Yaşam Taşı : Kralsız Ülke Bölüm 7

Hava kararıncaya kadar yürüdüler. Yol boyunca Gezgin pek fazla konuşmadı. Diğer ikisinin önünden yürüyordu. Ay, Gezgin’in duymayacağını umduğu bir ses tonuyla.

‘’Acaba diğerleri de aynı seni düşündüğüm gibi mi çıkacak?’’

‘’Öyle çıkacaklar eminim çünkü sen onları kafanda canlandırmadın. Nasıl göründükleri kafana sokuldu. Bence bunu yapanda şu ilerde ki dostumuz.’’ Ateş teorisinden oldukça emindi. Fakat Ay böyle olduğuna inanmak istemiyordu.

‘’Nereden biliyorsun belki de sadece empati yüzünden böyledir.’’ Ateş hafifçe gülerek.

‘’Sana diğerlerinin nasıl hayal ettiğimi anlatayım sende aynı mı değil mi söylersin.’’ Ay pek istekli olmayan bir şekilde başıyla onayladı…

Karşılaştırma sonusun da Ateş’inde Ay’ında söyledikleri aynıydı. Hayal kırıklığı içinde ki Ay.

‘’Neden böyle bir şey yapsın ki? Hem neden hiç fark edemedik? Özellikle ben bu tür zihin sanatları üzerine çok çalışmıştım.’’ Ay’ın özellikle ‘neden hiç fark edemedik?’ sorusu Ateş’i de düşündürdü. Kendisini hep zihin sanatına karşı dirençli sanıyordu eğer düşündüğü gibi Gezgin hepsine birbirlerinin nasıl göründüğünü zihinlerine aktardıysa bunu nasıl fark edememişti?

‘’Bilmiyorum ama öğrenmenin bir yol…’’ cümlesini tamamlamasına ilerden gelen bir ses izin vermedi.

‘’Sorular daha sonra.’’.  Ateş tekrar bir şey söylemek için ağzını açtığında yine aynı ses.

‘’Eğer sorunu cevaplarsam bu sefer daha fazla soru soracaksınız. Şu an uygun şey bu kadar bilmeniz.’’ Ateş pes etmişti döndü Ay’a baktı. Gördüğü kızın hala Gezgin’e olan güveniydi bu olanlar onu çok etkilememişti. Ona sarsılmaz bir güven duyuyordu. Ay’ın bu şekilde davranması Ateş’i kızdırıyordu.

Akşam yemeği düne göre çok daha güzeldi bu sefer Ay’ın taze yaptığı yemekleri yiyorlardı. Ateş, Ay için topladığı mantarları verdiğinde, kız çok sevinmişti birinin çiğ olarak tadına baktı ve çok beğendi. Mantarları şimdi değil herkesin toplandıkları gün yapmayı istedi Ateş’ten. Ateş’te kabul etti zaten böyle bir şey diyeceğini biliyordu.

Ay’ın enfes yemeklerini ilk önce bitiren Gezgin ayağa kalktı.

‘’Sabah sekizde hazır olun. Onda Yay ile buluşacağız.’’ Dedi. bu kez soruyu soran Ay oldu.

‘’Nereye gidiyorsun? Akşam burada uyumayacak mısın?’’ Ateş ‘Ben olsam öyle sormazdım.’ Diye içinden geçirdi.

‘’Ne yazık ki yapmam gereken işler var bu yüzden kalamayacağım hatta bu gece uyuyabileceğimi sanmıyorum. Sabah görüşürüz yarın dört kişi oluyoruz.’’ Dedi Gezgin son cümlesi çok neşeli çıkmıştı. Ay yine başıyla Gezgin’in dediklerini kabul etti. Ateş ise sadece Gezgin’e ters ters bakıyordu. Gezgin başka bir şey demeden arkasını döndü ve karanlık ormanda gözden kayboldu.

Bir kez daha yalnız kalmışlardı. Ateş sessizliği bozarak.

