Soluksuz İzleyeceğiniz Kısa Anime Önerileri !!

Soluksuz İzleyeceğiniz Kısa Anime Önerileri !!

Anime yazıları yazmaya başladığım ilk zamanlar Soluksuz İzleyeceğiniz 10 Kısa Anime Önerisi ! listesi yapmıştım. Bugün eski haberlerime bakınca listemin 43.7 K tık aldığını gördüm. Sanırım kısa animeleri seviyor genel kitle. Bense her zaman uzun animeleri tercih etmişimdir 😀 Neyse efendim çok uzatmadan bir kısa anime önerileri listesi daha hazırlayayım dedim ve karşınızdayım 🙂

Anime Önerlieri bölümünde her tür ile ilgili önerilerimiz mevcuttur. Göz atmayı unutmayın 🙂

Not : Hiç bir şey yapmadığı halde sadece eleştiren kesim, harika eleştirilerinizi kendinize saklayın olur mu 🙂 Ben 12 – 60 bölüm arası olan animeleri kısa sayıyorum.

Ansatsu Kyoushitsu

3 E sınıfının kritik bir görevi var. Dünyayı kurtarmak  için öğretmenlerini öldürmek.

Berserk

Dünya tarihinin en kanlı dönemlerinden birisi yaşanmaktadır. Savaşlar, katliamlar, açlık dünyanın her yerinde büyük bir sefalet hüküm sürmektedir. Yapılan katliamlar sırasında, ağaçta asılı duran ölü bir kadından bir bebek dünyaya gelir. Mucizevi bir şekilde dünyaya gelen bebeği oradan geçen paralı asker grubu fark eder. Bu paralı asker grubunun lideri olan Gambino‘nun sevdiği kadın, bebeği evlat edinmek ister veGambino‘da onu kıramaz. Kurtardıkları bebeğe Gutts ismini verirler. Fakat kısa süre sonra Gambino‘nun sevdiği kadın ölür. Kurtardıkları bebeğe bakmaya devam edenGambino, Gutts‘ı oldukça zor şartlarda yetiştirir. Küçüklüğünden beri savaş alanlarında büyümek zorunda kalan Gutts, her türlü ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Hatta çocuk yaşta boyundan büyük kılıç taşımak zorundadır. İyi bir savaş tecrübesiyle büyüyen Gutts, ailesi olarak gördüğü Gambino‘nuyu etkilemek için elinden geleni yapmaktadır. Bir gün yine bir savaşta paralı askerlik görevini yerine getirirken , Gambino bacağını kaybeder. Etrafında ki insanlar başına gelen bu felaketlerin hepsinin Gutts‘ın uğursuzluğu yüzünden olduğunu iddia ederler. Yaşadıklarını daha fazla kaldıramayan Gambino , Gutss‘ı öldürmek için çadırına gider. Ailesi olarak gördüğü kişinin kendisini öldürmeye çalıştığını görünce büyük bir şok geçiren Gutts , kendini savunmaya çalışırken Gambino‘yu öldürür ve oradan kaçmaya başlar. Artık hayatta kimsesi kalmamıştır. Onun için sadece kılıcı vardır. Sadece kılıcını savurduğunda kendisini iyi hisseder. Geçimi paralı askerlik yaparak sağlamaya çalışır. Yine bir gün paralı askerlik yaparken çok güçlü bir adamı devirir. Bu da orada bulunan Şahinler Takımı Lideri Grifith‘in dikkatini çeker. Gutts‘ınŞahinler Takımı‘na katılmasını isteyen Grifith , onunla dövüşmek ister. Kazanan karşı tarafın her istediğini yerine getirmek zorundadır. Dövüşü Grifith kazanır. Bu dakikadan sonra Gutts‘ın hayatı tamamen değişecektir.

