘tan rica ettik eserini sayfamızda yayınlayabilir miyiz diye. Sağ olsun bizi kırmadı. Kitap hakkında bilgi edinmek için daha önce yazdığım tanıtım ve inceleme yazısına BURADAN ulaşabilirsiniz.                

Yaşam Taşı : Kralsız Ülke – Bölüm 1

                                                    

– ‘’Kaplan bana engel olma ! Yolumdan çekil !’’ dedi Kızıl Çiçek.

Bahçenin diğer ucunda olan Kızıl Kaplan :

– ‘’Başka çarem yok. Onu yaşama geri getirebilir.’’ diye cevap verdi.

– ‘’Kardeşim… Yasak sanat onu geri getirmeyecek. Eşin öldü ve bunu hiçbir şey değiştirmeyecek.’’

– ‘’Hayır. Buradan geçmene izin veremem. Onu hayata döndürebilmem için tek seçeneğim. İmparatorluğun yaptığı gibi kardeşine ihanet etme.’’

İkna olacak gibi değildi. Çiçek çok zor durumdaydı. Zamanı kısıtlı ve geçmesi gereken kişi kendi öz kardeşiydi. Arkasından bir ses geldi. Bu Sarı Aslan’dı. Kaplan onu görünce.

– ‘’Neden bana ihanet ettin bana ve kaybettiğimiz eşlerimize? Onları geri getirebiliriz.’’

Aslan’ın sesi öfkeliydi.

– ’İhanet eden sensin. Eşlerimiz öldürüldü. Hem de yasak sanat yüzünden. Şimdi onları yasak sanat ile tekrar hayata döndürebileceğine inanıyorsun. Acın seni kör etti. Öyle ki beni kızımla tehdit etmeye kalktın.’’

Kaplan kendini savunmak için söyleyebileceği tek şeyi söyledi.

– ‘’Başka çarem yok…’’

Çiçek kardeşinin savaşmadan yolundan çekilmeyeceği kabullendi. Çiçek ile Aslan umutsuzca birbirlerine baktılar. Çiçek :

– ‘’Olabildiğince hızlı bir şekilde onu geçmeliyiz. Onu yaralamadan.’’

Sarı Aslan durumun farkında olarak :

– ‘’Kaplan bizi oyalamak istiyor. Senin o adamı yakalaman gerekiyor. Ben Kaplan’la ilgilenirim. Daha fazla vakit kaybetmemelisin.’’

Çiçek tecrübeli bir savaşçıydı. Duygularının mantığının önüne ne zaman geçmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Başıyla onayladı. Sonra da Kaplan’a döndü.

– ‘’Tüm bu olanları bir gün düzelteceğiz.’’ dedi.

Ve Çiçek ve Aslan ona doğru hızla ilerlediler….

Üç saat sonra…

Çiçek rapor vermeye gelen askere sorularını sormaya başladı.

– ‘’Gizli bir geçit mi? Bundan hiç haberim yoktu. Bu şekilde kaçmış olmalı. Kardeşimin ve Aslan’ın durumunda bir değişiklik var mı?’’

Asker şifacıdan aldığı son bilgiyi ileti.

– ‘’İkisinin arasında ki savaş şiddetli geçmiş. İkisininde durumları ağır ve komadalar. Şifacı yakın bir zamanda kalkabileceklerini düşünmüyor.’’

Çiçek kanatana kadar dudağını ısırdı. Bunu aşırı sinirlendiği zamanlarda yapardı ki bu çok nadir olan bir durumdu.

– ‘’Neredeyse üç saat geçti. Yeğenlerimi ve Aslan’ın kızını hala göremedim.’’

– ‘’Efendim onlar her yerde aradık. Şatonun çevresinde de fakat bulamadık. Kaçırılmış olduklarını düşünüyoruz.’’

Çiçek bu sözleri duyunca kendisini berbat hissetti. Yakalamak için geldiği adamı elinden kaçırmış, kardeşi Kaplan ile Aslan komadalar. Yeğenleri ve Aslan’ın kızı kaçırılmıştı. Tam anlamıyla başarısız olmuştu …

İki yıl sonra başka bir yer…

Kulenin uzun koridorlarından birinde, melodisi kendisine ait olan rahatsız edici ıslığını çalıyordu. Islıktan rahatsız olanlar ona karşı gelmezdi. Daha doğrusu gelemezdi. Böyle olduğunda hoşlandığı şey; insanları rahatsız etmek değil, insanların ondan korkmalarıydı. Yani ondan nefret etmeleriydi.

