YAŞAM TAŞI: KRALSIZ ÜLKE (BÖLÜM 28)

 

5.BÖLÜM:ANLAŞMA

 

‘’Bir süre kaleden çıkmadık. Ablam çocukların henüz tam olarak yaşam sanatıyla bütünleşmediği söyledi. O odadaki küreye makine diyordu. Makinede bir şeyler deniyordu karışık bir sistemi olduğunu söyledi. Kız kardeşim bu konularda iyidir makine ile ilgilenme işini ona verdi. Sonra yiyeceğimiz azaldığından etrafı araştırdık ve bu köyü bulduk. İlk başta köyün günlük işlerinde yardımcı oluyorduk. Bunun karşılığında yemek alıyorduk. Bir süre böyle gitti. Serçe ise nerdeyse odasından çıkmıyor kimseyle konuşmuyordu. Çıktığı zamanlarda ise sadece benimle konuşuyordu. Çocuklarda da hiç normal olmayan bir şeyler vardı hepsinin saçları kaşları hep beyazdı bu doğuştan değildi ama en büyük farklılık davranışlarıydı. Dengeli değillerdi. Ablam onlara isim verdi. İyileştirme yeteneği ve aralarındaki tek kız olanına Şifa, diğerlerine Öfke, Boom, Suskun, Heyecan, ve Hançer isimlerini koydu. Onlara hizmetkarlar dedi. Yaklaşık bir yıl sonrada ablam gitti. Nereye gittiğini hiç birimize söylememişti. Altı ay önce ablamın öldüğünü öğrendik. Annem babam abim şimdi de ablam artık yoktu. Serçeye bunu söylediğimde mutlu olacağını sanıyordum ama öyle olmadı. En son olarak bir ay önce kız kardeşim makinayı kullanmayı öğrendiğini, artık kendi ordumuzu kurabileceğimizi söyledi ve köydeki çocukları kandırmaya başladılar. Bu zor olmadı çocuklar zaten bizlere hayrandı bizim gibi olma düşüncesi onlar için yeterli olmuştu. Ben buna karşı çıktım çünkü bizim yanımızdakilerden biliyordum köylü çocuklarda onlar gibi olabilirdi, bu şey kötüydü. Normal değildi. Tartıştık ve ben kaybettim. Beni zindanda kilitli tuttular. Serçe sayesinde kaçtım köye geldim beni sakladılar. Kardeşim benim burada olduğumu biliyor ve köydekileri tehdit ediyordu. Köydekilerden zaten çok azı benim burada kaldığımı biliyor. İşte hikayenin hızlı bir özeti bu.’’ Diye cümlesini bitirdi.

Bir süre sessizlik oldu sessizliği Ay’ın ağlama sesi bozdu. Gölge onu azarladı ‘’Ne yapıyorsun!!’’

Ay hıçkırarak ‘’’Korkunç şeyler yaşamış. İki yıldır başına korkunç olaylar gelmiş.’’

Ateş  ‘’Ay henüz her şeyi bilmiyoruz. Daha öğrenmemiz gerekenler var.’’ Deyince Ay hemen ağlamayı kesti.

‘’Anlattıkları gerçek olduğuna inanıyoruz. Peki Hançer beni nereden tanıyordu?’’ Ateş sonunda sormuştu, sabırsızlıkla Kızıl Kalkan’ın hikayesini dinlerken bu konu hakkında bir şeyler çıkacak mı diye bekledi çıkmayınca ilk sorusu bu oldu.

Kalkan ‘’Bir fikrim var. Babam bizleri önceden gizli okulların sınavlarına götürürdü. İmparatorluktan çok az kimsenin bildiği ve görebildiği o sınavları izlerdi ama ben hiç gitmedim.’’

Dal ‘’Bizi imparatorluğun yüksek rütbelileri izliyormuş?’’ diye sordu.

Kalkan ‘’Evet siz hiçbir şeyden haberiniz olmadan sınavı verirken hep izleniyordunuz.’’

Meraklı bir soruda Yay’dan geldi. ‘’Kralsız Ülkede yaşam enerjisini kaybetmeden nasıl durabildiniz? Gerçi buna dayanabilenlerin olduğunu okumuştum.’’ Kalkan cebinden birkaç kırmızı taşlar çıkardı. Farklı farklı boyutlardaydı.

‘’Bunlar sayesinde. Bunları yediğinizde Kralsız Ülkenin zaman içinde çıkan etkisinden sizi koruyor.’’ Birkaç tanesini Ay istedi Kalkanda ona verdi.

Yay diğer sorusunu sordu ‘’Serçenin durumunu biraz daha açıklar mısın?’’

