in

Cennetin Soğuk Sesi – Bölüm 3 – Sıkı Çalışma(1)

cennetin soğuk sesi kapak

Cennetin Soğuk Sesi – Bölüm 3: Sıkı Çalışma(1)


“Bu da ne demek oluyor Luun!”

“Baba, sakin ol lütfen.”

“Sakin olmak? Nasıl? Bir erkeği benim mülküme benden habersiz getiriyorsun? Sen bir kızsın Luun!”

“Baba aramızda bir şey yok, bana yardımcı oldu bende onu tarikat sınavlarına girene kadar bu evde kalmasını teklif ettim.”

‘Yardım mı etti? Kızım yardıma karşılık verecek tiplerden değildir, ne olmuş olabilir ki?… Bekle! Yoksa bu çocuk da özel bir şey mi var?’

“Peki, anlıyorum fakat kendi kızımı tanıyorum. Pek de yardıma karşılık veren tipte biri değildir, asıl neden nedir söyle bakalım genç adam.”

“Dediği gibi, fakat biraz farklıydı.”

“Hmm?”

Babasına başımızdan geçen bütün olayları anlattım, eksiksiz bir şekilde tabii. Sonrasında ise:

“Hahaha, hiç güleceğim yoktu! Saflaşmış bitkiler mi? Senin elinde mi? Hahahaaaahahahaha…”

Biraz sinir olmuştum aslında, aşağılanıyordum. Sert bir şekilde bir anda bağırdım:

“İhtiyaç Kasası!” Bir anda Luun’a gösterdiğim bitkilerden farklı olan 4 bitki ortaya çıktı bense:

“Bunlar sizin beni aşağılamanızı birazcık avutacak mı efendim?”

Adamın, eşlerinin, evlatlarının ve hizmetçilerin hepsinin ağzı açık kalmıştı. Tabii normal, saflaşmış bitkiler önemliydi ve önlerinde 4 tanesi duruyordu.

“Gerçekten sahipsin, saflaşmış bitkilere sahipsin! Bu inanılmaz.”

“Bir tanesini verebilirim isterseniz?”

“N..ne? Benimle dalga geçme küçük adam!” adam biraz sinirlenmişti.

“Ne dalgası efendim.” dedim ve 4 bitkiden en güçlüsü olan Otku(sallama bir ad) Bitkisi’ni adama doğru gönderdim.

“B…b..ben ne diyeceğimi bilmiyorum, seni o kadar aşağıladım ama sen bana çok değerli bir bitki veriyorsun ve bir de bu bitkinin seviyesi dö…dördüncü seviye!”

Herkes şaşırmıştı bana bakıyorlardı, ne demem gerekiyor diye düşünürken birden Luun aklıma geldi ve konuştum:

“Doğru, aşağılandım. Fakat Luun da bana aynı şeyi yaptı değil mi?[Luun’un kafasına elimi koydum ve] Fakat benim doğamda kötülük diye bir şey yok, ben sadece Tek Olan Tanrı’ya saygısızlık yapanlara sinirlenirim, bu yüzden size kızmıyorum. Dünyevi olan hiç bir şey umurumda değil fakat bilgi benim için en önemlisidir, bu yüzden sizin evinizde 2 haftalığına konaklamak istiyorum efendim. Umarım beni kabul edersiniz.”

“Hah…Yapacak bir şey yok, bana bu hediyeyi versen de sana karşı iyi olmamı bekleme. Luun benim kızım, bu yüzden onu korumak zorundayım anlarsın ya…”

“Aslına bakarsanız anlamıyorum.”

“Ne demeye çalışıyorsun?”

“Benim bana sevgi besleyecek bir ailem hiç olmadı, bir ailem oldu fakat ben daha 4 yaşındayken beni sokağa fırlattılar. Sevgi denilen şeyi anlayamıyorum, benim için sadece hüzün dolu olan şeyler var.”

“Peki…O zaman neden gülüyorsun?”(adamın gözleri yaşarmıştı)

“Bilge bir adam şöyle demiştir: Aynı şakaya defalarca gülemezsin değil mi? Peki o zaman neden aynı şeyler için o kadar gözyaşı döküyorsun? Yani hayatın her anının tadını çıkarın, hayat çok güzel. Demeye çalıştığım şey hayattaki en boş gününüz gülümsemediğiniz gündür, bu yüzden hep gülün.”

(YN: bu sözler ünlü komedyen Charlie Chaplin’e aittir. Bu bir alıntıdır.)

“Çok yetişkince ve bilgece bir sözmüş bunu kim söylemiş ki?”

