in

Yaşam Taşı : Kralsız Ülke bölüm 10

Yağmurdan sonra yarım saat içinde buluşma yerine vardılar ve Dal yine diğerleri gibi onları bekliyordu. Ateş ve Yay daha uzun ve yapı olarak iriydi. Uzun, düz, siyah saçlarını arkadan toplayıp bağlamıştı.

Hocasının ve arkadaşlarının geldiğini gören Dal ayağa kalktı. Yağmurdan korunmak için korunak yaptığı kilimini topladı. Bunları yapmayı bitirdiğinde grup ona iyice yaklaşmıştı. Hepsini tek tek seçebiliyordu. Önden gelen bildiği her şeyi öğreten akıl hocası, arkadan gelenler yan yana yürüyordu. Ortada sapsarı saçlı olan Ay’ı gördü. Sağında dağınık siyah saçlarıyla Ateş’i solunda ise kısa saç kesimiyle Yay’ı tanıdı. Onları ilk görüyor gibi değildi sanki daha dün görmüştü. İçinden ‘’Yine nasıl bir sürpriz yapacaksın.’’ Dedi hafifçe gülümseyerek kendi kendine sonra gözünde Gölge’nin de görüntüsü belirince kaşlarını çattı ve yüzü asıldı.

Dal’e yaklaştıklarında o da onlara doğru yürümeye başladı. İlk Gezgin’in önüne durdu.

‘’Tam zamanında geldin. Söylediğin zamandan önce geldim hava sabah biraz bozuktu. Gelip gelmemekte biraz şüphe ettim.’’ Dal’in sanki sadece karşısında Gezgin varmış gibi davranması diğerlerini şaşırtmıştı. Yay el sallayarak.

‘’Merhaba.’’ Ateş ve Ay ise şaşkın şaşkın Dal’e bakıyorlardı. Dal önce umursamaz şekilde bir saniyeliğine onlara baktı tekrar Gezgin’e döndü. Tekrar geçen bir saniyenin sonunda bağırarak.

‘’Bu sefer gerçekten sizlersiniz!’’  Ateş bunu beklemiyordu sonunda kendisine davranılmış birini bulmuştu.

‘’Ne yani bizim gelmemizi beklemiyor muydun?’’ Dal, Gezgin’e dönerek.

‘’Birkaç kere daha böyle şeyler yaşatmıştı ama bu sefer gerçek.’’ Hepsiyle sırasıyla kucaklaştı her geçen saniye daha da neşeleniyordu. Ateş tekrar bir soru sordu.

‘’Eğer geleceğimizi inanmıyorsan hazırlanmamışsındır değil mi?’’ bu mantıklı soru karşısında herkes dönüp Dal’e baktı. Dal gülümsedi.

‘’Elbette hazırım senede birkaç kere okuldakilerle vedalaşır ve her şeyimi toplarım.’’ Ateş tam bunun ayrıntısını isteyecekti ki Ay bir anda Gezgin’e döndü.

‘’Yine gidecek misin?’’ diye Gezgin’e sordu. Gezgin ona dönerek.

‘’Hatırlattığın iyi oldu. Siz Dal’a gereken açıklamaları yapın. Yolla devam edin ben sizi bulurum o zaman kamp yaparız. Gölge’nin okulu ile Dal’in okulu en yakın olanları. Bu gün az yürüyeceksiniz.’’ Dedi ve yine başka bir şey demeden yürüyüp ağaçların arasında gözden kayboldu.

Diğer üçü şaşkınlıkla Dal’e bakıyordu o ise sadece onlara sırasıyla bakıp gülümsüyordu. Yine bir şeyler söyleyen Ateş oldu.

‘’Dal yürümeye başlayalım sana birkaç şey anlatmamız lazım.’’ Dal gülümsemesini bozmadan.

‘’Tabi ki sonuçta konuşacak çok şey var. Hepinizde tam Gezgin’in zihnimde oluşturduğu gibisiniz.’’ Dedi. Ateş şüpheyle.

‘’Böyle bir şey yaptığından haberin var mıydı?’’

‘’Tabi ki vardı sadece bir kez değil.’’ Dedi sonra Ay’a dönerek.

