,

Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 7!


Merhaba arkadaşlar,

Manga okumak isteyen veya okuyacak yeni manga arayan arkadaşlar için okuduğum mangalardan öneri listesinin devamı ile yeniden karşınızdayım 🙂 Daha önceki öneri listelerinden haberi olmayanlar Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 1! , Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 2! , Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 3! , Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 4! , Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 5! , Mutlaka Okunması Gereken Mangalar 6!  bakabilirler 🙂

 

Blade of the Immortal

blade of immortal manga ile ilgili görsel sonucu

Tür: Aksiyon, Macera, Drama, Tarihi, Samuray, Süper Güç, Seinen

Cilt Sayısı: 30

Animesi Var Mı: Var

Devam Ediyor Mu: Hayır

 

Konusu:

Manji, sonsuz yaşam ile lanetlenmiş bir katildir. Lanetini sona erdirebilmesi ve geçmişindeki kötülüklerden arınabilmesi için 1000 adet kötü insanın hayatına son vermesi gerekmektedir. Manji yolculuğunda, öldürülen ailesinin intikamını almak isteyen Rin isimli bir kız ile karşılaşır ve ona intikamını almasında yardım etmeye karar verir.

blade of immortal manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Konusuna kısaca 1782 civarlarında geçen bir ronin hikayesi de, ölümsüz Manji’nin trajedisi de diyebiliriz.

Çizimler harika! Okurken dakikalarca aynı sayfayı incelediğim oldu. Özellikle dövüş sahneleri oldukça dinamik çizilmiş. Blade of the Immortal mangasında dövüş sahneleri her mangada karşınıza çıkmayacak cinstenler. Üstelik öyle abartılı, doğaüstü hareketler de yok. (Tabi Manji’nin ölümsüzlüğü dışında) Yani Blade of the Immortal bizlere dövüş sahnelerinin cılkı çıkmadan da gayet başarılı bir şekilde yapılabileceğini gösteriyor. Bana tek mantıksız gelen tarafı, Manji o kadar silahı kimonosunun neresine saklıyor hala anlayabilmiş değilim 🙂

Çizimler güzel ama araya çok sık, sayfa doldurmak amacıyla gereksiz panel konuluyor gibi geldi bana (örneğin;alakasız yerlerde birçok ayak odaklı çizim mevcut! nedenini anlayamadım, bunun mangakanın bir tür fetişi olduğunu düşünüyorum! 😀 ) Aslında bu çok büyük bir eksiklik değil. Sadece dikkatimi çektiği için yazdım.

Karakterler içinde sevmediğim bir tane bile yok. Bütün karakterlerin kendi yollarını çizmesi hikayenin birçok koldan ilerlemesini sağlıyor. İyi-kötü dengesi iyi kurulmuş. Arada psikopatlar çıksa da kötü karakterlerinde kendi sorunları, duyguları, düşünceleri iyi aksediliyor. Öte yandan iyi karakterlerimizin de kendi hırsları, günahları, yetersizliklerinin olması benim sempatimi kazanmalarını sağladı. Bazen kopan kol ve bacak sayısı abartılıyor. Aslında bu benim için bir eksi değil ama serinin bu yönünü sevmeyenler mutlaka olacaktır…

Sonuç:

Çok severek okuduğum bir manga ama herkese göre olduğunu düşünmüyorum.Yaş sınırının olması çok yerinde.Ayrıca şiddetten rahatsız olanlara göre de değil.

 

Hirunaka No Ryuusei

hirunaka no ryuusei manga vol 1 ile ilgili görsel sonucu

Tür: Komedi, Romantik, Okul, Shoujo

Cilt Sayısı: 12

Animesi Var Mı: Yok

Devam Ediyor Mu: Hayır

 

Konusu:

Kırsal kesimde yaşayan, 15 yaşındaki Suzume Yosano, babasının işteki transferi nedeniyle Tokyo’daki amcasının yanında yaşamak zorunda kalır. Tokyo’ya gelir gelmez kendisine yardım etmek isteyen tuhaf görünümlü gizemli biriyle karşılaşınca ürkerek hızla oradan uzaklaşır. Ancak bir süre sonra kaybolduğunu fark eder. Daha sonra bir çocuk parkında yorgunluktan uykuya kalan Suzume uyandığında kendisini amcasının evinde bulur. Amcasının yanında ise o “tuhaf görünümlü gizemli” adam vardır. Daha bu şoku atlatamadan yeni nakil olduğu okula geldiğinde bir şokla daha karşılaşır, o da; İstasyonda karşılaştığı o “tuhaf görünümlü gizemli adam” tamamen farklı bir kılıktadır ve kendisinin sınıf öğretmenidir! Okula alışma ve arkadaş edinmede sıkıntı yaşarken, kızlara dokunamayan ve kızlarla hiç konuşmayan “Daiki Mamura” ve Mamura’ya aşık olan “Yuyuka Nekota” ile arkadaş olmasıyla bir de üstüne hiç olmaması gereken birine aşık olmasıyla, yaşadığı olaylar giderek içinden çıkılmaz bir hal alır.

Hirunaka No Ryuusei manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Öğretmen – öğrenci ilişkisi konu shoujo mangaya gelince apayrı yerlere gidiyor ki bunu sevmediğimi söyleyemeyeceğim. Hemen konuya geçip karakterleri tanıtmak istiyorum. 15 yaşındaki kızımız babasının iş transferinden sonra, amcasında kalmak için taşradan büyük şehre yani Tokyo’ya gidiyor. Tokyo’ya vardığında amcasının işi yüzünden alamadığı Suzume, garip görünüşlü biri sayesinde yolunu buluyor. Sonradan ortaya çıkıyor ki bu kişiyi sürekli görmeye başlayacak… onun sınıf öğretmeni olarak!

Esas kızla, karakterlerle ilgili söylemek istediğim çok şey var ki böyle orta halli bir mangayı güzelleştirip yazarı takdir etmemizi sağladığını düşünüyorum. Suzume soğukluğu, saflığı, şaşkınlığı, sakarlığı ile öne çıkmayan, sevilesi bir karakter. “Ben sıradan bir liseliyim ya başıma niye bunlar geliyor” deyip kahramanlıklar yapan, delilikler böyle abuk subukluklar yapan ve hiç de sıradan olamayan tiplerden değil. Biraz daha nötr, ayağı yere basan, düşünme kabiliyeti olan biri. İçimizden biri olduğu için çok sevdik demeyeceğim, genel olarak sevilesi bir tip olduğu için sevdik. Gerçi sevmeyenleri de vardır. Kimileri duyguyla ve coşkuyla dolup taşan türde esas kızları seviyor. Tercih tabii.

Çizimlerin de yakalamada büyük rol oynadığı bir atmosferi var bu manganın. İfadeler hem komedi hem de drama ruhunu yansıtmada başarılı. Şimdi açık konuşalım, yer yer cıvık drama da var hikayede. Ama garip bir şekilde abartı değil, ki ona çok müsait olsa da sınırı çizebilmiş. Uçuşan saçlar, kaçamak bakışlar var ama nasıl desem, estetize edilmiş.

En başta dediğim gibi klasik bir shoujo olduğu için reklam ağzıyla devrim niteliğinde ürün beklememek lazım. Hikaye zorlama ilerliyor, tipik shoujo şablonunu kullanıyor.

Sonuç:

Hakkını verelim tabii, eli yüzü düzgün bir manga. Dünyanın en sığ ve sinir bozucu karakterlerini barındırmayan, eğlenceli ve okuması keyifli aşklı meşkli bir manga işte. Çok şey beklemeyen çok eğlenir.

 

 

Kyou Kara Ore Wa!!

kyou kara ore wa manga ile ilgili görsel sonucu

Tür: Komedi, Okul, Shounen

Cilt Sayısı: 38

Animesi Var Mı: Var

Devam Ediyor Mu: Hayır

 

Konusu:

Hikaye MITSUHASHI ve Itou’nun maceralarını anlatmaktadır. İlk başta bu ikisi düşmanlardır daha sonra iyi arkadaş olurlar. Onlar normal bir öğrenci gibi gözükseler de değillerdir. Onlar hep sorun yaratan tiplerdir. Bir çok insanlarla kavga ederler. One Piece’teki Zoro & Sanji, GTO’daki Onizuka & Ryuji, Slam Dunk’taki Sakuragi & Miyagi ikililerinin ilişkilerini andırıyor bu manganın iki ana karakteri.

kyou kara ore wa manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Konusundan bahsetmek gerekirse, ilk önce sizden tanıdığınız başroldeki aptal shounen karakterlerini unutmanızı isteyeceğim. Çünkü burada ana karakter bilindik shounen karakterleri gibi güçlü ama IQ’su düşük bir embesil değil, tam bir çakal. Çakal ve it. Serseri kelimesi bu adam için çok hafif kaçıyor o yüzden it diyorum. İşin tuhafı, özünde bir o kadar da iyi. Öykü ise 90lı yıllarda geçiyor, 80li yıllarda tüm dünyaya yayılan Bruce Lee etkisinin özümsendiği vakitler. Gençler hep bir yakuza olmak, herkese racon kesmek, herkese kendini ispatlamak derdinde.

