in

YAŞAM TAŞI: KRALSIZ ÜLKE (BÖLÜM 29)

Ateş yüzü asık bir şekilde masada oturuyordu. Yanında Ay, Yay ve Gölge vardı. Her ihtimale karşı Dal ve Kalkan getirmemişlerdi. Ateş’in yüzü asıktı çünkü öngörüsünün tam tersi çıkmıştı ve haksız çıkmaktan nefret ederdi. Karşısında ise iki kişi vardı. Gözleri ve saçları kıpkırmızı olan ve üzerinde de şık kırmızı bir pelerin olan Kızıl Ahtapot yanında da daha önce gördükleri Serçe vardı. Ahtapot kavga istemediği belli etmek için yanında sadece Serçe’yi getirmişti. Ahtapotun söyleyecekleri merakla bekliyorlardı.

İlk cümlesi ‘’Çocuk şimdi nasıl?’’

Ay ilk kez bu kadar ciddi ‘’Durumu gayet iyi. Ona her ne yaptıysan bunu atlatacak.’’

Ahtapot elini göğsüne koyarak ‘’Sizin buradan geçmeni büyük şans. Teşekkür ederim maharetli ellerin için.’’ Dedi oldukça kibarca. Arkadan bir ses ‘’Sanki çocuklar çok umurundaydı.’’ Bu Kalkan’dı. Onu Dal ile bırakmalarına rağmen gelmişti. Ya bir şekilde Dal’ı ikna etmişti ya da çok düşük ihtimal ile Dal’dan kaçmıştı.

Ateş dikkatlice düşünüp ‘’Gelmeyeceğini sanıyorduk. Kız kardeşine güvenmediğini söylemiştin.’’

Kalkan ‘’Evet güvenmiyorum. Ama siz dördünüze güveniyorum. Bir şey olursa beni korursunuz. Hem bir şey olursa beş kişi dört kişiden daha iyidir.’’ Kalkan zeki çocuktu o da cümlesini düşünerek kurmuştu. Grupta bir beşinci olduğunu belli etmemişti.

Ahtapot kardeşini gördüğünde ‘’Kardeşim her şey için çok üzgünüm hatalıydım. Bunları düzeltemem belki ama bir kısmını telafi etmek istiyorum.’’ Kalkan ve diğerlerin şaşkınlıkları yüzlerinden belliydi. Biraz önceki hikayede dinledikleri kız bu değildi.

Kalkan masaya otururken ‘’Buna nasıl inanabilirim. Yaptıklarını ve nasıl yaptığını gördüm. O çocuklar tehlikedeydi ve bunu biliyordun.’’ Ahtapot bu soruya hazır bir şekilde ‘’Hata yapmışım sağlıklı düşünemiyordum. Arka arkaya gelen bu olaylar. Ablama körü körüne bağlılığım ona inanıyordum. ‘Hangi çocuğu zorladık hangisine yalan söyledik hepsi tehlikenin farkında. Onlara iyilik yapıyorum.’ Kendime hep bununla kandırıyordum. Sonra fark ettim ki o çocukların bunu kabul etmesi benim sorumluluğumu azaltmıyordu. Onlar çocuktu tam olarak kavrayamıyorlardı. Biz onları sadece kullanıyorduk ve kendimi de onları mutlu ettiğimi düşünerek avutuyordum. Çok üzgünüm gerçekten çok üzgünüm.  Bunu fark ettim hemen süreci ters çevirmeye çalıştım. Çocukları bir süredir tedavi ediyorduk fakat biri kaçtı neyse ki doğru eller onu bulmuş.’’ Etkileyici bir konuşma olmuştu ama geçmişte olanlar yüzünden ikna edici pek değildi.  Ahtapot devam etti ‘’Seni çok iyi tanıyorum. Bir kardeşten öteyiz biz ikiziz bana inanmayacağını biliyorum. O yüzden her şeyi ona sorabilirsin.’’ Serçe’yi işaret etti.

Serçenin varlığı her şeyi değiştiriyordu. Ahtapot onu kontrol edebilirdi ama iradesi dışında konuşturamazdı. Şu da vardı Serçe, Ahtapottan nefret ediyordu. Serçe doğal bir sesle ‘’Kalkan sen gittikten sonra kardeşin çok değişti bana olan davranışları çocuklara olan davranışları her şey. Dikkat ettiysen artık beni kontrolde etmiyor bileziği kırdı attı.’’ Kalkan artık ne diyeceğini bilemiyordu kız kardeşinin söyledikleri değil Serçenin söyledikleri kafasını karıştırmıştı.

