,

YAŞAM TAŞI : KRALSIZ ÜLKE BÖLÜM 14


                                                 

BÖLÜM 2:YOLCULUK

  Gençler çember oluşturarak karar aldılar. Soru sırası buluşma sırasıyla aynı olacaktı. Sırası gelen sadece bir soru soracaktı sonra ki sorusunu sıra tekrar ona geldiğinde sorabilecekti. Herkes onayladı her ne kadar Gölge, Dal’ın ondan önce soracak olmasından rahatsız olsa da adil olan bu seçeneği kabul etti.

Ateş ilk soruyu soracak olmasından gayet memnundu, artık bekleyecek sabrı kalmamıştı. Aklında ki onlarca soruyla Gezgin’e doğru döndüğünde şok yaşadı. Karşısında ki manzara Gezgin çömelmiş bir halde önünde ki oldukça iri bir siyah kurdun boynunu okşuyordu. Ateş işaret parmağı ile kurdu göstererek.

‘’O lanet kurdun senin olduğunu biliyordum!!’’ Ateş geçmişte ormanda kaybolduğu zamanı hatırlamıştı kurtla da ilk o zaman karşılaşmıştı.

‘’Şu uyuz hayvanı getirmeseydin olmazdı değil mi?’’ dedi Gölge. Ay ona karşı çıktı.

‘’Hiç de bir kere o uyuz falan değil. Karadiş çok sevimli.’’ Yay ilginç bir ifade ile.

‘’Sevimlilik anlayışın beni korkutuyor. ama Karadiş gerçekten iyi bir arkadaştır .’’ Dal ise.

‘’Bende ne zaman gelecek diye bekliyordum.’’ Ateş bu durumdan sadece kendisinin haberinin olmamasına bozulmuştu. Demek ki Gezgin’in bir kurda sahip olduğundan hepsinin haberi vardı. Mektuplarda da hiç bu kurt mevzusu açılmamıştı. Aynı Gezgin hakkında konuşmanın yasak olması gibi Gezgin yanlarındayken olan olaylar hakkında da yazmak yasaktı. Tuhaf olan kimse şu ana kadar kurttan bahsetmemiş olmalarıydı. Gezgin’in sözleri onu kendine getirdi.

‘’İlk soruyu sen mi soruyorsun Ateş?’’ Aklını kurttan uzaklaştırdı ve hızlıca sorusunu sordu.

‘’Evet. O maskenin arkasında kim var?’’ bu soru beş gencinde yıllardır merak ettiği şeydi. Ateş soruyu sormakta biraz acele ettiğini düşünse de en önemli sorulardan birini sorduğundan emindi. Cevap hemen geldi.

‘’Bunu yapamam. Ne kadar istesem de yapamam. Bu sizin iyiliğiniz için.’’ Dedi Gezgin tam Ateş itiraz edecekken onu susturdu ve devam etti. ‘’İnsanların sırları vardır bunları başkalarıyla paylaşmazlar. Belki onlara güvenmedikleri için ya da çekindikleri için. Bazı sırlar vardır ki herkesin bilmesini istersin ama söyleyemezsin. Çünkü birilerini korumak istersin. Bu maskede benim sırrım. Maskenin arkasını görmemeniz sizin için daha iyi.’’ Bu açıklama Ateş’i tatmin etmemişti tekrar itiraz edecek oldu Gezgin yine onu susturdu. ‘’Bunu sizden istemek zor ama bana güvenin. Şimdi sanırım sıra Ay’da.’’

Ateş sustu nasılsa sırası tekrar gelecekti. Sabırla bekleyip diğerlerinin sorularının cevaplarını dinleyecek. O cevaplara göre tavrını belirleyecekti.  Yine de aldığı cevap sinirleri bozulmuştu.

Ay yüzünde oldukça sert bir ciddiyet vardı. ‘’Bizi seviyor musun?’’ İlginç bir soru sormuştu. O kadar soru içinde böylesine duygusal bir soru en son merak edilecek olsa da cevabı bakımından çoğu şeyden daha önemliydi. Gezgin cevap verdi.

‘’İşte bu soruyu rahatlıkla cevaplayabilirim. Sevgi insanı insan gibi hissetmesini sağlayan yegane duygudur.  Evet hepiniz benim için çok özelsiniz hepinizi ayrı ayrı seviyorum. Siz benim sadece öğrencilerim değil aynı zamanda arkadaşlarım ve çocuklarımsınız. Ne yaptıysam sizin iyiliğiniz yararına yaptım. Yanıldığım sizi üzdüğüm zamanlarda olmuş olabilir ama bu hep sizi sevdiğim içindir.’’ Sözlerini bitirdiğinde Ay gözleri dolmuştu memnun bir şekilde gülümseyip.

