YAŞAM TAŞI : KRALSIZ ÜLKE BÖLÜM 20

Alkışlayan erkek olandı beyaz tenli, uzun beyaz saçları vardı. Alkışlarken gri gözlerinde alaycı bir tavır halindeydi. Kız olan ise farklıydı onun kahverengi gözlerinde ise biraz önce yerde yakalanmış olan çocuk için belli olan endişe vardı. Beyaz saçlı alkışı keserek.

‘’Tebrikler harika bir gösteriydi. Bu dört yabancı küçük köyünüz için önemli bir iş yaptı karşılığında da biraz bilgi istediler fakat köy onlara hiçbir şey söylemedi. Acaba köy halkı korkuyor mu? Neden korksunlar ki?’’ sağ eliyle çenesini tutup düşünüyormuş gibi yaparak ‘’Evet şimdi hatırladım onlara kimseye bir şey söylememesini biz söylemiştik.’’

Bariz şekilde köylü olmadıkları anlaşılıyordu ve Gölge’nin bayılttığı çocuğun durumu ile ilgililerdi. Bu durum gençlerin kafalarını bir hayli karışmıştı. Köyle gireli sadece birkaç dakika olmuştu ve ne ile karşı karşıya oldukları hakkında bir fikirleri yoktu.

Erkek olan yanındakine döndü ‘’Birde endişeleniyordun gayet iyi durumda.’’ Kız kaşlarını çatarak ona baktı. Sonra erkek gençlere dönerek. ‘’Zahmetiniz için teşekkürler. Şimdi emaneti alabilir miyiz?’’ dedi alaycı bir ses tonuyla.

Erkeğin konuşma tarzı ve tehdit içeren cümleleri Ateş’i rahatsız ediyordu. Cevap vermeden önce arkadaşlarına baktı onların bakışlarında da aynı rahatsızlığı görünce ne demesi gerektiğini bildi.

‘’Veremeyiz çünkü çocuk bakıma ihtiyacı var bizde iyi bir şifacı var.’’ Der demez bundan pişman oldu hiçbir şey bilmedikleri bu yerde kendileri hakkında bilgi vermenin yanlış olduğunu fark etti. Gerçi Ay’ın ve kendisinin yeteneği zaten belli etmişti çokta bir şey söylemiş sayılmazdı. Ardından niyetini belli ederek. ‘’Asıl önemlisi; size vermek için bir sebebimiz yok.’’ Erkek olanın kaşları hafifçe kalktı. Kız ise Ateş’in beklenmedik çıkışı karşısından hoşlanmış gibiydi.

‘’Pekala. Hak veriyorum siz yakaladınız karşılıksız bize vermeniz pek adil olmaz. Bir teklifim var; içinizden birine düello teklif ediyorum. Basit bir düello ilk seviyede ve yere düşen kaybeder. Kazanan ise çocuğu alır. ’’dedi alaycı ses tonuyla.

Ateş arkadaşlarına baktı Ay ve Yay ‘ne yapacaksın?’ der gibi bakıyordu Gölge ise ‘’Bana bırak ben hallederim’’ dedi.

‘’Bir dahakine sen halledersin. Benim yeteneğimi görmüş olabilir fakat seninkini bilmiyor. En fazla hızlı olduğunu görmüştür. Bizim hakkımızda daha fazlasını öğrenmesine izin vermeyelim.’’

Gölge itiraz etmedi soğuk bakışlarıyla karşıdaki ikiliye baktı. ‘’Eğer kaybedecek olursan çocuğu verecek miyiz?’’

Ateş kendinden emin. ‘’Hayır çocuk bu düellonun konusu olmayacak. Başka bir teklifim olacak.’’

Ay araya girdi ‘’Ateş saçmalıyorsun böyle tehlikeli bir şey yapma.’’

Ateş, Ay’ın endişesini anlıyordu onu sakinleştirmek için ‘’Merak etme söylediği gibi ilk seviyede bir düello olacak ve yere düşen kaybedecek. Aksi bir şey olursa hemen müdahale edersiniz. Hem tuhaf değil mi? İlk geldiğimiz yerde yaşam sanatı kullanıcılarının olması bunun Gezgin’in bize yaptığı bir sınav olması pek muhtemel.’’

Ay, Ateş’in ikna edici sözlerine itiraz etmedi ve dediği tek şey ‘’Dikkatli ol’’ oldu.

Ateş,  herkesin duyabileceği bir sesle. ‘’Düello teklifini kabul ediyorum. Fakat çocuk bizde kalacak. Kazananın ödülü kim olduğunu ve burada ne yaptığını söyleyecek.’’

Erkek olan kafasını sağa sola hafifçe sallayarak. ‘’Arkadaşım onca zaman bunu mu tartıştınız? Her neyse gerçekten iyi pazarlık yapıyorsun. Şartlarını kabul ediyorum. Ev sahibi olarak nezaketen biraz bilgi paylaşacağım. Adım Hançer ve yanımdaki güvenilir arkadaşım ise Serçe’’ dedi. Serçe kaşlarını çatıp Hançer’e baktı.