One Punch Man

Ana karakterimiz Saitama, boş gezenin boş kalfasıdır. Bir türlü iş tutturamaz. Tutturduğunda ise barınamaz. Zaten bunu kimse de işe de almaz. Günün birinde aynı şekilde gezinirken bir canavarın bir çocuğu öldürmek üzere olduğunu görür ve buna kayıtsız kalamayarak canavar ile kapışıp canavarı öldürür. Bu noktadan sonra çocuklukta sürekli olmak istediği kahramanlık işine atılır. Bu uğurda çok çalışır. Her gün 100 mekik, 100 şınav, 100 çök-kalk, 10 km koşu,yazları ne kadar sıcak olursa olsun klima çalıştırmamak gibi türlü türlü eğitimlerin ardından, herkesi tekleyen en güçlü kahraman olur. Tabi bu uğurda kel de kalmıştır. Daha sonra bir gün yine kahramanlık yaparken Syborg Genos ile tanışır ve bundan sonra bu ikilinin maceraları başlar.

Boku dake ga Inai Machi

Tragedya grev yapmak üzere olduğunda, Satoru Fujinuma kaza meydana gelmeden birkaç dakika önce kendini geri yolladı. 29 yaşındaki manga sanatçısı, pek çok hayatı kurtarmak için “Revival” dediği bu güçlü ve gizemli fenomenden yararlandı.

Ancak, birisinin kendisine yakın birini öldürmekle yanlış bir şekilde suçlandığı zaman, Satoru bir kez daha geçmişe geri gönderilir, ancak bu kez, geçmişte 18 yıl olan 1988’e kadar. Yakında, cinayetin, bir çocukken gerçekleşen sınıf arkadaşlarından birinin, yalnız ve gizemli Kayo Hinazuki’nin kaçırılması ve öldürülmesiyle bağlantılı olabileceğini fark eder. Bu, işleri doğru yapma şansı.

Boku dake ga Inai Machi, Satoru’yu 18 yıl önce gerçekte neyin peşinden koştuğunu ve sınıf arkadaşının ölmesini engellemek için şu anda umursadığı şeyleri koruyarak.

Another

1972’de Yomiyama Kuzey Ortaokulu’ndaki 3-3 sınıfından Misaki adlı popüler bir öğrenci, okul yılı boyunca vefat etti. O zamandan beri Yomiyama kasabası, içinde gizlenmiş karanlık sırlardan korkulu bir atmosferle örtülmüştür.

Yirmi altı yıl sonra, 15 yaşındaki Kouichi Sakakibara, Yomiyama Kuzeyin 3-3 sınıfına geçiyor ve kısa bir süre sonra, tüm öğrenciler üzerinde garip, kasvetli bir ruh halinin ortaya çıktığını keşfediyor. Kendisini gizemli, göz kamaştırıcı öğrencisi Mei Misaki’ye çekiyor; bununla birlikte, sınıfın ve öğretmenlerin geri kalanı onun var olmadığı gibi davranıyor gibi görünmektedir. Mei’nin kendisi de dahil olmak üzere herkesten uyarı almaya gerek kalmadan, Kouichi sadece ona değil, Yomiyama Kuzey’in 3-3 sınıfındaki korkunç olgunun ardındaki gerçeğe de yakınlaşmaya başlar.

Terra Formars

21. yüzyılda, insanlık, Mars’ın gezegenin sert çevresine, yosun ve hamamböcekleri olan terraform’a dayanabilecek iki tür göndererek sömürgeleştirmeye çalıştı. Bununla birlikte, türlerin uyum sağlama konusundaki kayda değer yeteneklerini öngörmediler. Şimdi 26. yüzyılda, Alien Motor Virüsü olarak bilinen ölümcül bir hastalık Dünya’ya geldi ve kürün sadece Mars’ta bulunduğundan şüpheleniliyor. Sorun şu ki, Mars şu anda “Terraformars” olarak bilinen yaratıklar tarafından, aslında gezegene gönderilenlerden mutasyona uğramış inanılmaz derecede güçlü ve zeki insansı hamamböcekleri tarafından eziliyor.

Dünyadaki güçlü organizmaların özellikleriyle genetik olarak zenginleştirilmiş yüz erkek ve kadından oluşan Ek I ekibi, Alien Motor Virüsünün nedenini bulmak ve insanlığın tedavisine yardımcı olmak amacıyla Mars’a gönderildi. Mürettebatın hayatta kalma mücadelesi.

