18if Tanıtım ve İnceleme

Merhaba arkadaşlar, gerek zaman bulamadığımdan gerek de pek anime izlemediğimden dolayı tanıtım yazısı yazamıyordum. Bunu da ancak bir 2 haftada falan bitirebildim zaten, fazla uzatmayayım, umarım beğenirsiniz 🙂

Yazar-Çizer: The Art of 18 (Maalesef tam bir şey bulamadım arkadaşlar)

Stüdyo: Gonzo

Bölüm Sayısı: 13

Tür: Gizem, Doğaüstü

Yapım Yılı: 2017 Yaz Sezonu

MAL Puanı: 6.40 / 10

 

 

Sadece kızlarda görülen bir hastalık olan Uyuyan Güzel Sendromu’na yakalanan kişiler komaya giriyor ve hayatlarına rüya dünyası denen bir yerde devam ediyordur. Bu rüya dünyaları, kişinin istediği her şeyi yapabildiği yerlerdir ve bir rüya dünyasına sadece “Kırmızı Kapılar”dan girip, rüya dünyasının sahibi olan ve “cadı” adı verilen kişinin istediğinde ortaya çıkardığı “Mavi Kapılar”dan çıkılabilmektedir. Haruto, bu rüya dünyalarına girebilen ancak kendisinin normal zamanlarda nerede olduğu konusunda hiçbir fikri olmayan bir gençtir ve genellikle bu cadıları rüya dünyasından çıkmaya yani uyanmaya ikna etmekle zamanını geçirir. Rüya dünyaları ilk olarak nasıl ortaya çıkmıştır ve arkalarında yatan sır nedir?

Anime bir oyundan uyarlanmış ve hangisini tercih edeceğimi soracak olursanız, oynamadığım halde sanırım oyununu tercih ederim. Sebebi ne? Çizimler, son zamanlarda pek çizimlere takılmıyorum ama yine de aynı yapımın çizimleri güzel olanını tercih etmek daha uygun bence. Yazının başındaki resim oyundan alınmış bir resim ve mobil oyun. Bilgisayarda olsa oynamazdım ama mobil olduğunu öğrendikten sonra oynamayı düşünmeye başladım, daha güzel olacakmış gibi görünüyor çünkü oyun içinde bir çok mini oyun yer alıyor sanırım. Ve bir de ek bilgi, oyunun adı sadece 18, animenin isminde neden ekleme yapıldığından pek emin değilim ve araştırmaya da üşendim.

Hikaye güzel bir temele oturtulmuş, sınırsız sayıda bölüm çıkartılabilecek bir konu, sonuçta dünyadaki 7 milyar insanın her birinin apayrı bir hikayesi var. Tabi bununla öyle birbirine bağlı bölümler yapmak da aynı oranda zor ama her bölüm ayrı bir karakter gelmesiyle çok geniş bir yelpazeye sahip oluyor. Şahsen benim bu tipte izlediğim komedi animeleri dışındaki ilk animeydi ve gayet de güzeldi. Ayrıntılarla beyin yormayan, teori üretmek zorunda kalmadığınız bir anime, gizem türünden hoşlananlara uygun miktarda belirsizlik var ama. Mesela cadıların kökeni, ilk cadı veya rüya dünyalarının doğuşu gibi şeyler final bölümlerine kadar açıklanmıyor ama çok bir merak uyandırıcı etkisi yok bence.

Ana karakter saf iyilik yanlısı değil ki bu harika bir şey bence. Mesela 2. veya 3. bölümde bir kızın ailesine zarar verenleri öldürmesini bile destekliyor. Bu yönü saçma ahlak değerlerine körlemesine saplanıp kalmış pek çok ana karakterden üste çıkardı onu bence. Öldürmek her zaman kötü bir şey değil, insanların ne dediğini önemsemek zorunda değilsin, istediğin normal bir hayat yaşamaksa öyle yaşamalısın… Bu ve bunun gibi pek çok hayat dersini bir arada sunan bir anime bana göre. Diğer karakterler de her bölüm değişmesine rağmen genellikle belirli bir psikolojik sorunları oluyor ve sorunlarını, kendilerini bu sorundan kurtulabilecekleri bir dünyaya hapsederek çözüyorlar. Ardından ana karakter gidip sorunu kabulleniyor ve rüya alemine girmeye gerek kalmayan bir çözüm yolu gösteriyor. Ama 5. bölümün sonu çok saçmaydı bence, hem buz pateni yapan kızın yaşlı bir kadın çıkması hem de ona kaymaktan başka bir seçeneğinin olmadığını ve normal bir hayat süremeyeceğini söylemeleri… Daha iyi bir şekilde bitebilirdi.