‘’Mesela Ay seni bir kere kafama öyle bir şekilde canlandırmıştı ki aklıma geldiğinde seksen yaşlarında yüzü kırışıklıklarla dolu yaşlı ak saçlı kambur bir ihtiyar olarak canlanıyordu.’’ Dedi. Ay dehşet için de önce sırtını sonra yüzünü dokundu en sonra sarı saçlarını kontrol etti. Durumu fark eden Dal.

‘’Öyle bile güzeldin.’’ Dedi. Ay alıngan bir ses tonuyla.

‘’İlerde öyle mi olacağımı düşünüyorsun? Kambur?’’ Dal telaşla başını ve ellerini sağa sola sallayarak ‘’Şey… demek istediğim…’’ Ateş ona yardım etmek için konuyu değiştirdi.

‘’Yola çıkalım Gezgin hakkında bilmem gerekenler var. Tabi bizimde öyle.’’ Dedi ve yola çıktılar…

Sırasıyla Ateş, Ay ve Yay, Gezgin’in her birine nasıl davrandığını şimdi ise bambaşka bir insan olduğunu anlattılar. Dal şaşırtıcı bir şekilde şaşırmamıştı. Ateş cevabını tahmin edebildiği soruyu sordu.

‘’Peki senin için Gezgin kimdi?’’

***

190 yine arkadaşlarıyla tartışmıştı. On yaşında olmasına rağmen kendince yetişkinlerden daha fazla dünyayı sorguluyordu. Bu yüzden Orman okulunda ki diğer çocuklarla anlaşamıyordu. Her şeyi fazla sorgulaması diğeri tarafından istenilmeyen çocuk olmasına neden olmuştu. Umurunda değildi okulda her şeyi konuşabileceği yetişkinler de vardı. Nitekim onlarda ona çocuk gibi davranmasını; okulun dışında ki ormana gidip yalnız kalmasını daha çekici kılıyordu.

Aslında çenesini tutup yaşıtlarıyla tartışmalara girmedikçe sorun yoktu. Ne yapabilirdi ki? O böyleydi fiziksel olarak on yaşındaydı belki ama akıl yaşının bir yetişkinden daha fazla olduğuna inanıyordu.

Bir gün yine ormanın en çok sevdiği yerine gitti ve yine en sevdiği ağaca tırmandı uygun bir dala oturdu, dengesini sağladı. Sonra sorgulayıp düşüneceği bir konu aramak için çantasından kütüphaneden yeni bulduğu kitabı çıkardı. Bu bir tür romandı İmparatorluğun yaptığı bir savaşı anlatıyordu. Yazarı ‘Efsane’ isimli biriydi daha önce onun yazdığı kitaplarını duymuştu. İmparatorluğun büyük yazarı. 190 için Efsanenin ilk kitabı olacaktı. Rastgele bir sayfa açtı üçüncü paragrafını okudu. paragrafı bitirdikten sonra iç çekti sesli bir şekilde kendi kendine.

‘’Biliyordum bu işe istediğimi bulamayacağım bu kitaptan.’’ Dedi. Hemen yanında bir ses duydu.

‘’Kitaptan ne aradığına göre değişir.’’ İrkildi yanına baktığında orada şimdiye kadar fark edemediği başında beyaz bir sarık yüzünde de beyaz bir maske olan yabancıyı gördüğünde dengesini kaybederek aşağı doğru düştü…

Düşüşten biraz sonra 190 yabancı ile karşılıklı bağdaş kurmuş şekilde konuşuyordu.

‘’Demek bu yüzden buraya gelip düşünüyordun.’’ Dedi yabancı. 190 başıyla onayladı sonra sordu.

‘’Sonra sen geldin ve beni korkutup ağaçtan düşürdün. Peki sen kimsin amca?’’ Yabancı şaşırdı.

‘’Amca? İlk kez biri bana böyle hitap etti. Bana Gezgin demeni tercih ederim. Tabi istediğini söyleyebilirsin seni buna zorlayamam ama amca ismini pek beğenmedim. Seni düşürmek gibi kastım yoktu sandığımdan derin düşünüyordun fark etmemiştin beni.’’ 190 yabancıya karşı içinde bir sıcaklık hisseti

‘’Gezgin güzel bir isim sana yakışıyor.’’ Dedi gülümseyerek sonra kendini daha da ayrıntılı olarak anlattı…

‘’Bence her şeyin bir cevabı vardır. Bende bu tek cevapları bulmak istiyorum’’ Son cümlesi bu olmuştu 190’ın.

