,

YAŞAM TAŞI : KRALSIZ ÜLKE BÖLÜM 17

Ay mutfağa bayılmıştı. Belki biraz küçüktü ama kullanışlıydı. İhtiyacı olan her şey vardı. Hep yemekleri kamp ateşinde pişireceğini düşünürdü. Kamp ateşinde yemek yapmak çok zahmetli olacaktı ama şimdi sahip olduğu mutfak oldukça lükstü.

Ay’a yardım etmek için Gölge geldi. Çok ilginç bir şekilde Gölge’nin yemek yapma yeteneği sıfırında altındaydı. Yardımından çok zararı olduğunu anlayınca.

‘’Hangisini çağırayım.’’

‘’Sana özel bir zamanda tatlı yapımını öğreteceğim söz.’’ Diyerek onu teselli etti. Gölge dışarıya çıktı, diğerlerinin Gezgin’i yendikleri yerde, toprağa oturmuş olduklarını gördü. Yanına gelirken ‘’Biri yardıma gitse iyi olacak.’’ Dedi.

Gönüllü sürpriz biri oldu. ‘’Ben gideyim Ay’la her zaman güzel yemekler yapmışızdır.’’ Dedi Gezgin.

Gezgin gittikten sonra yerine Gölge oturdu. Dal’ın alaycı bakışlarına kaşını çatarak cevap verdi. Şimdi konuşulacak daha önemli bir konu olduğundan tartışmayacaklardı. Konu biraz önce ki düelloydu. Gezgin varken tüm duygularını açığa çıkaramayan Ateş.

‘’İtiraf etmeliyim. Başaracağımızı beklemiyordum.’’ Dedi.

Dal ‘’Zekice yaptığın oyun sayesinde oldu. ’’

‘’O da beklemiyordu. Kazanacağımızı hiç beklemiyordu sadece gücümüzü görmek istedi. Beni ne mutlu etti biliyor musunuz? Gerçekten başarmış olmamız. Numara yapmadı gerçekten düştü.’’

Gölge ‘’Başarı mı? Her ne kadar yaptığımızın zor bir şey olsa da. Bize saldırmadı bile sadece savuşturdu. Arada birilerini birilerine fırlattı ve sadece yapabildiğimiz onu düşürmekti! Ki o da dalgınlığı sayesinde oldu.’’

Dal ‘’Düşmeseydi daha mı mutlu olacaktın küçük mantar? Hem bizi küçümsemediğini sen söylemiştin. Ateş haklısın dediğin gibi numara yapmadı düşürdük onu. Sekiz sene boyunca oda geliştirdi kendini hatta biz bir geliştiysek o iki gelişti. Onun seviyesinde ki bir sanat kullanıcısı devirebilmemiz bile çok büyük bir başarı.’’ Gölge bu sefer karşılık vermedi. Anlaşılan o bile Dal’ın sözlerini doğru bulmuştu.

Şaşırtıcı bir şekilde şimdiye kadar az konuşan biri vardı. Yay pek konuşulanlarla ilgilenmiyor gibiydi. Dinliyordu ama hiç tepki vermiyordu. Acaba ışınlanma yüzünden mıydı? Hayır öyle olsa Gölge’nin de durumunun pek iyi olmaması gerekirdi. Düello sırasında fazla mı enerji kullanmıştı? Bu da değildi çünkü öyle olsa bu şekilde düşünceli durmazdı. Onun bu durumu diğerlerinin gözünden kaçmadı.

Ateş ‘’Neyin var? İki gün önce ki kadar neşeli değilsin.’’

Yay neşesiz bir şekilde ‘’Neden karavanda değil de dışarıda yerde oturuyoruz?’’ dedi. Soru her ne kadar durumla alakasız olsa da gerçekten neden dışarıda ve yerde oturuyorlardı? Diğer üçü sanki cevabı Yay’dan beklemiş gibi merakla ona baktılar. Sonra kimse bir şey söylemeden kalktılar ve karavana doğru yürümeye başladılar.

