, ,

Bir Efsanenin Çizeri : Eichiro Oda


Herkese merhabalar,

Uzun zamandır biraz yazı sıkıntısı çekiyorum. Son zamanlarda izlediğim animeler bende yazı isteği uyandırmadığı için arkadaşların yazılarını yayınlayıp sadece Facebook paylaşımları yaparken, dün bir takipçimizle aramızda geçen konuşma bana ilham kaynağı oldu ve karşınızdayım. Sitemizde eksikler ne konusunda biraz kafa patlatırken farkına vardım ki hiç mangaka tanıtımlarına yer vermemişiz. Bende bundan sonra bizi hayal dünyalarına davet eden ve harika misafirpervelikleriyle güzel dakikalar yaşatan büyük sanatçılarımıza yer vermeliyim diye düşündüm. Fırsat buldukça mangakaların hepsi hakkında bilgilendirici yazılar yazmayı düşünüyorum. İlk olarak Tanrı lakabıyla bilinen Eichiro Oda‘dan başlamam gerektiğine karar verdim. Bakalım One Piece‘i bize sunan sevgili mangakamız kimmiş ? 🙂 

Eiichiro Oda

One Piece gibi bir hazineyi bize kazandıran bu güzel insan 1 Ocak 1975 doğumlu .Mangaka olmaya nasıl karar vermiş diye soracaksanız ; kendimizi biraz sorgulamamız gerektiğini hissedeceğiniz bir cevap ile karşılaşacaksınız. Küçükken The Vikings hayranı olan Oda, bu sevimli çizgi filmi izledikten sonra hayranlık besleyip bir çizer olmaya karar vermiş. Hayır küçükken bende izlerdim bu çizgi filmi ve yaptığım tek şey Viki‘nin parmağı ve burnuyla yaptığı hareketler tekrar etmekti 😀 Eminim hepiniz hatırlayacaksınız.

Bahsettiğim hareket : 

Etkilendiği diğer bir yapım ise Dragon Ball. Sevgili  Akira Toriyama‘yı burada saygıyla anmadan edemiyorum çünkü bütün ünlü çizerler Dragon Ball’ın etkisinde kalmış durumda. O kadar efsane bir seri oluşturmuş ki etkilenmeyen efsane isim kalmamış. Eiichiro Oda‘da onlardan bir tanesi. Dr. Slump ve Dragon Ball‘dan etkilenen Oda, daha sonra 2007 yılında Akira Toriyama ile birlikte One Piece – Dragon Ball ortak yapımı manga yayınlamışlar.

Neyse efendim, dediğim gibi mangaka olmaya karar veren Oda, daha çocuk yaşta bir güreş mangası olan  Kinnikuman‘ın mangakasına Pandaman adında bir karakter çizmiş ve önermiştir. Önerisi o zaman kullanılmasa da daha sonra kendisi bütün çalışmalarında kullanmış. Özellikle One Piece‘de izlerine sık sık rastlamak mümkün 🙂 

1992 yılında 17 yaşındayken mangakalık karakterine başlayan Oda, Shounen Jump’da 3 farklı mangakaya asistanlık yapmış. Çalıştığı isimler ve tarihleri şöyle : 

Shinobu Kaitani ile Suizan Police Gang (1994)
Masaya Tokuhiro ile Jungle King Ta-chan (1992-1995)
Masaya Tokuhiro ile Mizu no Tomodachi Kappaman (1995-1996)
Nobuhiro Watsuki ile Rurouni Kenshin (1996-1997)

Benimde hayranı olduğum bir seri olan Rurouni Kenshin‘de çalıştığını öğrenmek benim için ayrı bir mutluluk sebebiydi 🙂 İlk çalışmaları sırasında Wanted çizimiyle bir Tezuka Ödülleri‘ne katılıyor ve ikinci oluyor. İşte o çizimin kapağı : 

Daha sonra diğer eserleri olan God’s Gift for the FutureItsuki Yakou ve  Monsters yayınlamış.  Sonrasında eserlerini One Piece ile birleştirmiş ve One Piece‘i ilk olarak One Shot şeklinde yayınlamış. Başlarda Zoro, Buggy‘nin tayfasındaymış ve onlardan ayrılarak hasır şapkalara katılmış. One Piece yayınlanlanmadan önce çok fazla değişiklik yapılmış. Hatta One Piece yolun başındayken Rurouni Kenshin mangakası Nobuhiro Watskui, Oda‘nın hatrı için kendi mangasında Enishi Yukishiro’nun adamı Gein‘in kullandığı bombanın üzerine Hasır Şapkalar‘ın korsan bayrağını resmetmiştir.

