YAŞAM TAŞI : KRALSIZ ÜLKE (BÖLÜM 31)

Ateş saate baktı tam 3.00 olmuştu. Kuleye giden arkadaşları birazdan dönebilirdi. Onlar için endişeliydi. Yeteneklerine güvenmediğinden değil. Neyle karşı karşıya olduklarını bilmediği için. Kitaptan Dal’ın anlattığından fazlasını öğrenemedi.

Mutfağın kapısı açıldı gelen Ay’dı. Ay, Ateş’i görür görmez ‘’Döndüler mi?’’  diye sordu.

‘’Hayır henüz değil. Yakında dönerler Dal dışarda onları bekliyor. Sen neden kalktın? Dal bana dinlendiğini söylemişti.’’

Ay dolaptan yiyecek bir şeyler almak için ilerlerken ‘’Bu kadar uyku yetti. Kaybettiğim enerjiyi yemeklerden alabilirim.’’ Yemek yemek yaşam enerjisini hızla yenilerdi. Beş genç içinde en etkili yenilemeyi yapabilen Aydı.

Ay yiyecek bir şeylere bakarken ‘’Sende ister misin?’’ diye sordu. ‘’Hayır teşekkür ederim Ay. Ben biraz önce bir şeyler atıştırdım.’’

Ay elinde daha önce yaptığı keklerle masaya oturdu düşünceli görünüyordu. Ateş onun neler düşündüğünü anlamak için. ‘’Ay ne düşünüyorsun? Sonuçta çocukları tedavi ettin fark ettiğin bir şeyler var mı?’’

Ay ağzında ki lokmasını bitirdikten sonra cevap verdi. ‘’Tedavi etmedim sadece kontrol ettim ve hepsi normaldi. Normal insanlarda olan yaşam enerjisi vardı başta bir enerji sezemedim.’’

‘’Yani Kızıl Ahtapot doğruyu mu söylüyordu. Çocuklara verdikleri her neyse ondan arındırdıkları doğru mu?’’ Ay bir lokma aldıktan sonra ‘’Öyle görünüyor ama benim anlamadığım çocuklar çok garipti. Hiçbiri benimle doğru düzgün konuşmadılar. Onların ne kadar güvende olduklarını hissettirmeye çalışsam da ben soru sormadıkça benimle konuşmadılar. Verdikleri cevaplarda olabildiğince kısaydı.’’

Ateş, Ay’ı rahatlatmak için ‘’Onlar içinde kolay değil zor bir deneyim geçirdiler.’’

Ay alınganlıkla ‘’Yani çocuklara güven veremediğimi mi söylüyorsun?’’ Ateş, Ay’ın düşünceli hallerinde daha da alıngan olduğunu birinci elden öğrenmiş oldu. Tam kendini açıklayacakken Dal karavana girdi.

‘’Beklerken dışarı çıkmış bir kaç çocuk gördüm.’’ Birkaç saniye sessizlikten sonra ‘’Bu saate dışarı çıkmaları normal mi?’’ üçü acele ile karavandan çıktılar. Ay ‘’Ne tarafta gördün?’’ Dal bulundukları yerden çok uzakta olmayan bir evi göstererek.

‘’Şu evde tam gelirken karanlıkta iyi seçememe rağmen çocuk olduğunu belli bir gölgenin eve girdiğini gördüm.’’ Dedi.

Dal’ın açıklamasından kısa bir süre sonra gösterdiği evin önüne gelip kapıyı çaldılar. Kapıyı açan adama neden geldiklerini açıkladılar. Adam kısa bir kararsızlığın ardından onları içeri aldı. Çocuğu çağırmak için odasına gittiklerinde odada iki çocuk vardı. Çocuğun babası şaşırdı ‘Tek kaldığını sanıyordum.’’ Dedi. Dal ‘’Sanırım gördüğüm gölge davetsiz gelen arkadaşıydı pencerenizden girmiş olmalı.’’

