YAŞAM TAŞI : KRALSIZ ÜLKE BÖLÜM 21

İlk duyduğu ses ‘’Ateş!!’’ diye bağıran Ay’ın sesiydi. Gözlerinin açtığında ise ayakta duran Hançer’i gördü. Bir saniyelik hatası ona düelloyu kaybetmesine neden olmuştu. Hırsla yeri yumrukladı ve o an karnının ne kadar acıdığını fark etti.

Ateş’in yaptığı sisten dolayı bir kaç saniye hiç bir şey görememişlerdi. Sis dağıldığında bekledikleri görüntü Hançer yerde Ateş ayakta olmasıydı fakat tam tersi olmuştu.

Hançer ‘’İtiraf etmeliyim bir an kaybedeceğimi düşündüm ama dediğim gibi ev sahibi bendim bunun üstünlüğünü kullandım. Her neyse şimdi sizin hakkınızda bir şeyler daha öğrenme zamanı.’’ Dedi. Ateş’in üzerine doğru yürümeye başladı, düelloyu kazanmasına rağmen ona zarar verecek gibiydi. ‘’Hadi bakalım neleriniz varmış?’’ dedi ve hançerini havaya kaldırdı.

Serçe bağırdı ‘’Sakın yapma!!’’ Ateş kalkmaya çalışırken Hançer’in arkasından bir ses geldi. ‘’Kılını kıpırdatırsan, kalbini sökerim.’’ Gölge çoktan Hançer’in arkasına geçmiş parmakları birleşik şekilde sırtına dayamıştı. Hançer yavaşça başını çevirdi. Yay gözleri parlıyordu ve enerjiden bir ok germiş Serçe’yi hedeflemişti. Serçe ise tehlike arz etmediğini belli etmek için ellerini kaldırmıştı. Ay, Hançer’e öfkeli gözlerle bakıyordu.

Hançer güldü ‘’Vay canına ateş tipi element kullanıcısı, güzel şifacı, hızlı suikastçı ve gerçeklik gözüne sahip bir menzilli tipi. Gerçekten iyi bir takım.’’ Elini yavaşça indirdi. ‘’Böyle görerek öğrenmek daha eğlenceliydi. Alacağımı aldım burada işimiz bitti. Çocuk sizde kalsın nasılsa kendi bize dönecektir.’’ Dedi ve Serçe’ye doğru yürüdü Gölge olduğu yerde kaldı.

Ay, Hançer birkaç adım attığı sürede Ateş’in yanına gelmişti bile. Ellerini Ateş’in karnına koymuş öfke dolu gözlerle Hançer’in arkasından baktı. Sonra aynı bakışları Serçe’ye çevirdi fakat o an fark etti Serçe böyle olsun istememişti o da Ateş için endişeliydi. Bir an için göz göze geldiler. Ay başını ‘o iyi’ anlamında salladı. Serçe yanına gelen Hançer’e bağırdı daha sonrada beraber uzaklaştılar. Ay burada neler döndüğü hakkında hiçbir fikri yoktu fakat şimdi bunu düşünmenin zamanı değildi. Ateş’e odaklanmalıydı yara sandığı kadar kötü değildi hatta o olmasa bile Ateş bir gün içinde kendi enerjisi ile bile iyileşebilirdi. Ay rahatlamıştı.

Köy halkı hiçbir şey yapmadan gençleri izliyordu. Yakaladıkları baygın çocuğun dedesi olduğu düşündükleri ihtiyar. ‘’Benim evime gelin.’’ Dedi sesi minnettar çıkıyordu. Dışarda Ateş’i tedavi etmektense kapalı bir yerde olmak daha uygundu. İhtiyarı takip ettiler…

 

Küçük, fazla eşya olmayan bir odanın tek yatağında Ateş yatıyordu. İhtiyar torunu başka odaya götürdüğünden odada sadece gençler vardı. Ay diğerlerine Ateş’in iyi olduğunu anlattı. Bir tedavi sonrasında tekrar ayağa kalkabileceğini söyledi aslında şimdide kalkabilirdi ama Ay buna izin vermezdi.