‘’Bizde seni çok seviyoruz.’’

Birkaç saniye daha süren duygusal anı yaşayan nedense sadece Ay gibiydi. Cevap her ne kadar samimi olsa da asıl merak edilenleri pek açıklamıyordu.

Yay öne doğru çıktı. ‘’Sıra bana geldi. Benim soru şu: Şikayetçi olmasam da neden bizi seçtin? Her zaman ki cevabını verme gerçeği söyle bu sefer.’’ Bu soruyu her biri defalarca ona sormuştu. Şakayla karışık verdiği cevap ‘Rastlantı, istemiyorsam başkasını seçebilirim.’ Olurdu. Tabi kimse buna inanmazdı. Sadece Ateş bunu doğru olabileceğine ihtimal verirdi. Öyle dengesiz birinden beklenecek şeydi. Gezgin derin bir nefes aldı.

‘’O okullarda ki hiçbir çocuk sıradan değildi. Bunu biliyorsunuz bazıları aynı senin gibi Yay nadir görülen yeteneklere sahipti. Evet sizi seçmem rastlantı değildi. Hepiniz okullarınızda ki en başarılı kişilersiniz. Ben olmasam da gene en başarılı sizler olurdunuz. Okullarda ki her çocuk özel fakat sizde ki potansiyel en fazla olanlardınız. Bu yüzden seçildiniz.’’ Bu sefer diğer cevaplara göre daha açıklayıcı olmuştu fakat cevap başka soruları da beraberinde getirmişti. Yay gülümseyerek.

‘’Vay canına gururum okşandı. Hey çocuklar hepimiz özelmişiz.’’

Yay’ın gülümsemesinde bile bir hoşnutsuzluk vardı. Şu an ki durumdan kimse memnun gibi görünmüyordu. Demek ki potansiyelleri en yüksek oldukları için seçilmişlerdi. Ne için potansiyeli en yüksek? Sadece yaşam sanattı kullanma potansiyeli mi yoksa başka bir şey potansiyeli mi? Sırada ki soruyu tahmin etmek zor değildi.

Dal ileri doğru geldi. ‘’Seçildiğimizi söylüyorsun. İnsanların yaptığın bütün seçimler bir amaç içindir. Bunu bana sen öğretmiştin. Yani bizi seçtiysen bunun bir amacı olmalı. Eğer amaçsız olsa bir seçim olmazdı. Seçimlerde amacı ulaşmaya uygun şekilde olmalıdır yoksa sonuç başarısızlıktır. Bunu da sen öğretmiştin o halde bizi amacı gerçekleştirmek için seçerken bizim bu amacı yapmaya uygun en…’’ Dal her zaman böyleydi en uzun mektuplar ondan gelirdi söylemek istediği bir cümlecik olsa bile birkaç sayfa açıklamaya yapardı. O bu açıklamayı yaparken Yay uyuma numarası yapmıştı Ay sesli gülmemek için kendini zor tutmuştu sonra Yay birden dengesini kaybedip nerdeyse düşüyordu. O zaman anlaşıldı ki Yay numara yapmıyordu. Dal konuşmasına devam ederken Gölge ‘’Bizi ne yapmamız için eğittin? Sormak istediği bu.’’ Diye bağırdı. Dal öfkeli bir şekilde arkasını dönüp ona baktı. Bir şey demedi tekrar Gezgin’e döndü. Yay, Ateş’e kısık bir sesle ‘’Araya girdiği iyi oldu bir an sekiz sene daha burada kalacağımızı sanmıştım.’’ Ateş ona hafif bir dirsek attı.

Gezgin tekrar derin bir nefes aldı. Bu sefer kendi kendine tartışıyormuş gibi konuşmaya başladı.

‘’Bunu hiç istemedim, böyle olmasını istemedim. İnsan bazen ne yaparsa yapsın seçim şansı olmuyor. Dediğim gibi potansiyeliniz en fazla olanlardınız. Amacınız diğer çocuklarla aynı imparatorluğu korumak.’’ Dal cevaptan memnun olmamıştı.

‘’Cevap bu değil. Bundan daha fazlası olmalı.’’ Bu şekilde düşünen tek kişide Dal değildi. Diğerleri de aynısı düşünüyordu.

‘’Artık o konuda endişelenmenize gerek yok. Bu günden itibaren özgürsünüz. Bu sorunun cevabını bilmemeniz sizin için daha iyi. Bana güvenin.’’ Dal hoşnutsuz şekilde geri çekildi.