Ay çocukları tanıdı ikisini birkaç saat önce kontrol etmişti. Tekrar kontrol etmek istedi çocuğun babasına ‘’İzin verirseniz çocuğunuzu tekrar kontrol etmek istiyorum.’’ Adam endişeli bir şekilde izin verdi.

Ay tek başına odaya girdi diğerleri kapıdan izliyordu. Çocuklar yine konuşmuyordu. En yakın olan çocuğun yanına geldi ‘’Merak etme daha önce yaptığım gibi seni incitmeyeceğim. Sizin iyiliğiniz için buradayız.’’ Dedi. Ve elini çocuğun anlına koydu. Gözleri büyüdü hemen arkasını döndü ‘’Ateş, Dal yaşam enerjisi seziyorum.’’ Dedi. Sonrasında diğer çocuğu da kontrol etti o çocukta da aynı durum vardı. Ay ‘’Sabah ki durumla aynı eğer bu yaşam enerjilerini almazsak vücutları enerjiyi benimseyemeyebilir.’’

Ateşin anlamadığı bir kısım vardı. ‘’Peki bu nasıl oluyor? Yaşam enerjileri bir anda ortaya çıktı.’’ Dal eli çenesinde ‘’Bunu gelen misafire soralım.’’ Dedi. Herkes diğer çocuğa bakıyordu kimse bir şey dememesine rağmen çocuk sıkıca tutuğu yumruğunu kaldırdı ve açtı. Avuçlarında birkaç tane siyah taş vardı. Ateş, Dal ve Ay taşları görünce ne olduklarını anladılar. Bu taşlar Kalkan’ın bahsettiği çocuklara yaşam enerjisini veren taşlardı.

Ay çocuğun elinden taşları aldı. ‘’Bunları nerden buldun?’’ çocuk direk Ay’ın gözlerinin içine bakarak ‘’Gelirken getirdim.’’ Dedi. Ay ‘’Peki bunlardan kullandınız mı?’’ diye ardından sordu. ‘’Kullandık.’’ Çocuk soğuk ve kısa cevaplar veriyordu. Ay çocuğun soğuk sözcüklerine aldırmadan ‘’Nasıl kullanıyorsunuz?’’ çocuk yine kısa bir cevap verdi ‘’Yiyoruz.’’ Ay gözlerini kıstı sonunda bir şey öğrenmişti. ‘’Başka bir arkadaşına verdin mi?’’ Çocuk hala soğuktu ‘’Hayır.’’ Taşları çocuktan rica etti çocukta itirazsız verdi. Ardından çocukları oda da bırakıp ev sahibinin izniyle başka bir odaya geçtiler.

Gürültüye çocuğun annesi uyandı. Ay endişeli görünen anneyi sakinleştirmek için durumu açıkladı. ‘’Lütfen sakin olun endişelenmeye gerek yok. Çocuğunuzun arkadaşı gelirken.’’ Elindeki taşları gösterdi ‘’Bu taşlardan getirmiş. Bunları da kullanmışlar ama merak etmeyin şimdi eski haline getirebilirim.’’ Ay’ın sıcak ve içten konuşması baba ve anneyi rahatlatmış görünüyordu.

Ay aileye karşı daha güvenli hissettirmek için Ateş ve Dal’a söyleyeceklerini onların yanında söylemeye karar verdi. ‘’Sanırım bu taşlar simya ile yapılmış.’’ Dal bir tanesini altı ucundan ısırdı Ay ve Ateş bir ağızdan ‘’Napıyorsun!!!’’ dediler.

Dal ‘’Elimize böyle bir şans geçmişken tadına bakmak istedim.’’

Ay onu azarladı ‘’Ne olduğunu bilmediğin şeyleri nasıl yiyebilirsin belki zehirlidir.’’

Dal ağzındakileri cebinden çıkardığı mendiline tükürdü. ‘’Öyle gözüküyor. Endişelenmeyin elbette ki onu yutmadım ama haklısın ağzımda bile içindeki yoğun yaşam enerjisinin benim yaşam enerjime saldırdığını hissedebiliyorum.’’