Ay daha fazla dayanamadı ‘’Pek diğer çocuklar nerede?’’

Ahtapot ‘’Bizimle beraber geldiler. Hançer ile beraber köyün dışında bizden haber bekliyorlar. Hançer’i getirmedim yaşanan tatsızlık yüzünden. O konu içinde ayrı özür dilerim. Bizim yaşadıklarımızdan sonra Hançer çok dengesizleşti.’’

Ateş yumruğunu sıktı yenilgiyi hala hazmedememişti. ‘’Çocukları ailelerine geri getirdik zaten hiç bir zaman onları zorla tutmadık.’’

Ateş hala şüpheliydi ‘’Neden daha önce bunları Kalkan’a söylemediniz?’’ iyi bir noktayı yakaladığını düşünüyordu ama yanıttı Kalkan verdi.

‘’Şey… Aslında birkaç kere köye gelip konuşmak için beni çağırtmıştı ama yalan olduğunu düşünmüştüm.’’ Ateş için soru sorma bitmişti.

Kalkan ‘’Çocukları getirin gözümle görmeliyim.’’

Ahtapot gayet memnun bir şekilde ‘’Git Hançer’e söyle çocukları getirsin.’’ Diye Serçe’ye emretti. Bu sözler karşısındakilerin kaşlarının çatılmasına neden oldu. Durumu fark eden Ahtapot ‘’Özür dilerim çok gerginim bazen böyle saçmalayabiliyorum.’’

Serçe’de onayladı ‘’Evet bazen bunu yapıyor. Açıkçası ilk başlarda beni de endişelendiriyordu. Ben çocukları çağırayım.’’ Dedi. Kalkan ‘’İkiniz beraber çağırsanız çok daha iyi olur.’’ İtiraz etmeden Ahtapotla, Serçe kalkıp gittiler.

Beş kişi kalınca. Yay ‘’İlginç bir konuşma oldu. Sanki her an Gölge birine saldıracakmış gibi hissettim.’’

Gölge ‘’Doğru hissetmişsin.’’ Yay doğru söylemişti her ne kadar konuşma sakince ve çok kolay olmuşsa da atmosfer çok gergindi.

Kalkan ‘’Eğer dedikleri doğruysa çocukları geri verecekse her şey eskisi gibi olacak demektir.’’ Dedi umutla.

Ateş bir süredir sıktığı yumruğu gevşetti öfkeyle. ‘’Neden geldin sana beklemeni söylemiştik. Dal neden izin verdi sana?’’

Kalkan ‘’Siz gidince tekrar bu konuyu konuştuk. Benim buraya gelmemin her anlamda iyi olacağını düşündük. Eğer saldırırlarsa sayınız az olacaktı eğer doğruyu söylüyorsa bunu en iyi bilen ben olacaktım.’’

‘’ Doğru mu söylüyor peki?’’

Kalkan başını sağa sola salladı ‘’Bilemiyorum kız kardeşimin dediklerine güvenemem ama Serçe’ye güvenebilirim. Bir ihtimal Serçe’yi kandırmış olsa çocukları bırakacak burada ne gibi bir oyun olabilir ki? Sanırım kardeşim sonunda kendine geldi.’’ dedi gülümseyerek.

Ateş ‘’O halde son bir şey deneyelim.’’…

 

Ahtapot söz verdiği gibi çocukları getirmişti 19 tane çocuk hepside normal görünüyordu. Hançer’de yanlarındaydı yüzünde sinir bozucu bir sırıtış vardı Ateş onu görünce yine yumruğunu sıktı.

Ahtapot neşeyle ‘’Artık kardeşim bizimle gelecek misin?’’ Ateşlere döndü ‘’İsterseniz sizde bizimle gelin.’’

Kalkan ‘’Hayır. Çocuklar gelse bile ben seninle gelmiyorum.’’

Ahtapotun kaşları kalktı ‘’Anlıyorum nasıl istersen kardeşim. Çocuklar için artık endişelenmiyorum siz onlara iyi bakarsınız.’’ Dedi ve arkasını döndü yürümeye başladı.

Kalkan, Ateşlere baktı bu son testti ve Ahtapot bundan geçmişti. Kalkan ‘’Kardeşim bekle geliyorum. Sana anlatmam gerekenler babamız hakkında.’’ Ahtapot gülümsedi ‘’Hançer, Serçe geri dönüyoruz.’’ Ateşlere dönüp ‘’Teklifim hala geçerli istediğiniz zaman gelin. Hançer’inde söylemek istedikleri var.’’