İçeri girdiklerinde beklemedikleri bir manzara ile karşılaştılar. Ay mutfağın masasında oturmuş yemek yapan Gezgin izliyordu. Arkadaşlarının şaşkın bakışlarını görünce hemen bir açıklama yaptı.

‘’Yemeği kendi yapmak istedi. Çok ısrar edince kıramadım.’’ Diğerleri söyleyecek bir şey bulamadılar. Karşılarında ki manzara ile ilk kez karşılaşıyorlardı. Gezgin ustalıkla yemek yapıyordu. Oturmadan önce masayı ortaya doğru çektiler böylece daha fazla kişi rahatlıkla oturabilecekti.

‘’Yine de dünyayı dolaşmaya buradan başlamak anlamsız. Neden imparatorluk topraklarından başlamadık ki? Orada görmek istediğim çok yer vardı.’’ Diye düşüncesini paylaştı Ateş. Gezgin tezgahtan hiç dönmeden cevap verdi.

‘’Taşın o topraklarda olma ihtimali çok düşük. Buraların nesi varmış hem. Şehirlerde daha sonra bolca vakit geçirebilirsiniz böyle insanların az olduğu alanlarda bulunmak daha zor.’’ Yay, Ateş’e destek vererek

‘’Hatırladın mı? Hayatımız insanların az olduğu bir alanda geçti. Sadece arada bir görevler için dışarı çıkıyorduk. Nasıl çıkarıldığımızı ilk kez biraz önce gördük ve arabanın içinde olmak daha iyiymiş. Çıktığımızda da pek sosyal olamıyorduk. Bu ıssız yerde kalmaya bende pek istekli değilim.’’ Gezgin elinde ki tava masaya geldi ve oturduktan sonra cevabına başladı.

‘’ Bu acele neden ki artık dünyanın bir çok yerini görebilirsiniz. Sizi bilmem ama şimdilik bu konuları bırakıp yemek yemek istiyorum.’’ Dedi Gezgin. İtiraz eden olmadı. Gezgin her zaman ki gibi yemeğini maskesini çıkarmadan maske altından yedi. Her geçen dakika ortam daha da neşeleniyordu. Yemeği hazırlayan Gezgin’di fakat tatlı yapmamıştı bu durum Gölge’yi endişelendirsede Ay onu sakinleştirdi. Daha önce özellikle onun için yaptığı tatlığı çıkardı. Tadı gayet güzeldi fakat kimse daha önce böyle bir şey tatmamıştı. Yay merakla sordu.

‘’Tadı harika ama daha önce yediklerime hiç benzemiyor. Okulda size ne veriyorlar artık bunu öğrenmek bende bir tutkuya dönüşmeye başlayacak.’’ Ay gülümseyerek işaret parmağını salladı.

‘’Söylemem bu bir sır. Simye sanatıyla alakalı.’’ Son cümlesinde gülümsemesi yanında Yay’a göz devirerek baktı…

Daha da güzel oluyordu. Daha ne isteyebilirlerdi ki harika bir yemek, harika bir karavan ve harika arkadaşlar. Hayatlarının en güzel günü kesinlikle bu gündü. Artık onları durduracak bir şey yoktu. Gezgin son kez Ay’ın tatlısında  aldıktan sonra.

‘’Şimdi rövanş zamanı.’’ Diğerlerinin bakışları ona kaydı ve devam etti ‘’Bu sefer kısıtlama yok her şeyiniz ile.’’ Bakışlar birbirlerine döndü…

 

Dışarı çıktılar yine kafa kafa ya verdiler.

Ateş ‘’Bu sefer aynı numarayı kullanamayız.’’ Kafasını kaldırıp Gezgin’e baktı Karadiş ile ilgilendiğini gördü. ‘’Neydi o kurdun adı her neyse o da savaşacak mı?’’

Dal ‘’Karadiş ile iyi anıların yok gibi.’’ Ateş ona tıpkı Gölge gibi baktı.