Ateş’te denemek istedi ve Dal’ın haklı olduğunu gördü o da ağzındakileri tükürdü ‘’Bu şey her neyse yaşam sanatı kullanan biri için tehlikeli görünüyor.’’

Ay ekleme yaptı ‘’Normal bir insan içinde tehlikeli olabilir.’’

‘’Peki Ay şifacımız olarak şimdi ne yapmamızı önerirsin?’’ dedi Ateş.

‘’ Ben çocukları içindeki enerjiyi çıkarırken sizde diğer çocukları kontrol edin belki başkaları da bu taşlardan getirmiş olabilir.’’ Ateş ve Dal onayladıktan sonra dışarı çıktılar.

 

 

 

 

Çocuklarla beraber kalan Ayın içinde kötü bir his vardı. İlk olarak ev sahibinin çocuğunu yanına geldi. ‘’Merak etme şimdi biraz uyuman gerekecek ama uyandığında harika hissedeceksin.’’ Sonrada aklına gelen cümleyi söyledi ‘’Güven bana.’’

Çocuk daha öncede yaptığı gibi öylece durdu Ay artık o taşların verdiği tehlikeli yaşam enerjisini çıkarmaya hazırdı. Çocuk daha önce hiç birinin yapmadığını yaptı Ay’a bir soru sordu. ‘’Neden?’’

Ay gülümsedi ‘’Neden yardım ettiğimizi mi soruyorsun? Eğer yapmazsak bu sizin için tehlikeli olur. Belki bu güç size harika bir şeymiş gibi geliyor olabilir. Dayanıklılık ve gücünüz artıyor fakat kontrol etmesi de bir o kadar zorlaşıyor. Size bazen kaldıramayacağınız sorumluklar yüklüyor ve yaşamak istemeyeceğiniz şeyler yaşıyorsunuz.’’ Ay’da eski anıları gözünde canlandı sonra tekrar odaklandı şimdi bunları düşünülecek zaman değildi.

Çocuk ‘’Bizden bu gücü almak istiyorsun!!’’

Ay hemen ‘’Hayır hayır. Bu güç sizin değil bunu yapmazsam kendinize ve ailenize zarar verebilirsiniz.’’ Çocuk sinirlendi.

‘’ Senden bu gücü almaya kalksalar bunu ister miydin?’’ Ay çocuğa bakmadan daha çok kendi kendine konuşuyormuş gibi cevap verdi.

‘’Biliyor musun? Bunu o kadar çok düşündüm ki keşke bende hiç yaşam enerjisi çıkmasaydı belki o zaman bir annem ve babam olabilirdi. Yarın için daha az endişem olabilirdi. Sırf bu yüzden keşke bu güç hiç olmasaydı.’’

‘’Dedikleri doğruymuş bu gücü bizden almak istiyorsun. Bizimde güçlü olmamızı istemiyorsun!!’’ sesi yükselmişti. Ay cümlede dikkatini çeken kelimeler oldu.

‘’Kim ne dedi size?’’ Çocuk gülümseyerek.

‘’Sizin bizim gücümüzü almak istediklerini söylediler. Bizim güçlenmemizi istemediğinizi söylediler. Onlar bize güç vermek istiyorlar sen bunu engelleyemeyeceksin.’’

Ay tam bir şeyler söylemek üzereyken başının arkasına sert bir cisim çarptı ve cisim parçalandı. Ay çocuklar konuşurken diğer çocuğun ne yaptığına hiç bakmamıştı. Diğer çocuk Ay’a arkadan gizlice yaklaşmış ve odada bulunan sandalye ile kafasına vurmuştu. Ay başını tuttu kanama yoktu sadece canı çok yanmıştı. Böyle bir darbeyi normal bir insan alsaydı kendinden geçer belki kafası yarılırdı. Yaşam savunması yüksek olan Ay’ın sadece canı çok yanmıştı.

Ay sinirlenmişti ona vuran çocuğun yüzüne kontrollü bir yumruk attı. Çocuk kendinden geçti ve yere yığıldı. Konuştuğu çocuğun gömleğinden yakaladı kendine çekti. Şimdi çocukların sessiz kalmaları hakkında bir fikri vardı.