“Geldiğim yerden bir komedyen…haha”

Herkes şaşırmıştı, bir komedyenin bir kaç lafını hayat felsefem olarak almam biraz garip ama güzeldi, sonuçta insanları ailelerinin yanında bulundurmaktan bile daha çok güldüren şeyler vardı. Komedyenler de bunlardan biriydi.

“Haha…seni sevmeye başladım, burada kalmana izin veriyorum Lissandra-Lun.”

(YN: lun bir saygı ifadesi. Şu taraftan bakın tamamen yeni bir dünya kuruyorum bu yüzden kendi eklerim falan var hani şey gibi mentor gibi. Abartılı bir tercih ama bu şekil sözcükler çok geçecek seride ona göre kıps…)

Adamın önünde eğildim, eğilmişken Luun’un annelerini ve kardeşlerini biraz süzdüm ve konuştum:

“Benim adımı biliyorsunuz fakat ben sizinkini bilmiyorum efendim, isminizi bana bahşedebilir misiniz?”

“Tabii…Ben bütün bitki evinin reisi, Reis Kong. Tanıştığımıza memnun oldum Lissandra-lun.”

“Benden de bir o kadar Kong-lun.”

“Hahahahahaha…Umarım bu dostluk uzun sürer Lissandra-lun, kim bilir belki kızlarımdan birine koşarsın hahahah.

Kızlar delicesine utanmıştı ve aynı anda bağırdılar:

“BABA!”

“HAHAHAHAHAHAHA, baksana Lissandra-lun hepsi delicesine kızardı. Bu senden hoşlandıkları anlamına gelir.”

‘Lan adam, daha demin Luun’u kurtaracam diye götünü yırtan sen değil miydin? Bir anda bütün kızlarını sattın?’

“Haha, o zaman izninizle. Kalmak için bir oda istiyorum.”

“Tabii Lissandra-lun. Hey Luun ona en beğendiğin odalardan birine götür.”

“Ta…tamam baba.”

“Ah birde Kong-lun.”

Kong kafasını çevirdi ve sorgular bir şekilde bana baktı, sonra ağzından tek kelime çıktı:

“Evet?”

“Bana vereceğiniz oda buzlarla kaplı olabilir mi?’bir saniye kadar düşündükten sonra’ ahh, daha doğrusu öyle bir odanız var mı?”

“E..evet açıkcası var, ama o oda karıma ait. Ona sormadan hiç bir şey yapmam.”

“Anladım, sorumu cevapladığınız için içtenliğimle teşekkür ederim.”

Hizmetçiler, Kong’un erkek ve kız olan çocukları ile eşleri çok şaşırıyorlardı. Sanki bizzat kraliyet ailesinden buraya gönderilmiş bir iyi dilek elçisiydim, ağzımdan çıkan her kelime birbirinden ayrı olarak başka nezaketlere dönüşüyordu.

“O zaman izninizle, ben odaya geçeyim.”

“Oh, bekle eşim burada zaten.”

“Eh…Çok ama çok sevindim.”

“Haha.” ‘Cristina umarım kabul eder, bu adamı kaçırmak istemiyorum.’ “Eee Cristina, odanı bu genç adamla paylaşmak ister misin?”

“Bu ne saçma sapan ve müstehcen bir soru, elbette olmaz. Ayrıca bu genç adama sırf soğuğu seviyor diye kendi odamı verecek değilim.”

Yüzümde çok ağır bir hayal kırıklığı oluştu, Kong hemen bunu fark etti. Tam lafa dalacakken ağzımı açtım:

“Efendim yanlış anladınız. Ben o anlamda odanızda kalmak istemiyorum, tek amacım buz ruhunu şekillendirmek.”

Herkes şaşırmıştı, özellikle de Cristina, sonuçta bir element ruhu şekillendirmek insanların %10’dan az bir ihtimal ile yapabildikleri bir şeydi. Tabii elinde doğru bilgiler varsa başka…

“Ne saçmalıyorsun, ben tam 13,5 yıldır buz ruhu şekillendirmeye çalışıyorum. Daha başaramadım!”

“Nedenini bilmek ister misiniz Cristina-lun?”

“E..evet?!”

“Şöyle düşünün bir insanın alev elementini şekillendirmesi çok kolaydır değil mi? Aynı şekilde toprak elementini de? Haksız mıyım?”

“Do..doğru.”

“Peki ya neden? Hiç düşündünüz mü?”

“Ha..hayır.”