Hançer ileri çıktı artık yüzünde o sırıtışı yoktu Ateş’e döndü ‘’Ben özür dilerim hile yaptım ve sözümde durmadığım için.’’

Bu soğuk özür karşısında Ateş’te aynı soğuklukta ‘’Geçti gitti kimse zarar görmedi.’’ Diye cevap verdi. Kalkan gruptakilere bolca teşekkür etti ve üçü birden karanlıkta yürümeye başladılar. Gözden kaybolduktan sonra ‘’Kalkan’ın biraz beklemesi gerekirdi bir gün daha burada kalsaydı.’’

Ay ‘’Ateş sakin ol lütfen. Ahtapot onun kız kardeşi onu özlemiş görmüyor musun?’’ Ateş hiç bir şey söylemedi daha doğrusu söyleyecek bir şey bulamadı.

Gölge ‘’Farklı bir şey var mı?’’ diye Yay’a sordu.

Yay ‘’Bilemiyorum her şey normal gibiydi gerçi Serçe’nin enerjisi biraz farklıydı.’’…

 

Hepsi karavandalardı Dal’a olan biteni anlattılar. Dal, Ateş’in sitemine maruz kaldı.

‘’Ateş kötü bir fikir değildi. Kalkan’dan emin olmamız için en uygunu buydu. Eğer benim dediğimin aksine burada kalmak isteseydi bu şüpheli bir durum olurdu…’’

Ay, Dal’ın sözünü kesti ‘’Başka bir şey konuşulmayacaksa çocukları kontrol etmek istiyorum.’’

Ateş ‘’Uzun bir gün oldu. Şimdilik planımız birkaç gün daha burada kalmak olsun. Ay çocukların sağlığından emin olur bizde kaledekilerin yaptıklarından emin oluruz. En azından şimdilik böyle. Ben biraz hava almaya çıkacağım.’’ Kimse bir şey söylemedi Ateş ve Ay beraber karavandan dışarı çıktılar.

Birkaç adım sonra Ay ‘’Hangi çocuğun hangi evde kaldığını söylediler gidip onları kontrol edeceğim. Senin yaran nasıl?’’

Ateş yarasını tamamen unutmuştu ‘’Evet tamamen iyileşti harika bir şifacısın. Ay ben biraz yalnız kalmak istiyorum.’’

Ay güzel gülümsemesiyle ‘’Ateş artık yalnız kalmak zorunda değiliz.’’

Ateşten zoraki bir gülümseme çıktı ‘’Biliyorum ve bundan çok memnunum.’’ İkisi ayrıldı.

Ateş köyden fazla uzaklaşmadan sessiz sakin bir yer buldu. Sanki hala bir şeyler ters gibiydi eksik olan bir şeyler vardı. Her şey oldu bittiye gelmişti. Bu işte bir tuhaflık vardı, her şey çok basit olmuştu. Bir süre bunları düşündü durdu. Sonra kendisine itiraf etti onu neyin sinir ettiğini çok iyi biliyordu: ‘’Hançer’e olan mağlubiyeti.’’ Yumruğunu yanındaki ağaca vurdu bu onu biraz olsun rahatlatmıştı. Arkasından gelen sesle irkildi.

‘’ ’Bu kadar savaşma heveslisi olduğunu bilmezdim.’’ Daha önce duyduğu aynı cümle aynı kişi.

‘’Biraz yalnız kalmak istiyorum Hem savaşma hevesliside değilim.’’

Gölge biraz daha yaklaştı ‘’Tabi ki değilsin. Tek istediğin Hançer ile bir rövanş değil mi?’’ işte buydu Ateş’in canını sıkan nokta buydu. Gururu incilmişti. Gölge bunu fark etmişti tabi diğerleri de öyle yoksa neden Ay ona ‘Artık yalnız kalmak zorunda değilsin.’ Desin ki evet haklıydı eskiden istemese de yalnız kalıyordu şimdi ise onu tanıyan kimselerin yanındaydı. Rahat olmalıydı.

‘’Seni ve kendimi kandırmaya çalışacak değilim. Evet beni rahatsız eden sorunlardan biri ama daha öncelikli sorunlarımız var. İçimde bir şeyleri yanlış yapmış gibi hissediyorum. Anlaşma güzeldi çocuklar geri döndü Kalkan’da kardeşine hatta dönmek zorunda bile değildi. Belki biz olmasak bile belki her şey o ilk rastladığımız çocuk dışında bir değişiklik olmayacaktı. Ama bunu nasıl yaptılar? Gerçektende yasak sanat mıydı? Bunları hiç soramadık.’’