Düellonun yapılacağı yer hemen bulundukları alandı yaklaşık yirmi metre çapında daire alanını boşaltılar.

‘’Hala benim yapmam gerektiğini düşünüyorum.’’ Diye Gölge son bir deneme daha yaptı.

Ateş ‘’Sadece yeteneğini anlaması değil. Böyle bir arazide sen ve Yay dezavantajlısınız Ay zaten şifacımız bu araziye en uygun ben ve Dal. O ise burada değil.’’

Gölge ise sadece omuz silkti. Ateş, gerçeklik gözleri ile Hançer ve Serçe’yi izleyen Yay’a döndü. ‘’Farklı bir şeyler var mı?’’

Yay gayet rahat bir tavırla. ‘’Gerçekten güzel bir kız sence diğeriyle aralarında bir şey var mıdır?’’

Gölge, Yay’ın kafasına vurdu. Yay kafasını ovuşturarak. ‘’Kızda farklı bir şey yok gayet bizim gibi sanat kullanıcısı.’’ Sesi ciddileşti. ‘’Fakat Hançer; onda normal olmayan bir şeyler var enerjisi çok ilginç sanırım bir nesne kullanıcısı belinde bir Hançer var ondada tuhaf bir enerji var. Gerçekten çok ilginç. Söyleyebileceklerim bu kadar dikkatli ol dostum.’’

Ateş ilerlerken Yay onun omuzundan tuttu. Bir süre ona ciddi şekilde ona baktıktan sonra gülümseyerek. ‘’Yanılıyorsun bende burada gayet iyi savaşabilirdim.’’ Bu Ateş’in gülmesini sağladı o bile fakında değildi fakat gerilmişti çünkü neyle karşılaşacağını bilmiyordu. Okulda göreve çıktıklarında en basit konularda bile bilgilendirilirdi. Şimdi ise karşısında ki kişinin yeteneklerini bilmiyordu bunu kendi test ederek öğrenecekti.

Ateş alanın merkezine doğru yürümeye başladı. Hançer ise Serçe tartışıyordu. Serçe’nin düelloya karşı olduğu açıktı. Ateş’in yürüdüğünü gören Hançer tartışmayı kesip yürümeye başladı. Ortada birbirlerine iki metre kala durdular. İlk konuşan Hançer oldu.

‘’Benim yoldaşım pek seninkiler kadar bana destek olmuyor. Bu çok can sıkıcı. Her neyse kimin umurunda ki? Biliyorum pazarlığımızda bu yoktu ama ismini öğrenmemde sakınca var mı?’’

Ateş her ne kadar Hançer’in alaycı sesinden hoşlanmasa da ‘’Ateş’’ dedi. Hançer’den sinir bozucu bir ses çıktı. ‘’Ooo demek imparatorluktansın ya da Güneş krallığından. Aslında diğerlerinden bile olabilirsin sonuçta çok kullanılan bir isim. İsimden element kullanıcısı olduğunu varsayabilirim ama bun ne önemi var ki nasılsa birazdan göreceğim. Bu isimler bana hep saçma gelmiştir çünkü neden yeteneğimizi belli eden isimler kullanıyoruz ki hiç bir gizemi kalmıyor.’’ Belindeki renkli taşlarla süslenmiş hançeri çıkardı. ‘’Mesela benim adım Hançer ve bir hançere sahip olmam kimi şaşırtabilir ki? Yanlış anlama adımdan gayet memnunum gerçekten hoş ve keskin. Şöyle olmasını tercih ederdim; adım Hançer fakat yeteneğim element türü olsaydı. Sence tam bir sürpriz olmaz mıydı?’’

Ateş hiç bir tepki vermeden dinliyordu gevezelik eden Hançer’in amacını anlamaya çalışıyordu. Onun dikkatini dağıtıp gafil avlamak mı yoksa bilgi edinme mi? Amacı bu ikisinden biri ise işe yaramayacaktı Ateş son sekiz yıllını çok daha saçma şeyler dinleyerek geçirmişti ikisini karşılaştırınca Hançer’in söyledikleri mantıklı bile geliyordu hatta eğlenceli. Tabi o ses tonu olmazsa.

Hançer bir süre sonra ‘’Affedersin fazla gevezelik ettim zamanımın çoğunu geçirdiğim tipler pek eğlenceli değil böyle nadir çıkan fırsatlarda kendimi kaybediyorum hazırsan başlayalım.’’ Ateş çoktan hazırdı başıyla onayladı.

Karşılıklı selamlaştılar Ateş sol eli ilerde savunma duruşuna geçti Hançer ise umursamaz, rahat bir şekilde duruyor. Hançer ‘’Ev sahibi olarak ben ilk hamle benim.’’ Dedi ileri doğru hızla sıçradı. Ateş onun yakın mesafeden etkili olabileceğini anladı aralarındaki mesafeyi korumalıydı. Düello alanı bir daire idi bu yüzden sıkışmamak için yay çizerek geri geri gidiyordu.

