,

Occultic;Nine Tanıtım ve İnceleme!!

Yazar: Chiyomaru Shikura

Çizer: Ganjii

Stüdyo: A-1 Pictures

Tür: Bilim Kurgu, Gizem

Bölüm Sayısı: 12

Yayın Tarihi: 2016

MAL Puanı: 7.09 / 10

17 yaşındaki lise öğrencisi, işlettiği Kiri Kiri Basara isimli, gizemli olayların derlendiği blogu için doğaüstü olaylar konusunda nam salmış bir profesörle röportaj yapmaya gider ancak orada korkunç bir cinayete tanık olur. Üstelik odada bulunan kanlı bıçağa, cinayetin farkına varmadan önce dokunmuş ve parmak izi bırakmıştır. Aniden babasının ona verdiği ve uzaylılarla iletişim kurmasını sağlayan özel radyodan gelen bir ses ona Profesör’ün bir dişini sökmesini söyler. Gamon, cinayeti araştırırken kendisi gibi paranormal bazı güçleri olan 9 kişiyle tanışacaktır.

İlk olarak karakter sayısının fazlalığı ve tanıtımdaki hızlılık sebebiyle bana biraz Durarara!‘yı hatırlattı. Eğer sadece ilk bölümü izlerseniz bırakma ihtimaliniz çok yüksek çünkü ilk bölümde konu bütünlüğü 0. Daha çok karakter tanıtımına ayrılmış gibi olduğu için bir karakterden diğerine atlıyor ve verilen bilgileri kafanızda toparlama şansını bile bulamıyorsunuz. Ancak hemen sonraki bölümden itibaren ana karakterler birbiriyle bağlantı kurmaya başlıyor, dolayısıyla birlikte bulundukları sahne sayısı arttığından atlamalar azalıyor ve konu toparlanıyor. Önceden söyleyeyim eğer aralarda çıkan tarihlere dikkat edip kafanızda kronolojik bir sıraya oturtmazsanız kafanız çok karışacaktır çünkü seri boyunca böyle zaman atlamaları bulunuyor.

Anime Steins;Gate’in yaratıcısı tarafından yapılmış ve bunu anlamak da pek zor değil. Öncelikle en az onun kadar beyin yakıyor, teorilere izin veriyor, bilim kurguyla fantastiği mükemmel surette iç içe geçiriyor ve de resmen artık yapımcının imzası haline gelmiş olan şu noktalı virgülü adında taşıyor.

Karakter fazlalığı yüzünden isim ezberlemek çok zor, ben bile pek çoğunu hatırlamıyorum şuan o yüzden tam adları yerine lakaplarını ve kısaltmalarını hatırlamaya çalışın. Mesela Ryo-tas’ı hatırlamak bana kolay geliyor ama sorsanız gerçek ismi konusunda hiçbir fikrim yok. Bunun aksine karakterlerin tasarımı ilginç, karakter özellikleri bakımında büyük çeşitliliğe sahip. Ciddi ve mantıklısından tutun, en trolüne ve en doğaüstü meraklısına her tipi bulabiliyorsunuz. Geçmişleri pek fazla söylenmiyor ama tasarlanmış olanlar da başlı başına ilginç. Ama Allah aşkına şu Ryo’nun oppailer bu kadar büyük olmak zorunda mıydı sayın mangaka?

Seride en sevdiğim karakter Dedektif Moritsuka oldu. Bir türlü adını ezberleyemedim şunun, demin yazarken bile ne olduğunu hatırlamak için internette aramak zorunda kaldım. Sevmemin sebebi ise Sherlock Holmes’a bin basar analiz yeteneği, farkındalılığı, soğukkanlılığı, esprililiği ve yaşına uymayan görünüşü. Karakterlerin kurtulmasını sağlayan en temel bilgileri hep o ortaya çkarıyor ama tam olarak kim olduğunu bile başlarda anlamak zor, çok gizemli bir havası var.