Karakterleri ile birbirine zıt iki genç adam, Mitsuhashi ve İtou, aynı liseye başlayacaklardır. Fakat ikisi de ortaokuldaki sade imajlarından kurtulup liseye muhteşem bir giriş yapmak istemektedirler. İkisi de aynı kuaföre gidip kafalarını abuk subuk modellere sokup ayrılırlar ve ertesi gün okulun ilk gününde çok hoş biçimde tanışırlar. Daha sonra ayrılmaz birer ikili hale geleceklerdir. Ancak bu ikililik birbirine destek çıkmak manasında bir dostluk değil, genel olarak Mitsuhashi’nin birilerine itlik yapması ve İtou’nun Mitsuhashi’nin itliklerine tahammül etmesi ile anlamlanan bir birliktelik. (Saçma mı geldi? Okuyun anlayın.)

Ayrıca karakter çeşitliliği bakımından da One Piece ile rahat yarışabileceğini söyleyebilirim. Her bölümde farklı bir tip ortaya çıkıyor ve nasıl beceriyorsa Mitsuhashi her seferinde bu tiplerle papaz olmayı beceriyor.

Seride yok yok. Kan, ter, gözyaşı, aşk, nefret, aşk üçgeni, beşgeni, deli yürek, delibörek, racon kes, kabak kes, mafya, erkekliğin onda dokuzu kaçmak, ha bir de okul hayatı… Ancak serinin en kuvvetli yanı komedisi. Ağlayana kadar güleceğinizin teminatını veriyorum.

Sonuç:

Seri harikadır. Sözün özü okuyun okutturun 🙂

 

Sakamichi no Apollon ( Kids on the Slope)

Sakamichi no Apollon manga ile ilgili görsel sonucu

Tür: Drama, Müzik, Romantik, Okul, Josei

Cilt Sayısı: 9

Animesi Var Mı: Var

Devam Ediyor Mu: Hayır

 

Konusu:

Nishimi Kaoru babasının işi yüzünden şehirden şehire ve okuldan okula geçtiğinden, yeni okulundaki ilk günü onun için bir rutinden öte değildir. Zeki biri ve nakil öğrenci olduğundan hep dışlandığından, yine yapacağı şey buna göğüs gerip sıradaki nakli beklemektir. Ama bu sefer beklediği gibi olmadı. İlk, sınıf başkanı Mukae Ritsuko ile, sonra da, beklenmedik şekilde, Kawabuchi Sentarou ile yakınlaşır. Sentarou kavgacı, belalı kişiliğiyle bilinen, dersleri asan, iyi namı olmayan biridir. Garip olsa da, üçü müzikte ortak noktayı bulurlar, özellikle cazda, ve Kaoru bu yeni evini çok sevdiğini fark eder.

Sakamichi no Apollon manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Sakamichi No Apollon mangasına Japon arkadaşımın önerisiyle başladım. Sakamichi No Apollon bizi 1966 yılının yazına götürüyor. Kasabaya yeni tanışınan inek tiplemede ki karakterle, kasabanın cengaverinin gelişen dostluklarını görüyoeuz. Cengaver ineğe hayatın nasıl yaşanılacağını öğretirken, inekte cenvgaverimizi daha insani yapıyor. Bu iki karakteri birleştiren ise caz müziği. Cengaverimiz ‘Sen’ bateri çalıyor ve caz müziğine ilgisi var, ineğimiz Kaoru ise piyano çalıyor. Kaoru çocukluğundan itibaren sadece klasik müziğe ilgi göstermiş fakat Sen’in sayesinde caz ile ilgilenmeye başlıyor.