‘’Ne iş çeviriyor acaba? Gerçi benim tanıdığım Gezgin gibi davranıyor ama bu kadar gizemli olması çok şüpheli değil mi sence de?’’ Diye sordu.

‘’Beni de düşündürüyor ama ben ona güveniyorum bizim için bu kadar şey yaptı.’’ dedi Ay sonra da sordu. ‘’Bu kadar merak ediyorsun madem niye takip etmeye çalışmıyorsun?’’ Ateş pes etmiş bir şekilde başını sağa sola sallayarak.

‘’Daha önce defalarca denedim fakat bir anda gözden kayboluyor. Acaba Gölge’ye de aynısını yapabiliyor mudur?’’ Ay’da muzip bir gülümseme belirdi.

‘’Ne demek istediğini biliyorum ben de birkaç kere gizlice takip etmeyi denemiştim.’’ Diye bir itiraf etti. Ateş gülerek.

‘’Demek senin de bazı merak ettiklerin var?’’ dedi. Ay ciddileşerek.

‘’Olmaması imkansız nereden geliyor? Neden bizi seçti? Bize neden yardım etti? Bu soruları sormamak elimde değil fakat yine de ona güveniyorum. O yüzden artık bu konu da konuşmasak olur mu?’’ dedi.

‘’Nasıl istersen, nasılsa konuşmanın bir faydası yok.’’ Ay çok memnun olmuştu. İkili daha sonra akşam kadar yaptıkları sohbete devam ettiler. Diğerleri hakkında konuşmaya başladılar; mektuplarda ortak yazıma alanı dışında neler konuştuklarından, bilinmeyen özelliklerinden bunları daha önce mektupla da yapmış olsalar da yüz yüze konuşmak çok daha farklıydı. Sonra da uyku tulumlarında uyudular…

Ateş sabah uyandığında Ay’ın çoktan uyanmış olduğunu gördü hazırlığını tamamlamıştı şimdi de kahvaltı hazırlıyordu, gözlerini ovuşturarak.

‘’Günaydın. Saat kaç?’’ dedi. Ay gülümseyerek.

‘’Yedi buçuk oldu.’’

‘’Ne yedi buçuk mu? Bu kadar uyumazdım.’’ Ay açıklamada bulundu.

‘’İki gündür yürüyorsun çok fazla enerji kaybettin geri kazanman lazımdı.’’ Ateş itiraz etti.

‘’Okulda daha fazla zorlandığımda bu kadar uyumuyordum hem sende yürüdün. Sen niye yorulmadın?’’ Ay bilmiş bir tavırla baş parmağını kaldırarak.

‘’Çünkü okulda ki yemeklere simya sanatıyla yapılan iksirlerden koyuyorlar. Bu yüzden enerjini çabuk yeniliyordun. Benim yorulmamam konusunda da ben bir şifacıyım yaşam enerjisini hızlı yenileyebilirim. Yediklerim sana göre daha fazla yaşam enerjisi verir bana.’’ Dedi ve parmağını indirdi. Sönmüş kamp ateşini göstererek. ‘’Kahvaltı hazır. Acaba Gezgin’i beklesek mi?’’ dedi. Ateş tulumundan kalktı çantasından çıkardığı bezi ıslayarak ellini yüzünü silerken.

‘’Hayır hem kendi dedi sekizde geleceğini ve o saate yola çıkacağımızı. Öyle dememiş olsaydı çoktan Yay’la buluşma yerine giderdik.’’

‘’Evet haklısın söylediklerini yapalım.’’ dedi ikisi Ay’ın hazırladığı kahvaltıyı yediler. Saat sekize yaklaşırken söz verdiği gibi Gezgin geri geldi.

Bu sefer ikisi de her hangi bir soru sormayacaktı. Gezgin geldiğinde.

‘’Günaydın hazır mısınız? İki saat sonra Yay’da aramızda olacak tabi ki geç kalmazsa.’’