Gölge hızlıca öne çıktı ‘’O taş…  İmparatorluk taşı hakkında ki bildiğin her şey.’’

Gezgin bir iç çekti. ‘’Bu soruyu yıllardır devamlı sordun zaten. Yine de tekrar söylüyorum. O taş yaşam sanatının kaynağıdır. Başka teoriler de olsa yaşam sanatının kaynağı bu taştı. Şimdi ise yok. Bazıları taşın hala var olduğunu ve yok edilmedikçe yaşam sanatının da var olacağına inanıyor. Belki haklılar belki de taştan parçalar kalmıştır. Ama şundan emin olun kimse böyle bir şeyi bulmaya yaklaşamadı bile. Hepinizin bu taşı bulmak gibi hayali olduğunu biliyorum. Gerçekleşmesi zor bir hayal ama kim bilir.’’

Gölge ‘’En azından düzgün bir cevap.’’ Dedi ve yerine geri döndü.

Sıra tekrar Ateş’e gelmişti. Öne çıktı sonra arkasındaki arkadaşlarına döndü. ‘’İzninizle birkaç soru arka arkaya soracağım.’’ İtiraz eden olmadı bir kaç saniye sessizlik oldu, atmosfer gerildi.

‘’Gölge’nin sorusu hariç diğer bütün sorulara hep kaçamak cevap verdin. Verdiğin her cevap başka sorulara neden oluyor. İlk olarak seçildiğimizden bahsettin. Bizi seçen sadece sen değilsin.’’

Gezgin şaşırmıştı dikkatsizce ağzından bir şey kaçırmıştı bunu şimdi fark edebildi. Yeni fark edebildiği sadece bir iki söz değildi onların büyümüş olduğu gerçeğini de görüyordu. Ateş affetmemiş ilk açığında yakalamıştı.

‘’Neler oluyor? Bizi kimler seçti? Sakın iyiliğiniz için bilmemeniz daha iyi gibi şeyler söyleme.’’

Gezgin ‘’Öfkeni anlıyorum. Sanırım diğerleri de sana katılıyor. Ama söyleyebileceğim tek şey; bana güvenin.’’

Ateş bağırarak ‘’SADECE BU MU? BANA GÜVENİN. Hayır güvenmiyorum bizim üzerimizden oyun oynuyorsun sonra da sana sorgusuz sualsiz inanmamızı bekliyorsun.’’

Araya Ay girdi ‘’Benim için bir babaydın. Şu halin öncesinden çok farklı değil ama neden hepimize ayrı rollerde davrandın.’’

Gezgin’in sesi eskisi kadar sakin çıkmıyordu ‘’Elbette eğitiminiz için her davranış sizin karakterlerinizi de geliştirdi. Yoksa o duygusuz okullardan farkım kalmazdı.’’

Bu sefer de Araya Yay girdi ‘’Yani bize yalan söyledin.’’

‘’Hayır yaptığım her şeyi isteyerek yaptım. Ateş hariç ona o şekilde davranmak gerçekten zordu.’’

Yay. ‘’Dostum sekiz yıldır bir oyun oynamışsın. Şimdi de bir anda sana güvenmemiz gerektiğini söylüyorsun. Şu cevaplarınla benim güven oyumu alamazsın.’’

Dal. ‘’Aynısı senin başına gelse biri gelip sekiz sene boyunca sana uyman gereken kurallar koyuyor. Onu dinliyorsun sözünden çıkmıyorsun sonra hiçbir şey açıklamıyor sana. Sen ne hissederdin?’’

En son Ay konuştu ‘’Lütfen tüm gerçekleri söyle.’’

Kısa bir sessizlik oldu sonra Gezgin kısa bir cümle kurdu ‘’Sadece bana güvenin…’’

Yanlış cümleydi. Artık Ay bile ona doğru bağırıyordu. Hepsi arka arkaya açıklama istediklerini söylüyorlar. Gezgin’in sözleri onları sakinleştirmiyor aksine daha da hırçınlaştırıyordu. İşlerin kontrolünü iyice kaybetmiş olan Gezgin ‘’Bunu yapmak istemiyordum ama bana başka şans bırakmadınız.’’ Dedi.

Ateş ‘’Sen ne dem..’’ derken Gezgin ellerini çarptı. Çapma sesinin geldiği an gençlerin hepsi kendilerinden geçtiler ama yere düşmediler kolları ve başı aşağı sarkmış şekilde ayakta kaldılar.