Daha sonra 1997 yılının Ağustos ayında One Piece çalışmasını tamamlamış ve ilk olarak OVA olarak yayınlanmış. Daha sonra TOEI Animation ile anlaşan Oda, kendisini dünya çapında üne kavuşturacak serisi için 20 yıllık süren çalışmalarına başlamış. İyi ki de başlamış diyoruz 🙂 

Eiichiro Oda‘nın evlilik kaderi de One Piece üstüne 😀 2002 yılında Shounen Jump Festa festivalinde bir Nami cosplayerı olan Chiaki Inaba ile tanışıyor ve çıkmaya başlıyorlar. 2005 yılında da dünya evine giriyorlar. Çiftimizin iki de çocuğu oluyor. (sanırım Oda, Nami severlerden 😀 )

Oda hakkında bazı bilgiler : 

-Eiichiro Oda, Nobuhiro Watsuki‘nin asistanlığını yaparken iş arkadaşı Hiroyuki Takei idi. Bu sebeple Oda, Takei’ye derin bir saygı duymaktadır.
-Oda, film yapımcıları Quentin Tarantino, Tim Burton ve rapçi Eminem‘im hayranıdır.
-Oda‘nın 3 favori filmi şöyledir: Seven Samurai, The Nightmare Before Christmas ve Young Guns.
-Oda‘nın favori gerçek korsanı Karasakal(Marlshall D.Teach)‘dir.
-Oda, One Piece çıkmadan önce bir Shounen Jump röportajında One Piece‘daki favori kötü adamının Buggy olduğunu söylemiş(bu konuda tamamıyla şaka yapmış.) Eğer Oda bir şeytan meyvesi yeseymiş Bara Bara no Mi olurmuş.
-Oda, meksika yemeklerinin hayranıdır.
-Jump Fiesta’da Oda kafasında bir balık kafası kıyafeti giymiştir. (Pandaman gibi başka bir karakter.)
-Oda‘nın çizim tarzı One Piece boyunca değişti. Bazı karakterler daha şirin ve genç hal aldı (örn. Chopper’ın melez formu). Bazı karakterler de daha olgun görünüşe sahip oldu(Hasırşapkalar önceki görünüşünden daha yetişkin bir hal haldı.)
-Oda‘nın ismi sık sık animede bulunan kitap sırtlarında geçer.
Bir SBS sorusunda Oda doğum gününün 6(rou=6) Ocak(ichi=1)’ta olduğunu onaylamıştır.
Bir Shounen Jump sorusunda “Eğer bir manga karakteri olsaydın, kim olurdun?” sorusuna Nico Robin olmak isterdim diye cevap vermiş. Ardından “eller çıkartıp 20 kez daha hızlı manga çizerdim” diye eklemiştir.
-Oricon anketinde “Hangi mangaka manga tarihini değiştirdi?” sorusunda sonuç olarak Eiichiro Oda 4. sırada yer almıştır. 

Bu bilgiler Vikipedia’dan alınmıştır 🙂

Şimdi de Oda‘nın çalışmalarını nasıl yaptığına dair bir röportajına yer verelim 🙂

