,

YAŞAM TAŞI : KRALSIZ ÜLKE BÖLÜM 12


***

Sekiz sene önce…

199 var gücüyle koşuyordu. Hızını arttıran ayaklarının altından çıkan parlaklık daha da arttı. Çoktan rakiplerini geçmiş olmasına rağmen arayı daha da fazla açmak istiyordu. Sınıfındaki herkesten daha hızlıydı. Sır okulunda önemli olan hız ve gizlilikti 199 ikisini de severdi ve ikisine de sahipti.

Yarışı yine kazanmıştı. Diğerleri artık onu yarışında yenemeyeceklerini anlamışlardı artık aynı birinci sınıf olanlar – yüzlüklerden herhangi biri- onunla yarışmayacaktı. 199 sağ elini avuç içini kaybedenlere doğru uzattı. Kaybedenler gönülsüzce ödülü avuç içine bıraktılar. İkinci olan, 199’u geçmesi umulan erkek çocuğu.

‘’Yine sen kazandın artık seninle yarışmayacağız. İki yüzlüklerle konuşacağım artık onlarla yarışırsın fakat onlar çikolatasına yarışmazlar.’’ Dedi. 199 omuz silkti.

‘’Ben neyine istersem ona yarışırım.’’ Dedi sesi küçük bir kız çocuğu gibi değil de yetişkin bir kadın gibi sert çıkıyordu. Aynı çocuk.

‘’Biz gidiyoruz bu yarış çok yorucuydu. Sana afiyet olsun.’’ Sonra ekledi. ‘’Çikolata manyağı.’’. 199 onun bu küçük alayını umursamadı kaybettiği için kendini teselli etmekten başka bir şey değildi bunu iyi biliyordu ama yine de tehditkar bir bakış atmayı ihmal etmeli. Çocuk başka bir şey söylemeden diğerleriyle oradan uzaklaştı.

Diğerleri gittikten sonra en yakın arkadaşı yanına geldi.

‘’ ‘Çikolata manyağı’ demek zekası da hızı gibiymiş. Eminim sen daha iyisini bulurdun.’’ dedi kendi espirisine gülerek. 199 ağzında yarısını bitirdiği çikolatasıyla bir şey demeden sadece ona baktı. Arkadaşının gülümsemesi kesildi.

‘’Manyağı olduğu konusunda da o kadar da haksız değil.’’ 199 omuz silkti ve ikisi beraber yürümeye başladı…

‘’Gelmek istemediğine emin misin?’’ diye sordu arkadaşına.

‘’Hayır kalsın. Daha önemli işlerim var. Önceleri eğlenceliydi ama artık… Seni bir çok konuda olduğu gibi… Anlayamıyorum.’’ Dedi. 199’un ağzından sadece tek bir sözcük çıktı

‘’Biliyorum.’’

Arkadaşından ayrıldıktan sonra 199 okulun dışındaki ormanın içine girmişti. Orman okulunu gidiyordu. Sır ile Orman okulunu birbirine çok yakındı. 199 önceleri arkadaşıyla beraber her hafta Orman okuluna gelir ve uzaktan gözlerlerdi. Amaçları okul mutfağına ulaşmaktı. 199 bir kanıttı olmadığı halde o okulda farklı tatlılar verildiğine inanıyordu. Tek dayanağı okulların eğittiği çocukların yeteneklerinin farklı olmasıydı.

Her şey eğlenceliydi fakat arkadaşı birkaç haftaya kadar sıkılmaya başladı ve artık gelmedi. İki iyi arkadaş artık eskisi kadar beraber zaman geçirmemeye başladı. Sadece Orman okulunu gözetlemek yüzünden değildi. Başka nedenlerde vardı. Bunun adı da güven eksikliği…

Okula gelmeden önce kısa bir mola verdi ve kazandığı çikolatalardan birini daha yemeye başladı. Yerken de düşünüyordu; her zaman farkında olduğu ama kabul etmek istemediği gerçeği. En yakın arkadaşıyla ortak olan hiçbir şeyleri yoktu beraber yaptıkları şeyler sadece çıkar içindi. O artık eskisi gibi 199’un yardımına ihtiyaç duymuyordu. Bu yüzden de artık onu istedikleri ile ilgilenmiyordu. Son yarışı izlemeye bile gelmemişti sonuna yetişmişti 199 buna alınmıştı. Belki yarışı kaybetseydi bile bu kadar üzülmezdi. En güvendiği kişi bile ilk fırsatta onu bırakmaya hazırken nasıl birine güvenebilirdi ki?