Gölge söz hakkını kullandı. ‘’Neyimiz varsa saldıralım. Ne olacaksa saniyeler içinde olacak. Yapacağımız hiçbir taktik bu arazide işe yaramayacak.’’ Diğerleri de bunu onayladı…

 

Geçen sefer ki gibi yine Gezgin’in etrafını sardılar. Gezgin ‘’Ben başla deyince. Ama önce size bir şeyler söylemek istiyorum.’’ Gençler önce birbirlerine sonra Gezgin’e baktılar.

‘’Okullarınızda dünyadan uzak yaşıyordunuz neler olup bittiğini başkalarından ya da kitaplardan öğrenebiliyordunuz. Fakat ne kadar öğrenirseniz öğrenin bazı şeyleri yaşamadan anlayamaz öğrenemezsiniz. Dünya kötülüklerle dolu olabilir eğer dikkatli bakarsanız bu kötülüklerin aslında korkudan kaynaklandığını görürsünüz. Bütün insanlar korkar ama bahsettiğim korku insanın zayıflığından acizliğinden gelen korkudur. Ve bu korku onlara ne kadar aciz olduğunu unutturuyor. Bütün insanlar acizdir ister yaşam sanatı kullansın kullanmasın. Fakat bu gerçek unutuluyor ve insanlar diğer insanlardan üstün olduğunu sanıyor. Yani sizden ne kadar güçlü olursam olayım bu sizden üstün olduğum anlamına gelmez. Bende sizin kadar aciz bir insanım. İki şeyden uzak durun. Kibir ve nefret. Kibirin başlangıcında gurur vardır gurur iyidir ama aşırısı sizi kör eder. İkinci olan nefretin başlangıcı ise öfkedir. Öfkede iyidir insanı harekete geçirir ama nefrette dönüştüğü zaman hem size hem de çevrenize zarar verir.’’ Dedikten sonra diğerleri devam etmesini bekledi, etmeyince.

Ateş ‘’Yani?’’

Gezgin açıkladı ‘’Yani kimsenin önünde eğilmeyin kimsenin de sizin önünde eğilmesine izin vermeyin. Aynı zamanda sizi ilgilendirmese bile birinin başka birini önünde eğilmesini zorlamasına izin vermeyin. Çünkü izin verirseniz sizde o kişinin önünde eğilmiş olursunuz.’’

Dal ‘’Evet mantıklı kimsenin kimseden üstünlüğü yoksa başkasının başkasından üstünlüğü olmayacağından. Başkası başkasına önünde eğilirse bende bu işe karışmazsam bende o kişini önünde eğilmiş olurum.’’

Ay ‘’Biraz önce daha iyi anlamıştım sanki, şimdi kafam daha çok karıştı. Yinede her insani aynı olduğunu düşünemiyorum. Aralarında her zaman bir fark var…’’

Gölge araya girdi ‘’Bütün insanlar aynı değil zaten. Bazıları insanlar daha yetenekli olabilir bu bir üstünlük değil bir sorumluluktur.’’ Gölge sözünü bitirdiğinde Ay ona ters ters bakıyordu. Gezgin ise rahatlamış bir hali vardı. Şimdiye kadar sessiz olan Yay.

‘’Şimdi mi yapacaksın?’’

Gezgin ‘’Bunun için gerçekten çok üzgünüm.’’ Dedi. Diğerleri ikisi arasındaki kısa konuşmadan bir şey anlamamışlardı sonra Gezgin’in sözüyle irkildiler. ‘’Artık başlayalım.’’ Sözü duyar durmaz gençler ileriye doğru adım attılar ve yüzlerine çarpan enerji ile aynı hızla geriye doğru savruldular. Hepsi bilinçlerini kaybetmeye başladı.