“Bunu size anlatacağım fakat bilgi sızıntısını engellemek için bütün hizmetçilerin yok olmasını sağlamak zorundayız, element ruhu oluşturmanın kolaylığı olduğu ihtimali yayılırsa, korkarım ki dünyadaki bütün tarikatlar kaos’a sürüklenir.”

Bu gaddarcaydı fakat Kong sadece bir parmağını hareket ettirdi ve bütün hizmetçilerin başı vücudundan ayrıldı.

“Seni dinliyorum Lissandra-lun?”

“Ehm…Şöyle düşünün ateş ve toprak elementleri saldırgandır değil mi?”

“Tabii öyle.”

“Ama buz ve hava öyle değil, aynı zamanda su, yıldırım, kan ve benzeri elementler de öyle.”

Herkes düşünüyordu ‘yıldırım ve kan böyle elementler var mı gerçekten?’.

“Bir buz kırılgandır. Eğer elemente saldırırsan parçalanır, dağılır ve yok olur. Hava da öyle, aynı şekilde yıldırım da. Bu tür elementler vücutda dağılmalı aynen şu şekilde:”

Bacaklarımı omuz genişliğinde açtım ve sol kolumu sağ kolumun soluna koydum, sonrasında iki elimdeki yüzük, serçe ve baş parmaklarımı kapattım ve kendi ruh bölgemi oluşturdum. Vücudumda bir akıntı yarattım. Kong’un zihnine tavanı parçalamasını istediğim bir mesaj yolladım. Ardından Kong atıldı ve tavanı parçaladı, bende o sırada vücudumdaki akıntıyı kalp bölgemden alta gönderdim, bacaklarımda dolaştırdım ve sol koluma gönderdim. O anda şu oldu:

Elim elektriklendi ve tavandaki büyük deliğin içinden geçen bir yıldırım sol kolumdan çıktı, yıldırım çığlıklar atıyordu fakat bir o kadar da güzeldi. İnanılmayacak düzeyde korku salıyordu ama aynı zamanda insanları kendine hayran bırakıyordu. Ben 12 Melek ve İblis’den aldığım nefes tekniği ve kazandığım bilgiler ile küçük bir loncayı yok edecek bir yıldırım oluşturmuştum. Cristina tip tip bana bakıyordu. Bu yıldırımlar 40 saniye kadar sonra durdu. Üst bölgedeki kıyafetlerim tamamen yok olmuştu, kaslı bir vücud herkese selam yolluyordu. Kafamı Cristina’ya çevirdim ve konuştum:

“Anladın mı Cristina-lun, eğer saldırmaman gerek elementlere karşı nazik olursan, saldırgan elementleri yıkıp geçersin. İşte bu çekingen elementlerin gerçek gücüdür!”

“İ….İMKANSIZ!!! 13,5 YIL BOYUNCA HEP SALDIRDIM, BİR KEZ BİLE SALDIRMAMAZLIK YAPMADIM, EĞER YAPSAYDIM ŞİMDİ KLANIMIZ DAHA BÜYÜK YERLERDE OLABİLİRDİ! ÇOK APTALIM.”

“Aptal değildin Cristina-lun sadece cahildin.”

Ciddileşip sinirlenen Kong bir anda lafa atladı:

“Sen, neden tarikata girmek istiyorsun? Doğru söyle Lissandra!” dedi Kong.

“Sadece arkadaş edinmek istiyorum…haha.”

Herkes ayrı ayrı şaşırmıştı ve ben ardından:

“Haha…O zaman izninizle buz ruhumu şekillendirmem lazım, bu kadar bilgi ile benim için bile zor(YN: yoo değil ana karakter bu ne sandınız sjsnsb) bir buz ruhunu şekillendirmek. Bu yüzden hemen başlamak istiyorum.”

“Ta…tabii. Luun, Kriss, Blone. Hemen odayı hazırlayın canlarım.” (YN: üçü de kız adlardan kaymayın Luun biliniyor ztn.)

Gülümseyerek söyledim: “O zaman eğitim başlasın, haha…”


YN: Evet, bu bölüm ve ilerideki birkaç bölümde Yazar Notları dediğimiz şeyler fazla olacak, bazı notlar bilgi bazıları ise benim hislerim olacak. Bilginize.


Serinin bölüm listesi sayfasına gitmek için tıklayınız.

 

Cennetin Soğuk Sesi - Bölüm 4 - Sıkı Çalışma (2)
Cennetin Soğuk Sesi - Bölüm 2 - Tarikat Sınavları?

Bir cevap yazın

Loading…

kayıp prenses - light novel 2

Kayıp Peri 2. Bölüm

Ping Pong The Animation

Ping Pong The Animation Tanıtım ve İnceleme