Ateş ise hiçbir şey söylemiyordu. Yüzü asık düşünceli bir halde duvara bakıyordu.

En sonunda Yay ‘’Dostum tavandan ne istiyorsun? Evime gelen misafirin tavanıma zarar vermesini istemezdim’’ Ateş oturmak istedi Ay’dan izin verdi, ardından ‘’Tanıyordu.’’ Dedi. Kimse ne demek istediğini anlamadı devam etti ‘’Beni tanıyordu sisin içinde adımı söyledi.’’

Diğer üçü pek bir şey anlamadılar birbirine baktıktan sonra Gölge ‘’Ona adını sen söyledin zaten.’’

Ateş daha açıklayıcı olması gerektiğini fark etti. ‘’Hayır. Düellodayken son hamle için kullandığım taktik bana sınıf atlama sınavlarında galibiyeti getiren taktik.’’

Gölge ‘’Fark ettim bu taktiği senle beraber geliştirmiştik. Kullanacağını fark ettiğim anda kazanacağını düşünmüştüm.’’

Ateş hayal kırıklığıyla ‘’Bende öyle. Sisin içinde son darbeyi vuracağımda. Nerde olduğumu anlamıştı beni gördüğü için değildi. Taktiğimi daha önce görmüştü.’’

Yay şüpheci bir sesle ‘’Emin misin?’’

Ateş ‘’Eminim çünkü bana şöyle dedi: ‘Her zaman sökmez 402’.’’…

 

Uzun süren sessizlikten sonra.

‘’Yoksa bu o herifin oyunu mu?’’ dedi Gölge.

Ateş ‘’Bilmiyorum ama başka açıklaması yok.’’

Konu daha ilerleyecekken Yay, ‘’Birini unutmuyor muyuz?’’ Haklıydı birinin Dal’ı çağırması gerekiyordu.

Gölge ‘’Biraz bacaklarımı açmam lazım.’’ Diyerek gönüllü oldu…

 

Gölge dışarı çıktı hızlanarak koşmaya başladı. Koşmak her zaman olduğu gibi her zaman iyi geldi. Çok gerilmişti özellikle Ateş’in yaralandığını görmek onun sinirlendirmişti. ‘Neler oluyordu?’ Düşünmek istemedi sadece rahatlamak istiyordu nasılsa biraz sonra bu konuya oldukça kafa yoracaktı.

Karavanı tam bıraktıkları yerde buldu. Etrafı izleyen kimsede yoktu. Endişelendi yoksa Dal’a bir şey mi olmuştu? Hızla içeri girdi, endişesinin yersizdi Dal mutfakta ki koltuğa uzanmış başının üstünde bir kitapla uyuya kalmıştı. Gölge onu kibarlıktan çok uzak bir şekilde dürterek uyandı.

Dal karşısında sert bakışlı Gölge’yi görünce ‘’Onları çileden mi çıkardında seni bana mı yolladılar?’’ dedi.

‘’Hayır geri zekalı seni burada bırakmaya karar verdik eşyalarını al ve karavanı terk et.’’ Dedi sesinde hiç şaka havası yoktu.

Dal yatığı yerden kalktı ‘’Eee köy nasıldı?’’…

 

Gölge’nin anlattıklarını diğerleri de onaylayınca Dal ‘’İnanamıyorum. Beni bırakma hikayesi bile daha gerçekçi gelmişti. Hala inanmakta zorlanıyorum çünkü Kralsız Ülkedeyiz bizim gibi kaç tane sanat kullanıcısı burada olur ki hem Ateş’in kaybetmesi inanmamı zorlaştırıyor. Cidden şaka yapmıyorsunuz değil mi?’’

Hikayede Ateş’i en çok rahatsız eden yer ‘kaybetme’ kısmıydı. ‘’Dedim ya dikkatim dağıldı beni tanıyordu.’’ Diye kendini savundu Ateş.

Bu sırada odaya çocuğu kontrol etmek için giden Ay girdi.

Gölge, ‘’Çocuk şimdi nasıl oldu?’’ diye sordu.

‘’Hala baygın bir süre öylede kalacak ama durumu iyi. Tekrar yaşam sızıntısı yaşamayacak.’’

