,

Bir Anime Severin Fantastik Eseri ; Kralsız Ülke : Yaşam Taşı


Herkese merhabalar,

Geçenler de tanıştığım ve sağlam bir anime sever olduğunu öğrendiğim Yasin Yarış isimli arkadaşımızla güzel bir muhabbet yaptıktan sonra aslında bir yazar olduğunu öğrendim. Benden kitabımı  bir anime sever olarak okuyup inceler misin?” diye rica etti. Bende memnuniyetle kabul ettim ve içerik olarak oldukça sürükleyici ve marjinal bir kitap olan Kralsız Ülke : Yaşam Taşı kitabını okudum. İzninizle büyük bir keyifle okuduğum ve okurken sizde anime izler gibi hisler uyandıracak bu kitabı sizinle paylaşmak istiyorum 🙂

Öncelikle kitabımızın konusu ile başlamak istiyorum. Konumuz İmparatorlukla yönetilen bir ülkede insanlar normal hayatlarına devam ederken , yetim kalan kimsesiz çocukların devletin gizli okullarına gönderildiği bir dünyada geçiyor. Bu okullar Element, Yaşam, Orman, Menzil ve Sır okulları olarak özelliklerine göre ayrılıyor. Yetim kalan çocuklardan Yaşam Sanatı yeteneklerine sahip olanlar özelliklerine göre bu okullara gönderiliyorlar. Bir gün gizemli bir adam olan Gezgin adında birisi bu okulları ziyaret ediyor ve en başarılı öğrencilere öğrencisi olmaları için teklifte bulunuyor. Element okulundan Ateş, Yaşam okulundan Ay, Menzil okulundan Yay, Orman okulundan Dal ve Sır okulundan Gölge öğrenci olma tekliflerini kabul ediyorlar. Birbirinden farklı ve havalı karakterlere sahip bu beş çocuk için Gezgin‘in hazırladığı bazı şartlar var. Birincisi hepsi birbirine belirli aralıklarla mektup yazıp, haberleşecek. Bu mektupları Gezgin taşıyacak fakat mektuplarda Gezgin‘den ve eğitimlerinin nasıl olduğundan bahsetmek yok. Sadece kendilerinden bahsedip, arkadaş olmak için olacak mektuplar. İkinci şart ise gerçek hayatta Gezgin söylemedikçe kesinlikle buluşmayacaklar. Böylece 10 yaşlarındayken birbiriyle mektuplaşmaya başlayan gençler, 8 sene boyunca birbirlerine mektup yazmaya ve Gezgin‘le olan eğitimlerine devam ediyorlar. 8 senenin sonunda nihayet eğitimler bitiyor ve birbirleriyle buluşma günleri geliyor. Birbirleriyle buluşabilecekler midir ? Buluştuktan sonra onları neler beklemektedir ? Gezgin’in onları eğitmekte ki amacı neydi ? Gezgin  kimdir ? Bu soruların hepsi kitabımız da 🙂

Öncelikle söylemek istediğim kitabın ülkemizde çok az örneği bulunan bir tür olan fantastik türde olmasının beni çok mutlu ettiği. Ülkemizde ne yazık ki her türlü girişim dalga konusu olduğu için fantastik türde, ister film sektörü olsun ister kitap, insanlar bir şey üretmeye korkar hale geldi. Herkesin göz ardı ettiği, bu gerçekten yaratıcılık isteyen özel dünyayı bize yazma cesaretini gösterdiği için yazarımız Yasin Yarış‘a tüm içtenliğimle teşekkür ediyorum.

