,

Berserk Tanıtım


Öncelikle bu yazıyı okuyanlardan ricam yazıyı okur ve animeyi izlemek isterseniz(ki isteğim sizlere bu güzel animeyi sevdirebilmek ve zevk içerisinde bu animeyi izlemenize vesile olmak); lütfen karakterlerin duygularını, neler düşündüklerini, hislerini kavramaya çalışarak izleyin. Bu şekilde anime gerçek seyir zevkini sizlere sunacaktır 🙂 . Animenin seyir zevkini bozmamaya çalışarak ve detaylara fazla girmeyerek seyirciye her şeyi bu yazıda sunmamak amacıyla; bazı etmenler göz önüne alınmadan ve hatta yokmuş gibi davranılarak animenin bazı zenginlikleri içerisinde kalacak şekilde, animemizi kendi bakış açımdan ele alacağım…Bu yazıyı okuyarak olacaklar hakkında sadece bir fikir sahibi olacaksınız. Yazının uzunluğuna kıyasla izlemeye başladığınızda bahsedilmeyen ne kadar çok şey olduğuna şaşırmanız mümkün.

 

Berserk, adından da anlaşıldığı üzere bir savaşçı üzerine bir savaş animesi gibi gözükse de birinci sezonunun sonlarından itibaren bizi farklı diyarlara götüren, yeri geldiğinde Orta Çağ Avrupa ülkelerinin içinde bulunduğu dini duruma mangakanın kendi bakış açısından dokunuşlarda bulunan, yeri geldiğinde bizi seyir zevki yüksek savaş sahneleriyle buluşturan bir fantazi dünyasına sahip. Berserk bir çok konu bakımından ele alınabilecek kapasitede bir animedir. Bunlara değinmek gerekirse; hepimizin bildiği dünya ve mangakanın bizim dünyamızın içine gizlediği kendi dünyası şeklinde bir sınıflandırma yapmak hiçte yanlış olmayacaktır.

Hepimizin bildiği dünyada, küçük bir paralı asker olan ana karakterimiz Guts’la maceraya başlıyoruz. Animemiz başlar başlamaz Guts bir savaşın içerisinde bizi karşılar ve hücum rolünü üstlenen tarafta savaşmaktadır. Savunma tarafında savaşan Şahin Takımı adındaki paralı askerlerden oluşan bir birlik nedeniyle kuşatma bir hayli uzamış. Bir türlü uğruna savaşılan kale ele geçirilememişti. Ta ki Guts savunma hattında tek seferde otuz adamı katletmesiyle bilinen Bazuso’yu saf dışı bırakarak bu savaşa bir son verene kadar. Başka bir savaşa katılmak üzere yola koyulan Guts’ın yolunun Şahin Takımı’nın dinlenme noktasından geçmesi sonucu iki en iyi arkadaş olacak olan Griffith ve Guts’ın kaderleri burada kesişir.

Griffith de Guts gibi gençtir ama genç olmasına rağmen aynı zamanda Şahin Takımı’nın lideridir. Griffith, Guts’ı savaşta görmüş ve ondan etkilenmiştir. Yoldaşları tarafından daha önce görülmemiş bir şekilde birinin (Guts’ın) kendisine katılması için ısrarcı bir tavır sergilemiş ve dik kafalı Guts’ı düelloda yenerek anlaşma gereği Guts’ın sahibi/efendisi olmuştur. Guts üstün savaş gücü ve savaş yetenekleriyle yıllar içerisinde Şahin Takımı’nın ikinci adamı akıncı komutanı, Griffith’in de en yakın arkadaşı haline gelir.

Griffith’in hayali kendi krallığına sahip olmaktır, tabi ki soylu olmayan birisi için böyle bir şey söz konusu değildir ama Griffith sıradan bir insan değildir. Tam bir savaş dehası olmasının yanı sıra,kibar bir beyefendi olması, sürekli olarak okuması, politika konusunda son derece bilgili olması bir yana amacına ulaşabilmek adına yoluna çıkan engelleri aşabilmek için gerçek anlamda  her şeyi yapabilecek kadar gözü kara olmasıyla kimse onun önünde duramamaktadır. Fırsat eline geçtiğinde zor bir durumda olan Midland Krallığı’nın bu durumundan faydalanarak ordusunun ardı ardına zaferleriyle kralın gözünde oldukça güven verici bir mevkiye gelmiş ve kısa sürede kralın Griffith ve Şahin Takımı üyelerini soylu ilan etmesiyle Griffith’in hayalleri için gitmesi gereken çok az bir yolu kalmıştır.