Gölge şimdi Ateş’in yanına oturduğu ağaca yaslanmıştı. ‘’Hepimizde senin gibi düşünüyoruz. O gerzek herif bizi buraya bunun için bıraktığını sanmıyorum. Her zaman dediğim gibi bir şeyden emin olmak istiyorsan kendi gözlerinle göreceksin. O yüzden Yay’la beraber şu kaleye bir ziyaret edeceğiz. Bu iş için en uygun yetenekliler biziz hem görelim o çok övündüğü gözleri ne işe yarıyormuş.’’

Ateş bir anda neşelenmişti ve Ay haklıydı artık yalnız kalmak zorunda değildi. Hata etmişti yalnız kalıp düşünmek yerine arkadaşlarıyla beraber olmalıydı.

‘’Bende gelmek isterdim ama casuslukta ne sizin kadar hızlıyım ne de sessizim. Ay gitmişti onun haberi var mı?’’ Gölge yaslandığı yerden doğruldu kolunu çırparken ‘’O sulu göze, Dal söyleyecek. Onu işinden alıkoymayalım.’’ İlk kez Dal’ın adını anmıştı anlaşılan Dal olmadan ona hakaret etmenin bir anlamı yoktu.

Ateş hala oturuyordu ‘’Ne zaman gideceksiniz?’’

Gölge ‘’Hemen şimdi. Önce kuleyi izleyeceğiz bu biraz sıkıcı olacak geç saatlerde en uygun yerden kuleye gireceğiz. Erken geleceğimiz sanmayın.’’ Ateş planı beğenmişti anlamadığı bir nokta vardı.

‘’Neden sadece siz bizde gelmemiz daha iyi olmaz mı en azından bir şey olursa diye?’’

Gölge lafını kesti ‘’Senin bu kadar aptal olduğunu bilmezdim. Dal bile anladı bir şey söylemedi. Çocuklara birileri bakmalı onların sağlığından emin olmalıyız.’’ Ateş bunu düşünemediğine inanamadı.

Gölge yürümeye başladığında Ateş ‘’Bu arada ‘kendi gözlerinle göreceksin’ sözünün her zaman Yay kullanır.’’

Gölge sadece omuz silkti. Ateş başka bir soru sordu ‘’Sen ve Dal Arasında ne oldu da…’’ Ateş sorununu bitirmedi çünkü Gölge çoktan uzaklaştı…

 

Dal, kuleden gelen çocuklardan birinin sağlığını kontrol eden Ay’ın başında. ‘’Sence bundan sonra ne olacak. Daha doğrusu biz ne yapmalıyız? Yani Ateş büyük bir stres altında bize liderlik yapmaya çalışıyor. Aynı zamanda Gezgin’in amacını anlamaya çalışıyor ve düelloyu kaybetmesi onu çok etkilemiş. Şimdide yaptığımız şeyin doğruluğu… Çocuk iyi mi?’’

Ay elini çocuğun yüzünden çekerken ‘’Evet Dal diğerleri gibi, bir sorun görünmüyor.’’ İkisi beraber çocuğun ailesine çocuklarının iyi olduklarını anlatıp evden çıktılar bu son çocuktu.

Şimdi ikisi karavana doğru yürümeye başladılar ‘’Bütün çocuklar iyi gözüküyor ama dikkat ettin mi hepsi çok sessizdi ve hiç biri her hangi bir şeye zorlanmış gibi değildi.’’

Dal ellerini başının arkasında kenetledi ‘’Evet belki de Kızıl Ahtapotun söylediği gibi hiç biri zorlanmamıştır. Gerçi bunları söylerken yanınızda değildim.’’ Son cümlesinde biraz alınganlık vardı Ay bunu umursamadı.

‘’Öyle demek istemedim. Eğer çocuklar zorlamadan kendi istekleri kaleye gittilerse, köye geri dönmek istememeleri gerekirdi.’’

‘’Belki o yüzden pek konuşmuyorlardı çocuk gururudur.’’

Ay itiraz etti ‘’Öyle değil. Tuhaf bir şey emin değilim.’’ Karavana yaklaştılar ‘’Sence Gölge ve Yay iyi midir?’’ diye sordu Ay.