Ateş, Gölge ve Dal’ın bilmesi için ‘’Siz yokken çocuğun dedesi ile konuştuk. Hançer, Serçe ve diğerleri hakkında bir şeyler anlattı.’’

Gölge şüpheci bir ses tonuyla ‘’Diğerleri?’’

Ateş onayladı ‘’Evet o ikisi dışında altı kişi daha varmış. İki yıl önce gelmişler ve kulede kalıyorlarmış.’’ Sormalarına izin vermeden açıklamaya başladı. ‘’İki sene önce köye yakın bir yerde bir anda ortaya çıkmış bir kule var. Nasıl olduğu hakkında kimse bir şey bilmiyor. Onlar ise sonra gelmişler geldiklerinde yedi kişilermiş. Başta zararsızlarmış hatta köyün günlük işerinde yardımcı oluyorlarmış karşılığında da yiyecek alıyorlarmış. Sonra çocukları kaçırmaya daha doğrusu çocukları kaçmaya başlamış.’’

Dal ‘’Çocuklar neden onlara kaçıyorlarmış?’’.

Ateş söylediğine kendisi bile inanmayarak ‘’İçinde bir gram bile yaşam enerjisi hissetmeyenlere bile yaşam sanatı öğretmeyi vaat ederek ve bunu başarmışlar bugün kü çocuk bunun kanıtı.’’

Ay itiraz ederek ‘’Sanat kullanıcısı değil içindeki enerji enjekte edilmiş gibi ona ait değil. Vücut bunu kabul etmede zorlanıyor. Diğer çocukların ne durumda olduklarını merak ediyorum.’’

Yay kendinden emin bir şekilde teorisini açıkladı ‘’Yasak sanat kullanıyorlardı bu sayede çocuklara yaşam enerjisi vermişlerdir.’’ Yasak sanatı duyan Ay ürperdi, Gölge onu sakinleştirdi sert bir şekilde Yay’a baktı.

‘’Özür dilerim tatlım benimki bir teori zaten onların imparatorluktan geldiklerini sanıyorum.’’ Dedi Yay.

Dal ‘’Bunu nereden çıkardın?’’

Yay açıkladı ‘’Ateş’i tanıyordu sonuçta.’’

Ateş aklındakilerini söyleme fırsatı buldu. ‘’Merak ettiğim beni daha önce gördü 4. Sınıftayken sınıf geçme turnuvasında kullandığım hareketi bildiği için beni yendi. Bu hareketi o gün orada olanlar ve siz biliyordunuz. Gezgin bile görmemişti çünkü o gün Yay’ın yanında olmalıydı ve ona anlattığımı hatırlamıyorum.’’ Derin bir nefes alıp devam etti ‘’Aklıma en uygun gelen şey Hançer’in Gezgin’in ajanı olup yanımda olmadığı zamanlar beni gözetlediği.’’

‘’Hayır’’ itiraz Ay’dan gelmişti ‘’Böyle bir şey olamaz Gezgin asla böyle bir şey yapmaz.’’

Ateş ‘’Gezgin’in bize farklı davranışlarını da beklemezdin değil mi? Ona bizi anlatan casusları olmasına neden itiraz ediyorsun?’’

Ay ciddiyetle ‘’Hayır ben ona itiraz etmiyorum. Gezgin asla başka insanları hele ki çocukları incitecek bir şey yapmaz.’’

Ay haklıydı kimse Gezgin’den -Ateş bile- böyle bir şeyi beklemezdi. Dal ‘’Yine de aklımda olan bir şey var ya hepsi bir numaraysa ya bütün köy hepsi bizi test etmek için hazırlanmış bir sahne ise. Bütün bu yerde olan olayların hepsi bir oyunsa.’’ dediği an kapı açıldı. İlk defa gördükleri biri

‘’Öyle olmasını çok isterdim, bu kabusun bir oyun olmasını.’’ Dedi.

3.BÖLÜMÜN SONU

 

Diğer bölümler için TIKLAYINIZ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yamada-kun to 7-nin no Majo: Anime Özeti

Blood Lad : Tanıtım ve İnceleme