Noragami

İhtiyaç duyulduğunda, doğru yere bakarsanız, kırmızıyla çizilen garip bir telefon numarası görebilirsiniz. Bu numarayı ararsanız, genç bir adamın kendisini Yato Tanrı olarak tanıtacağını duyacaksınız.

Yato, küçük bir tanrı ve milyonlarca ibadete sahip olmayı hayal eden bir “Teslim Tanrı” dır. Ancak, ismine adanmış tek bir türbe olmaksızın, hedefleri gerçekleştirilmekten uzaktır. Gününü, silah partneri işe yaramaz ustasıyla bıkmadan ve ona bayılıncaya kadar, beş yenik bir iş için tuhaf işler yapıyor. Tıpkı şeylerin tanrı için çok kötü görünmesi gibi, bir ortaokul kızı Hiyori İki, Yato’yu bir araba kazasından kurtardığı ve onun için vuruşu aldığı zaman değişir. Dikkat çekici bir şekilde, o hayatta kalır, ancak olay ruhunun gevşemesine ve dolayısıyla vücudunu terk etmesine neden oldu. Hiyori, Yato’nun onu normale döndürmesini istiyor, ancak bunu yapması için yeni bir ortağa ihtiyaç duyduğunu öğrenince, isteksizce onu bulmalarına yardımcı olmayı kabul ediyor. Ve Hiyori’nin yardımı ile, Yato’nun şansı sonunda dönüyor olabilir.

Psyco Pass

Adalet ve onun uygulanması, değişti. 22. yüzyılda, Japonya, her vatandaşın tehdit düzeyini Psiko-Pass olarak bilinen suçluluk belirtileri açısından inceleyerek, her bir vatandaşın tehdit düzeyini belirleme amacı taşıyan Sibil Sistemini uygular. Müfettişler, genellikle ölümcül güçle, en ufak bir iradeyi barındıran herhangi bir kimseye boyun eğdirerek yasayı savunurlar; Bunların yanı sıra, Müfettişlerin kirli işlerini yerine getirmek için müvekkilleri olan gizli suçlular haline gelmiş olan Temsilciler, yargısız özgürlükler de vardı. Bu dünyaya doğru, adaleti sağlama dürüst arzusu olan genç bir kadın olan Akane Tsunemori. Bununla birlikte, emektar Enforcer Shinya Kougami ile birlikte çalıştığı sırada, yakında Sibyl Sisteminin kararlarının, diğer Müfettişlerin varsaydığı kadar iyi olmadığını öğrenir. Bilindiği her şey başını döndürdüğünde, Akane, adaletin gerçekte ne olduğu sorusuyla ve zaten bozulmuş olabilecek bir sistemin kullanılmasıyla desteklenip desteklenemeyeceği ile boğuşuyor.

Black Lagoon

Tayland içinde, otoritelerin veya kiliselerin bile yolsuzluk pençeleri tarafından dokunulmadığı suçsuz bir şehir olan Roanapur var. Hükümlü ve dejeneratlar için bir sığınak olan şehir, çoğu zaman yerel suç örgütleri tarafından körüklenen yasadışı faaliyetlerin ve operasyonların merkezi olduğu için ünlüdür.

Sonunda Güneydoğu Asya’ya teslimat gezisi için şansını yakalama şansını yakaladığında, sıkıcı ve monoton bir yaşam süren ortalama bir Japon işadamı olan Rokurou Okajima’ya girin. Rokurou, Black Lagoon olarak adlandırılan Roanapur’da faaliyet gösteren bir paralı grup tarafından yakalandığı için iş gezisi hızla yokuş aşağı gidiyor. Grup, nihai olarak başarısız olan görüşmelerde onu bir pazarlık çipi olarak kullanmayı planlıyor. Artık eski işvereni tarafından terkedilmiş ve ihanete uğramış olan Rokurou, Kara Lagün’e katılmaya karar veriyor. Hayatta kalabilmek için yeni çevresine hızla uyum sağlaması ve kendini kan dökmesi ve gelmesi için hazırlaması gerekiyor.