Griffith için her şey buraya kadar yolunda giderken; bir baloda prenses Charlotte’ a söylediği bir şey Guts ve aynı zamanda tüm anime için bir dönüm noktası olur. Griffith’e göre onun gerçekten arkadaşı olan birisi kendi hayali uğruna gerekirse Griffith’i bile karşısına alabilmelidir. Bu sözcüklere kulak misafiri olan Guts hayalini sorgulamaya başlar ve en başından beri sahip olduğu şeye; kılıcına bakar, hayalinin en güçlü kılıç ustası olmak olduğunu düşünür ve Şahin Takımı’ndan ayrılmak için hazırlık yapar. Guts’ın niyetini anlayan bazı üyeler ve hatta Griffith Guts’ın yolunu keser. Griffith ve Guts arasındaki bir düello ile her şey aynen en başta başladığı gibi yine bir düelloyla biter. Ancak bu sefer kazanansa, tek bir hamle sonucu Guts olur ve Guts resmen Şahin Takımı’ndan ayrılır.

Bu olayın Griffith için hayal edilebileceğinden çok daha büyük bir yıkım olduğuysa Griffith’in mantıksız hareketler yaparak bunun sonucunda zindanda işkence görmesinden, Şahin Takımı’nın vatan haini olarak ilan edilmesi ve Midland ordusu tarafından yok edilmeye çalışılmasıyla gayet iyi bir şekilde ifade edilir. Tabi ki Guts bunları öğrendikten sonra gidip Griffith’i kurtarır ama artık çok geçtir… Buraya kadar hepimizin bildiği dünyadan sapmayan animemiz; orta çağ koşullarını, savaşı, dostluğu, aşkı, hüznü, hırsı bize sundu. Ancak buradan itibaren animemiz ilk bölümünde gerçek yüzünü gösteren (fantastik olayların gerçekleştiği)  yazarın dünyasına doğru kayar. ( Medusa tarzı doğa üstü yaratık tiplemelerinin olduğu kısım 🙂 )

Griffith’in animenin başından beri sahip olduğu bir tılsım aniden bizi şeytanların somut olarak insanlara müdahale edebildiği bir dünyaya sürüklemekle kalmıyor; bu şeytanlarla güç için anlaşma yapan bir Griffith ile akıl almaz olaylar silsilesi gelişmeye devam ediyor. Bir ihanetin yanı sıra bir intikam ateşi yanmaya başlıyor ve sezon iki itibariyle görüntü kalitesi inanılmaz derecede artan, hikayesi çok farklı bir boyutta olan, şeytanların Guts’ı yiyip bitirmeye çalıştığı Griffith’in ise aynı hayal uğruna tekrar ama onlarca kat daha hızlı bir şekilde ilerlerken intikam hırsıyla onu takip eden Guts’ı izlemeye başlıyoruz.

Görüntü kalitesinin artmasıyla birlikte artık; doğa üstü varlıklarla savaşan inanılmaz derecede güçlü bir insanın etkileyici güç gösterisi bizleri bekliyor. Animenin geldiği bu boyutta kendimizi troller, ruhlar, cadılar, elfler, kahinlerin var olduğu muhteşem bir dünyada buluyoruz. Şeytanlarla savaşarak hayatta kalmaya çalışan bir insan bir yana rahiplerle, dinin yanlış yönlendirme sonucu kötüye kullanıldığını; gerçeklerin anlatılanlardan çok daha farklı olduğu düşüncesinin gözler önüne serildiği bir ikinci sezon geçiyor.

Şu anda bulunduğumuz sezon üçün içerisinde karakterlerimiz aynı süreç içerisinde sürüklenmeye devam etmekte. Hala gizemini koruyan ruhlar konusunda ise çok daha fazla gelişme olmakta ve bende serinin devamını merakla beklemeye devam etmekteyim… Özellikle Guts’ın o kılıç olduğuna inanması güç olan devasa metal yığınının içerisindeki bir gizem;  ‘Şeytanlarla anlaşma yapan birine karşı sıradan bir insan en fazla ne yapabilir ki?’  sorusuna çözüm olacak gibi görünüyor.

 


  • Guplok

    Fazla soze gerek yok. Hala izlemediyseniz gecmis olsun diyin bitirelim. (Yada okumadiysaniz)