Dal karavanın kapısını açtı önce Ay’ın girmesi için çekildi. ‘’Elbette iyi olacaklar, ikiside hızlı hem o küçük mantardan öyle kolay kurtulamayız.’’

Ay hafif bir sırıtmayla ‘’Dal sen ve Gölge neden?..’’

Dal onu susturdu ‘’Lütfen Ay hiçbir şey yok bu sadece onun bencilliği ile yüzünden.’’ Diye kestirip attı sonrada ‘’Biraz dinlenmelisin bütün o çocuklara bakarken fazla enerji kaybettin. Belki gece çocuklarda sorun çıkabilir enerjini toplamam gerek.’’

‘’Evet haklısın, sen ne yapacaksın?’’ Dal, Kızıl Kaplanın çöküşünü anlatan kitabi eline aldı ‘’Kitabi biraz incelemek istiyorum belki önemli birkaç nokta yakalarım. Sonrada Ateşe bakmaya giderim. Onu dinlenmeye ikna etmem gerekecek.’’

Ay ‘’Evet onunda dinlenmesi gerek.’’ Dedi ve karavandaki kızların odasına gitti. Mutfakta yalnız kalan Dal kitabı açtı ve incelemek için okumaya başladı…

 

Yay ve Gölge gecenin karanlığında koşarak ilerliyorlardı. Yolu biraz uzatıyorlardı. ‘’Bu kadar koşmak zorunda mıyız? Kuleyi kaçıramazlar ya.’’

‘’Ne kadar çabuk gidersek o kadar iyi olur.’’

‘’Ateş olsa anlarım ama senin bu kadar gergin olman tuhaf.’’ Gölge aklındakilerini söyledi.

‘’Bir şeyler yanlış. O ahtapot denilen kıza güvenmiyorum bir şeyler saklıyor bir planı var.’’

Yay ona destek oldu ‘’Evet bende güvenmiyorum o kız bana baktığında ürperdim resmen. İnana biliyor musun bir kız bana bakıyor ve ürperiyorum. Kalkan’da kendi kardeşine güvenmiyordu ama Serçe’nin sözleri ikna ediciydi. Hem çocukları da geri verdiler.’’

Gölge hızı biraz daha arttırdı. ’’Anlaşma tek taraflı ve bizim için gayet güzeldi. Çocuklar geri verildi hepsinin sağlığı iyi. Bunun karşılığında Kalkan geri dönmek zorunda bile değildi. Biz olmasak bile her şey böyle olacakmış gibiydi.’’ Bir süre sustuktan sonra ‘’İçgüdülerim ise hepsinin bir oyun olduğunu söylüyor.’’

Yay ‘’Mükemmel yani bunca yolu içgüdü için koşuyoruz. Peki böyle deli gibi hızlanmanda mı içgüdüsel bir şey.’’

Biraz sonra kuleyi gördüler artık çok yaklaşmışlardı. Geceden bile karanlık gözüken kulenin etrafı birkaç metre uzunluğunda altıgen duvarlarla çevriliydi. Altıgen duvarın tam merkezinde kule bulunuyordu.

Kuleden çok az ışık geliyordu, duvarlarda ise kimse gözükmüyordu. Gölge ‘’Hadi bakalım gece gözlerinin çok iyi gördüğünü söylerdin.’’

Yay konsantre oldu gözleri parlamaya başladı parlama ışık saçan bir parlama değildi. Mavi gözleri sanki tamamen mavileşiyordu bu yaptığı köydeki seferlerden farklıydı.

‘’Kalkan’ın söyledikleri doğruymuş kalede fazla insanın yaşadığını sanmıyorum çok az ışık geliyor ve duvarlarda hiç nöbetçi yok. Anlaşılan pek röntgenci ile karşılaşmıyorlar.’’

‘’İyi, gece içeri gireceğiz. Bakalım Kızıl Ahtapot dediği kadar pişman mı?’’

‘’Uzun bir zamanımız var biraz sohbet ederek vakit geçirelim. Sen ve Dal…’’ Gölgenin korkunç bakışlarını görünce sorusunu tamamlayamadı…

BÖLÜM 5’İN SONU

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

53 points
Upvote Downvote

Total votes: 6

Upvotes: 6

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Loading…

Gece Doğduğu Exe'de: Geç [st] Şubat için Amerika Birleşik Devletleri'nde, Avrupa – Anime Haber'de

Junji Ito 'Koleksiyonu' Anime Oyuncular Hikaru Midorikawa, Mami Koyama, Rie Suegara – Anime Haber