Çizimler genellikle çocuksu, ama yer yer de çocuk seviyesinin çok üstünde sahneler var. “Qan var qan”cılar gibi görünmek istemiyorum ama hem bu hem de animenin içerdiği yoğun psikolojik hava yüzünden çocuksuluk sadece çizimlerde kalmış. Ayrıntı az ama yeterli, elbette çok daha güzellerini bulmak mümkün ama konuyu çöp haline getirmeyecek kadar yeterli. Ama galiba animenin tamamı aynı çizer elinden çıkmamış veya en azından öyle görünüyor çünkü bazı bölümler gerçekten hem normal anime tarzından hem de bu animenin ana tarzından çok farklı havaya sahip. İyi bir özellik mi? Bence evet çünkü animenin ana tarzı çok hoşuma gitmiyor ve o kısımlar gerçekten aşırı iyi olmuş. Tabi özellikle 6. bölümün ikinci yarısı gibi ne izlediğimi sorgulatacak kadar çocuksu kısımları da yok değildi… 7. bölüm ise bugüne kadar izlediğim en ilginç anime bölümü olabilirdi, tüm bölüm boyunca egzantrik çizimler, egzantrik olaylar, egzantrik karakterler, sonuca bağlanmamış olaylar… Hiçbir şey anlamadım desem yanlış olmaz sanırım, kendine güvenen veya güvenmeyen herkesin bir kez izlemesini isterim açıkçası…

Animenin endingleri her bölüm değişmesine rağmen hepsi de birbirinden güzel ve rahatlatıcı, tek kötülükleri hiçbirinin bir klibinin olmaması. Ama en muhteşemi bence opening. Eğer klip olmadan sadece müziği dinlerseniz bence eksik kalır çünkü şarkıda öyle pek söz yok, klipte ise karakter yok, sadece son saniyede ana karakter görünüyor. Ama özellikle de bu sebeplerden dolayı bence stüdyo harika bir iş çıkarmış, o klipten sonra Gonzo, ufotable’dan hemen sonraki en iyi stüdyo oldu benim için. Animasyonların harikalığında oyundan uyarlanmış olmasının ve bizzat stüdyonun sahibinin 3D yönetmeni oluşunun da etkisi olabilir elbette. Rüyalarla çok uyumlu ve muhteşem bir soyutluk sunan bir şarkı ve klip, insanın içine huzur veriyor. Endinglerin her birinin farklı olması ve hiçbirinin sabit bir klibi olmaması iyi mi kötü mü karar veremedim ama müziklerin hepsi de birbirinden güzelsi. Elbette ikincinin yani “Break The Doors”un benim için ayrı bir yeri vardır ve tarzıyla çok uyuştuğu için Goblin Slayer mangasını okurken çok iyi gitti, böylece bir de manga tavsiyesi yapmış olduk. 😀 Arkaplan müziklerine gelirsek, bana bir şekilde K’nın müziklerini hatırlattı.

Bölümler arasında büyük uçurumlar olabiliyor konu olarak. 9. bölümde ciddi ciddi doğru animeyi mi izliyorum yoksa hentaiye falan mı geçti yanlışlıkla diye bakmak zorunda kaldım mesela, izlemeseniz de olur bir bölüm. İzlerseniz de bir bakın sağa sola biri var mı diye, uyarmadı demeyin.

Ve gerçekten izlediğim en çöp finallerden bir tanesiydi. Hayır arkadaş Eve dediğimiz kişi yani Havva, düpedüz feminist olur mu ya? Üstüne bir de atarlı ergen davranışları, bir düzine kız toplanıp onu ikna etmeye çalışırken onun hala “ama yine de öfkem geçmedi” havalarıyla devam etmesi çok sinir bozucuydu. En sonunda da saçma sapan bir şekilde ikna olup da Haruto’yla Cennet’e gitmeleri… Belirsiz finaller konusunda o kadar kötümser değilim ama gerçekten beğenemedim. Normal final aksiyonundan yoksun ve saçma bir finaldi.

Toparlayacak olursa final haricinde güzel, izlemeye değer hatta izlenmesi gereken bir anime bence. İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler diliyorum ve 9. bölümdeki kutsal sansür ışığı adına yazıma son veriyorum, kendinize iyi bakın 🙂

Diğer anime tanıtımları için TANITIMLAR sekmesine tıklayabilirsiniz 🙂

Bir Cevap Yazın

Loading…

One Shot Manga Önerileri – Romantik

Başka Boyutta (Dünyada) Geçen Animeler Listesi – Bölüm 2