Bana göre anime gizem konusunda şaheserlerden biri. Steins;Gate’e göre daha hızlı beyin yakıyor. Daha kısa olduğu için olaylar daha hızlı gelişiyor ve her bölüm mutlaka beni şok eden bir şey oldu. İyi tasarlanmış ve iyi işlenmiş bir anime ama Steins;Gate’te de olduğu gibi anlaması kolay değil, o yüzden de pek tutmamış sanırım.

Ecchi yok denecek kadar az, Ryo-tas’ı saymazsak tabi, o tek başına ecchi sayılır. Onun haricinde ise neredeyse hiç yok, hatta gerçekten hiç yok da olabilir. Ryo-tas’ın olayı ne derseniz, zaten ending’in klibinin onun üzerine olmasını görmem üzerine ileride çok önemli biri çıkacağını tahmin etmiştim ve tüm hikayenin anahtar karakteri çıkıyor. Asıl olduğu kişi hafızasından silinip gitmiş, sanırım ondan dolayı öyle davranıyor. Ayrıca en ciddi sahnede bile arka planda onu absürt hareketler yaparken görebiliyorsunuz.

Çizimleri bana göre Mekakucity Actors ile Durarara! arasında bir tarza benziyor. Tabi Steins;Gate‘e benzemesin beklemek imkansız çünkü çizimleri alakasız biri tarafından yapılmış, sadece senaryo aynı kişiye ait. Çizimler çok iyi olmamakla birlikte kötü de değil ama konuya göre biraz zayıf kalmış bana göre. Ve şu burunlar… Mekakucity’dekileri andırıyor ama onun aksine gölge de yok.

Animenin hem açılış hem de kapanış müziği efsane. Opening, Steins;Gate’in openingiyle tanıdığımız Kanako Itou’ya ait, endingin yapımcısını duymamıştım önceden ama o da çok güzel.

Seri boyunca ikide bir illüminati göndermesi var. Odd Eye (Tek göz) isimli organizasypndan tutun da 666’lara, masaların üstünde duran illüminati piramitlerine kadar serinin neredeyse her bölümünde rastlamak mümkün. Muhtemelen de özellikle yapılmıştır zaten.

Romantizm arıyorsanız maalesef çok nadir bulabileceğinizi söyleyebilirim. Zaten sabit bir ilişki yok gibi. En güldüğüm şey Nikola Tesla‘nın bile belki de yaptığından haberdar olmadığı şeylerin ona atfedilmesiydi, gizli kızını bile çıkardılar adamın yav, üstelik de Japon. Belki de adamın ömür boyu Japonya’ya adım atmışlığı yoktur. Ama bir şekilde bazı şeyler de gerçekten o yapabilirmiş gibi görünüyor. Sonuçta adamın bir süre uzaylıları kovmak için ışın silahı tasarlamışlığı var, paranormallerden çok uzak biri sayılmaz.

Final konusunda çok büyük sıkıntı var. Buradan sonrası spoiler olabilir. Açıkçası ana karakterin veya en azından ana karakter gibi görünen karakterin harcandığı anime bir bunu gördüm bir de Akame ga Kill’i ve her ikisinin finalinde de sövmüşlüğüm var hani. Gamon bana göre diğer herkesi kurtarıp kendini feda edecek bir karakter değildi, hiç de olmadı ama bir şekilde öyle yapıverdi. Tam bir hayal kırıklığı yaşadım.

Bu animeye benim kendi verebileceğim puanım sanırım 10 üzerinden 8. Kırdığım iki puan da dediğim gibi olayların karmaşıklığı ve bir de çizimler, bunun haricinde kötü bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Espri düzeyi de tıpkı Steins;Gate’teki gibi iyi ve hassas ayarlanmış, izleyiciyi sıkmıyor ve abartılı değil. Derken bu yazımızın da sonuna geldik, bir başka sefere görüşmek üzere 🙂

Daha fazla tanıtım için TANITIMLAR sekmesine tıklayabilirsiniz.