in

YAŞAM TAŞI : KRALSIZ ÜLKE BÖLÜM 23

Kalkan’ın annesini kaybetmesinden bu yana bir yıl geçti. Aradan geçen zaman çoğu şeyi normale döndürse de en önemli olanlara etkisi olmuyordu. Onlar hala annelerini özlüyordu. Özellikle babaları Kızıl Kaplan çok değişmişti. Sürekli kimselere haber vermeden günlerce bazen haftalarca ortalıktan kayboluyordu.

Bu kayboluşlardan birinde Kızıl Kaplan yedi tane çocukla ortaya çıktı. Ona çocuklar sorulduğunda; onları deli bir yaşam sanatı kullanıcısından kurtardığını ve çocukların zihnen hasar aldığını söyledi.

Kızıl Kaplan, çocuklarla geldikten sonra bir daha ortalıktan kaybolmadı. Çocukları ile kendi çocuklarını yaşam sanattı kullanmaları için eğitmeye adadı…

 

Kalkan ve Ahtapot 3 katlı bahçelerinin ikinci katından birinci katta düello eden kendileri gibi ikiz olan ablası ve abisini izliyorlardı. Özellikle Ahtapot büyük hayranlıkla ablasını izliyordu. Bu düello geçen seferkinden de kısa sürdü, kesin bir şekilde ablalarının zaferiyle.

Ablası ve abisi düellodan sonra yanlarına geldiler. Kendi aralarında konuşuyorlardı.

‘’Beni babamın karşısında küçük düşürmekten başka bir şey yapmıyorsun.’’ Dedi abi olan Kızıl Ayı.

Ablası omuz silkti ‘’Saçmalama öyle bir niyetim olsa daha uzun sürerdi. Ben sadece sınırlarımı aşmaya çalışıyorum o kadar.’’

Kızıl Ayı pek yapmadığı bir şeyi yaptı sırıttı ‘’Ah doğru güçlü olmalısın. Adın artık Kızıl Prenses öyle değil mi? İki seneden biraz daha uzun bir zaman sonra turnuvaya girecek yaşa geleceksin. Orda güçlü rakiplerin olacak. Acaba kuzende katılacak mı?’’

Kızıl Prensesin yüzü asıldı ‘’O uyuz prenses olmayacakmış. Çok önemli işleri varmış büyük sırları varmış.’’

Kalkan ve Ahtapotun tam yanına geldiklerinde Kızıl Prenses ‘’Hey sonradan gelenler biraz kayında şu ucubelerin neler yaptıklarını izleyelim.’’ Dedi ve hep beraber aşağıyı izlemeye başladılar.

Babalarının karşısın sekiz kişi vardı. Babalarının getirdiği çocuklardı. Beşi 14 yaşında yani Kalkan ve ahtapotla aynı yaşta diğer üçü diğer ikizlerle aynı yaş olan 16 yaşındaydı. Kızıl prenses onlara ucube derdi haksızda sayılmazdı çünkü tuhaf görünüşleri vardı fiziki anlamda beyaz tenli kaşları ve saçları beyaz gözleri ise griydi sadece görünüş olarak değil psikolojik anlamda sorunları vardı. Hiç konuşmazlardı sadece ne emredilirse onu yaparlardı. Herhangi bir şekille girmeyen basit seviyede yaşam sanatı kullanıyorlardı.

Kızıl Kaplan çocuklara emir verip neler yaptıklarını izlerken, bahçenin kapısında Sarı Aslan belirdi sinirli görünüyordu. Öfkeli bir sesle ‘’Kızıl! Konuşmalıyız.’’

Kızıl Kaplan yerinden kalktı ‘’Gel kardeşim bende geciktiğin için endişelenmeye başlıyordum. Hadi içerde konuşalım’’ dedi. Beraber bahçenin kapısından çıkarken Sarı Aslan daha önce birkaç kere gördüğü çocuklara dikkatlice baktı.

Kızıl savaşçı ve Sarı Aslanın içeri girdiği gören Kızıl Prenses ‘’Geldi yine baş belası. Her neyse bugünlük eğlence bu kadarmış. O geldiyse demek oluyor ki Serçe’de gelmiş demektir. Hadi gene iyisin belki birkaç gün kalırlar.’’ Kızıl Ayın yüzü kızardı.

Sarı Aslan eskiden olduğu gibi şatoda kalıyordu bir farkla; sık sık didişen eşlerinin sesleri artık yoktu. Sarı Aslan ve kızı kalede kalmaya başladıklarından beri Aslan ile Kaplan pek ortalıkta görünmediler. Sebebi bilinmeyen bir tartışma içindeydiler.

Onların olmadığı zamanalar da çocuklar beraber zaman geçiriyordu. Kızıl Prenses sık sık Serçe’ye meydan okuyordu. Serçe ise devamlı onu ret ediyordu.

Bir gün beş çocuk yemekten sonra bahçede yürüyüşe çıktıklarında Serçe çocukları sordu.

‘’Geldiğimizden beri hiçbir şey yapmadılar. Onlara ne olmuş?’’

Ayı ‘’Babam onları deli birinin elinden kurtarmış. Söylediği tek şey bu.’’