Kıralsız Ülke : Yaşam Sanatı oldukça sürükleyici bir eser olmuş. Bitirmem iki günümü aldı diyebilirim. Kitabın başlangıcından sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum. Kurgulanan dünya oldukça yaratıcı ve fantastik bir dünya. Karakterlerin yetenekleriyle özdeşleşen kişilikleri oldukça severek okuma sebebiniz oluyor. Kitap tanışma hikayeleriyle başlıyor. Bütün hikayeler oldukça kendine münhasır. Gezgin‘in hepsine karakterlerine göre kendisine kişilik biçmesi güzel bir detay olmuş. Mesela Ay çok duygusal bir kızken, Gölge oldukça güçlü bir karakter çiziyor. Yay oldukça umursamaz ve hayalci birisi iken, Dal oldukça mantıkçı ve realist olarak karşımıza geliyor. Bu çocuklara eğitim veren öğretmenin her öğrencisine özel olarak kişilik değiştirmesi günümüz Çağdaş Eğitim Modeli‘ne güzel bir örnek olmuş bence. Buradan eğitimci arkadaşlara önerilir 😀 Diğer dikkatimi çeken ve beni mutlu eden yanı kadına zayıf ve pasif bir rol çizmemesi oldu. Kitabımızın baş kötü karakteri Kızıl Ahtapot bir kadın. Suikast yetenekleri ve kişiliğiyle genel kitle tarafından çok sevileceğini ve popüler olacağını düşündüğüm karakter olan Gölge bir kadın. Bu yorumum için tepki gösterebilirisiniz ama benim için oldukça önemli bir detaydı. Dikkatimi çeken ve diğer kimisi tarafından önemsiz olarak görünebilecek olmasına rağmen bana göre önemli olan bir detay ise kitapta argo ve küfür adına pirim yapabilecek bir dilin kullanılmamasıydı. Özellikle günümüzde çıkan eserleri göz önüne alırsak küfür oldukça yerleşen ve üstünden pirim yapılan bir etken haline geldi ve ben bundan gerçekten hoşlanmıyorum. Kitap ile ilgili en sevdiğim özellik ise : Kitabı okurken bir animenin ilk sezonunu izler gibiydim. Ya da fantastik bir diziyi. Ya da yapımına milyonlarca dolar harcanmış fantastik bir filmi. Kitap sanki okurmuşçasına değilde izlermişçesine ilerledi benim için. Yazarımızın anime sever olduğu çok belliydi. Küçük detaylar da ben One Piece, Fullmetal Allchemist Brotherhood ve Naruto gibi animelerden benzetmeler hissettim. Yanlış anlaşılmasın onlardan kopyalanmış demiyorum. Esinlenilmiş ve bunu sadece anime izleyicisinin anlayabilecek olması beni ayrı mutlu etti çünkü kitle arasında bize ayrı bir yer verilmiş gibi hissettim. Bir nevi VIP sayıyorum bizi 🙂 Diğer bir konu ise kitabın sonunda sizi büyük süprizlerin beklediği 😀 Aklımda neden …? Nasıl …. ? Kim …?  gibi bir ton soru dolanıyor 😀 Kitabın ikinci serisini büyük bir merakla bekliyorum. Bizim için ikinci sezon ibaresini kullanmak daha uygun olacak sanırım 🙂

Şimdi diyeceksiniz ki kitabı bu kadar övdün. Hiç mi kötü yanı yok bu kitabın ? Olmaz mı 😀 Hemen listeliyorum 😀 Türkçe‘yi biraz katletmiş yazarımız. Türkçe imla kurallarına hiç dikkat edilmediği gibi okurken yazarın cümleyi düşünürken iki düşünce arasında kaldığını ve ortaya çıkan şeyin karmaşık bir kullanım olduğunu görünce biraz gülümsemeden edemedim. Yazarımızla konuştuğumda ilk kitabı olduğu için editör desteği alamadığını öğrendim. Bunun üzücü olduğunu biliyorum ama yazar olarak en kısa zamanda Türkçe kullanımını öğrenmesini şiddetle tavsiye ediyorum çünkü devam serisi şeklinde gelecek olan bu seriyi daha özenilmiş olarak okumak istiyorum. Kitabın bir diğer eleştireceğim tarafı da bazı olayların geçişinin hızlı olmasıydı. Yani biraz daha uzun sürebilirdi. Biraz kısa olmuş dediğim anlar oldu okurken. Özellikle savaş sahnelerinin biraz daha heyecanlı ve epik olması harika olurdu diye düşünüyorum 🙂

Kitabın her karakteri için aklımda bir anime karakteri oluşmuştu 😀 İzninizle onları sizinle paylaşmak istiyorum 🙂

Ateş – Rei Oogami

 

Ay – Sawako Kuronuma 

 

Dal – Kyoya Ootari

 

Gölge – Kirigiri Kyouko

Yay – Shikamaru Nara 

Serçe – Asuna 

Hançer – Lelouch Lamperouge 

Kızıl Ahtapot – Karin

Kızıl Kalkan –  Kaneki Ken 

 

Her türlü o kadar emeği veren ve tek başına mücadele eden yazarımızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum ve hayatı boyunca ödüller silsilesine girecek kitaplar yazmasını temenni ediyorum. 

TEŞEKKÜRLER YASİN YARIŞ….