Manga neredeyse okunan herkes tarafından beğenilmiş. Ama ben karakterleri çok soğuk ve duygusallıktan yoksun buldum. Gruba ivme katsın diye eklenen Sentarou bile soğuk bir tipleme. Ritsuko ve Kaoru ise uyuzlukta Sen’den beterler. Yaklaşık 4-5 tane ana karakterimiz var hepsi birbirine platonik olarak aşık. Aşk üçgeni dörtgeni, alabildiğine tüm kombinasyonlar var. Tabi kimse aşkına da karşılık bulamadığı için ortam sürekli huzursuz. Karakterler yüzlerinde sürekli bir hüzünle dolaşıyorlar. Mangaya canlılık katsın diye ekledikleri fazla neşeli ‘queer’ karakter ise bende bu tipitip nereden çıktı tepkisi uyandırdı.

Çizim konusuna hiç girmiyorum. Çünkü Josei mangalarının çizimleri genelde kötü oluyor ama hikaye çok güzel oluyor.

Sonuç:

Sonuç olarak okuduğuma pişman olmadığım bir mangaydı.

 

Toradora!

toradora manga ile ilgili görsel sonucu

Tür: Komedi, Romantik, Shounen, Hayattan Kesit

Cilt Sayısı: 10+

Animesi Var Mı: Var

Devam Ediyor Mu: Evet

 

Konusu:

Lise ikinci sınıfa başlayan Ryuuji Takasu sevimli ve sıradan bir çocuk olmasına rağmen, belalı biriymiş gibi görünen bir yüzü olduğu için çevresindekiler ondan kaçınmaktadır.

Ryuuji okulun ilk günü en yakın arkadaşı Yuusuke Kitamura ve uzun süredir hoşlandığı kız Minori Kushieda ile aynı sınıfta olduğunu görünce çok sevinir.
Ancak beklenmedik bir anda “okulun en tehlikeli ve risk seviyesi yüksek yaratığı” denen ve aynı sınıfta olduklarını kısa süre sonra öğreneceği Taiga Aisaka’ya çarpar. Ufak yapılı ama oldukça vahşi bir kız olan Taiga da kendisi gibi arkadaşları, hatta ailesi tarafından bile dışlanan biridir.

Başta kavgayla başlayan ilişkileri, toplumdan dışlanmanın ortak derdiyle zamanla dostluğa ve sevgiye dönüşecektir.

toradora manga yorum ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Okulda tanışana dek karşı evlerde oturduklarını bile bilmeyen, iki yanlış anlaşılan ama içten içe sevilmek istenen insanın, aşklarına kavuşmak için el birliği vermelerinin hikayesi. Başlarda sıradan gibi giden ilerledikçe ilginçleşen ve sonra tekrar sıradanlaşan bir hikaye gidişatı var. Ama iyi mi? Evet iyi. Fazla yormayan, hafif karmaşıklaşmaya gider gibi yapıp yapmayan ki bence böyle olması da iyi. Hikayemiz güldürü şeklinde başlasa da giderek drama kayıyor. Başlangıçta ana karakterlerden biri olan Taiga’nın sinir bozucu kişiliği itici gelse de bir süre sonra yavaş yavaş değişmeye başlamasıyla daha doğrusu gerçek kişiliğini ortaya çıkarmasıyla zevklenen, romantik komedi tarzında eğlenceli bir manga.

Karakterlerin her birinin ilginç özellikleri var. Minori’nin enerjisi,Ryuuji’nin temizlik hastalığı ve aşçılığı, Ami’nin kendini beğenmişliği, Taiga’nın şiddet yanlılığı gibi. Bence Ryuuji karakteri seride en çok üzerinde durulması gereken insan o hakkaten sağlam bir karakter. Bu seriyi okuyanlar genelde Taigayı daha çok sever ama Ryuuji daha esaslı bir karakter. Annesinin geceleri neler yaptığını biliyor ama etrafına karşı hiç asi olmuyor sürekli sevdiği insanların iyiliğini düşünüyor. Tam bir temizlik manyağı ve süper bir aşçı bu iki özelliği bir erkekte olması o kişiyi takdire şayan kılıyor.

Sonuç:

İçinde bol bol komedi vardi, çizimleri çok hoşuma gitti. Özellikle kız karakterleri çok tatlı ve güzel yapmışlardı. Bol bol romantizm içeren çok güzel bir mangaydı.

 

 

Ore Monogatari (My Love Story!!)