Drifters

Shimazu ToyohisaSekigahara Savaşı’nda büyük bir mücadele verirken ağır bir şekilde yaralanır. Yaralı bir şekilde, sürünerek klanına dönmeye çalışırken kendisini beyaz , sıra sıra kapılar olan bir odada bulur. Odanın ortasında bir masada bir adam onu beklemektedir. Adamı düşman zannedip üstüne saldırdığı sırada, masada ki adam bir kapı açar ve onu başka bir dünyaya gönderir. Kendinden geçmiş bir şekilde yatarken iki Elf çocuğu tarafından bulunur. Elfçocukları onun Elf kulakları olmadığını anladığında onun bir Drifter olduğunu düşünür ve diğerDrifter’ların yanına götürürler. Drifter, bu ülkeye Kara Kral‘a karşı savaşmak için gönderilen, tarihin çeşitli dönemlerinden seçilen savaşçılardır. Kara Kral insanlıktan nefret etmektedir ve insanlığı yok etmenin peşindedir. Shimazu Toyohisa, gözünü açtığında harabe bir binanın içinde iki tane garip adamla karşılaşır. İsimlerinin Oda Nobunaga ve Nasu Yoichi Suketakaolduğunu öğrendiği bu garip adamlarla oldukça ilginç ve trajik bir maceraya atılacaktır. Kısacası birbirinden deli adamlar bir araya gelirse ne olur diyebiliriz ?

Steins ; Gate

Kendini ilan eden çılgın bilim adamı Rintarou Okabe, Akihabara’daki çürümüş eski bir binada bir oda kiralıyor. Kendisi, geleceğin “gelecekteki aletlerini” icat eden hobisinde kendini şımartıyor: Havalı çocukluk arkadaşı Mayuri Shiina. Hashida Itaru, sapkın bir hacker “Daru” lakaplı. Üçü, zamanın en umut verici kontrasyonuyla, “yeşil telefon” olarak adlandırılan “Telefon Mikrodalgası” diye adlandırılan bir makineyi, yeşilliklerin yeşil jel yığınlarına dönüşen tuhaf işlevini yerine getirerek geçiriyor.

Her ne kadar mucizevi olsa da, fenomen Okabe’nin bilimsel bir atılım arayışında somut bir şey sağlamıyor; Yani, laboratuvar üyeleri beklenmedik bir başarıya girmeden önce bir dizi gizemli olaydan etkilenene kadar – Telefon Mikrodalgası geçmişe e-postalar göndererek tarihin akışını değiştirebilir.

Zankyou no Terror

Hayatın olağan akışına devam ettiği, sıradan bir günde internete tuhaf bir video düşer. İsimlerinin Sphinks olduğunu iddia eden iki çocuk Tokyo‘nun Shinjuku Bölgesi‘nde bir patlama gerçekleştireceklerini söylerler. Çocuk oldukları için kimsenin ciddiye almadığı video gerçekleşir ve olay yerinde patlama meydana gelir. Kendilerine Sphinks 1 ve Sphinks 2 diye hitap eden gençler artık Japonya‘nın gündemine oturmuştur. Farklı bir terörizm anlayışına sahip gençler çektikleri her video da bir bilmece sorarlar ve polis ekipleri bilmeceyi çözerse eğer bombaya ulaşabilecekleri şeklinde ayarlarlar. Ayrıca yaptıkları terör eylemlerinde hiç kimse hayatını kaybetmemektedir. Tokyo‘nun çeşitli bölgelerine çeşitli saldırılar düzenleyen bu gençlerin amacı sadece eğlenmek midir ? Yoksa terör saldırılarının arkasında gizli bir mesaj mı vardır ? Peki bu iki lise çağındaki çocuk bu kadar eylemi nasıl gerçekleştirebiliyordur ?