Kalkan derin bir nefes aldı. ‘’O konu beni çok korkutuyor. Onu nasıl kontrol edebildiğini bilmiyorum. Serçe birkaç kere kaçmaya çalışmıştı ama kuleden birkaç kilometre uzaklaştığında gözlerini tekrar kulede açtığını söylemişti. Kule onu bir şekilde etkiliyor ve bilincini kaybediyor. Bilinçsiz hali ise bileziğin sahibine itaat ediyor. Şimdi bilezik kardeşimde ablam gittiğinden beri onu hiç kullanmadı ama kırmayı da reddetti. Serçe ise boynunda bir şeyin olduğunu onu hissedebildiğini söylüyor.  Her neyse yasak sanatla alakalı.’’

Ay taşları aldıktan sonra hüzünlü sesiyle ‘’Senin için ne yapabiliriz çok acılar çekmişsin. Lütfen söyle.’’ Kalkan uzun zamandır görmediği merhamet karşısında şaşırmış hiçbir şey söyleyemedi ne diyecekti ki ‘Kaleye gidip kendini bir ordu kurmaya kaptıran kız kardeşimi durdurun ve Serçeyi kurtarın mı?’

Ateş nazik bir ses tonuyla ‘’Kalkan şimdi bize zaman verebilir misin? Biz biraz karavanda konuşmalıyız.’’ Kalkan kabul etti kendinin de biraz yalnız kalmaya ihtiyacı olduğunu fark etti. Hep aklında olan kötü olayları tekrar sözcüklere dökmek beklemediği kadar etkilemişti.

Karavanda mutfaktaki masaya oturdular. Dinlenilmediklerinden emin olduktan sonra Yay ‘’Sizce bu kadar tesadüf, tesadüf olmak için fazla tesadüfü değil mi?’’

Ateş kendinden emin ‘’Gezgin’in işi bizi buraya bilerek yolladı. Bu olay karşısında ne yapacağımızı görmek istiyor.’’

Ay şüpheyle ‘’Ama burada olanlardan haberi olsaydı bu olanlara izin vermezdi.’’

Gölge ‘’Olayların gerçekliğinden emin miyiz?’’

Yay ‘’Evet öyle gözüküyor. Kalkan’ı görmedin mi yalan söylemiyordu. Sonra babasının hikayesi doğru gibi.’’ Dedi sonrada ‘’Sayılır.’’ Diye fısıldadı.

Ateş bunu duymuştu ‘’Sayılır? Bir şeylerden bahsetmiştin zaten açıklar mısın?’’

Yay derin bir nefes aldı ‘’Okuduğum kitaba göre…’’

 

Yay’ın özetinden sonra gençler bir süre daha tartıştıktan sonra Kalkan’ı çağırdılar. Kalkan karavana hayranlıkla izledi. ‘’Bunun gibisini görmemiştim. Buraya gelirken rahat bir yolculuk yaşamış olmalısınız.’’

Ateş ‘’Ee.. evet rahattı çok kullanışlı bir araç.’’ Ateş, Kalkan’a güvense de her şeyi bilmesine gerek olmadığını düşünüyordu. ‘’Sana inanıyoruz Kalkan. Sana ve köye yardım için ne gerekiyorsa yapacağız. Onun için seninde bize yardımcı olman lazım.’’

Kalkan umutla kabul etti. Ateş devam etti ‘’Ve sana söylemek istediğimiz daha doğrusu anlatmak istediğimiz bir şey var.’’

Kalkan şüphelenmişti ‘’Ne peki?’’ Yay hemen araya girip.

‘’Bunu ben anlatacağım. Kalkan yeni dostum Efsaneyi bildiğini söylemiştin ya.’’

Kalkan hala şüpheyle ‘’Evet.’’ ‘’Onun yazdıklarına da inanıyorsun?’’

‘’Evet. Bazı kitaplarındaki olaylar babamın yaşadıklarıydı. Bize anlatırdı kitaplarında okuduğumda ufak tefek farklılıklar dışında özünde aynı olurdu. ’’ Son kelimeyi söyledikten sonra yüzünde tebessüm oluştu eskiyi güzel günleri hatırlamanın verdiği neşe idi.

‘’Bende sana kitabın özünü söyleyeyim. Senin hikayen ile kitaptaki hikaye arasında bir çelişki var. Babanın yaşadığı şatoya imparatorluk saldırmıştı bu kısmı doğru. Fakat o saldırganlar arasında Sarı Aslan ve Kızıl Çiçek’de vardı.’’

Kalkan’ın göz bebekleri büyüdü ‘’Nasıl? Halam kendi öz kardeşine mi saldırmış?’’

Yay açıklamak için ‘’İlk saldıran babanmış. Halanı şatoya çağıranda Sarı Aslandı babanı durdurmak için. Kısaca o gece olanlar buydu. Ve sanırım o gece gördüğünüz adam imparatorluğun aradığı adam. Yasak sanat kullanıyormuş ama içeriğinden bahsedilmemiş.’’