Ore Monogatari!! manga ile ilgili görsel sonucu

Tür: Komedi, Romantik, Shoujo

Cilt Sayısı: 13

Animesi Var Mı: Var

Devam Ediyor Mu: Hayır

 

Konusu:

Gouda Takeo, lise birinci sınıf öğrencisidir. Ağırlığı 120 kg, boyu 2 metredir. Günlerini kızlar arasında süper popüler olan, henüz duyarsız olan çocukluk arkadaşı Sunakawa ile geçinip gitmektedir. Bir gün trenle okula giderken, Takeo Yamato adındaki bir kızı sapıklığa maruz kalırken kurtarır. Bu, Takeo için yeni bir hayatın başlangıcı mı olacaktır?

Ore Monogatari!! manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Konusundan kısaca bahsedersem ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak gibi; Takeo öyle görünmese de (çünkü boyu neredeyse iki metre) liseye yeni başlamış bir öğrenci. En yakın arkadaşı, okulda hatta bulunduğu her mekanda popüler olan Suna ve nedenini kendisi de bilmemektedir. İri görüntüsü hayatını zorlaştırsa da ve birçok yanlış anlaşılmaya neden olsa da aslında Takeo oldukça sevimli bir karakter. Bir gün metroda tacize uğrayan bir kızı (Rinko) kurtaran ve ona ilk görüşte aşık olan Takeo, kızın daha önce birçok kez başına geldiği gibi Suna’dan hoşlandığını düşünür. Dahası şimdiye kadar hiç bir kızın ilgisine karşılık vermeyen Suna’nın da ondan hoşlandığına kendisini inandırır. En yakın arkadaşı için duygularını görmezden gelen Takeo, Suna ve Rinko’nun bir ilişkisi olması için elinden geleni yapacağına dair kendi kendine söz verir. Peki aslında olanlar gerçekten sandığı gibi midir?

Evet, karakterimiz iri yarı birisi. Ve bu iri cüssesiyle doğru orantılı olan kocaman da bir kalbi var. Biraz da saf diyebiliriz, çoğu zaman da düz mantıkta bakıyor olaylara. Tabii bu durum genellikle hayatında trajik komik olaylar yaşamasına neden oluyor. Takeo sevgi dolu olmasına rağmen, korkutucu dış görünüşü yüzünden hiç kız arkadaşı olmamış. Dahası sevdiği kızlar hep en yakın arkadaşı Suna’ya ilgi duymuş. Yani Takeo’nun öğrenilmiş bir çaresizliği var.

Farklı arkadaşlıklara yelken açan karakterimizin içinde bulunduğu durumlar karşısındaki deneyimsizliği serinin can alıcı kısmı. Yavaş yavaş farklı duyguları yaşamaya başlayan Takeo ile birlikte okuyucu da hissediyor sanki bu duyguları. Ore Monogatari!! bunu okuyucuya geçirmeyi başarıyor. Diğer yandan Rinko ve Suna da oldukça ilginç karakterler. Yani karakter derinlikleri bir romantik komediye göre çok iyi. Üstelik manga arkadaşlık ve aile bağları üzerine de güzel birkaç kelâm ediyor.

Sonuç:

Seri shoujo olmasına rağmen aslında çok daha geniş bir kitleye hitap ediyor. Bu yüzden de gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

 

20th Century Boys

20th Century Boys manga ile ilgili görsel sonucu

Tür: Gizem, Drama, Tarihi, Piskolojik, Seinen

Cilt Sayısı: 22

Animesi Var Mı: Yok

Devam Ediyor Mu: Hayır

 

Konusu:

Kenji çocukluğunda rock n roll yıldızı olma ve dünyayı kurtarma hayalleri kurmuş, market işletmeciliği yapan sıradan biridir. Ard arda garip olaylar olmaya başlar. Çocukluk arkadaşlarından birinin esrarengiz intiharının ardından olayların kendi çocukluk anılarıyla bağlantılı olduğunu farkeder.
Kenji’nin daha çocukken oluşturduğu bir sembolü kullanan ve kendisine Tomodachi (arkadaş) diyen bir tarikat lideri ortaya çıkmıştır ve dünyayı yok etmeye çalışmaktadır. Tomodachi’yi durdurup dünyayı kurtarabilecek tek kişi ise Kenji’dir.