‘’Hmm senin yaşından beklenmeyecek şeyleri düşünüyorsun. Bakalım haklı mısın? Sen ağaçtan düşerken seni tutabilirdim ama tutmadım üstelik boynunu bile kırabilirdin. Sence bunun tek olan cevabı nedir?’’ diye sordu Gezgin. 190 kendinden emin şekilde.

‘’Çünkü bana bir şey olmayacağını biliyordun.’’. Gezgin’in sesi keskinleşti.

‘’Belki de ölmeni istiyordum. Sonuçta ben tanımadığın biriyim beklide delinin tekiyim ne yaptığını bilmeyen biriyim. Bunu bilebilir misin?’’ 190 afallamıştı. Gezgin aynı sesle devam etti.

‘’Gördüğün gibi her şeyin tek cevabı olmaya biliyor.’’ 190 başına aşağı eğmişti Gezgin haklıydı sonra karşısında adam parmağıyla onun başına vurdu. 190 acı içinde başını tutarak

‘’Çok acıdı niye vurdun ki? Hem neden bu kadar acıdı, bu kadar acımamalıydı?‘’ Gezgin ses tonunda bu sefer heyecan vardı.

‘’Aptal mısın? Dediğin doğruydu her şeyin tek cevabı vardır. Belki senin yaralanmayacağını biliyordum belki seni öldürmek istiyordum belki de delinin tekiydim. Olasılık çok ama doğru cevap hangisiydi. Bunu nasıl bileceksin?’’ 190 boş boş bakıyordu.

‘’İşte bunu bilmek için her şeyi bilmelisin. Ve her şeyi bilmek bir insan için imkansızdır. Yine de bazı şeyleri bilebiliriz’’ 190 gözü parladı tam aradığı gibi birini bulmuştu. Kendinden emin bir şekilde.

‘’Senin hakkında her şeyi öğrenebilirim.’’. Gezgin güldü.

‘’Demek öyle benim hakkımda her şeyi öğrenebileceğini düşünüyorsun. Başkalarının hakkında her şeyi bilebilmen için önce kendin hakkında her şeyi bilmen gerekir. Kendin hakkında her şeyi biliyor musun?’’ 190 hafif bir sinirle.

‘’Tabi ki biliyorum her şeyimi.’’.

‘’O zaman söyle bakalım küçük ukala kaç tel saçın var?’’. 190 sinirden patlayarak.

‘’NE ALAKASI VAR! Bilsem neyi değiştirecek.’’ Gezgin yine güldü.

‘’Her şeyi bildiğini söylüyordun. Ama sana ayıt olan biraz saçı bile bilemiyorsun. Her şeyi bilmek insanların ehliyetinde değildir. Şimdi okuldakilerin seni nasıl gördüğünü anladın mı? Şu an senin beni gördüğün gibi. Gereksiz sorular soran kıç ağrısı.’’ 190 tamamen afallamıştı neden olduğundan emin değildi. Gezgin’in saçma sorusuyla kendi içinde çelişkiye düşmesine yüzünden miydi yoksa son söylediği gerçeklik payı fazla olan son sözü yüzünden miydi bilemiyordu?

190 biraz kendine geldikten sonra Gezgin yine konuştu.

‘’Şimdi sana düşünmen için başka bir konu vereyim. Benim öğrencim olmak ister misin?‘’. Cevap çabuk geldi.

‘’İsterim. Ne istersen onu yaparım Gezgin.’’ Dedi.  Bu sefer afallama sırası Gezgin’deydi.

‘’Bu konuda düşünmeyeceksin yani. Güzel o zaman beş gün içinde kendine bir isim düşünebilirsin.’’. 190 küçük bir şaşkınlık içinde.

‘’Zaten bir isim var. Hem hiç sormadın isimi.’’

‘’O sayı isim umurumda değil. Beş gün sonra yeni ismini bulmuş ol yoksa sana kendi koyduğum ismimle seslenirim. Beş gün sonra aynı burada aynı saate buluşalım. Ukala çırağım benim.’’ Dedi göz kırptı ve ayağa kalktı sonra başka bir şey demeden ürüyerek ormanda kayboldu…

Hayatının en uzun beş günüydü. Her saatini gezgini ve yeni ismini düşünerek geçirmişti. Onun bu düşünceli haline alışkın olan arkadaşları bile bir farklılık olduğunu anlamışlardı, neyi olduğunu sorduklarında 190 Gezgin’den bahsetmemişti. Sadece ‘Her insanin aynı organlara sahip olduğu halde neden bu kadar farklı göründüğünü düşünüyorum.’ Demişti. Şimdi uzun süren beş gün geçmiş yine aynı saate gelip aynı ağacın aynı dalına çıkmış oturuyordu.