Hançer’in hızını ve dengesini bozmak için yumruğunu sıktı elleri tamamen parlıyordu. Yumruğunu ileri doğru savurdu ve elinden çıkan enerji dalgası hızla Hançer’e doğru gitti.      Hançer rahatlıkla dalgadan kaçtı tekrar ileri atılarak Ateş’e yaklaştı. Şimdi aralarında bir metreden az uzunluk kaldı. Ateş soğukkanlılığını korudu. Savunmasını aldı kendin, gelecek olan saldırıya hazırladı. Hançer, sağ elindeki hançeri aşağıdan yukarıya doğru bir yay çizerek salladı Ateş rahatlıkla sağ tarafına sıçrayarak savuşturdu. Sol elinde hazırladığı enerji topunu fırlattı Hançer üzerine gelen topu parlayan hançeri ile kesti. İkiye ayırılan enerji topu parçaları Hançer’e değmeden yere düştü ve yok oldu. Bu süre içinde Ateş savunması bir an için düşen rakibinin üstüne bir tekme savurdu. Zararı azaltmak için savunma pozisyonunda kalan Hançer tekmeyi tamamen almasına rağmen yerinde gayet sağlam durdu. Fakat Ateş’in tam istediği olmuştu tekmesiyle sayesinde havadan yere inerken parlayan sağ yumruğuyla Hançer’in göğsüne darbeyi indirdi. Yumruk ve enerjinin etkisiyle Hançer zemini deşerek geriledi fakat düşmedi. İzleyenlerden çıkan sesler heyecanın had safhada olduğu hissediliyordu ve hissedilen başka bir şey insanlar Ateş’i destekliyordu. Canı sıkılan Hançer bu sefer daha ciddi bir biçimde durdu.

Ateş hazırdı onun yeteneğini çözmüştü. Bu düelloyu kazansa bile Gölge’den azar işitecekti. Zira düello tam Gölge’ye göreydi Hançer’in yetenekleri suikast tarzıydı. En büyük tehlikesi ise elindeki hançerdi ona dikkat etmeliydi. Ateş bu düelloyu kazanması için ne yapması gerektiğini anladı. Daha önce uyguladığı bir taktiği uygulayacaktı.

Hançer beklemekten vazgeçerek saldırıya geçti. Hançer’in beklediği sürede Ateş taktiği için ellerinde yeterli enerjiyi biriktirdi. Yapacağı basitti iyi bir zamanlamayla ellindeki enerjiyi serbest bırakarak iki metre çapında sisten küre oluşturacaktı. Küre İçinde kendisi ve rakibi görme yeteneğini bir süre kaybedeceklerdi. Bunu beklemeyen rakibinin aksine Ateş süreyi değerlendirip rakibinin solundan hızlı bir takla ile arkasına geçecek ve başından tutup onu rahatça yere serebilecekti. Bu taktiği yıllar önce okullun sınıf atlama müsabakalarında kullanmıştı ve çok işe yaramıştı.

Hançer tam olması gereken yere geldi. Ateş mükemmel zamanlama ile ellerinde tutuğu enerjiyi birbirine vurdu POOF sesiyle enerjiden sis oluştu. Ateş’in sis içinde görüşü tamamen kaybolmadan son gördüğü Hançer’in durup sağına soluna bakmasıydı. Ateş soğukkanlılıkla hızlı ve yumuşak bir takla ile yeri belli olmadan rakibinin arkasına geçti. Artık tek yapması gereken Hançer’in başından tutup bacağına bir tekmeden sonra yere sermekti.

Rakibini yere sermek için elini uzattığında bir cümle duydu. Bu söz Ateş için bir an savunmasını indirtti.

Hançer cümlesinden sonra sanki Ateş’in en başından beri orada olacağını biliyormuş gibi Ateş’in elini tuttu ve çevirdi Ateş karşılık bile veremedi. Hançer elindeki hançeri elinde bir tur döndürüp Ateş’in karnına sapladı. O silaha dikkat etmeliydi normal bir hançer olsaydı karnına o kadar rahat giremezdi belki bir çizik olurdu. Fakat bu hançer sıradan bir hançer değildi etrafı enerji ile sarılıydı yine de Ateş’in yaşam savunması hançerin daha derinlere girmesini önledi. Silahını Ateş’in karnından çıkarttıktan sonra bir de çenesine yumruk attı.

Ateş’in yapabileceği hiçbir şey yoktu yere düşüyordu. Kendi yaptığı sis dağılırken üç şey hissetti karnındaki acı, yüzündeki acı ve sırtının yere sertçe vurmasında ki acı…

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

Akame ga Kill! Tanıtım ve İnceleme!!

Youjo Senki Tanıtım ve İnceleme!!