Bunları düşünürken birden irkildi. Hemen yanı başında biri vardı. Nasıl bu kadar dikkatsiz davranabilirdi? Sonunda yakalanmıştı. Hemen döndü ve karşısın ki kişiye baktı. Adamı inceledi yüzünde bir maske vardı ve kıyafeti gördüğü hiçbir hoca kıyafetine yada gördüğü başka bir kıyafete benzemiyordu. Analizini sesli bir şekilde söyledi.

‘’Sen okuldan değilsin.’’

‘’Doğru bildin bana Gezgin derler. Tam olarak kim olduğumu ya da amacımı sana söylemeyeceğim onu sen bul.’’ 199 Gezgin’in yüzüne boş boş baktı.

‘’İstersen biraz konuşalım.’’ Dedi Gezgin…

199 Gezgin ile uzunca bir sohbet etti bunu yapmaya çok ihtiyacı vardı ve iyi gelmişti. Kendi hakkında konuşması bitince.

‘’Peki sen kimsin?’’ diye sordu.

‘’Dedim ya bana Gezgin derler. Benim sana söyleyeceklerim sadece bu gerisini sen öğreneceksin. Fakat önce bende sana ait olan bir şeyler var onları almak istemez misin?’’ 199 yine boş bir bakış attı sonra Gezgin’in elindeki çikolatalarını gördü. Onları ne zaman almıştı ve bunu nasıl fark edememişti. Sinirli bir şekilde.

‘’Hemen geri ver onları!’’ dedi. Gezgin güldü.

‘’Ben nasıl aldıysam sende benden öyle almayı dene.’’ 199 sinirle.

‘’Seni öldürürüm çabuk geri ver!’’ dedi ve bütün hızıyla Gezgin’in üstüne sıçradı fakat başarısız oldu. Gezgin o kadar hızlı hareket etmişti ki 199 onu görememişti bile, okulda ki hocalardan bile daha hızlı olabilirdi bu adam. Küçük kız hızıyla onları geri alamayacağının farkındaydı. Sağ elini kaldırdı ve avucunu açtı sonra sinirli bakışlarla karşısındaki adama baktı. Gezgin ona yaklaşıp 3 çikolatayı 199 eline tam bırakacakken.

‘’İstersen şimdi bunları sana veririm ve bir daha karşına çıkmam ya da benim öğrencim olur ve bunları kendi gücünle alırsın. Seçim senin.’’ Dedi. Bu beklenilmeyen teklif karşısında afallayan 199 yüzünde anlamsız bir ifade ile baktı. O bir şey demeden Gezgin. ‘’Hemen karar vermek zorunda değilsin ama karar verene kadar bunlar bende kalacak. Beş gün sonra kararını verisin. Senin gizli zulanda buluşuruz.’’ Dedi ve göz kırptı. 199 irkildi o yiyeceklerini sakladığı zulasının yerini kimse bilmiyordu…

Bir yalnız beş gün daha geçmişti belki bu sefer çok daha yalnızdı fakat bunu hiç hissetmedi. Çünkü aklından Gezgin hiç çıkmıyordu. Sahip olduğu eskisi kadar yakın olmadığı arkadaşına arada bir geldiğinde ona hiçbir şeyden bahsetmedi ve ilk kez onu umursamadı. Eşyalarını hazırladı ve zulasına doğru ormanın içine kimseye bir şey demeden yürümeye başladı.

Özellikle erken geldi zulasını kontrol etti Gezgin’le tanıştığı gün buraya gelmiş ve sakladığı bütün yiyecekleri almış ve zulaya da bir tuzak hazırlamıştı. Sonra ki günler gelip zulayı kontrol etti bir bozulma yoktu tıpkı bugün gibi.

Biraz sonra Gezgin’de geldi. Demek ki gerçekten de gizli yeri biliyordu. 199 kaşlarını çattı. Gezgin ona yaklaşırken oturduğu yerden.

‘’Ne zamandır beni takip ediyordun. Yoksa sapık misin?’’ dedi. Gezgin selam bile verilmeden sorulan soru karşısında.

‘’Bana daha önce çok şey diyen olmuştu ama sapık ilk kez. Hayır seni takip etmedim sadece daha önce buradan geçerken seni zulana bir şeyler saklarken görmüştüm ama sen beni görememiştin.’’ Dedi son cümlesinde gülerek. 199 hala siyah kaşları çatık şekilde ona bakıyordu. ‘’Peki kararını verdin mi benim öğrencim, başka bir değişle çırağım olacak mısın?’’ 199 Ayağa kalktı.

‘’Evet olacağım. Hadi gidelim ben hazırım.’’ Gezgin bir kahkaha patlattı.

‘’Bir yere gideceğimiz yok seninle bu okulda çalışacağız.’’ Hayal kırıklığı, 199 kendisini okula bağlayan bir şey yoktu Gezgin’in teklifini kabul etmesinin bir sebebi de buydu ama şimdi bütün hayalleri yıkılmıştı. Gezgin tekrar konuştu.