Gezgin’in geleceğinden emindi yine aniden yanında belirecekti bu yüzden sürekli getirdiği küçük ayna ile gizlice yanına bakıyordu. Birden tam tepesinden bir sesle irkildi.

‘’Beş gün boyunca aklına gelen en iyi fikir bu muydu?’’ 190 dengesini kaybedip tam düşerken dala tutunmayı başardı.

‘’Bu sefer daha dikkatlisin. Dur aşağı in orada konuşalım burası konuşmak için tuhaf bir yer.’’ 190 iç çekti ve kendini boşluğa bıraktı. Yere basar basmaz doğruldu. Gezgin’de aşağı hemen yanına indi fakat onun aksine Gezgin’in dizleri hiç bükülmedi…

‘’Demek… Çırağım olmayı kabul ediyorsun. Emin misin peki?’’ diye sordu Gezgin. 190 yüzünde bir gülümsemeyle.

‘’Yeteri kadar düşündüm. Böyle bir fırsattı kaçırsaydım hayatım boyunca bu günün pişmanlığını yaşardım.’’. Gezgin güldü ve şöyle dedi.

‘’O zaman seni diğer arkadaşlarınla tanıştırma vakti geldi. Gerçi şu an birisi burada değil. Yani şu an elimde üç kişi var.’’ 190, Gezgin’in arka tarafına baktı sonra çevreye fakat kimseyi göremedi.

‘’Beni dinlemiyor musun? Arkadaşların elimde dedim.’’  Gezgin elinde ki üç zarfı göstererek. 190 sağ kaşını kaldırarak ona bakıyordu. sonra Gezgin ilk zarfı 190’ın eline tutuşturdu ve bir açıklama yaptı.

‘’Element okulundan olan çırağım.’’ Zarfı açtı içindeki kağıtta sadece ‘’ Merhaba ben Ateş memnun oldum.’’ Yazıyordu. Sonra gezgin ikinci kağıtı da verirken ‘’Bu da Hayat Okulundan’’ Bu sefer ki zarfta ki kağıt aynı diğeri gibi ‘Merhaba ben Ay memnun oldum.’ Diye başlasa da devamı vardı. Onun hakkında sorular sorulmuş ve kendisi hakkında bolca bilgi vardı. Yazı inci gibiydi. 190 merakla üçüncü zarfı da alırken ‘’Bu da Menzil okulundakinden.’’ 190 onu da hemen açtı ve okumaya başladı. Yay adeti bozmayıp ilk cümlesi ‘Merhaba ben Yay memnun oldum.’ Olmuş ve Ay’ın mektubu gibi ona sorular sormuş fakat kendi hakkında bir şeyler anlatmamıştı. Mektubun en sonuna da ‘’NEŞENİ KAYBETME.’’ yazıyordu.

Son mektubu da bitiren 190 Gezgin’e bir şeyler söylemesini beklediğini belli ederek baktı.

‘’Sırada sen onlara cevap yazacaksın. Mektupları ben taşıyacağım bunun haricinde başka bir şekilde iletişim kurmayacaksınız. Sadece yazı asla ve asla yüz yüze görüşme olmayacak. Yoksa öğrenciliğe veda edersin. Anlaştık mı?’’ 190 başıyla onayladı.

‘’Diğeri Sır okulundan. Yani şuan bize 3 saatlik uzaklıkta. Kural onun içinde geçerli.  Sinirli kıza yazacaksın henüz bir adı yok. Şimdilik bir adla hitap etme ona. Konu isimden açılmışken kendine isim buldun mu?’’ 190 kendinden emin bir ses tonuyla.

‘’Evet buldum. Bence bana en uygun isim seninle ilk karşılaştığım yerin adı ‘Dal’.’’

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

50 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Loading…

90’lı Yıllarda Yayınlanan Efsane Animeler!

En Sevilen Siyah Saçlı Kadın Anime Karakterleri !!