Akame Ga Kill

Tatsumi, kırsal kesimde yaşayan genç ve güçlü bir savaşçıdır. O ve 2 arkadaşı fakir köyleri için para kazanma hayali ile imparatorluk başkentine doğru yola çıkarlar. Ancak, büyük umutlarla geldikleri başkent, hiç de düşündükleri gibi çıkmayacaktır. Başkentin acımasızlığı ile yüzleştikten sonra hiç de düşündüğü bir yer olmadığını anlayan Tatsumi’nin yolu, bir olay sırasında Akame ve Night Raid adlı suikast örgütü ile kesişir. Bu bozulmuş topluluk karşısındaki devrimcilerin suikast kolu olan Night Raid’e katılma kararı alan Tatsumi, artık Night Raid’in yanında başkente karşı savaşacaktır. Night Raid, görevini kötüye kullanan, halka zorbalık yapan insanlara suikast düzenlemeye devam ederken, tüm bu her şeyin başında olan başbakan Night Raid’e karşı en iyi askerlerinden oluşan bir grup kurar: Jeagers (Avcılar). Night Raid ile Jaegars’ın kapışması hiç de kolay olmayacaktır. Akame ga Kiru! dünyası fantastik bir dünyadır. Bir çok fantastik canavar vardır. Uzun yıllar önce imparatorluk, bu canavarları bir şekilde silaha dönüştürmeyi başarmıştır. Bu silahlara “teigu” denmektedir ve güçlü savaşçılar da teigu kullanıcılarıdır.

Jojo’s Bizarre Advanture

1868 yılında ünlü ve zengin bir aileden gelen George Joestar kötü bir kaza geçirir. Kazayı fark eden  Dario Brando isimli adam arabayı ve kaza geçiren insanları yağmalamak isterken George Joester‘ın uyandığını fark eder ve kendisini onların kurtarıcısı gibi gösterir. Karısını o an kazada kaybeden George Joester , ancak bebeğini kurtarır ve kurtarıcısı olarak düşündüğü Dario Brando‘ya minnet borcunu ödemek istediğini söyler. Kazadan 12 yıl sonra ölümcül bir hastalığa yakalanan Dario Brando oğlu Dio Brando‘ya ölmek üzereyken bir mektup verir ve ona George Joester‘ı bulmasını söyler. Babası öldükten sonra yaşadığı fakir hayatı ve mahalleyi beğenmeyen Dio Joester , mektupta yazan adamı bulmaya karar verir. Kurtarıcısı olarak düşündüğü adamın oğlunu memnuniyetle kabul eden George Joester‘ın aynı yaşta ki oğlu Jonathan Joester‘dan daha fazla şefkat göstererek Dio Brando‘yu bağrına basar. Ancak kendisinin sefil bir hayata ve berbat bir babaya sahip olduğunu, Jonathan Joester‘ın ise zengin ve rahat bir hayata sahip olduğunu düşünmeye başlayan Dio, kıskançlığına yenik düşer ve hayatı Jonathan‘a ya da babasının onu çağırma şekliyle Jojo‘ya zindan etmeye başlar. Yıllar Dio‘nun Jojo‘ya eziyet etmesi ile devam ederken ikisi de büyür ve üniversite çağına gelirler. Zamanla Dio, dost gibi davranmaya başlasa da aslında içten içe kini gittikçe büyümüştür. Aynı zamanda George Joester‘ı öldürmeye çalışan Dio, onu gün be gün zehirlemektedir. Bunu fark eden Jojo, Dio‘nun planlarını ortaya çıkartır ve babasına ilaç bulmak için yola koyulur. Planlarının gün yüzüne çıkmasından sonra telaşa kapılan Dio, evde yıllardır duvarda asılı duran bir maskenin gizemli gücünü fark eder. İnsan kanıyla beslenen maske , takan kişiyi vampire çevirip, ölümsüzlük ve çeşitli güçler bahşetmektedir. Bu dakikadan sonra Dio,vampirler ve Jojo Nesliarasında yıllarca sürecek bir savaş baş gösterecektir.