Kalkan elleriyle yüzünü kapadı. ‘’Evet böyle olmalı böylesi daha mantıklı. Serçe’ye olanları açıklıyor.’’

Yay ‘’Babanın bir şeylere bulaştığını yazıyordu ama ne olduğunu Efsane bile bilmiyordu. Ve baban yaşıyor bunu bilmelisin.’’

Kalkan başını kaldırdı Yay devam etti ‘’Ama komada Sarı Aslanda aynı şekilde. Yani kitap yazıldığında öylelermiş.’’ Kalkan bu habere sevinmişti babasının yaşadığını bilmek her ne olursa olsun güzel bir haberdi.

Gölge, Kalkan’a ‘’Pek şaşırmış gibi değilsin?’’

Kalkan ‘’Belki hep farkındaydım bir şeyler yanlıştı. Babam annemi kaybettikten sonra çok değişmişti. Hem Serçenin durumunu da açıklıyor bu. Babam Sarı aslanı kontrol etmek istediği için Serçe’ye bunu yaptı. Fakat Sarı Aslan sandığı gibi davranmadı. Böyle düşününce her şey daha mantıklı.’’

Ay yine ağlayacak gibi oldu onu Dal sakinleştiriyordu. Kalkan gruba bir soru sordu ‘’Okulda ki eğitimde gösterdiler mi bilmiyorum. Yaşam sanatı hakkında ne derler biliyor musunuz?’’ Gelen bu ilginç soru Ay ‘Dal buna nasıl dayan..’ diye sözünü kesmesine neden oldu. Bir sessizlik sonra Ateş’in sesi.

‘’Her yaşam sanatı kullanıcısı delidir ya da bir gün delirecektir…’’

Kalkan acı bir şekilde güldü ‘’Sanırım haklılarmış.’’

Dal itiraz etti ‘’Bu hepsi diyerek genellemek yanlış olmaz mı? Bak bize ve sana gayet normaliz baban ve ikizin çatlaksa bu onların sorunun.’’ Yine sessizlik bu sefer herkes Dal’a bakıyordu. Dal yine düşüncelerini direk söylemişti. Kalkan bu açık sözlülüğün sorun olmadığını anlatmak için ‘’Evet haklısın. O bir çatlak delinin teki. Kendine bir ordu kurmak istiyor ve durdurulmalı.’’

Ateş ‘’Merak etme yardımcı olacağımızı söyledik. Şimdi bize daha fazla ayrıntıdan söz etmen gerek.’’ Kalkan bildiği her şeyi anlattı ve onlar rica etmeden konuşup tartışmaları için yanlarında ayrıldı.

‘’Bir plan yapmalıyız. Şimdi avantajlarımız neler? Dal’ı varlığını bilmiyor olabilirler bizi dört kişi hesaplayacaklardır. Ve biz onların yeteneklerinin öğrenebiliriz onlar bizimkileri tahmin edebilirler. Taktiksel üstünlük bizde. 2. Kızıl Kalkan ile beraber altı kişiyiz onlar sekiz. Bu sekiz kişi içinde Serçe kontrol edilmedikçe bizimle savaşmayacaktır ki kontrol edilse bile savaş yeteneği olur mu bilmiyoruz? Kalkanın söylediklerine göre Ahtapot ile Hançer tehlikeli diğerlerin güçleri onların kadar değil. Sayımız az olsa da nitelik olarak daha üstünüz.’’

Gölge tek kaşını kaldırıp ‘’Bu kadar savaşma heveslisi olduğunu bilmezdim.’’

Ateş açıkladı ‘’Sende farkındasın ki başka şansımız yok. Gidip konuşarak ikna edebilir miyiz? Kalkan’ın anlattıklarına göre Ahtapot ne olursa olsun savaşacaktır. Hele kendi kardeşine yaptıklarını düşününce. Ve hala Kalkan’a güvenme konusunda tereddütlerim var. Olası riskleri azaltmalıyız. Dezavantajlarımız neler peki? 1. Kullandıkları çocukları rehin olarak kullanabilirler. 2. Serçeyi durumundan nasıl kurtarabiliriz.’’

Ay ‘’Ateş başka bir yolu olmalı neden savaşmak zorundayız?’’

Ateş daha sonra başka birinin daha itiraz etmesini istemediğinden ‘’Ay okulda görevlerde de gördük. Bu iş savaşmadan çözülmez. Ne yani şimdi gidip ‘Çocukları bırak ve kardeşinden de özür dile’ mi diyeceğiz? O bizimle asla konuşmayacaktır!!’’ Dediği anda karavanın kapısı çaldı Kalkan yüzünde şaşkınlıkla ‘’Kız kardeşim gelmiş. Sizinle konuşmak istiyor.’’…

Bir Cevap Yazın

Loading…

Strateji Oyun Önerileri

5 Anime Filmi Oscar’a Aday Gösterildi