Hi Score Girl Anime Tanıtım ve İnceleme

Merhaba arkadaşlar ben Nora. İlk inceleme yazımda özellikle nostalji ve oyun meraklılarının oldukça hoşuna gideceğini düşündüğüm bir animeyi seçmek istedim. Hi Score Girl. Benim gibi zamanınızın büyük bir kısmını bilgisayar oyunlarıyla geçiriyorsanız 90’larda geçen büyüleyici oyun dünyasının, atari salonlarının ve ilk çıkan oyun konsollarının birebir yansıtıldığı Hi Score Girl’e mutlaka göz atmanızı öneririm.

 

MAL puanı: 7,97

Tür: Komedi, Romantizm, Okul, Seinen

Sezon sayısı: 2

Bölüm sayısı: 25

Hi Score Girl Konusu

90’lı yıllarda yaşayan oyun bağımlısı 6. sınıf öğrencisi Yaguchi Haruo’nun tek başarılı olduğu konu oyunlardır. Okulda kötü notlara sahip, popülerlikten uzak bir yaşam sürse de zamanın çoğunu atari salonlarında harcayan Haruo için bu hiç de önemli değildir. Bir gün en iyi oynadığı oyunda tüm rakiplerini tek tek elemişken son anda gelen gizemli rakibine yenilir. Bu gizemli rakip sınıfın en güzel, popüler ve zengin kızı olan Oono Akira’dır. İkilinin burada başlayan macerasına zaman içerisinde Haruo’nun sınıf arkadaşı Hidaka Koharu da dahil olarak oyun dünyasına çekilecektir.

90’larda oynanan Final fights, Splatterhouse, Street fighter 2, Dragon Quest gibi pek çok oyunun. Aynı zamanda o dönemde çıkan Turbo grafx-16, Virtual boy gibi oyun konsollarının, atari salonlarının görsellerinin ve müziklerinin de bulunduğu anime nostalji sevenlerin ve gamerların oldukça ilgisini çekebilir. Rensuke Oshikiri High Score Girl mangasından uyarlanmış Netflix yapımıdır.

Benim Yorumum

Hi score Girl alıştığımız dövüş sahneleri yerine dönemin atari oyunlarının görsellerinin bulundurması, adı geçen her oyunun, filmin, müziğin 90’larda gerçekten var olması gibi unsurlarla kendisini diğer animelerden ayırarak nostalji sever veya oyun dünyasına meraklı biriyseniz hiç sıkılmadan geçirebileceğiniz 25 bölüm sunuyor.

Karakter çizimlerinde detaysız basit bir stil tercih edilmesine sevindiğimi söyleyemem. Fakat mekan çizimleri ve karakterlerin yıllar içerisindeki değişimine özen gösterilmiş. Atari oyunlarındaki efektler ve çizimler ise gerçekten çok güzel detaylandırılmış. İntro kısmı da oldukça eğlenceli tasarlanmış, bir çok animede bulunan bitiş müziğinin son kısmında yer alan sürpriz sahne olayına ilk sezonda yer verilmemiş. Bahsedilen oyunun kuralları hakkında da kısa kısa bilgiler verilmesi her izleyicinin anlaması için güzel düşünülmüş.  Ama özellikle ilk bölümlerde yer alan çok fazla bağrışma ve ani ses yükselişlerini rahatsız edici buldum.

Haruo’nun ciddi anlamda hayattaki tek başarısını oyun olarak göstermelerini, Oono ‘nun ise her şeyiyle mükemmel olarak lanse edilmesini de biraz klişe bulduğumu söylemem gerek. Animede çok fazla dönemin atari oyunlarının görselleri,videoları ve müzikleri var bu beni oldukça sevindirdi. Aralık 1993’te çıkan oyun tarihinin ilk 3D poligon Beat Em up oyunu olan Virtua Fighter’a bile yer verilmiş.

Haruo’nun kendisini tamamen oyuna adaması ve oyun dünyasına çektiği Hidaka’nın aşkını fark etmemesi anlaşılabilir olsa da kendi duygularının bile farkında olmaması ve 1.sezonun sonlarına doğru yeni yeni kimden hoşlandığını fark etmesi biraz sinir bozucuydu. Bununla birlikte Oono ‘yu havaalanında gitmekten vazgeçirmeye çalıştığı ve kolyeyi verdiği sahnede ikisi arasında ileride bir şeyler olabileceğini sezmek zor değildi.

Sezon 1

Oono 1. Sezon boyunca neredeyse hiç konuşmadı ve olaylar karşısında çoğunlukla sabit bir yüz ifadesi kullanıldı bunun da sahnede işlenen duyguyu anlamamızı engellediğini düşünüyorum. Sürekli kısık gözler ifadesiz bir yüz ve çizgi şeklinde dudaklar bir süre sonra gerçekten sıkıcı bir hal alabiliyor.

Karakterlerden bahsetmişken Haruo’nun ortaokuldaki sınıfında bulunan pembe saçlı Onzika, diğerlerinden farklı tarzda çizilmiş yüzü ve hareketleriyle animeye renk katmıştı. Haruo’nun annesinin oğlunun oyun tutkusu için söylediği şu sözleri de çok beğendim “Eğer bir hobinde ciddi olamazsan muhtemelen hiçbir şeyde başarılı olamazsın. Doğru olduğuna inandığın şeyin peşinden git.” Bana göre bu her ailenin sunmayacağı bir destek .

Sezon 2

2. Sezona baktığımızda ilk sezon kadar etkilendiğimi söyleyemeyeceğim, ilkokuldan liseye geçiş döneminin arkadaş ortamına , hayata yansıyışı da işlenmiş ama bence bu kısımlar animenin hitap ettiği yaş skalasını ilk sezona göre biraz daha düşürmüştü.

Son Olarak

Genel olarak değerlendirdiğimde karakter sayısının az olması takip etmemi kolaylaştırdı. İntrosu ve müzikleri güzeldi, 90lardan kalma pek çok oyun ve oyun ekipmanı içermesi keyifli ve bilgilendiriciydi. Çizimler oyun sahneleri dışında detaysızdı. İçeriği ve konusu bu kadar güzel hazırlanmış bir animeden çok daha güzel karakter tasarımları beklerdim.

Akıcı ilerleyen, nostalji ve oyun tutkunlarının kolayca takip edebileceği bu animeye kahvaltı yaparken, yemek yerken, kafa dağıtmak istediğinizde çok odaklanma gerektirmeyen bir şeyler izlemek istediğinizde kesinlikle bir şans vermenizi öneririm.

Benim diğer yazılarıma bu adresten ulaşabilirsiniz. Sizinde mutlaka yorumlarınızı bekliyorum.

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

My Roommate is a Cat Anime Tanıtım ve İnceleme

Servant X Service Tanıtım ve İnceleme