Ushio To Tora

Ushio Aotsuki annesini küçük yaşta kaybetmiş, babası Budist rahibi olan, sıradan bir orta okul öğrencisidir. Her gün babasının Youkai‘ler hakkında anlattığı hikayeleri dinler ama pek de inanmaz. Babasının anlattığı en meşhur hikaye atalarının çok güçlü bir Youkai‘i kutsal mızrakla yakalayıp 500 yıldır yaşadıkları tapınağın altına mühürleme hikayesidir. Bütün bunların safsatadan ibaret olduğunu düşünen Ushio, babasının iş nedeniyle evden ayrılmasından sonra evin eski deposunda bir geçit bulunca bambaşka ile dünya ile tanışmıştır. Geçidin kapılarını açan Ushio orada kendisine mızrak saplı , kaplana benzeyen bir yaratıkla karşılaşır. Oradan hemen uzaklaşan Ushio, yaratıkla karşılaştıktan sonra etrafında ruhani yaratıklar görmeye başlar. Hatta yaratıklar Ushio‘ya saldırmaya başlamıştır. Başı belaya giren Ushio yer altındaki yaratıkla onu serbest kılma karşılığında kendisine yardım etmesi için anlaşır. Yaratığı serbest bırakır ve kurtulur. Fakat bu yaratık sürekli insanları yemekten bahsetmektedir. Yaratığın mızraktan çok korktuğunu fark eden Ushio onu gözünün önünden kaybetmemeye karar verir. Böylece sürekli kavga eden bu ikilinin maceraları başlamış olur.

Bakuman

Mashiro‘nun yıllar önce kaybettiği amcası bir mangakadır. Artık bir ortaokul son sınıf öğrencisi olan Mashiro, piyasanın zorluklarını ve inceliklerini dinlediği amcasından sonra, aklından mangaka olmak ile ilgili bütün düşünceleri silmiş ve iyi bir okul bitirebilmeye odaklanmıştır ancak çok başarılı çizimleri vardır. Bir yandan da sınıflarındaki Azuki‘den hoşlanmaktadır. Aynı sınıftaki bir diğer öğrenci Takagi ise aslında sınıfının en zekilerinden olmasına rağmen hikayeler yazmayı seven, dışa dönük karakterli bir gençtir. Aslında Takagi kendi hikayelerini manga formatında çizebilecek bir ortak aramaktadır. Bir gün not defterini okulda unutan Mashiro, defteri geri almak için okula geri döndüğü sırada Takagi‘ye rastlar. Takagi, Mashiro‘nun defterindeki çizimini görmüştür ve hemen kendisine ortaklık teklif eder. Mashiro ise bu teklifi geri çevirir. Ancak Mashiro‘nun bilmediği bir şey vardır: Sevimli ve utangaç Azuki, bir seslendirme sanatçısı olmak istemektedir ve çoktan bir prodüksiyon şirketi kendisiyle ilgilenmektedir. Böylece Takagi ufak bir oyun oynar. Gece yarısı Mashiro‘yu da alarak Azuki‘nin kapısına giderler. Azuki‘nin hayalini duyan Mashiro, kendini tutamayarak Takagi ile birlikte resimlerini kendisinin çizeceği bir manga yazacaklarını söyleyiverir. Bu manga animeye uyarlandığında ise seslendirmesini Azuki‘nin yapmasını ister. Buna çok sevinen Azuki hemen kabul eder ancak Mashiro‘nun bir isteği daha vardır: İkisinin de hayalleri gerçekleştiği zaman evlenmek ister. Azuki ise beklenmedik şekilde buna da evet der. Mashiro‘nun böylece artık manga çizmek için bir nedeni vardır. Şimdi sandıklarından daha yakın olan iki kafadar, Japonya‘da bir mangaka olma yolundaki ilk adımlarını atacaklardır.