– ‘‘Doğru ve yanlış yoktur. Güçlü ve zayıf vardır. Güçlü olan söylediği doğru, zayıfın söylediği yanlıştır. Düşünce ya da amacın bir önemi yoktur. Sadece güç vardır.’’ Buna inandı.

O güçlüydü, istediğini yapabilirdi. Yaptığı her şey doğruydu. Ta ki onu durdurabilecek biri çıkana kadar. Çevresinde onun karşısına çıkabilecek çok az insan vardı. Şimdi bu insanların yanına, kulenin toplantı salonuna doğru ilerliyordu.

Islığı kesti ve her zaman kemerinde taşıdığı yakutlarla süslü hançerini çıkardı. Koridorun sağında ki duvara sürterek toplantı salonuna doğru ilerledi. Çeliğin duvara sürtüldüğünde çıkardığı sesi dinliyordu. Bu ses onun her zaman hoşuna gitmişti. Bekli de bu hoşlandığı en normal sayılacak şeydi. Çoğunlukla hoşlandıkları sadistçeydi ki kendisi bile bunu pek normal bulmazdı. Fakat bu sefer sadece kafasını dağıtmak için uğraşıyordu. Kafası çok karışıktı.

Aklı bir kaç saat önce karşılaştığı gizemli adamdaydı. İlk kez böyle bir şey ile yaşamıştı. Adamla yaptığı kısa konuşmayı çok net hatırlasa da onun yüzünü hatırlayamıyordu. Asıl önemli olan adam onun hakkında bu kadar şeyi nasıl bilebilirdi? Gerçekten de birisiyle karşılaşmış mıydı yoksa aklının ona oynadığı bir oyun muydu? Eğer aklı ona oyun oynuyorsa adam hiç olmadıysa adamın ona verdiği zarfta nereden geldi?

Aklında ki bu soruların hiç birine de cevap bulamıyordu. Kesin olan bir şey vardı daha önce böyle biriyle karşılaşmamıştı. Acaba kendi hayat enerjisini saklayabilen biri miydi? En iyi açıklama buydu. Fakat emin olamıyordu. Şu an bu konu hakkında elinden hiçbir şey gelmiyordu. Bu yüzden o adamı düşünmeyi bıraktı. Kendi işiyle ilgilenecekti.

Toplantıya yetişmek için acele etmiyordu. Zaten geç kalmıştı. Geç kalmak kendi seçimiydi. Bütün toplantılara en son gelen o olurdu.  Her zamanda saçma sapan mazeretleri olurdu.

Toplantı salonunun tahta kapısının önüne geldi. Hançerini kınına soktu. İçeriyi dinlemeye başladı. İçeriden hizmet ettiği kızın, Kızıl Ahtapot’un sesi geliyordu. Yine Hizmetkarları azarlıyordu.

– ‘’Nasıl bulamazsınız!? Bu kadar yaklaşmışken OLMAZ!!!’’

Arada öfkeyle çığlık atıyordu. Ahtapot son iki hafta içinde çok fazla strese girmişti. Bağırmaları dinlerken iç çekti ve kendi kendine.

– ‘’Yirmi dakikadır sadece azar mı çekiyor? Durumu gittikçe kötüleşiyor.’’

Tekrar salonu dinlemeye koyuldu. Beklediği kendi isminin geçmesiydi. İsmi geçtiği anda salona havalı bir giriş yapacaktı.

Bağırma ve azarlamalar üç dakika daha sürdü. Kızıl Ahtapot’un bağırması bittikten sonra ince erkek sesi :

– ‘’Hançer yine gecikti. Bu sefer tam 25 dakika oldu. Geçen seferden bir dakika yirmi iki saniye fazla, rekorunu kırdı.’’

Yeni cümle için tam söze başlayacakken Hançer salonun kapısını tekmeleyerek açtı ve içeriye girdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Manga Taisho Ödülleri’nin 13 Adayı Açıklandı!!

Masashi Kishimoto İle Boruto Röportajı!!