Kalkan ‘’Doktora götürmeliyiz dediğimde onların durumlarının geçici olduğunu zamanla düzeleceğini söyledi. Fakat şimdiye kadar hiçbir düzelme olmadı.’’

Prenses ‘’Belki düzelme vardır. Hadi yakından bakalım.’’ Dedi.

Beş çocuk, hareketsiz öylece oturan yedi çocuğun yanına gitti. Prenses ellerini çırparak dikkatlerini çekmeye çalıştı. Hiçbir tepki gelmedi. Ardından gözlerinin önünde parmak şıklattı. Yine bir tepki gelmedi.

‘’Pek bir düzelme yok gibi.’’

Ahtapot ‘’Abla bir kere onlara emir verdiğini görmüşüm ve seni dinlemişlerdi.’’

‘’Evet babam benim sesimi dinlemelerini emretti onlara.’’

Kalkan bunu bilmiyordu. ‘’Abla neden bize söylemedin?’’

‘’Çünkü senin gibi bir aptalla tartışmak gereksiz olurdu. Şimdi bile karşı gelmeye çalışıyorsun. Hem bu tehlikeli bir şe bu ucubelerin neler yapabileceklerini bilmiyoruz. Belki onlara komut verdiğimde bana saldırırlar. Ama onları yeri geldiğinde korumamız gerekebilir.’’

Kalkan ‘’Kimden korumamız gerekebilir?’’

‘’Kendilerinden. Bakın şimdi.’’ Dedi ve kendine en yakın olan çocuğun gözüne parmağını batırmaya başladı. Çocuktan hiçbir tepki gelmiyordu.

‘’Normal bir insan olsa çoktan acıdan geri çekilir ve çığlık atardı. Eğer biraz daha bastırırsam gözü oyulacak. Ama bu ucube ona bile tepki göstermiyor.’’

Serçe, Prensesin elini tuttu. ‘’Yeter!’’

‘’Ooo sonunda bana meydan okuyorsun ha minik kuş.’’

‘’Bana öyle hitap etme! Ayrıca meydan okumuyorum sadece ileriye gittin.’’

Prenses sırıtarak parmağını daha bastırmaya çalıştı. Serçede onu daha güçlü tutmaya.

Şimdi ortam gerilmişti. Durumdan rahatsız olan Ayı ‘’Serçe haklı çok ileriye gittin.’’

Prenses tepki göstererek ‘’İleriye mi gittim? Hadi canım. Bak şimdi nasıl ileriye gidiyorum.’’ Dedi ve oturan iki çocuğa emiri verdi. ‘’Siz ikiniz bahçeden aşağı atlayın!’’

Çocuklar yavaşça kalktı ve bahçenin köşesine doğru yürümeye başladılar. Ayı ve Kalkan onları durdurmak için harekette geçtiğinde Prenses ‘’Siz ikiniz karışmayın!’’

Kalkan kontrolsüzce ablasının emrine uysa da abisinin harekettin cesaretlenip yavaşça yürüyen çocuklara yetişip onları durdurdular. Çocuklar hala dümdüz gitmeye çalışıyordu.

Prenses vazgeçmedi ‘’Peki diğerlerine de emir versem ne yapacaksınız?’’ Çocuklara döndü ‘’Hepiniz bahçeden aşa..’’ sözü Serçe tarafından kesildi.

‘’Ayı, Kalkan çocukları bırakın sadece bizimle eğleniyor. Onlara zarar verirse başının derde gireceğini biliyor.’’ Sonra Prensese döndü. ‘’Annen burada olsaydı yüzüne tokattı yapıştırırdı!’’

İşte bunu kimse beklemiyordu. Serçe çok eski olmayan bir anıyı hatırlatmıştı. Bu anı; Prensesin annesi herkesin içinde ona ilk ve son kez attığı tokattı. Kalkan hayretler içindeydi. Birincisi ablası çok zalimce davranıyordu ikincisi Serçeden asla böyle ağır bir söz beklemezdi.

Kızıl Prenses kıpkırmızı gözleriyle önce sırıttı ‘’Herkes yerine otursun!’’ diye çocuklara emretti ardından ‘’Kardeşim Ayı artık biraz büyü. Küçük aptal kardeşim Kalkan sende büyüklerinin işine karışma. Kız kardeşim Ahtapot doğru yoldasın. Ve arkadaşım minik kuş artık büyüyorsun tebrik ederim.’’ Dedi ve arkasını dönüp gitti.

Sonra Serçe, Ayı ile konuşmak için başka yere gitti. Bahçede Kalkan, Ahtapot ve çocuklar kalmıştı.

Kalkan ‘’Ablamız neden böyle yapıyor?’’

‘’O bizim yapmamız gerekeni ama cesaret edemediğimizi yapıyor. Biraz onun sözlerini dinle!’’…

 

Diğer bölümler için TIKLAYINIZ.

What do you think?

50 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Comments

Bir Cevap Yazın

Loading…

Uluslararası Tokyo Film Festivali’nin Açılış Filmi Fullmetal Alchemist!!

Mobil Anime Oyunları #1 – Fate/Grand Order