Barakamon

Seishuu Handa gelecek vaadeden bir hattattır: genç, yakışıklı, yetenekli fakat maalesef, bir narsist. Bir gün bir ödül töreninde ünlü bir kaligrafi üstadına yumruk atmasıyla hayatı tersine döner. Küçük bir adaya köyüne taşınmak zorunda kalan Handa burada ki yaşamına alışmaya çalışırken meraklı ufaklık Naru ile karşılaşır. Bu dakikadan sonra bu sevimli ikilinin maceraları sizi bekliyor olacaktır.

Tonari no Kaibutsu-kun

Mizutani Shizuku sadece derslerini ve kariyerini önemseyen soğuk bir kızdır. Bir gün öğretmeninin isteği üzerine Yoshida Haru isminde ki bir öğrenciye ders notlarını götürür. Yoshida Haru hakkında söylentiler çok kötüdür. Okulun ilk günü bir öğrenciyi hastahanelik etmiş ve o günden sonra okula gelmemiştir. Ders notlarını götüren Shizuku’nun yaptığı Haru için çok büyük bir iyiliktir ve bu dakikadan sonra Shizuku’yu onun en yakın arkadaşı olarak görmeye başlar. Başlarda garip hareketlerinden korksa da zamanla Haru’nun içindeki samimiyeti gören Shizuku içinse hayat tamamen değişecektir.

Akatsuki no Yona 

 

Krallığın tek prensesi Yona dış dünyadan habersiz, saray içerisinde el bebek gül bebek büyümüştür. Çocukluğundan beri kuzeni Soo-won‘a aşıktır. Kızıl saçlarıyla dikkat çeken Yona, hislerini her zaman Soo-Won‘dan saklamıştır. Bir gün sarayda her zamanki hayatına devam ederken, saray aniden baskına uğrar. Babası ve bir çok asker öldürülür. Korkuyla kaçarken çocukluk arkadaşı Hak‘a sığınır. Hak ile beraber ne olduğunu anlamaya çalışırken acı gerçekle karşılaşırlar. Soo-won sarayı ele geçiriyordur ve babasının katilidir. Yaşadıkları gerçekler karşısında ağır bir şok geçiren Yona‘yı alan Hak bir şekilde saraydan kaçmayı başarır. Bu saatten sonra Yona‘nın Hak‘tan başka kimsesi kalmamıştır. Hayatın toz pembe olmadığı gerçekleriyle yüzleşen Yona‘nın o gecenin intikamını almak için güce ihtiyacı vardır. Tuhaf bir keşişten bir efsane duyan Yona , Hak ile birlikte güç arayışına başlar.

Owari No Seraph

13 yaşın üzerindeki herkesi öldüren gizemli bir virüsün ortaya çıkmasıyla insanlık, kan bağışı karşılığında kurtulanları koruma sözü ile toplumu boyunduruk altına almak için ortaya çıkan daha önce gizli, güç aç olan vampirler tarafından köleleştirilir. Bu kazazedeler arasında bir yetimhaneden esir alınmış iki genç erkek Yuuichirou ve Mikaela Hyakuya ve aileyi düşünen diğer çocuklar da var. Vampirlerin acımasız hükümdarlığı altında hayvancılık gibi hoşnutsuzluk duyan Mikaela, asıl başarısızlığa mahkûm olan isyankar bir kaçış planını sızdırıyor. Öbür tarafta çıkacak tek kurtulan, Yuuichirou, Ay Demon Şirketi tarafından bulundu; Bu adam, vampirleri Japonya’da imha etmek için çalışan bir askeri birlikti. Yıllar sonra, şimdi Japon İmparatorluk Demon Ordusu üyesi olan Yuuichirou ailesini katletmiş yaratıklar için intikam almaya kararlı ama ne pahasına?

Dungeon ni Deai wo Motomeru no wa Machigatteiru Darou ka

Hikaye, Dungeon olarak da bilinen labirent şehri Orario‘da geçer. Bell Cranell, bir gün maceraya atıldığı sırada Minotor denilen bir canavarın saldırısına uğrar. Tam ölmek üzereyken, Aizu Wallenstein adındaki bir maceraperest tarafından kurtarılır. Bell-san, ilk görüşte ona aşık olur ve onun gibi bir maceraperest olmaya çalışır. Sonrasındaysa endamına vurulacak olan lolita tanrıça Hestia‘yla karşılaşır.