20th Century Boys manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Hikayemiz elli senelik geniş bir zaman aralığında sıçramalarla ilerliyor ve bize sunuluyor ama her şey 1969’daki masum bir çocuk oyunu ile başlamakta. Başkahramanımız Kenji Endo ve arkadaşları, 1969 yazında yaşadıkları mahallede boş bir arsaya kendi oyun evlerini inşa eden ilkokul çocuklarıdır. Küçük oyun evlerinde manga okuyup abur cubur yemekten fazla gayeleri olmayan çocuklar bir gün kendilerini dünyanın kurtarıcıları olarak tasvir ettikleri bir hikaye yazmaya girişirler. Dünyadaki büyük şehirlere hastalık saçan ve dev bir savaş robotuna sahip “büyük kötü”ye karşı savaştıkları bu hikaye çatısında çocukluklarının en heyecanlı yazını geçiren minik maceracılarımız, yazın bitişi ile hayal dünyalarından sıyrılmak ve realitenin içinde kavrulmak zorunda kalırlar.

Aradan yıllar geçer. Grubun lideri Kenji gençliğinde tecrübe ettiği başarısız müzik kariyerinin ardından babasının dükkanında çalışmaya başlamıştır ve ablasının kendisine bırakıp gittiği kızına bakmaktadır. Grubun diğer üyelerinin büyük kısmı da öğretmenlik, devlet memurluğu, esnaflık gibi işlerle uğraşmaktadır. Hayatın ruhları kemiren rutini 1997 yılında Kenji’nin çocukluk arkadaşı Donkey’in şüpheli ölümü ile bozulur. Donkey’in intiharı zamansız ve anlamsızdır. Kenji bu intiharı araştırırken aslında çok büyük bir planın içinde olduğunu öğrenir: Kendine Friend (Dost) diyen gizemli bir şahıs tüm Tokyo’yu ele geçiren büyük bir tarikat kurmuştur ve kahramanlarımızın çocuklukta yazdıkları hikaye üzerinden dünyayı yok etmeyi planlamaktadır.

Mangaların geniş ve yüzlerce sayfa alan anlatım metodu Urasawa tarafından oldukça verimli bir şekilde kullanılmış. Kenji ve arkadaşlarının 1969 dönemi ve özellikle Kenji’nin gençlik yılları hikayenin kilit noktalarını oluşturmasının yanında karakterlere derinlik verilmesi açısından da verimli bir şekilde işleniyor. Gerçekleşen olaylarda karakterlerin aldığı kararlar iyi oluşturulmuş arkaplan sayesinde inandırıcılıktan asla sapmıyor. Hikayenin her aşamasında kafalarda yeni sorular oluşuyor oluşmasına, ancak bu sorular okuru aptal yerine koyma gayesi taşımıyor.

Sonuç:

Gerilimi Tokyo sokaklarında görmek istiyorsanız 20th Century Boys’u kesinlikle okuyun.

 

Ristorante Paradiso

İlgili resim

Tür: Drama, Josei, Hayattan Kesit

Cilt Sayısı: 1

Animesi Var Mı: Var

Devam Ediyor Mu: Hayır

 

Konusu:

Hikâye; sayfiyeden gelen Nicoletta adlı kahramanımızın Roma’daki bir restoranı ziyaret edişini anlatır. Nicoletta, ailesi o küçükken boşandığı için anne tarafındaki büyükannesi ve büyükbabası tarafından yetiştirilmiştir. Yeniden evlenmeye çalışan annesi sonunda bunu başarmasına rağmen gene de Nicoletta’yı terk etmiştir. Ve Nicoletta’nın Roma’da ziyaret etmek üzere olduğu bu restoran, annesinin yeni eşine aittir…

Ristorante Paradiso manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Nicoletta 6 yaşındayken annesi başka bir adamla evlenmiştir. Yalnız annesinin evlendiği adam Nicoletta’nın varlığından habersizdir çünkü Nicoletta’nın annesi ondan söz etmemiştir. Annesi Nicoletta’yı büyük annesine bırakıp eşiyle Roma’ya gider. Yıllar sonra Nicoletta annesini bulmak ve olanları açığa kavuşturmak için Roma’ya gider. İlk işi üvey babasının çalıştırdığı restorana uğrar. Restorantta 35 yaş üstü ve okuma gözlükleri takan garsonlarla karşılaşır müşteriler de o garsonlara hayrandırlar. Başta buna pek bir anlam veremez. Daha sonra orada çalışan garsonlardan biri olan Claudio’ya aşık olmaya başlar. Nicoletta Roma’ya geldiğinden beri bulunduğu çevre sayesinde aşkın birçok halini görmeye başlar.

