#Bunu 15 numaralı ile değiştirdim. Deniyorum

İki Farklı Hikaye: Kichikujima Manga Tanıtımı ve İncelemesi!

Öncelikle selamlar, hayatında aksiyon bulamayıp mangalara saran manga hayranları sizler de hoş geldiniz! Bugün sizlere mangaların animelerden üstün olduğu ortaokul zamanlarımda okuduğum ve yakın bir zamanda tekrar karşıma çıkan korku/gizem mangası Kichikujima ile sizleri tanıştırmak isterim.

“Freak Island (Ucube Adası)” olarak da geçen bu manga, daha öncesinde Inugami, Ruka to Ita Natsu gibi mangalarını okuduğum ve beğendiğim isim olan Masaya Hokazono‘nın elinden çıkan bir korku mangasıdır.

Baştan uyarıları yapalım: KICHIKUJIMA MANGASI HER YAŞA HİTAP ETMEMEKLE BİRLİKTE İÇERİĞİNDEKİ ŞİDDET, VAHŞİLİK, CİNSELLİK VE KAN… GİBİ NE PİSLİK VARSA İÇİNDE BARINDIRAN +18 YAŞ SINIRI OLAN BİR MANGADIR. Eğer yaşınız buna okumaya uygun değilse lütfen bundan sonra devam etmeyin!

Kichikujima Mangası

Kategori: Manga
Orijinal İsmi: 鬼畜島
Durum: Devam Ediyor
Anime Türü: Aksiyon, Gerilim, Korku ve Gizem

2013 Kış ayında ortaya çıkan seri, şuanda 17 sayıdan oluşup yaklaşık 150 civarı bir bölümden oluşmakta ve hala devam etmektedir… Başta da belirttiğim gibi manganın içeriğinde bulunan ögeler yüzünden yaş sınırı +18 seviyesinde diyebiliriz.

Sektöre daha öncesinde daha farklı korku mangalarıyla giriş yapan yazarımız 
Masaya Hokazono, bu sefer konuyu daha farklı bir yönden ele almıştır.
 Son olarak MyAnimeList’in bu mangaya verdiği puan: 5.82

Kichikujima Mangasının Konusu

Bir avuç genç, sözde “keşif” yapmak için tekneyle denize açılmışken kendilerini uçsuz bucaksız dünyanın içine atarlar. Hoşça vakit geçirirken eğlenceleri gizemli bir adadan gelen dumanla dağılır. Sahilde yanan ateşin dumanına dikkat kesilen geminin kaptanı yardıma ihtiyacı biri görmesiyle hiç düşünmeden gemiden ayrılarak ona doğru yüzer…
Bu ada hakkında bazı hayalet hikayeleri söz edilse de hiçbirinin bir neticesi yoktur. Adaya varan kaptanımız ateşin yanında kafasına bir domuz maskesi geçirmiş koca cüsseli bir adamla karşılaşır. Elindeki çekicin belirmesiyle tepki veremeden başına aldığı darbeler sonucu oracıkta yığılan kaptan, dostları tarafından çığlıklarla izlenmektedir.

Buna cevapsız kalamayan Uehara ve ona içten içe aşık olan Takahisa (Simp) hiç düşünmeden denize atlar. Karaya vardıklarında gemi çoktan batmıştır ve kaptan da ortalardan kaybolmuştur. Bir başlarına kalan bu ekibimiz, kaptanlarını kurtarmak için hayatta kalma savaşına girerler…

Kokular Yükseliyor: Genel Bir Özet

Manganın ilk bölümleriyle aksiyonun ve maceranın içine dalsak da seri, 80’ler yapımı slasher korku filmlerinden pek bir farkı yok gibi. “Eğlenmek için toplaşan gençlerimiz kamp yapmak için ormana giderler. Ama bir bakmışlar ki orada da onları bekleyen katil varmış… Sonra hepsini öldürmüş! Son (tanıdık filmler gelmiştir umarım.)
AMA… bu sadece hikayenin bir kısmı! Başlangıçta her şey tanıdık bir korku filmi gibi ilerlese de karakterleriz adanın içinde çarmıha gerilmiş insanlarla karşılaşınca işler değişir. Vee konuya Hristiyanlık ve dini olayları da eklenir. Peki bu söylediklerim kötü mü? Bu sorunun cevabı için derinlere biraz daha inip karakterlere de bakmamız gerek.