Gangsta

Ergastulum şehrinde geçen animemiz, isminden belli olduğu üzere mafya, rüşvet, sahte doktor, uyuşturucu, hayat kadınları ve bir çok şeyi konu edinmiş bir anime. Handyman isimli bir organizasyon var. Organizasyon dediğime bakmayın iki kişiler. Sonradan sekreterleri de oluyor. Üç kişi olabiliyorlar ancak. Ama nasıl bir üçlü? Worick Arcangelo işi yürüten adam. Nicolas Brown adam öldürme kısmıyla ilgilenen şahıs ve Alex Benedetto sekreter. Bunlar öyle bir grup ki, ne iş olursa yapanlardan. Şaka değil ha. Jigolo var. Hayat kadını var. Katil var. Arada bir kuryelik falanda yapıyorlar. Anlayacağınız üzere sen söyle bunlar yapsın. Parasını ver her şeyi yaparlar.

Zetsuen no Tempest

Sıradan bir genç olan Yoshino Takigawa gizlice en iyi arkadaşı Mahiro’nun küçük kız kardeşiyle çıkıyor. Ama kız arkadaşı Aika gizemli bir şekilde öldüğünde, Mahiro ortadan kaybolur, sorumlu olanı bulmaya yemin eder ve sevgili kız kardeşini öldürmek için para kazanırlar. Yoshino her zamanki gibi hayatına devam ediyor ve bir ay içinde Mahiro’dan haber alamıyordu – o, onu silah zoruyla tutan garip bir kızla karşı karşıya gelene ve en iyi arkadaşı onu kurtarmak için zamanın sonuna gelene kadar.

Yoshino, Mahiro’nun, Aika’nın katilini ve “Çıkış Ağacı” olarak bilinen bir varlığın varlığını bulmak için Hakaze Kusaribe adlı bir cadıdan yardım aldığını öğrenir. Cadının kardeşi, dünyaya yaklaşan tehlikeye rağmen bencilce gücünü kullanmak ister. Ancak Hakaze, ıssız bir adaya sürülüyor ve Aika’nın ölümünün ardındaki gerçeğe daha da yakınlaşırken, dünyayı kurtarmasına yardım etmek için şu anda Yoshino ve Mahiro’ya gidiyor.

Zero no Tsukaima

 

Noboru YAMAGUCHI‘nin romanından uyarlanmıştır. Halkeginia adında başka bir dünyada yaşayan, RaValli ailesinin kibirli, şirin ama büyü becerisi pek olmayan kızı Louise‘i herkes  Louise the Zero olarak çağırmaktadır. Çünkü Louise, büyü yapmada pek başarılı değildir. Başarı oranıdır. 2. sınıfların “Familiar”larını çağıracakları törende, tuhaflıklar yine Louise‘i bulur. 17 yaşında, internette gezmeyi seven, sıradan bir lise öğrencisi olan Hiraga Saito, Louise’in yeni “Familiar”ı olur. Hiraga‘yı emrine çağıran Louise, birden Hiraga‘nın dudaklarına yapışır. Elinde beliren harflerle artık Hiraga, Louse‘nin hizmetine girer.

Leave a Reply
  1. Boku dake ga Inai Machi’de izlemenizi öneririm cidden mükemmel ötesi bir anime konusu ilk başta garip gelse de 2 bölüm sonra bir çıkmazın içinde buluyorsunuz kendinizi şüpheler artıyor kendinizce seçenekler oluşturuyorsunuz. Karakterler akıcı ve sıkmıyor.

  2. Barakamon kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim eğlenceli sinirli bazen de hüzünlü olabiliyor. 2.sezonu olan Handa-Sensei’yi pek tavsiye etmiyorum pek hoşuma gitmedi nedense belki de Naru ve diğer karakterlerin olmamasıdır. 10 defa izledim gerçekten süper ötesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 4!

En Havalı Anime Babaları !!