Klasik manga çizgisinden farklı, daha çok avrupa çizgisini kullanmışlar. Çizgisinden dolayı merak ederek okudum zaten. Konuyla beraber çıtır çerez gibi gidiyor. Karakterlerin günlük yaşamlarından alınan hikayelerle, ortamın verdiği sıcaklık birleştiğinde güzel bir manga oluşmuş.

Benim için kötü yan değil ama manga pek çok insanın hoşuna gitmeyebilir. Her şey fazlasıyla normal, vurdu kırdılı sahne yok,entrika denen şey yok denecek kadar az.

Sonuç:

Sakin, huzurlu bir okumak istiyorsanız tam size göre bir manga.

 

D.Gray-man

 

İlgili resim

Tür: Aksiyon, Macera, Şeytanlar, Shounen, Süper Güç

Cilt Sayısı: 10+

Animesi Var Mı: Var

Devam Ediyor Mu: Evet

 

Konusu:

Genç bir exorcist olan Allen Walker, Millenium Earl’ün yarattığı Akumaların eski formlarını görmesini sağlayan lanetli bir göze ve bir tür anti-Akuma silahı olan sol kola sahiptir. Allen, hocası tarafından İngiltere’de kendisi gibi diğer Exorcist’lerin bulunduğu bir karargâha gönderilir. Innocence taşıyan son derece nadir insanlardan biri olan Allen, Black Priest organizasyonuna katılarak Millenium Earl’ün planlarına karşı savaşmaya başlar. Yollarında ilerledikçe sorular, özellikle de Allen’ın geçmişiyle bağlantılı olan sorular, ortaya çıkmaya başlar.

D-Gray Man manga ile ilgili görsel sonucu

YORUM:

Kısaca, şeytan avcısı(exorcist) olan Allen Walker’ın Black Priest organizasyonuna katılarak şeytanlara ve onları yöneten Millenium Earl’e karşı verdiği mücadelesini anlatan macera tarzı bir manga.

Diğer shounenlerden ayrı bir havası vardır. Hemfikir olunan görüş ise sanırım karakter ilişkilerinin es geçilmemesi ve konu ilerleyişi bakımından diğer shounenlerden daha başarılı olduğudur. Tabi manga klasik shounen havasında başlıyor, birkaç karakter var sürekli maceradan maceraya koşuyorlar vs. ama sonradan çok daha derinleşiyor. Karakter sayısı bleach’teki kadar hayvani olmadığı için karakterleri daha iyi tanıma şansına erişiyoruz. Baş karakter olan Allen ise yine karşılaştırma yapacak olursam diğer baş karakterlere göre daha mantıklı bir gelişim gösteriyor.

Çizim tarzı harika. Karakterler iyi çizilmiş ve arka planlardaki gotik hava mangaya uyum sağlıyor. Karakter tasarımları çok başarılı. Allen’in masum yüz ifadesi, Lavi’nin çocuksu hareketleri ve yeri geldiğinde herkesten ciddi oluşu, Kanda’nın somurtkan suratı ve daha niceleri gerçekten görülmeye değer. Ayrıca bir Kanda ve Lavi gibi muhteşem taş karakterler yaratmış olan mangakaya laf atamam 🙂

Çok farklı konuları bir arada barındırıyor; trajedi, korku, savaşların yanında mutlu anlar ve kaliteli espriler de var. Farklı insanlar olduğu gibi olaylara farklı açılardan bakılabilmiş. Herkes benzer şeyleri düşünmüyor, kişilikler oturtulmuş. Tek kötü yanı romantizm pek yok.

Sonuç:

Uzun soluklu olmasına rağmen kalitesini kaybetmeyen muhteşem bir manga.


  • HitMachine

    ‘Manga’ kategorisi ile bu siteyi keşfettim. Baya güzel bir site, listeler de çok iyi.

    (Etiketlerde ‘UTLAKA OKUNMASI GEREKEN MANGALAR’ yazmışsınız :d )

    • Gin

      Listeleri beğenmene sevindim 🙂 Opps! Uyarın için teşekkürler Hemen düzeltiyorum 😀