‘’Fikrin değişti mi?’’ 199 başını sağa sola salladı sonra sordu.

‘’Nasıl olacak?’’. ‘’Zaman zaman buraya geleceğim bazen haftada bir bazen ayda bir. Böyle olmasının nedeni senin dışında dört çırağım daha var.’’ Dedi göz kırparak. 199 ilgiyle dinlemeye devam etti. ‘’Element, Yaşam, Menzil, ve Orman okullarından.’’ Cebinden 4 tane zarf çıkardı. ‘’Bunlar onların sana yazdıkları mektuplar. Bunlar dışında haberleşmek yasak ve en önemlisi benim hakkımda en küçük bir sözcük olmayacak. Kural dinleyen bir çocuk değilsin ama sakın bu kuralı bozmaya kalkma çünkü anlarım ve anladığımda bir daha ne beni ne de çikolatalarını göremezsin. Anlaşıldı mı?’’ Pek bir şey anlamadığı halde başını aşağı indirip kaldırdı. Gezgin elindeki zarfları sırasıyla göstererek. ‘’Şimdi bu Element okulundan, kendine göre yaşayan Ateş. Bu Yaşam okulundan, diğer kız olan çırağım Ay onun ismini ben verdim. İlerde hem güçlü hem de başarılı bir şifacı olacak. Bu ise Menzil okulundan Yay eğlenceli ve neşeli bir çocuk aynı zamanda, belki duymuşsundur ‘Gerçeklik gözüne’ sahip. Buda sonuncusu Orman okulundan Dal o da kendi seçti ismini. Akıllı bir çocuk mantık üzerini hareket ediyormuş gibi dursa da duygusal yönü daha ağır basıyor.’’ Zarfları 199 uzatmadan bir soru sordu.

‘’Peki sana ne diyeceğiz?’’ 199 derin bir nefes aldı ve ilk kez sesli bir şekilde.

‘’Güneş olduğunda bile karanlık olabilen bir şey olan ‘Gölge’ diyeceksiniz.’’ Bu kelimeyi ilk kez sesli söylemek çok hoşuna giden bir duygu hissetmesine neden oldu. Bugün ilk kez tattığı bir çok güzel duygudan biriydi. Gezgin gülümsedi ve zarfları ona uzatırken.

‘’Erkek ismi gibi ama seçim senin. O zaman Gölge şimdi yapman gereken önce zarfları oku ve şu kağıtlara da sende onlara mektuplarını yaz. Sonra senin eğitime geçebiliriz.’’

Sırasıyla zarfları açtı ilk mektupta sadece tek cümle yazıyordu. Gülümsedi ve hızlıca çantasından çıkardığı en sevdiği kalemi ile tek cümle yazdı. ‘Merhaba bende GÖLGE.’ Noktayı koyduğunda istem dışı bir gülümseme oluştu. Sırada Ay’ın zarfı vardı. Ateş’in mektubuna göre oldukça uzundu. Kızın yazısı çok güzeldi gerçi kendi yazısı da fena değildi ama Ay’ki ile karşılaştırılamazdı. Cevabında kızın sordukları cevapladı Ay’ın yemek yapmayı sevdiğini öğrendiğinde bir soru yazdı ‘Tatlı yapmayı öğretebilir misin?’ Sırada üçüncü mektup vardı Ay’ı mektubundan kopya çekilmişti sadece sonunda ‘’NEŞENİ KAYBETME!’ yazıyordu. Şu an hiç olmadığı kadar neşeliydi zaten. Ona da sorularını cevapladı ama Ay’a yaptığı gibi başka sorular sormadı. Sırada son mektup vardı. Demek bu çocuk Orman okulundandı muhtemelen onu daha önce görmüştü. Onun mektubu farklıydı kendini tanıtmak yada Gölge hakkında sorular çok azdı genelde felsefi sorular vardı. Gölge bunları kısaca yanıtladı ve Dal’a aynı Ay yaptığı gibi farklı bir soru sordu ‘Yemeklerde tatlı olarak ne veriyorlar?’. Cevap yazma işini bitirdikten sonra kağıtları Gezgin’in verdiği zarfa koydu ve ona uzaktı gülümsememek içinde kendini zor tuttu. Çünkü karşısındaki adamın şu andaki hislerini bilmesini istemiyordu ona avantaj vermeyecekti.

Sonra sordu ‘’Şimdi ne yapıyoruz?’’ Gezgin zarfları cübbesine koydu ve geçen hafta gölgeden çaldığı çikolataları çıkardı.

‘’Tek yapman gereken bunları benden almaya çalışmak.’’ Der demez Gölge onun üstüne doğru hızlıca sıçradı. Gezgin ise daha hızlı bir şekilde kaçtı…

***