En çok zaman alan şey neyin çizileceğine karar vermektir. Bu işe bir gün ayırırım. Mevsimi düşünürüm ve insanlara fikir danışırım. Fikirden hoşlanmadıysam canım çizmek istemez. Daha önce çizdiğim bir şeyi tekrar etmekten hoşlanmıyorum. Sadece hoşuma giden fikirleri çizmek istiyorum.Her sayıda çizmeyi istediğim bir sahne olur. Öyküyü bazı yönleriyle bu sahneye doğru ilerleyecek şekilde yaratırım. İllüstrasyonlar için de benzer durum söz konusudur. Çizmek istediğim bir illüstrasyon varsa, onun öncesindeki ve sonrasındaki öyküye ihtiyaç duyarım. Önce, karakterin o duruma itildiklerinde ne yapacaklarını düşünürüm, sonra çizmeye başlarım. Örneğin, bir kart oyunu sahnesi çiziyorsam, kimin kazandığına, kimin kaybettiğine ve kartların nasıl gittiğine karar veririm. Bu adam kazanıyor, öyleyse şu kadar kartı olmalı, derim. Her bir karakterin içinde bulunduğu durumu belirlemek hoşuma gider. Ne yaptıklarını bilmiyorsam karakterleri çizemem. Karakterlerin ne düşündüğünü bilmiyorsam yüz ifadelerini de çizemem. Dizinin çizimleri için de aynı şey geçerli. Ellerim çalıştığında beynim de çalışıyor. Aklıma hiçbir fikir gelmese bile çizmeye devam ederim. Karakterlerin yüzlerini sıra halinde çizmeye çalışırım. Sonra onlara ‘Bu hafta ne yapıyorsunuz?’ diye sorarım. O noktada öykü yavaş yavaş gelmeye başlar.Temel olarak, bu kameranın konumudur. Çizilen bir şey kameranın konumuna bağlı olarak tamamen farklı görünebilir. Anlaşılan ben genellikler kamerayı çok yakına yerleştiriyorum. Aslında hesap yapmıyorum ama sanırım bunu alışkanlık edindim, yapmazsam bir şey eksik kalıyor. Kamera uzaklaştıkça yakındaki figürlerle uzaktakiler neredeyse aynı boyuta geliyor. Yakın figürler çok büyük, uzaktakileri ise gerçekten küçük çizmek istiyorum. Bu yöntem resme derinlik kazandırıyor. Copic markörlere ek olarak, yakın tarihte ‘holbein’ marka renkli kurşun kalemler  de kullanmaya başladım. Güzel tonlardaki renkli kalemleri üç katlı bir kutuda sıralı halde duruyor. “150 renk var, ama çoğunu henüz kullanmadım[gülüyor]. Yakın zamanda çizmeye başladığım Edo resimleri için kullanıyorum.” renkler üzerine çok düşünürüm. Son versiyona başlamaya hazır olduğumda, illüstrasyonun küçük kopyalarını yaparım ve farklı renk kalıplarını denerim. Aşağı yukarı hangi renk kombinasyonlarını kullanacağıma o zaman karar veririm.”Bana kalırsa gölgelerde renk kullanmak için birtakım deneme yapmak iyi bir fikir. Gölge için yeşil alanlarda kırmızı, kırmızı alanlarda ise yeşil kullanın. Zıt renkler üst üste gelince, tüm gölgeler gri görünüyor ve bu resme istikrar kazandırıyor. Bunu bana bir güzel sanatlar mezunu öğretmişti [gülüyor].Genç erkek çocukları heyecenlandıran şeyler uzun süredir değişmedi. Çocukken okumayı sevdiğim türde işler ortaya koyabilirsem, onları bugünkü çocukların da seveceğine eminim. Manga dünyasında bazı eğilimlerin değiştiğini elbette hissedebiliyorum… Ama sonuçta manga değişmemeli. Bu eskileri çizmeye devam edeceğim anlamına gelmiyor. Aksine ‘yeniliğe’ ihtiyaç var.”Dünyaya bir ‘korsan mangası’ sunduğum anı asla kaçırmamam gerektiğini söylemek istiyorum; bu daha önce denenmemiş bir konseptti ve okurlar çok beğendi. O an ONE PIECE’i sunduğum andı. Dolayısıyla sanatçıların her zaman yenilikçi, ilgi çekici mangalar yapması gerekli. Buna ‘koruma’ diyebilirsiniz.”

 

 


  • Enes Ensar

    Mangasını baştan başlayıp güncele geldiğim tek manga. Boyle bir eseri bize verdigi icin ne kadar tesekkur etsek azdir.

  • Çok güzel bir çalışma olmuş.Devamı gelir umarım. Akira Toriyama ve Goril Mangaka Hideaki Sorachi bölümlerini sabırsızlıkla bekliyorum.