Çocuk yerde yatan arkadaşıyla aynı durumu paylaşmamak için denilen her şeyi yapmaya hazır görünüyordu. ‘’Söyle; bunu planlamıştınız beraberce evden kaçıp kaleye dönecektiniz.’’

Çocuk kafasını evet anlamında salladı. Ay çocuğu biraz daha kendine yaklaştırdı ‘’Diğer çocuklarda aynısını yapacak mı?’’ Çocuk ürkekçe. ‘’Evet gece 3.30 hepimiz evlerimizden kaçacaktık.’’

‘’Taşları yanınızda getirmemiştiniz. Nereden geldi taşlar?’’ çocuk artık çok daha korkmuştu.

‘’Köyümüze gelmeden önce bir yere gömdük. Gece beş kişi evden kaçıp taşları gömülen yerden aldı. Her biride evlerde bulunan 3 kişiye dağıtacaktı.’’

Ay tekrar sakinleşmişti ve eski sesiyle. ‘’Seni korkuttuğum için özür dilerim bazen kendimi kaybediyorum. Şimdi uyuman çok daha iyi olur.’’ Dedi ve çocuğu kafasına bir yumruk atarak onu bayılttı.

Ay hızla odandan çıktı gürültüye gelen anne ve babaya hızlı bir açıklama yaptı. ‘’Zor bir şey istiyorum ama onları sıkıca bağlayın eğer uyanırlarsa sorun olabilir.’’ Cümlesini bitirdiği anda dışardan gürültü geldi.

Hemen dışarıya çıktı. Nerdeyse her evden ışık geliyordu bütün köy halkı uyanmış olmalıydı. Ateş’i bir çocuğu yere devirirken gördü. Dal ise kollarından çıkan sarmaşıklara benzeyen enerjiler ile iki çocuğu tutmuştu.

Başka bir yerden bağırtılar geldi Ay o tarafa baktığında kaçan dört tane çocuk gördü. Köylüler onları kaba kuvvetle durdurmaya çalışıyorlar ama nafileydi. Çocuklar taşları kullandıklarından yetişkinlerden daha güçlüydüler. Onları tutmaya çalışanlardan rahatlıkla kurtuluyor karanlığa doğru koşuyorlardı. Ay birkaç gölgenin karanlıkta kaybolduğunu gördü. Artık emindi.

Ateş, Ay’ı görünce ‘’Ay!! çocukların hepsi kaçıyor hem de yaşam sanatı kullanıyorlar.’’ Ay öfkeyle ‘’Biliyorum.’’ Dedi ve Ateş’e doğru yürüdü. Ateş, ona doğru gelen kişinin bir an için başka biri olduğunu düşündü. Çünkü onun öfkeli halini hiç böyle olacağını bilmiyordu. Öfke ile gelen Ay, Ateş’in tuttuğu çocuğun kafasına yumruğu geçirdi. Ateş ve Dal ikiside öylece kaldılar. Ay biraz önce ne yapmıştı?

Ay bir şey söylemeden aynı öfke ile Dal’ın yanına gitti onun tuttuğu çocuklara da aynısını yaptı. Ateş’te onların yanına geldi ve Dal birbirine bakıyorlardı. İkisi de şok içindelerdi ama hangisine şaşırmışlardı bundan emin değildiler. Çocukların aynı anda köyden kaçmaya çalışmaları mı yoksa Ay’ın bu kadar korkunç görünmesine mi bilemiyorlardı?

En sonunda Ateş cesaret edip sorabildi ‘’Ay iyi misin?’’ Ay çocukla işi bitince kalktı Dal ve Ateş’e baktı. Çok öfkeliydi derin bir nefes aldı. Evde ki çocukların durumunu anlattıktan sonra. ‘’Hepsi planlanmış. Çocukları teslim etmiş gibi yaptılar böylece bizi ve Kalkan’ı kandırdılar.’’ Taşları çıkardı. ‘’Bu taşları gelmeden önce köye yakın bir yere sakladılar. Daha sonra birkaç çocuk onları alıp diğer çocuklara dağıttı. Belirlenen saat geldiğinde hep beraber kaçtılar.’’