Ateş bilincini kaybetmeden önce tek bir şey düşünebildi. Aralarında ki güç farkı bu kadar fazla mıydı? Demek en ufak şansları bile yoktu. Yavru bir ceylanın aslan karşısında ne kadar şansı varsa onlarında şansı oydu. Daha fazla dayanamadı gözleri kararmaya başladı ve kendinden geçti…

 

Kendine geldiğinde artık altı kişi değil beş kişi kaldıklarını gördü. Diğerleri de kendilerine geliyordu.  Durumu anlaması uzun sürmedi. Şimdi anlamıştı Yay’ın ne demek istediğini.

‘’Bunu biliyordun değil mi? Gideceğini.’’

Yay iç çekti ‘’Hayır bilmiyordum. Sadece tahmindi. Hem gerçekçi olalım gördüğünüz gibi onun seviyesinin yakınında bile değiliz. Ona sadece ayak bağıyız. Bunu görmek için gerçeklik gözüne sahip olmak gerekmiyor. Bizim için elinden geleni yaptı ve şimdi bizi terk etti. Bak son söylediğimi bende beğenmedim sanki çeliştim di mi kendimle? Elinden geleni yapıyor olumlu iken terk ediyor demem olumsuz oluyor.’’ Sonra bunları hiç dememiş gibi Ay’a döndü. ‘’Ay o tatlıdan kaldı mı?’’

Ay donakalmıştı şunları kekeleyebildi. ‘’Te-te terk etti mi?’’

Yay ‘’Evet güzelim aynen öyle onu yakın bir zamanda görebileceğimizi sanmıyorum. Bizi buraya getirdi tehlikeden uzak bir yere şimdide nereye gittiyse? Her neyse tatlı var mı?’’ bu sözleri duyan Ay dizlerinin üstüne çöktü ağlamaya başladı.

Gölge ona kızdı ‘’Kalk aptal ne var ağlayacak!!’’ dese de onun sesinde de bir kırgınlık vardı.

Gölge, Ay’a bağırırken Dal ‘’Yeter artık. Görmüyor musun? Kız şokta az önce senelerdir güvendiği biri tarafından öylece bırakıldı.’’ Dal bu sözleri içinde ki duygularıda ortaya çıkarmıştı ve sözleri Ay’ın daha da kötü hissetmesine neden oldu.

Gölge ‘’Seni gerizekalı onun iyiliği için kızıyorum ona. Ağlaması hiçbir şeyi değiştirmeyecek sadece onu yıpratıyor. Böyle olmasına izin vermem.’’ Diye kendini savundu Gölge.

‘’Kendini o şekilde dışarı vuruyor. Herkes senin gibi değil küçük mantar. Herkes bencil değil.’’

Ay bağırdı. ‘’Yeter benim yüzümden kavga etmeyin.’’ İkisi dönüp bir saniyeliğine ona baktı sonra kaldıkları yerden devam ettiler.

Yay, Ay’a ‘’Senin yüzünden değil. Şimdi tatlının nerede olduğunu söyleyebilir misin? Onlara gerçekten bir şeyler yemeliyim.’’

Bunu duyan Gölge ‘’Sakın!! Onları daha sonraya saklıyordum ben.’’

Dal ‘’Şu anda bile bencilsin…’’ tekrar Ay ağlama sesi yükseldi. Bu sefer ona kızan Yay oldu.

‘’Kes şunu küçük bir kız gibi davranıyorsun.’’ Ona karşı çıkan Gölge oldu daha sonra bu böyle sürüp gitti. Dördüde birbirlerini suçluyor asıl neden içlerindeki duyguyu yansıtmaya çalışmalarıydı. Gerçekten Gezgin tarafından terk edilmiştiler. Bu kargaşa içinde bir tek kişinin sesi çıkmıyordu.

Arkadaşlarının kavgasını izlerken Ateş hiç bir şey yapmıyordu. Gezgin onları bırakıp gitmişti ne vardı bunda? Senelerdir tanıdığı adam bunu yapabilirdi. Bu yüzden Ateş hiç etkilenmedi ama diğerleri? Diğerleri için Gezgin her zaman olacak biriydi bir baba bir arkadaş… Peki Ateş için neydi?