Peki bu hikayenin yanında karakterlerimiz nasıllar? Tam anlamıyla berbatlar. Aslında burada bunlara karakter demektense tip dememiz daha doğru. Çünkü hiçbirinin kendine ait bir havası yok. Ki zaten bunlar ana karakter bile değil! Asıl karakterler manganın ortalarında gün yüzüne çıkıyor…

Çizimler ve hikayenin atmosferi konusunda aslında çok da konuşmaya gerek yok bence. Çünkü hemen hemen çoğu korku mangasında gördüğümüz tek çizgi karakterler ve daha korkutucu olması için tarayarak çizilen gölge ve detaylarıyla aslında pek bir özelliği yok. Bir Junji Ito seviyesinde değil ama genel anlamında güzel bir havası var.
Sizlere burada aslında az da olsa konu başlıklarından ve ilerleyen kısımlarda nelerden bahsedeceğimi gösterdi. Şimdi dilerseniz detaylara geçelim…

Ortası Olmayan Bir Hikaye!

Kichikujima mangasının ilk 20 bölümüyle aslında bizlere sıradan slasher korku filminden başka bir şey olmadığını gösterirken mangayı okudukça aslında bundan fazlası olduğunu fark ediyoruz.
Manganın başında bir avuç gencin deli ve vahşi bir katilden kaçmalarını oku alırken aslında zamanla bizlere bu adanın neden farklı olduğunu ve daha öncesinde neler olduğunu gösteriyor.

Hikayemiz aslında Hristiyanlıkta ve İncil’de geçen bazı olayları biraz abartıyla bizlere anlatıyor. Her şey adada yaşayan Giichi adında deli bir adamın Zanta Maria (sanırım bu Hz. Meryem’e bir gönderme) adındaki bir tanrıya inanması ve bunun bağlamında kara büyüye ve “Horus’un Gözü”nü kullanarak Dünya’yı kontrol etme arzusunu konu alıyor.

Hikaye bu konular bağlamında aslında bizlere insanların özünde ne kadar bencil insanlar olduklarını ve bu tür insanların Şeytan’nın elinde oyuncak haline gelmesini anlatmak istiyor.
En basitinden mangadaki “Freak Family” üyeleri bile bu gücü kendi çıkarları için kullanmaya çalışması. “Son of Perdition (bu da sanırım Deccal’e bir gönderme)” Dünya’ya getirerek aslında hepsi onun gücüyle kendisi için kullanmak istemesi ve bunun bağlamında karşı karşıya gelmeleri… Bu tarz şeyler aslında benim her zaman ilgimi geçmiştir. İnsanların içinde yaşayan gerçek duyguları ve kimliklerinin ortaya çıkışı, insanın içinde yatan doyumsuzluk ve ben merkezli oluşları… gibi gibi bir çok konu bu bağlamda beni mangaya bağlıyor.

AMA Kichikujima bu konuda çuvalladı! Başta da söylediğim gibi manga bizlere insanların bencil yönlerini ve insan doğasını göstermek isterken Hristiyanlık ve İncil tasvirleri bazen çok sıkıcı bir hale gelebiliyor. O kadar çok detaya girilmiş ki manganın bazı yerlerinde olayları açıklamak için neredeyse bir bölüm harcanıyor. Masaya bu bir shounen mangası değil lütfen…
Ve bunun yanında eğer benim gibi daha öncesinde İncil’i okumamış veya Hristiyanlık hakkında az biraz bilgeye sahip olan dostlarım için bu mangayı anlamak zor gelebilir. Konuyu kavrayabilmek için gerçekten bazı bölümleri araştırmanız gerekebilir.

Bunlar da bahsettiğim “Freak Family”

Fakat bunların yanından bu tür konulara ilgi duyan veya bunlar hakkında bilgisini olanın daha çok ilgisini çekebileceği düşünüyorum.
“Ne yani, bunları bilmeyenler okumasın mı?!” gibi düşünebilirsiniz ama bu yanlış bir düşünce. Çünkü mesela ben bu konular hakkında bir bilgimin olmamasına rağmen mangaya olan ilgim neredeyse hiç azalmadı. Ki okudukça ister istemez olayların devamını görmek istiyorsunuz…

Karakterler Biraz Yavan…

Böyle bir giriş yapmamın aslında en büyük nedeni; Bu tarz korku mangalarında genelde karakterler arasında bir bağ olur, ve manga bizlere bunu gizliden göstermek ister. Elbette ki Kichikujima mangasında da bu olay geçmektedir. Sözde “araştırma” için çıktıkları bu yolda hepsinin bu adaya gelmesi tesadüf değildir.