‘’Sadece beş tanesinin kaçmasını engelledik gibi. Tabi diğer evlerdekiler engelleyebildiği çocuk yoksa.’’ Diye analizini yaptı Ateş. Dal bir ekleme yaptı. ‘’Büyük olasılıkla köye geldiğinizde yardım ettiğiniz çocukta buradadır plandan haberi olmadığı için.’’ Ateş hala Ay sinirli olduğu görünce onu sakinleştirmek için. ‘’Merak etme bütün çocukları geri getireceğiz.’’

‘’Sorun sadece çocukların geri dönmesi değil Ateş. Çocukları duygularıyla hayalleri kullanıldı. Bizleri kötü insanlar olduğumuza ikna edildiler. Bizden nefret etmelerini sağlamışlar. Bunu affedemem.’’ Yumruğunu sıktı. ‘’Ama asıl kendime kızgınım Gölge ve Yay’ın gitmesine izin verdiğim için. Aceleci davrandık. Şimdi başlarına bir şeyler gelmiş olabilir.’’

Ay haklıydı eğer plan buysa Yay ve Gölge şu an tehlikedeydiler. ‘’Dal sana bir şey söylediler mi?’’ Dal’da onlar için endişelenmeye başlamıştı ‘’Evet bir süre beklememiz gerektiğini sonraki olasılıklardan bahsetmişti. ’’

‘’Yapabileceğimiz tek şey beklemek. Eğer bir-iki saate kadar gelmezlerse… Hayır gelecekler ben onlara güveniyorum ikiside aramızda en hızlı olanlar. Şimdi kaçan çocukların peşinden gitsek hepsini yakalayamayız. Gitmelerine izin verelim sonrada hepsini beraber kurtarırız. Şimdi olanları köy halkına anlatıp onları sakinleştirelim.’’ Dedikten sonra üç genç neler olduğunu köydekilere anlattılar.

Her ne kadar birbirlerine endişelerini belli etmemeye çalışsalar da kaleye gönderdikleri arkadaşları için endişeliydiler…

 

Yay, Serçe’nin anlattıklarını dinledikten sonra. ‘’Senin bedenini kontrol eden bir şey var. Kalkan’ın enerjisine ihtiyacı olduğu için Ahtapot böyle bir plan yaptı ve çocuklarda her an kaleye geri dönebilir. Özet bu galiba.’’

Serçe başıyla onayladıktan sonra. ‘’Hemen geri dönmelisiniz. Belki bazı çocukları kurtarabilirsiniz.’’

Yay başını salladı. ‘’Hayır güzelim çok geç. Madem plan buydu. Sırada bizim planımızda.’’

Serçe ne demek istediğini anlamamıştı ‘’Ne planı?’’

Yay gülümsedi ‘’Ben ve Gölge’nin bu kuleden arkamıza bile bakmadan kaçma planı. Şaka yapmıyorum anlattıkların gerçekleşiyorsa hemen onu bulup kaçmalıyız.’’

‘’Ben gelemem kaçtığımı anlarsa Ahtapot anında kontrolümü eline alır.’’

Yay bir süre düşündü. ‘’En azından Gölge ile benim kaçmama yardım edebilirsin.’’

Serçe onayladı…

 

Gölge bir an önce Yay bulmak ve bu kahrolası kuleden çıkıp diğerlerinin yanına gitmek istiyordu. İçgüdüleri onu yanıltmamıştı bir şeyler çeviriyorlardı. Tam zindanın çıkışına yaklaşmışken kapının girişinde yaslanan birini gördü.  ‘’Bana uğramadan mı gidiyordun ufaklık. Açıkçası darıldım.’’ Dedi Hançer.

6. BÖLÜMÜN SONU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Boku no Hero Academia’nın Anime Filmi Geliyor

Anime Filmi Mirai no Mirai Duyuruldu