Gezgin’in son cümlesi ikisinin de birbirine bakarak hafifçe gülmesine neden oldu. Çünkü Yay’ın uyku problemi başına hep dert olurdu. Yaşadığı sorunları mektuplarda yazardı, çok abartır içinde gerçek olmadığı açıkça belli olan, hayal ürünü şeylerde katardı fakat bu fazladan kattığı şeyler hikayeleri daha ilginç ve eğlenceli yapardı. Şimdi neşeli arkadaşları ile buluşmaya gidiyorlardı.

Yürürken yine aynı şekilde Gezgin önde Ateş ve Ay yan yana arkasından onu takip ediyorlardı. Ateş birkaç soru sormamak için kendisini zor tutuyordu, Ay tam onun aksine gayet sakin ve rahat gözüküyordu. Onun bu rahatlığını gören Ateş aklından soruları uzaklaştırıp Yay’la nasıl buluşacaklarını düşünmeye başladı. Yay’ın yüzü gözünde canlanınca aklına başka sorular gelmeye başladı. Düşünmemek için başını sağa sola çevirmeye başladı.

‘’Ateş iyi misin?’’ dedi Ay sesi Ateş’in hareketlerini tuhaf bulduğunu belli ediyordu.

‘’İyiyim iyiyim.’’ Dedi Ateş ileride giden Gezgin’e bakarak. Yüzünü görmezse de Gezgin’in ona güldüğünü görüyor gibiydi sanki.

İki saate yakın yürüdüklerinde ilerde bir meşe ağacın altında uyuyan birisini gördüler. Buluşma yerine gelmişti. Yay ellerini başının arkasında birleştirmiş ağaca yaslanmış şekilde duruyordu. Yanına geldiklerinde bile hareket yoktu, uyuyordu. Ateş, Yay’ı tamamen gördüğünde aynı Ay’ı ilk gördüğünde ki gibi hissetti. İlk kez karşılaşmalarına rağmen sanki onu daha dün görmüş gibiydi. Başını Ay doğru çevirirken o da ona doğru çeviriyordu. Gözleri karşılaştığında ikisi de aynı şekilde düşündükleri belirtir şekilde başlarını salladılar.  Yay’ın başında uyunmasını bekliyorlardı fakat o hala derin uykudaydı.

‘’Uyuya kalmamak için akşamdan gelip burada kamp yapmış olmalı.’’ Dedi Ay çevrede ki izlere ve sönmüş ateşe bakarak.

‘’Tam onluk bir iş, peki şimdi ne yapacağız? Gezgin’e dönerek. ‘’Uyandıracak mısın onu?’’

‘’Hayır bence siz uyandırmalısınız.’’ Dedi Ay’a doğru bakıyordu. Ay kendisinden istediği anlamıştı ama onu uyandırmak istemiyordu aslında nasıl uyandıracaktı; bir şeyler söyleyerek mi yoksa dürtecek miydi? Bilemiyordu. Ateş’e döndü.

‘’Erkekleri nasıl uyandıracağımı bilmiyorum, Ateş sen yapabilir misin?’’ Ateş itiraz etti.

‘’Erkek olmakla ne alakası var? Hem bunu o yapabilir eminim defalarca yapmıştır.’’ Parmağı ile Gezgin’i gösteriyordu. Ateş’te aynı Ay’ın durumundaydı basit olan uyandırmayı o da nasıl yapacağını bilemiyordu. Gezgin ellerini önünde sağa sola sallayarak.

‘’Hayır ilk buluşmanız için bunu sizin yapmanız lazım. Hadi Ay çekinme.’’ Ay sesini biraz yükselterek.

‘’Hayır çekinmiyorum sadece… Ateş lütfen.’’ Ateş’inde sesi yükselmeye başlamıştı.

‘’Hayır kesinlikle bir şey olacak o yüzden yapmak istemiyor.’’ Dedi.

Yay tepesinde ki sesler yüzünden gözlerini hafifçe araladı gördüğü şey onu boğmaya gelen üç tane antiyaşam zombisiydi.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Dünya’nın En İlginç Konusuna Sahip Mangası Geliyor!

Shingeki No Kyojin 2. Sezon Tanıtım Videosu 2 !!