Hikayenin başındaki karakterlerimizin aslında çok da farklı olmayan yapılarından ötürü zaten sonlarının nasıl olabileceğini az da olsa tahmin edebiliyorsunuz. O yüzden hemen onlara alışıyım demeyin…

Gel gelelim mangada ilerledikçe bizlerle birlikte olacak karakterlerimize. Öncelikle şu aileye bir bakalım:
Para ve güç için karısını bile tanımayan bir baba, bedeni 30 yaşında birine ait olan ama akıl yaşı 8 yaşında bir çocuğa ait olan Kaoru, sadist bir abla, çakma bir female titan ve kıskanç iki küçük kız kardeş, düşünceleri okuyabilen küçük erkek kardeş ve Tanrı’yı kanıtlamaya çalışan bir anne.
Ve bunların aynında aileye gelin gelecek olan iyi kalbi, sevecen ama bir o kadar da saf olan (kelimenin tam anlamıyla) Ami. Hepsi adada kaldıkları gün ve yaşadıkları olaylar boyunca yavaş yavaş insanlığını kaybedip birer canavara dönüşmüşlerdir.

Ami ve Kaoru

Seride beğendiğim şey sanırım tüm karakterlerin zor durumlardaki o duygu değişiklikleri. Gerçekten görmeye değer. Tek umursadıkları kendileri, hepsi kendi çapında hayatta kalmaya çalışsalar da aslında birbirlerinin kuyularını kazıyorlar.
Fakat beğenmediğim yönse, karakterlerin pek bir etkileyici yönünün olmaması… Yani koca seride karakterler arasında tam anlamıyla bir bütünün olmaması. Hepsi ayrı bir kafada ilerleyip kendi isteklerini yerine getirmenin peşinde. Örneğin, ana karakter tam anlamıyla bir simp olması mesela.
Ulan belki de Dünya yok olmak üzere fakat bizimki tüm manga boyunca sadece kız düşünme derdinde… Yani buna daha ne söylenebilir ki?

Çizimler ve Sözün Özü

Sanat ve çizimler konusunda aslında pek bir kötü yorumum yok manga genelinde gayet başarılı çizimlere sahip. Junji Ito’nun mangalarında da olduğu gibi karakterin neredeyse hepsi tek çizgi üstünde çok detay vermeden çizilmişken asıl korkmamız ve ürkmemiz yerde de daha çok detay yer verilmiş, ki bu iyi bir şey.

Mekanlar ve karakter tasarımları konusunda aslında gizliden gizliye bazı göndermeler mevcut. Bunların en belirgin olanı gözler! Bu gözler aslında tüm dinlerde geçen “Eye of Providence (Her şeyi gören göz)” bu dinler arasında anlam farklılıklarına neden olsa da ortak anlamı: Tanrı’nın bizleri gözetmesi ve kollamasıdır.
Bunun yanından bazı karakter tasarımları insan anatomisine ters düşse de sonuçta bu bir manga ve mangalarda her şey makbuldür. 😂

Son sözlerime geldiğimde, başta eski ikinci sınıf bir korku filmi gibi başlayan ama sonralarında Dünya’nın yok oluşuna doğru sürükleyen bir avuç çıkarcı düşüncelere ve arzulara sahip olan “insan”ları konu olan dinsel imgenin bol olduğu korku/gizem mangası Kichikujima bu şekildeydi.
Kendi bencil ve düşüncesiz arzuları yüzünden çevresine zarar veren insanların aslında hiçbir şeyin bilincinde olmadan Şeytanla anlaşarak Dünya’ya hakim olma çabaları…

“Eğer Şeytan gerçekten varsa o zaman bir Tanrı da vardır…”

NOT: Ben mangayı şuana kadar sadece 104. bölümene kadar okudum. Normalde seri 150’ye kadar uzanıyor ve hala uzamakta ama çeviriler geç geldiği için şuan sadece bu kadarı ile sizlere inceleme yazabildim.
Serinin Türkçe bir çevirisi yok ama İngilizce bilginiz varsa Chillock Scans sitesinden ulaşabilirsiniz. Ya da “ben bekleyemem hemen lazım” derseniz orijinal kaynaktan LINE Manga sitesinden vpn eşliğinde ulaşmanız mümkün.


NOT 2: Mangaya başlamadan önce olayları ve karakterleri daha iyi anlamak için ana hikayenin öncesini anlatan “Offal Island” mangasını okumanızı tavsiye ederim.

Bugünlük de bir manga tanıtımın sonunda geldik. Umarım öğretici ve bilgilendirici olmuştur. Bir hata yaptıysam şimdiden özür dilerim. Eğer bunu yorumlar kısmında belirtirseniz çok mutlu olurum. Bunun gibi birçok manga içeriğine ulaşmak için BURAYA veya daha fazlası için BURAYA tıklamanız yeterli. Şimdiden herkese iyi ve keyifli anime günleri dilerim!

NE DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir cevap yazın

Loading…

tüm zamanların en çok satın alınan 10 oyunu

Oyun Sektörü

Fate: The Winx Saga Dizi Tanıtım ve İnceleme